Murat Kaplan: PASOLİG iktidarın akrabasına yarattığı bir durum

Taraftar Hakları Derneği İstanbul Temsilcisi Murat Kaplan, "Pasolig bizce iktidar partisinin kendi yandaşına ekonomik alan yaratmak için uydurulmuş fiyasko bir iş" dedi. 

Neden Taraftar Hakları Derneği: Futbolla ilgili pek çok gelişme yaşanıyor, pek çok karar alınıyor tüm unsurlar kulüp yöneticileri, siyasetçiler olan bitenin içindeyken taraftar yine seyirci kalıyor. Taraftar Hakları Derneği, spor dünyasında olup bitenlerle ilgili taraftarın da katılımcı olarak karar alma süreçlerine dahil olması gerekliliğinden yola çıkarak kuruldu. Önlerinde büyük bir mücadele var. Pasolig uygulamasını kaldırmak...

Taraftar Hakları derneği İstanbul Temsilcisi Murat Kaplan, Arat Saadetyan ve Andaç Akman sorularını yanıtladı. 

vivaspor'da yer alan söyleşi şöyle: 

Taraftar Hakları Derneği nasıl kuruldu?

Taraftar Hakları Derneği İzmir merkezli. Göztepe, Karşıyaka ağırlıklı. Önce bir fikir olarak ortaya çıktı. Taraftarların sorunları, deplasmana gidildiğinde taraftarların yaşadıkları sorunlar, onların haklarını hukuksal zeminde koruyacak bir oluşumun gerekliliği üzerinden ortaya çıktı. İlk gündemdeki sorun deplasman yasağıydı, Pasolig sonradan çıktı. İlk başkanlığını Göztepe’den Devrim arkadaşımız yaptı. 2012’de kurduk.

TARAFTARIN SORUNLARINI ORTAK AKIL ÜRETEREK ÇÖZMEK İSTİYORUZ

İlk İzmir ardından İstanbul geldi anladığım kadarıyla

İzmir’de kuruldu. İstanbul’dan Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarları, İzmir’den Altay, İzmirspor eklemlendi. Şimdi çok daha geniş bir katılıma sahibiz. Pasolig 6222 Yasası çıkınca tüm taraftarların fikirlerini birbirine rahatça ifade edebileceği bir platform oluştu. İlk yıl İzmir Foça’da taraftar kampı yaptık. Bu sene İzmir Üniversitesi’nden panel yapıldı. Taraftarların sorunlarını üstmerci gibi, tüm tarafların davetli olduğu, taraftarlar, hukukçular, spor bilimciler gibi ortak akıl yürüterek çözüm üretmeye odaklıyız. Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Eskişehir’de şubelerimiz var. Dernek görevlisi olanlar şehir değiştirdikleri zaman gittikleri şehre taşıyorlar ilişkileri. Antalya, Bodrum gibi yerlerde de böylece temsilciliğimiz oluştu.

ŞOV DEDİĞİMİZ TÜM ENSTRÜMANLARI TRİBÜNDEN SİLDİLER
Karşılatığınız zorluklar nelerdi?


Tribün kültürü kendi içinde başka bir kültür. Doğası gereği, şiddetin, küfürün, kadının dış planda tutulması gibi etken var .Bunlarla uğraşmak bile büyük sıkıntı. Rakip taraftar ile konuşuyorsun, “Arkadaş bizim böyle bir sorunumuz var deplasman yasağımız var, bunun için bir imza kampanyası bir etkinlik yapalım” diyoruz iletişimi zor kuruyorsun çünkü doğalında senin rakibin. Diğer yandan iktidarın kendisinin yarattığı zorluklar var. Pasolig, e-bilet, deplasman yasağı, meşale yasağı, gürültü yasağı. Şov dediğimiz tribünü süsleyen tüm enstrümanları sildiler zaten. Davuldan başladılar, meşaleden devam ettiler, o pankart girer o giremez yasakları başlıyor. Biz dernek olarak sık dile getiriyoruz. Maçlardan önce toplantı yapıyor il müdürlüğü. Bu toplantılara emniyet müdürü gidiyor, kulüp yöneticisi gidiyor ama taraftar yok. Böyle birşey olamaz. O taraftarların oyları ile seçilmiş insanlar. Seçilmişi çağırıyorsun, armanın peşinden giden insanların görüşünü yok sayıyorsun. Beşiktaş- Karabük maçı. Kardeş takım bunlar. Kalearkasında küçücük bir yer veriyorsun. Aç tribünü, aç! Karabük’te para kazansın. Güvenliğinizi alacağız. Neyin güvenliğini sağlıyorsun. Hangi tribün küfür etti, o tribün küfür etti, o tribünü kapat, böyle bir mantıkla futbol yönetiliyor. Siyasi iktidarın her alanda uyguladığı baskı stadyumda da var. Aman başıma iş gelir, aman alırım çekirdeğimi maçımı izlerim.

Pasolig’e tepki Gezi direnişinden sonra mı ortaya çıktı

Orda anlamlandı, çünkü Gezi direnişindeki talepler her yerde yer aldığı için burada çıkmış gibi gözüktü, biz ondan önce İzmir, İstanbul ve Ankara’da söyleşiler düzenledik, üniversite hocaları ile. Gezi ülkenin bütün sorunlarını ortaya çıkaran bir eylem olduğu için bu sorun da güncel oldu. Gezi’de en büyük etkiyi gösteren taraftar grupların iyi bir şekilde yer almasıydı. Başta ÇArşı olmak üzere, Beşiktaş taraftarı olmak üzere… Türkiye’de yapılan tüm gezi eylemlerinde Beşiktaş bayrağı görürsünüz. Bizim için iyi bir mecra oldu. Bu durumu daha çok dile getirdik orada.

PASOLİG FİYASKO BİR İŞ

Pasolig’in en büyük savunusu şiddet doğru mu bu?

Pasolig bizce iktidar partisinin kendi yandaşına ekonomik alan yaratmak için uydurulmuş fiyasko bir iş. Türkiye’de çok az sayıda şubesi olan bir bankaya ihalesiz bu işi veriyorsun. Ver tüm bankalara. Bir de bakalım. Bir kart, tüm parti grupları imzaladı, ondan Sonra CHP, HDP karşı çıktı. MHP’den kısık sesler. Ben taraftara kart vereceğim, bu kart ile kimlik belli olacak, koltuğu beli, yeri belli maçı izleyecek diyor. Bakıldığında mantıklı görünüyor ama dünyada bunu kulüpler yapıyor özel bir banka yapmıyor. Sen benim maçıma geldiğinde taşkınlık yapıyorsun seni ben stadyumuma almıyorum diyor kulüp ya da seni stadyuma alıyorum şu parayı verirsen şuraya bu parayı verirsen buraya oturursun diyor. Pasolig uygulaması bilet alıyorsun eft işlemine ücret veriyorsun, yıllık ücreti bir kere alacağız dediler bu sene bir kez daha aldılar. Sistemin hayatımıza soktuğu şeyler kredi kartlar .Bu bankanın Ordu’da şubesi yok. Ordu’da çalışan işçi 1100 lira maaş alıyor, yılda dört maça gittiğini düşünün, 15 lira kart alacak, 12 lira Eft, bilet alacak. İnsanlar göz göre göre böyle soyulamaz. Bizim önerimiz kulüp satsın insanlar aidiyet duydukları kulübe maddi destek vermiş olsun. Buradan dolayı bir çıkar ilişkisi var. İkincisi madem şiddeti önleyecekler, bu sene Türkiye Futbol Federasyonu’nun kulüplere en fazla ceza kestiği sene oldu ve sebepler küfür etme, sahaya yabancı madde atma gibi şeylerdi. Tribünde oturuyorsun, pasolig’i aldınız, çekirdek çitliyorsunuz, arkanızdan bir grup küfür ediyor ama o tribün ceza alıyor hak mağduriyeti var. Tüm kurallara uymuşsunuz, içeride de sıkıntı. Tribüne ceza uygulanamaz, kim suç işliyorsa ona ceza uygula. Kombinesi var. Mesela ben Beşiktaş Kongre Üyesiyim. Pasolig uygulaması yüzünden kombine almıyorum. Tribün üç dakika küfür etti, bir dahaki maça kapalı. Sen küfür edene ceza kes. Kamera sistemi yaptık şunu yaptık bunu yaptık. Sokaklarda da kamera var, bu yıl kaçıncı kadın öldürüldü. Tamamen iktidarın akrabasına yarattığı ekonomik durum.

BİR BANKA, BİR MAÇA GİRMEK İÇİN NASIL BİR HİZMET VEREBİLİR?

Bir protesto oldu, yüzde elliye düştü, örgütlenmeyen sessiz bir protesto idi. Bu devam edecek mi?

Ben şahsen devam edeceğim, Beşiktaş Kongre üyesiyim. İnsanlar kulüplerine verir bu parayı ama bir bankaya vermez. Bankadan kredi kartına para veriyorum çünkü bankadan hizmet alıyorum. Ama ben bankadan niye maç izlemek için para ödüyorum. Tüm beşiktaş kongre üyelerinin cep telefonuna mesaj geldi milletvekili adayı olan birinden. Bizim telefon numaralarımızı bu kişiye kim verdi, ya Beşiktaş verdi ya Pasolig verdi. Özel banka bilgimi kullanabilir, ama bana hizmet veriyor, fatura ödüyorum, eft yapıyorum ama sen maç için ne hizmet veriyorsun. Kayseri Belediyesi toplu pasolig hediye etti. İnsanlara zorla pasolig hediye ediyorlar. 10 bin kişiye bedava kart veriyorsun beşbini dönüş yapıyor. Kayseri’den pasolige ekonomi yaratıyorsun. Böyle bir sistem kurulacaksa bunu Türkiye Futbol Federasyonu yapar, al sen bu kartı, taraftarına ver der kulüplere. Biri suç işlerse de cezayı ben keserim der. Niye özel şirketlere veriliyor bu iş? Neden iktidardaki partinin bir akrabasına veriliyor?

Diğer ülkelerde durum nasıl, buna benzer bir uygulama başka ülkelerde var mı?

İtalya’da iptal oldu. Taraftarlar eylem yaptı. Uygulanan ülkeler bunu özel şirket üzerinden değil, kulüpler üzerinden yapıyor. Araç kiralamadan tutun, uçak bileti indirimine kadar da yan hizmetleri var. Çünkü orada taraftar gerçekten taraftar.

'MAÇLARA GİDEN İNSANLAR KÜFÜRBAZDIR SERSERİDİR GİBİ BİR BAKIŞ AÇISI VAR


Bir de statlara girerken çektiğiniz eziyetler söz konusu

Stadya girerken polis arıyor, özel güvenlik arıyor, stadyumda dandik koltuklar, çatısı akan tribünler var. Üç dört tane iyi stadyum var. Muamele var bir de. Maçlara giden insanalar küfürbaz, serseri bakış açısı var. Üstüne polisten şiddet görüyorsun, özel güvenliğin muamelesi ayrı. Futbol maçlarında polis tribünde biber gazı sıkıyor. Bundan iki üç yıl önce polis tribüne biber gazı sıktı .Bankaya para vereceğim, kulübe vereceğim, yol parası ,bilet parası, üstüne küfür yiyeceksin, biber gazı yiyeceksin, gözaltı olacak. Olacak gibi değil!

Sizin söylemleriniz sola daha yakın ama tribün dili daha çok muhafazakar ve milliyetçi söylemin egemenliğinde

Türkiye’nin sosyo ekonomik siyasi yapısı tribüne yansıyor ama tribünlerin özgürlükçü yanı da var. Bu sene ayakkabı kutularına atıfta bulunarak besteler yapılılabiliyor. Yaşadığınız şehir, tuttuğunuz takım ile ilgili.

TRİBÜNDE OLUP İSTEDİĞİN KADAR E-BİLET’E HAYIR DE. SEN O TRİBÜNE ADIM ATTIĞIN AN İDDİANI KAYBEDİYORSUN

Tribünün dışında durmak gibi bir tavrınız mevcut, ama tribün dışında durmak mücadele alanını terk etmek demek değil mi?

Bana şöyle bir soru sordu bir arkadaş. Tamam Pasolig’e karşınız, biz niye stadyuma gidiyoruz, taraftar gruplarındaki arkadaşlarımız sevdiğimiz için gidiyoruz. Bunun için bile tribüne girilir demişti arkadaşım. Evet, bizler gibi muhalif grupların olmadığı tribünleri başkası doldurur ama biz heryerdeyiz. Tribünde olup istediğin kadar e bilete hayır de, sen o tribüne adım attığın an iddianı kaybediyorsun. Dışarıda durup bu işin yanlışlarını anlatmak, yargıya taşımak, meclis’e taşımak gerekiyor. Taraftar Hakları Derneği’nin de amacı bu.
Bunu biraz tribünün huyuna suyuna bulaşmış insanlar için, tribünden uzak durmanın ne kadar zor olduğunu bildiğim için sordum
Tribünler gençlerin hayatlarında ilk defa organize olarak eglenmeye gittiği, ailelerinden ayrı gidip kendilerini özgür hissetikleri yer. Benim ilk maçımın da böyle bir hikayesi vardır.

Anadolu takımlarının talepleri ile üç büyüklerin talepleri arasıda fark var mı?

Taraftar Hakları Derneği panellerinde Bodrumspor’dan üç büykülere kadar hepsi oluyor. Ama bana şunu soruyorsanız Türkiye’de üç büyükler ne durumda Anadolu kulüpleri ne durumda üç büyükler yer, Anadolu Kulüpleri seyreder. Anadolu Kulüpleri belediye destekli genelde çünkü başka türlü ayakta durumları mümkün değil. Son federasyon seçimleri işte, Yıldırım Demirören bir hafta önce, oyunuzu bana verirseniz size altyapı yapacağım diyerek oy istedi. Türkiye’yi dünya üçüncüsü yapan bir Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy aday olamadı, tehditlerden. Federasyonda işler böyle ise kulüplerin vay haline. Hiç olmadığı kadar bir iktidar partisinin Türkiye’de futbola müdahalesi var . Bizde Ak Parti vekil adayı olmayan yoktur diyemez hiçbir kulüp.

Yöneticilerin trbiünde siyaset yapılmaz diye bir söylemi var, ama en çok siyaseti onlar yapıyorlar. Siyaset yapılmasından ziyade muhalefet karşılar sanırım

Ben Beşiktaş sen Fenerbahçe başkanısın. Ankara’ya gidiyorsun, hiçbir yerde hesap ödemiyorsun, sorun var, belediye ruhsat vermiyor, Başbakan’ı maça davet ediyorsun, tık belediye ruhsatını veriyor. Ak Parti’ye yakın bir tane yöneticisi olmayan kulüp yoktur Türkiye’de. Süperligdeki takımları söylüyorum. Trabzonspor’un başkanı nasıl geldi kulübe? Kasımpaşa spor kulübü nasıl yönetim kurulunu oluşturdu. Kayseri spor başkanı nasıl seçildi?

TRİBÜNDE SİYASET YAPILMAZSA ÇARŞI TAKSİM’E ÇIKABİLİR MİYDİ?


Tribünde siyaset yapılır mı peki?

Hayatın her alanında siyaset yapılır. Tribünde siyaset yapılmazsa ÇArşı Taksim’e çıkabilir miydi? Fenerbahçe, Galatasaray İzmir’de Göztepe taraftarı 1 Mayısta pankartla yürüyebilir miydi? Ya da Çorum anmasında, Sivas anmasında bu taraftarlar yürüyebilir miydi? Sen Sivas’ta insanları yakarsan ben formamı giyer sokağa çıkarım, sen Taksim’de ağaçları kesersen, Ali İsmail Korkmaz’ı döverek katledersen insanlarda formalarıyla sokağa çıkar. Çünkü neden insanların inanmadığı siyasi bir konjonktür var. İnsanlarda aiit hissettikleri formalarla sokağa çıkmayı tercih ediyorlar.

Partilerden destek görüyor musunuz?

Sadece Sezgin Tanrıkulu biraz koşturdu bizim için. Meclis’te sesimizi duyurmaya çalıştı. Ankara’da dernek arkadaşlarımız milletvekillerimizle görüşüyorlar ama ilgi ne yazık ki az.

BU MALİ DURUMLA BİZİM KULÜPLER AVRUPA’DA OLSA ÇOKTAN KAPATILIRDI

Futbol sermaye kesiminin bir aracı mı oldu?

Konuştuğumuz tüm meselelerin altında bu var. Ben Galatasaray’ın B takımı geçensene şampiyon oldu. Oradan kimsenin ismini bilmiyoruz. Bunu kim söylüyor. Galatasaray formasını giyen bir tanınmış futbolcu bu rahatsızlığı dile getiriyor. Altyapılar bitti. Futbol bir özveri, bir sevgi durumu değil, para kazanma, kulübün lisanslı ürünlerinin satıldığı yerlerin çoğaldığı bir sektör. İnanılmaz bir ekonomi dönüyor. Küresel sermaye bunu yönetmek istiyor. Kapitalizmin kendi varoluş sebebi, ben üreteyim, ben satayım, ben kazanayım. Yıldızlar geldi, holding başkanları kulüp başkanları oldular. Bir baktık ki değerler tükenmiş. Trabzonunu bütçesine bakıyorsun, yaptığı transfere bakıyorsun, nereden geldi bu para? Bu mali durumla bizim takımlar Avrupa’da olsa kapatılır. Halka açık bu külüpler, borsada işlem görüyor Senin borcun var sen nasıl şu paraya bu futbolcuyu alıyorsun diye hesap soran yok. Ben yayıncıyım, bir firmaya el konuldu. 1 milyon gider var 750 bin gelir var. Bu yüzden el konuldu. Bir de kulüpleri düşünün. Galatasaraylı arkadaşlar kızacak. İktidar kimi isterse şampiyon oluyor. Bu iktidar Federasyon Başkanı buldu, Trabzonspor başkanı oldu, Beşiktaş başkanına tapelerde küfür ettiler, Aziz Yıldırım yerine başkan adadılar. Bunu yapan iktidar şampiyonu da belirler. En çok borcu olan kim, Galatasaray, şampiyonlar ligine gitsin oradan para alsın. Hadi şimdi kim bu sefer Beşiktaş. Reyting de aynı. Ülker firması bu sebeple sponsorluktan çekildi. Lideri başka bir yer belirliyor, biz yokuz dediler. Türkiye’de siyasi iktidar değişirse, yoksulluğa adaletsizliğe çare bulmaya çalışan bir iktidar olursa tribünler daha güzel olur. Sokak her zaman tribüne yansır. Sokakta huzursuzluk varsa tribünde de vardır. Sokaklar mutlu ise tribün de mutludur.

Şunu eklemek istiyorum. İnsanlar futbol melesi konusunda inanılmaz susuyoruz. Herkes menajer. Sokak dilinde bile iyiyim başkan sen nasılsın başkan. Taraftar taraftarlığıını, başkan başkanlığını, hakem hakemliğini bilecek. Herkes olduğu yeri bilirse iyi olur. Türkiye üçüncü oldu, Beşiktaş’ın Avrupa maçları, Galatasaray kupa kaldırdı. Güzel şeyler var ama iktidarın baskı unsurları, polisi, adalet sistemi, yönetime adam sokmaları, pasoligleri futbolu kirletiyor. Demirören Beşiktaşı en az 400 milyon zarar ettirdi. 100 milyon alacağı olduğu için ibra edilmedi. Türkiye’nin en büyük yolsuzluğu Fulya’daki olay. Beşiktaş Belediye Başkanı’nın da bu işlerde imzası var. Türkiye Futbol Federasyonu ilk kez borçlandı. Kasasında ilk kez para yok. Sen bir kulübü batıran adamı Federasyon başkanı yaptın.

Anayasa mahkemesinden ne bekliyorsunuz

İktidar ne istiyorsa o çıkar. Bu iktidarın geri adım attığı tek şey var Gezi’de ağaçları kesemedi o dert de ona yeter. Son olarak şunu söyleyeyim; AKP dışında HDP, CHP, MHP iktidar koalisyon şu bu, gelecek partilerden tek istediğimiz şey, evet yargı bağımsızlığı, evet demokrasi, evet daha çok özgürlük ama özellikle 6222 sayılı yasanın kaldırılmasını, bu haksız kazancın sonlandırılmasını, bugüne kadar ödenen paraların iade edilmesini, tribünlerde pankart, meşale, davul gibi yasakların kalkmasını, tribünlerin eskisi gibi yarı yarıya bölünmesini, herkesin zevk alarak, kardeşlik içinde maç izleyebileceği bir ortam oluşturulması için çalışmasını bekliyoruz. Bunu yapan parti de iyi oy alır ya. Alır yani…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.