‘Türk, dili ile ne yapabiliyorsa, Kürt de onu yapabilmeli’

Tayyar Altıkulaç, 1971’de Diyanet’e başkan yardımcısı olarak atandı. 1978’de Diyanet İşleri Başkanı oldu. 9 yıl bu görevde kaldı, emekli olarak ayrıldı. Kenan Evren’in büyük takdirini kazandı. Onun vazgeçilmez has adamlarından oldu. 12 Eylül’de Kenan Evren’e yol gösteren Diyanet İşleri Başkanı olarak Tayyar Altıkulaç’tan başkası değildi.

Geçtiğimiz günlerde, Diyanet İşleri eski başkanı ve DYP eski milletvekili Tayyar Altıkulaç’ın “Zorlukları Aşarken” adını verdiği yeni kitabı çıktı.

Altıkulaç, bir röportajında da Erbakan’la anlaşamadığını ama Evren’le pekâlâ anlaştığını anlattı.

Altıkulaç’ın hem kitabı hem de söyleşisinde dile getirdiği bazı iddialar tartışma yarattı.

Bu tartışmalara bir yerinden twitter’da giren Halkın Sesi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu yaşadığı bir ayrımcılığı aktardı ve Kürt Sorunu konusunda da önemli mesajlar verdi:

“Yoğun gündem arasında kayboldu; geçtiğimiz günlerde Tayyar Altıkulaç bir röportajında en iyi anlaştığı liderin Evren olduğunu söyledi.

En çoktan Erbakan Hoca'dan yakındı. Yakınma ile kalmadı Rahmetliye bir de iftirada bulundu.

Güya Erbakan Hoca İmamlara "Bir iki ayet Hadis okuyun, sonra Milli Görüşü anlatın" diyormuş.

Erbakan Hoca ile yakın çalışmış biri olarak Hoca'nın böyle bir şey söylemesinin mümkün olmadığını biliyorum. Bu bir iftiradır.

Bir dönem AKP'den milletvekili de olan eski Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç'ın Diyanet'i sürüklediği yeri biliyoruz.

Dini 12 Eylülcülere nasıl kullandırdığı, Türk-İslam sentezini nerelere kadar taşıdığının da şahitleriyiz.

Bugün Cuma namazında Altıkulaç'ın izini Üsküdar'da bir camide (Caminin adını sorarsa İstanbul Müftüsü Çağrıcı'ya vereceğim) gördüm.

Cuma namazından önce vaaz eden bir Hoca efendi kürsüden açıkça ayrımcılık, etnik ve mezhepsel ırkçılık yaptı.

Kurban'ı anlatan Hoca, bir ara sözü Van depremine getirdi. Söyledikleri özet olarak şöyle:

Hanefi mezhebinde Kurban vacip, Şafilerde ise sünnet. Bir arkadaşım şöyle dedi: Biliyorsun Kurban felaketlerden de korur.+

O bölgede ki insanlar Şafi oldukları için Kurban konusunda gevşekler. O nedenle felaketlerden kurtulamıyorlar."

Bu düpedüz "Kürtler Şafi oldukları için Kurbanı sünnet olarak gördükleri için deprem ve terör felaketleri yaşıyorlar" demek değil mi?

Peki bu ayrımcılık değil mi? Bu 12 Eylül'de tahkim edilen devletin Türk-Hanefi olmasına methiye değil mi?

İşte Tayyar Altıkulaç ekolü, işte Diyanet İşleri'nin hal-i pür melali.

Bir Müslüman olarak Allah'ın kullarının hepsinin eşit olduğu, hiçbir ayrım yapmadan tüm insanların muhterem olduğuna inanıyorum.

Türklerin ve Kürtlerin dilleri ve Mezheplerinin farklı olmasından dolayı yapılan ayrımcılığı reddediyorum.

Kürt sorununun çözülmesinde İslam'ın bir imkan olduğuna inanıyorum.

Türkler ve Kürtler Müslüman olduklarından dolayı birlikteler; tarihte bu böyle. "İslam kardeşliği" çözümünü küçümsememek gerekir.

Ama bu, tamam Müslümanız ama Türkçe konuş şeklinde yorumlanamaz.

Kardeşsek kardeşlik hukuku olması gerekir. Kardeşlik hukuku eşitlikten geçer. Türkün de Kürdün de eşit olduğunu söyleyeceğiz.

Türk dili ile ne yapabiliyorsa Kürt de onu yapabilmeli.”

DEMOKRAT HABER

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.