‘Ya Dicle gelecek, ya da biz onun yanına gideceğiz!’

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Genel Başkanı Ahmet Türk, milletvekili seçilmesine rağmen KCK davasından tutuklu bulunan ve milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle'nin durumunu değerlendirerek, "Ya o bizim yanımıza gelecek, ya da biz onun yanına gideceğiz" dedi.

BDP Eş Genel Başkanı Filiz Koçali de somut barış adımı atılana kadar bundan böyle parti olarak grup toplantılarını her Salı günü saat 12.00'da Diyarbakır'da yapacaklarını söyledi.

BARIŞ ve Demokrasi Partisi (BDP), 11 milletvekili ve DTK Genel Başkanı Ahmet Türk ile Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk'un da katılımıyla, Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda akşam saatlerinde düzenlenen mitingde gövde gösterisi yaptı.

DTK Genel Başkanı ve Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk, DTK Genel Başkan Yardımcısı ve Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk, BDP Hakkari Milletvekilleri Selahattin Demirtaş ve Adil Kurt, Diyarbakır Milletvekilleri Nursel Aydoğan, Emine Ayna ve Altan Tan, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, Batman Milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Bengi Yıldız, Bingöl Milletvekili Dr. İdris Baluken, Mardin Bağımsız Milletvekili Süryani Asıllı Erol Dora, Van Milletvekili Özdal Uçer, BDP'nin eski bazı milletvekilleri ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş ile bazı sivil toplum örgütü temsileri, tek tek platforma çağrılarak halkı zafer işareti yaparak selamladı.

Yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı miting öncesi mahalli sanatçıların verdiği konserden sonra sırasıyla BDP İl Başkanı Mehmet Ali Aydın, BDP Genel Başkan Yardımcısı Filiz Koçali ile DTK Genel Başkanı ve Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk, birer konuşma yaptı.

İl Başkanı Aydın'ın Kürtçe yaptğı kısa konuşmadan sonra sözü alan BDP Genel Başkan Yardımcısı Filiz Koçali, önceki gün Tunceli'de güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada ölen Mazlum Erenci adlı PKK'linin TMK (Terörle mücadele kanunu) mağduru olduğunu anımsatarak, "Mazlum Erenci, hepimizin çocuğu, dün toprağa verildi. O bir TMK mağduru çocuktu. Aylarını cezaevinde geçirdikten sonra, özgürlüğün dağlarda olacağı inancıyla çekip gitti. Hatice İdin, Şırnak'ta seçim bayramı için meydanlara gitti ve polisin şiddeti sonucu hayatını kaybetti. Siirt'in Vecihe anası yaşam savaşı veriyor. O da seçim bayramında şiddete uğradı. Siirt'te bugün panzer sivil aracı ezdi 3 küçük yavrumuzu kaybettik. Siirt'te sivil araçtan daha çok panzer var. Orası adeta bir savaş şehri gibi" dedi.

BİR ASKERİN ÖLÜMÜNÜ ÜZÜNTÜYLE ÖĞRENMİŞ BULUNUYORUZ

Bugün sabah saatlerinde PKK saldırısı sonucu, Onbaşı Deniz Bacanak'ın da şehit olduğunu hatırlatan Koçali, "Bingöl'de de bir askerin ölümünü üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Ama yetmiyor, yine bugün gazete haberlerinde Muş Bulanık'ta askeri operasyon başlamış. Şimdi nedir bu? Biz tek bir şeyi söylüyoruz Sayın Erdoğan; şimdi bunlardan sonra gelip buradan helallik isteyecek misin? Bunca katliam, bunca baskıdan sonra, helallik verecek miyiz? Biz onlara diyoruz ki açık olun, çözümden yana mısınız, değil misiniz? Tek kelime ile bize cevap verin. Biz artık O'na gaspçı Erdoğan da diyeceğiz. Çünkü ortada çok büyük bir hukuk katliamı var, hak gaspı var. Bu halkın seçtiği milletvekilliğini gasp ettiler. Biz ki nasıl badirelerden geçtik, seçim barajını yıktık geçtik. Operasyonları takmadık. Bakın sadece seçim sürecinde 2 bin arkadaşımız gözaltına alındı, bini tutuklandı. BDP yöneticisi seçmeni 3 bin kişi cezaevinde. Bütün dünya hayretler içerisinde bizi izledi. Bu hesap, kitap nasıl yapılır? Diyarbakır nasıl 6'ya bölünür? Nasıl bu halk bu kadar bilinçli oy kullanır? Şimdi inanın ki, şu kalabalığa da hayret ediyorlar. Çünkü bu yaz gününde herkes piknikte, deniz kenarında iken biz hakkımızın peşine düştük" diye konuştu.

ÇÖZÜM ÇOK YAKIN, ÖZGÜRLÜK ÇOK YAKIN

Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi (KCK/TM) davasından tutukluyken Diyarbakır'da bağımsız milletvekilli olarak seçilen ancak YSK tarafından milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle'nin durumu ile Başbakan Erdoğan'ın 2002 seçimlerindeki durumunu karşılaştıran Koçali, "Başbakan diyorki, 'gelmezlerse gelmesinler, biz kendi anayasımızı kendimiz yaparız' Eee, Başbakan sen tek başına anayasa yaptığında, biz elimiz kolumuz bağlı duracak mıyız? Durmayız. Biz meclis grubu toplantımızı Salı günü saat 12.00'da burada yapıyoruz. O meclise gidene kadar biz Diyarbakır'dayız, toplantılarımızı burada yapacağız. Biz kritik bir sürecin eşiğindeyiz. Biliyoruz çözüm çok yakın, özgürlük çok yakın. Çünkü, onun mücaledesini bu halk verdi" ifadelerini kullandı.

"YA 36 YA HİÇ"

Abdullah Öcalan'ın, çatışmasızlık süresini 15 Temmuz tarihine kadar ertelemesine atıfta bulunan Koçali, "Şimdi bir tarih var, 15 Temmuz. Elbette İmralı'da yapılan görüşmeleri çok önemli buluyoruz. Ama o görüşmeler öyle bir aşamaya geldi ki, ya o protokoller hayata geçirilecek, ya da o protokoller bir kağıt parçası halini alacak. Biz diyoruz ki, biz çözüme varız. O protokollerin gereğini yerine getirin, meclisi açık tutun, birlikte tartışalım, çözüme hep birlikte bir adım daha yaklaşalım. Ama bilesiniz, bu yolu denemezseniz, bu halk çaresiz değildir. Bugüne kadar özgürlüğünü nasıl ilmek ilmek ördüyse, bugünden sonra da örer. Başbakan, 'Paşa paşa gelecekler' demiş. Başbakan sen bizi tanımıyor musun? Biz bugüne kadar boyun eğdik mi? Eğmedik. Bizde böyle halk gücü olunca, biz boyun eğip paşa paşa senin o meclisine gelmeyiz Başbakan, bunu bilesin. Biz dedik ki, ya 36 ya hiç. Bu mitinglerimizi başka illerde de sürdüreceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

DTK Genel Başkanı ve Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk de, Kürtçe başladığını konuşmasını Kürtçe tamamladı.

"YA O GELECEK YA DA BİZ ONUN YANINA GİDECEĞİZ"

Senelerdir özgürlük mücadelesinin kavgasını verdiklerini anımsatan Türk, "Çok açık söyleyeyim özgürlük mücadelesinin savaşını veriyoruz. Bu savaş, halkımızın savaşıdır. Bu mücadele, halkımızın mücadelesidir. Halklar istediği zaman bunu başaracaktır, gerçekleştirecektir. Tarih bunu bize söylüyor, bunu bize öğretmiştir. Bu nedenle diyorum ne yaparsanız yapın, Kürt halkı taleplerini, gerçekleştirmek için mücadelesini sürdürecek ve siz de bu halkın gücünü göreceksiniz, tanıyacaksınız. Söz veriyoruz, sonuna kadar Hatip Dicle ile beraber olacağız. Ya o yanımızda olacak, ya da biz onun yanında olacağız. Bunun çok iyi bilinmesi lazım" şeklinde konuştu.

"BAŞBAKAN TEHDİT EDİYOR AMA ARTIK KORKMUYORUZ"

Başbakan Erdoğan'ın artık tehdit etmeye başladığını savunan Türk, Kürt halkının artık tehditlerden korkmadığını herkese ispatladığına işaret ederek, şunları söyledi:
"Sayın Erdoğan, tehditlere başladı. Sayın Erdoğan, bu halk 12 Eylülleri gördü, zulmü gördü, işkenceleri gördü, faili meçhulleri yaşadı. Eğer tehdidiniz para etseydi bugün bu meydanda halk ayakta olmazdı. Demek ki tehditleriniz ancak bize güç verir. Kararlarımızı aldık, oluşturduk. DTK, meclisi ile birlikte her hafta halk ile beraber olacak, burada kararlar oluşturacak, bunun bilinmesini istiyoruz. Yine BDP bundan sonra, grup toplantılarını halkı ile birlikte gerçekleştirecek. Sizlerle birlikte mücadelesini, azmini, süreçle ilgili değerlendirmelerini sizlerle birlikte yapacak ve Kürdistan'da kararlar oluşturacaktır. 1994'leri yaşadık, o zaman bizi parlamentodan atıp, zindanlara gönderdiler. Yine 7-8 partimiz kapatıldı. Anayasa Mahkemesi tarafından son olarak yine partimiz kapatıldı ve milletvekilliklerimiz düşürüldü. Ama buna rağmen, demokratik siyasette hep ısrar ettik. Sorunlarımızı tartışamazsak, Kürt sorunun adil, eşitlikçi bir anlayışla çözümünü sağlayamazsak, fikirlerimizi ortaya koyamazsak, düşüncelerimizi açıklayamazsak ve ötekileştiren bir mantıkla karşı karşıya gelirsek, bizim yerimiz burasıdır. Oraya gitmeyiz, orada hayır yok çünkü. Ama barış, toplumsal uzlaşı, diyalog ve müzakere için bir çaba görürsek, elbette ki amacımız onurlu barıştır. Buna bütün gücümüzle katkı sunarız. Ama teslimiyetçi anlayışa hiçbir zaman boyun eğmeyeceğiz. Bunun çok iyi bilinmesi gerekiyor. Evet barışa hazırız diyoruz ama, barış kapılarını kapatırsanız Kürtler, alternatifini yaratacaktır."

MADIMAK VE ÇORUM KATLİAMLARINI ANDI

Konuşmasının son bölümünde, Sivas'ta dün düzenlenen Madımak olayı anma törenine de değinen Türk, "2 Temmuz 1993 yılında Sivas'ta Madımak Oteli'nde Türkiye'nin vicdanı olan Aleviler katledildi, aydınlarımız katledildi. Ama, bugüne kadar failleri ve o suikasti düzenleyenler ortaya çıkarılmadı. Aradan yıllar geçmesine rağmen bugün onları anmak için bu hükümet bu devlet izin vermiyor. Ben o şehitleri buradan saygıyla anıyorum. Aynı şekilde 1980 yıllarında Çorum'da inançlarından, inanışlarından, felsefelerinden dolayı Alevi kardeşlerimiz katledildi. Onları da saygıyla anıyorum. Bu ülkede her inancın, fikren, kültürün, kendisini özgürce ifade edebilmesi için mücadele veriyoruz. Bizim mücadelemiz sadece Kürt mücadelesi değil, insanlık mücadelesidir, halkların mücadelesidir" ifadelerini kullandı.

Konuşmaların yapıldığı İstasyon Meydanı'nda bulunan İmam Hatip Lisesi öğrenci yurdunda kalan öğrencilerin de balkona çıkarak dinlediği görüldü. İmam Hatipli öğrenciler, BDP'lilerin konuşmalarına alkışla tempo tutarak, zaman zaman da zafer işareti yaparak dinledi.

DTK Genel Başkanı Ahmet Türk, BDP'li milletvekilleri ile birlikte önceki gün Tunceli'de güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada öldürülen Mazlum Erenci için kurulan yasevine gitti. Mitinge katılanlar da yürüyerek taziye evine giderek, burada "Şehitler ölmez" sloganı attı. Kalabalık grubun önünden geçtiği Bağlar Polis Karakolu önünde güvenlik önlemi alan çevik kuvvet polisi ile yürüyenler arasında koruma duvarı oluşturan bazı partililer, gerginlik çıkmaması için büyük çaba gösterdi.

Milliyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.