Türkiye'yi karanlık bir gelecek bekliyor - David L. Phillips

Fırtına bulutları toplanıyor. Türkiye’nin geleceği karanlık. Bunun sorumluluğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da. İzlediği politikalar Türkiye’yi daha güvensiz, daha dengesiz ve daha rahatsız bir ülke kıldı. Erdoğan Türkiye’nin kuyusunu kazıyor. Düştüğü çukurdan çıkmak yerine daha derin kazmaya, hakaretler savurmaya ve Türkiye’nin problemleri için başkalarını suçlamaya devam ediyor.

24 Temmuz’da ABD ile Türkiye, İncirlik Hava Üssünü Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı kullanıma açmak konusunda anlaşmaya vardıklarını ilân ettiler. Erdoğan bu anlaşmayı Irak Kürdistanındaki PKK mevzilerini bombalamak için fırsat bildi.

Batı için terörle mücadele IŞİD ile savaşmak anlamına geliyor. Erdoğan için ise bu Kürtleri öldürmek demek. Erdoğan koalisyon ile işbirliği yapıyormuş numarasına yatarak gerçek niyetlerini gizleyemez.

Erdoğan PKK tarafından iki polis memurunun öldürülmesini gerekçe göstererek hava saldırılarını meşrulaştırıyor. PKK ise söz konusu polislerin IŞİD ile işbirliği yaparak geçen hafta Suruç’ta 32 kişinin ölümüyle sonuçlanan Gençlik Merkezinin bombalanmasına göz yumduklarını iddia ediyor. Türkiye, IŞİD’in can damarı durumundadır. Cihatçılar Suriye’ye Türkiye üzerinden geçiyor. Türkiye IŞİD militanlarına lojistik destek, para, silah ve tıbbî yardım sağlıyor.

Erdoğan Suruç’un ardından ortaya bir yem attı ve PKK de bu yemi yuttu. Şimdiyse şiddet denetimden çıkacak şekilde yayılıyor.

Erdoğan bombardıman kampanyasının belirsiz bur süre devam edeceğini söylüyor. Hiçbir şeyi umursamadan Türkiye’yi daimî bir savaş durumuna sürüklüyor. Richard Holbrook, [eski Sırp lideri] Miloseviç için “Bir problemi daha büyüğünü yaratarak çözmeye yeltendi” demişti. Erdoğan da aynı şeyi yapıyor.

Savaşın tırmandırılması Erdoğan’ın meşruiyetinin azaldığı bir zamana denk geliyor. Topal ördek durumundaki bir partinin sembolik lideri olarak savaş yürütüyor. Partisi AKP 7 Haziran seçimlerinde meclis çoğunluğunu ve manevî otoritesini yitirmiş bulunuyor.

PKK’yi tahrik etmek kriz yaratmak için girişilmiş utanmazca bir oyun. Erdoğan PKK’yi şeytanlaştırarak ve sayıları 20 milyonu bulan Türkiye’deki Kürtleri marjinalleştirerek milliyetçileri ayartmaya çalışıyor. 30 Temmuz’da Türkiye 350’den fazla Kürt toplumsal aktivistini tutuklamış bulunuyor.

Erdoğan seçimlerin yenilenmesi için oyun kuruyor gibi görünüyor. Seçimlerde oyların yüzde 13,1’ini alan ve parti olarak ilk kez Meclise giren Kürt yanlısı Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) gözden düşürmeye çalışıyor. HDP’nin gösterdiği güçlü performans ile AKP’yi anayasayı değiştirecek ve güçlü yetkilere sahip bir başkanlık sistemi kuracak çoğunluktan mahrum bırakması Erdoğan’ı çileden çıkardı. Misilleme olarak HDP’li vekillerin milletvekili dokunulmazlığını kaldırmakla tehdit ediyor. Hatta PKK’yi desteklediği gerekçesiyle HDP’nin kapatılmasından dem vuruyor.

PKK’ye saldırmak barış sürecini fiilen baltaladı. PKK iki yıl önce tek taraflı ateşkes ilân etmiş ve daha büyük kültürel ve siyasal haklar karşılığında silahlı mücadelesinden vazgeçmek üzere müzakere yolu aramıştı. Türkiye’deki siyasal bölünmeler yakın hafızanın hatırladığı  her zamandan daha kötüleşmiş durumda. İç savaşın yeniden alevlenmesi riski giderek artıyor.

Savaş çığırtkanlığının ekonomik maliyeti de var. Türkiye’nin aşırı ısınmış ekonomisi büyük ölçüde borçla dönüyor. Erdoğan’ın yakın çevresinde yolsuzluk almış yürümüş. Erdoğan yeni seçilmiş Meclis’in AKP ve liderliğini hedef alarak yolsuzluk ve suiistimal dosyalarını açmasından korkuyor.

Erdoğan, seçmenleri manipüle etme korkusunu kullanarak içteki ve dıştaki düşmanlarının gözünü perdeliyor. Dinci Gülen Hareketini paralel bir yönetim kurmak ve hükümetini yıkmaya çalışmak ile suçluyor. Gülen ile bağlantılı yüzlerce kamu yöneticisi, yargıç ve polis yetkilisini tutuklattı.

Erdoğan, Türklerin ülkenin sorunları için başkalarını suçlamasını istiyor. Ne var ki, Türklerin Türkiye’yi yanlış yönettiği, güvenliğini tehlikeye attığı ve dostları ile ailesinin suç işleyerek ceplerini doldurmasını görmezden geldiği için Erdoğan’ı suçlayacakları bir kırılma ânı olacak.

Türkler çalışkan ve konukseverdir. Soylu bir halktır. Erdoğan sapkın bir güç arayışı içinde Türk halkının güvenini kötüye kullandı. Türkiye’yi karanlık bir gelecek bekliyor

David L. Phillips, Columbia Üniversitesi’ndeki İnsan Hakları Araştırmaları Enstitüsü (Institute for the Study of Human Rights) bünyesindeki Peace-building and Rights Programının Direktörüdür.  ABD Dışişileri Bakanlığında dış ilişkiler uzmanı ve Baş Danışman olarak görev yapmıştır. Son kitabı The Kurdish Spring: A New Map for the Middle East yakınlarda yayımlandı.

* Sendika.Org'dan alınan bu makaleyi, The Huffington Post internet sitesindeki İngilizce orijinalinden A. Ercüment Özkaya çevirdi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Özcan 1 yıl önce

recep tayyiz'deki kaybetmenin acısı o kadar büyük ki, akıl dışı, tehlikeli yollara başvurmaktan imtina etmiyor.

Avatar
fettah 1 yıl önce

bu zorlama yorumları yapanlar, türk milletini kırmak için yıllardır kurdukları oyunların bozulmasından endişelenen ve sıra nasılsa kendilerine geleceğini bilen alçaklardır...

Avatar
Mehmet Duzen 1 yıl önce

Türkiye ne zaman çaba harcayıp düzelmeye kalktıysa. Mutlaka birileri ve Çevresindekiler kendi menfaatleri , çıkarları için devlet demeden kanun demeden felakete sürüklemişler. Geçmişten ve gelecekten hep gördük. Türkiye kanunsuz meclissiz parlementosuz bir devlettir.
Ta Osmanlı imparatorluğu zamanından beri hep ağalık, şeriatlıkla yönetilmiş toplum. Çok geri kalmış bir toplum Batıya uymaya Çalışıyor. Ama batı ise her zamanki gibi Türkiye'yi barbar yobaz gömüş ve görecektir. Şahsen kendim için söylüyorum. Türkiye'nin tüm kanun, hukuk tabiatını Tamamıyla değişmesi Lazım.kanunlara uymak Şart her kim olursa olsun. Isterse kıralım oğlu kızı, paşa kimse ne Bakanı şu Başkanıymışım . Hiç ayırımı yok çöpçüden tut en güçlü ve rütbesi ne olursa olsun. Anayasa kanun ve kurallar herkese her yer aynı şekilde uygulanmalıki ve cezasının çok ağır bedelli olacakki vatandaş uysun ve ağır ödesinki bir daha asla bunlar tekrarlanmasın... Aynı zamanda her dil, din, Irk insan hakları Eşit ve serbest Olmalı. Suç işleyen cezasını suçuna göre çekmesi gerekli ve hiç fırsat verilmemeli kötü ve hak yiyenlere. Misal Tayyip ERDOĞAN ve tüm kadrosu hapiste olmalıdır .. Ve bir kişi iki dönemden fazla asla ve asla yönetici olmayacak. ANAYASA KURALLAR DEĞİŞSİNKİ BU ZULİMLER VE BAŞKALDIRANLAR ORTADAN YOK OLSUN. Ancak bu şekilde belki ileri adımlar böylece atılabilir.

Avatar
tuna 1 yıl önce

umarım bombalar senin ülkendede patlar.. o zaman asker polisin ve kadın çocukların ölürde pkk nın ne yaptığını anlarsın