Yıldırım Türker: HDP laikliğin bekçisi olmalı

Yıldırım Türker, Özgür Gündem'deki yazısında, AKP'den CHP ve MHP'ye kadar sürüp giden 'Müslümanlık yarışı'na dikkati çekiyor. Türker, "Nitekim CHP, MHP ile kafa tokuşturarak milleti, AKP’yi Ekmekle çarpacağına inandırma çabasında" diyor. Türker, gerçek Laiklik'in ise layığıyla ancak HDP’nin yükseltebileceği bir bayrak olduğunu belirtiyor...

İşte Yıldırım Türker'in Özgür Gündem'deki bugünkü (13.07.2014) "HDP laikliğin bekçisi olmalı" başlıklı yazısı: 

Ekmekçi Adam konuşmasına ‘Rahim ve Rahman Allah’ın adıyla’ başlamış. Kendisine iftira atanlara da hadlerini bildirmiş doğrusu: “Üzüntü verici olan bunları yapanların, ne yazık ki din adına, İslamiyet adına yapıyor olmaları. Vallahi din de İslamiyet de çarpar bunları, bir gün çarpacak.”

Şimdi, bu pek muteber zat, bir zamanlar bu topluma arzu nesnesi olarak pazarlanıp İslamiyet değil de siyaset tarafından çarpılarak dünya parasının bekçilik postlarından birine dönen beyefendinin lanse ettiği bir isim imiş. Beynelmilel entelektüel bir bilim insanı olduğuna kefil liberallere bakacak olursak başımızın püsküllü Başkanına yegane alternatif, bu rakiplerini vallah billah İslamın ‘çarpıcılığına’ havale eden mayasız ekmek. Bir türlü kabarmıyor elbet.

Nefret trafosu, kürsülere hatimlerle çıkıyor, hadislerle uğurlanıyor. Mevlüt evine döndü miting meydanları.

Bir müslümanlık yarışıdır gidiyor.

Bu arada, gayrimüslimlere yönelik saldırılarda kayda değer artış var. Başbakan’ın uçuş arkadaşı gazeteci, rakiplerin nesebini karıştırıp ‘Ermeniii!’ diye haykırıyor. Hala bir numaralı hakaret, en ağır küfür, Ermeni.

Yahudiler, zaten her dem hedefte. Yarım aklını sevdiğimiz şarkıcılar bile Hitler’e şükran twitleriyle yahudileri katli vacip ilan ediyor. Alevilere yönelik hakaretler de fevkalade ferahfeza bir dille dolaşıma atılıveriyor. 12 yıllık AKP iktidarının zaferi işte budur. Sünni hegemonyasını, gayrisünnilere yönelik nefreti meşrulaştırmak.

Bu toprakların insanlarının ‘fıtratında’ olmadığı iddia edilen ırkçılık, mezhepçilik, ötekine yönelik dizginsiz nefret, en çıplak halleriyle kapılarımızın önünde nöbete durmuş, gırtlağımıza bakıyor. Bütün Türkiyeliler, sünnilerin merhametine sığınsın istiyorlar.

Şu güne yol açan durumu on yıl önce yazmışım: ‘Hayatımızın zinciri paslı salıncağı, Kemalizm’le İslam arasında gıcırdayıp salınıyor. Bu kulakları sağır eden gıcırtı kimsede akıl, izan, sükunet bırakmıyor. Bu iki sözde kutbun birbirini amansızca beslediğini her an hatırlamadığımız takdirde bir gün taraf olmaya kalkışabiliriz. Kanımca, iyi bir insan, iyi bir vatandaş, iyi bir dünyalı olma yolunda bir Türkiyeliyi bekleyen en büyük tehlike budur. Hayat, memleket koşulları, ‘güçler dengesi’ bizi hakemliğe zorluyor.

Hakemlik, özneliği elinden alınmış insanlar için biçilmiş bir kaftandır. Biçenler, asıl kutupların Kemalizm ve İslam olmadığını gayet iyi bilen karanlık terzilerdir.

Sanıldığının aksine Kemalizmin seküler ahlakla en ufak bir ilgisi yoktur. Laiklik diye bayrağını açmış olduğu ülkü, adını kazandıran anlamıyla laisizmin uzak akrabası bile değildir. Bütün gücünü ve fiyakasını dayattığı tabulardan alır. İnsanlığa sunulmuş diğer dinlerden hiçbir farkı yoktur. Patentini kimselere kaptırmadığı yasaklarla ayakta durur. Bu nedenledir ki bir din kadar kapsayıcı, bir araya gelmesi yalın akla mümkün gelmeyen çeşitli gruplaşmaları, siyasi akımları şaçakaltında toplayıcı özelliğe sahiptir.’

Nitekim CHP, MHP ile kafa tokuşturarak milleti, AKP’yi Ekmekle çarpacağına inandırma çabasında.

Cumhuriyet’in mağdurları olarak İslami kesimi gösterip İslamın mazlumiyet damarından güç alanlar ise hala aynı ezberden yollarına devam ediyor.

Güç ve iktidar adına kullanmayacakları çağrı, suistimal etmeyecekleri kurum yok. Kendilerine yakıştırdıkları özgürlük, asla  dünyayı kucaklamıyor. Kendilerinin erdemli; hırpalattıklarının, aç bıraktıklarının, iktidarlarına payanda olamayacak güçsüzlerin günahkar olduğuna inanıyorlar. Günah kavramının çarpıtan aynasında gördükleri dünya acıların dindirildiği, mutluluğa bakan bir dünya değil elbet. Russel diyordu ki: “Erdemli olanlara, bu günah kavramının sunduğu en büyük ödüllerden biri, vicdan azabı duymadan acı çektirme fırsatıdır.” vicdan azabı duymuyorlar.

Öncelikle hatırlamamız gereken; laisizmin antika bir kavram olmadığıdır. Apoletlilerin silahlarını temizledikleri çubuğun adı da değildir laiklik.

Genç kadınları başörtüleri yüzünden iten kakan, onlara hayatın kimi alanlarını yasaklayan kanun maddesi hiç değildir.

Gerçek Laiklik, şu pek gözden düştüğü, herkesin ‘en iyi müslüman, en şanlı sünni benim’ mücadelesi verdiği topraklarda layığıyla ancak HDP’nin yükseltebileceği bayraktır.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.