Yasin el Kadı'ya 'hakim koruması'

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Keçiören ve Başbakanlık Resmi Konutu’ndaki çalışma ofislerinde 28-29 Aralık 2011’de bulunan dinleme cihazlarına ilişkin 13 kişi hakkında açılan davanın görülmesine başlandı.

Mahkeme, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakanlık’ın davaya katılma talebini kabul etti. Duruşmada savunma yapan eski Başbakanlık Yakın Koruma Şube Müdürü Zeki Bulut, böceği yerleştirdiği iddia edilen Güvenlik Sistemleri Büro Amiri Serhat Demir’in Aralık 2011’de “Beyefendinin misafiri var, İstanbul’da onunla bizzat ben ilgileniyorum. Çocuğum biraz rahatsızmış, izin verirseniz görüp geleyim” diyerek Ankara’ya geldiğini açıkladı. Sanık avukatları, Bulut’a bu özel misafirinin kim olduğunu sormak istedi. Mahkeme ise “devletin gizli bilgisi” olabileceği gerekçesiyle soruya izin vermedi. Bu misafirin, 25 Aralık şüphelilerinden Erdoğan’ı yakın arkadaşı Yasin El Kadı olduğu biliniyor.

Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, sanıklar dönemin Başbakanlık Koruma Daire Başkanı Mehmet Yüksel, Yakın Koruma Şube Müdürü Zeki Bulut ve eski TÜ- BİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz’ın arasında bulunduğu 8 sanık katıldı. Tayyip Erdoğan’ın avukatı Ali Özkaya ile Başbakanlık’ın avukatı da duruşmada hazır bulundu. Hakkında yakalama kararı bulunan polisler Ali Özdoğan, Enes Çiğci, İlker Usta ve Sedat Zavar yakalanamadıkları için duruşmaya getirilemedi.

Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre; ilk olarak savunması alınan eski Koruma Daire Başkanı Mehmet Yüksel, Erdoğan’ın kasım-ekim aylarında ameliyat olduğu için İstanbul’da bulunduğunu, ekibin ağırlıklı olarak burada görevli olduğunu söyledi. Yüksel, “Özellikle Serhat Demir, Başkanımızın bir misafiriyle ilgili bir görevdeydi. Bizim bu noktaları aramamız söz konusu değil. Bizden önce aranmış değil. Biz kendimiz buna inandığımız için görev edindik” ifadesini kullandı. Yüksel, Serhat Demir’in çalışma ofisinde arama yapmasından haberinin olmadığını, olsa izin vermeyeceğini söyledi.

25 ARALIK’IN ŞÜPHELİSİ

11 Eylül saldırısından sonra BM Güvenlik Konseyi’nin “Terörü Finanse Edenler” listesine giren Suudi işadamı Yasin El Kadı kapatılan 25 Aralık yolsuzluk dosyasının şüphelilerinden biriydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “aile dostumuzdur” dediği Yasin El Kadı 25 Aralık polis fezlekesine göre Türkiye’de Erdoğan’la 12 görüşme yaptı. Yüz yüze gerçekleşen bu 12 görüşmenin 7’si, El Kadı’nın yasaklı olduğu dönemde gerçekleşti. Yine fezlekeye göre, El Kadı “Başbakanlık bürokratlarının ayarlamaları ve Başbakanlık Koruma Müdürlüğü görevlilerinin nezaretinde” havaalanlarının VIP kısımlarından, kayıtsız olarak Türkiye’ye sokuldu. Güvenlik kameraları görüntü alınmaması için kapatılırken, El Kadı’ya resmi araç ve özel koruma tahsis edildi. El Kadı’nın ismi Etiler’deki polis okulu arazisinin konuşulduğu internete sızan tapelerinde de ortaya çıkmıştı. El Kadı sırasıyla AB, BM ve ABD’nin kara listesinden çıktı.

ALLAH KORUMUŞ

Dönemin Yakın Koruma Şube Müdürü Zeki Bulut da savunmasında Başbakanlık Koruma Dairesi’nin eski halini ve geldiklerinde nasıl yapılandırdıklarını anlatırken, “İddia ediyorum ki biz gelene kadar Başbakanımızı Allah korumuş. Çünkü sistemsel olarak boşmuş” dedi. 4,5 yıl bir fiil hizmet ettiğini söyleyen Bulut, “Sabah erken saatte gittim, ortalama 17 saat çalıştım. Amiyane tabirle (Başbakanı) yataktan aldım yatağa bıraktım. Beyefendiye yönelik sadakatimi, çalışmamı herkes bilir. Sayın Başbakanımıza ihanet etmeyeceğimi beni tanıyanlar iyi biliyor” diye konuştu. Bulut, böcek aramaları sırasında Serhat Demir’in özel bir misafir nedeniyle İstanbul’da olduğunu söyleyen Bulut, “İzin istedi. Ben de onun yerine başka arkadaşı görevlendirdim” dedi.

GÜLEN SORUSU

Mahkeme Başkanı Hüseyin Karamanoğlu’nun, “Sinan Dursun ile telefon irtibatınız olduğu görülüyor” demesi üzerine sanık Ahmet Türer, “Kendisi emniyet teşkilatından ayrılmış bir işadamı. Biz ABD’ye gidip geldiğimizde hem master için Washington bölgesinde Türklere yardım eden birisi. Çok hukukum yok. Bir iki kere telefonlardaki konuştum” dedi. Dursun’un Fethullah Gülen ile irtibatını bilip bilmediğinin sorulması üzerine Türer,  Fethullah Gülen ile de görüşmediğini kaydetti. Başbakanlık Koruma Daire’ye balı Teknik Büro’da o dönem kamera izleme görevlisi olarak çalışan Seyit Saydam, Mahkeme Başkanı’nın, elinde sanıklara ait fotoğraflar göstermesi üzerine sanıklardan Sedat Zavar, Enes Çiğci ve İlker Usta’yı teşhis etti.

Sanıklardan eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz, MİT’in bulunan dinleme cihazını yerleştirme tarihinin belirlenmesi için kendisine gönderdiğini ve hazırladığı raporu gönderdiğini anlattı. Başbakanlık Teftiş Kurulu’na ifade verdiğini aktaran Palaz, “İfade verdiğim müfettiş arkadaş, beni arabama kadar uğurladı. (Yerleştirme tarihinin) Takvimin biraz daha geriye doğru gelmesi lazım dedim. Anlamadım dedi. Senin için hoş olmaz dedi. Görevinden alınırsın dedi. Şaşırdım. 4 Aralık’tan 10 gün geriye gitmemizi istiyorlardı” dedi. Palaz, daha sonra bu durumu anlattığı TÜBİTAK Başkan Yardımcısı’nın kendisine “Siyasiler seni istemiyor” dediğini, bunun üzerine raporun değiştirilmesine yönelik tehditleri basına açıklamasının sonrası işten atıldığını anlattı.

Serhat Demir’in avukatı Mehmet Sürer, müvekkilinin o dönem İstanbul’da kime refakat ettiğinin Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut’a sorulmasını istedi. Mahkeme heyeti ise, “Serhat Demir’in refakat ettiği kişinin kim olduğunun dosyayla bir ilgisinin bulunmaması ve devletin gizli bilgisi olabileceği gerekçesiyle” bu sorunun sorulmamasına karar verdi.

Mahkeme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başdanışmanı Mustafa Varank ile 6 MİT görevlisi başta olmak üzere toplam 16 kişinin gelecek duruşmada tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Mahkeme, ayrıca MİT’e yazı göndererek Hasan Palaz’ın kuruma giriş çıkışlarının kayıtlarını istedi. Duruşma, 4 Şubat’a ertelendi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.