'Tezkereyi Kobani'nin IŞİD’ten temizlenmesi amacıyla sınırlandıralım'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Kobani olayları ile ilgili düzenlediği basın toplantısında konuştu.

İşte Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısından satır başları:

Ülkemiz maalesef AKP hükümetlerinin politikaları sonucu tehlikeli bir dönemece girmiş durumdadır. Vatandaşlarımız infial içindedir. Hükümet ise, sorunları başımıza açan kendisi değilmiş gibi misliyle vereceği cevaplarla halkı sindireceğini sanmıştır. İktidarın IŞİD’e verdiği destek, bu terör örgütünün kendi vatandaşlarımızın akrabalarını Kobani’de katletmesi, bizi bir noktaya taşımıştır. Şu anda 6 ilde sıkıyönetimi andıran sokağa çıkma yasağı uygulanmaktadır. 23 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Yüzlerce gözaltı var. son talihsiz olaylar, kaos lobisinin işi değil iktidarın basiretsizliğinin açık göstergesidir.

Konuşunca hemen arkadan "CHP olsaydı ne yapardı" diye cümleler kurulur. Şimdi ben size eğer CHP iktidarda olsaydı ne olurdu onu anlatacağım. Dört madde halinde.

Açık söyleyeyim, eğer CHP iktidarda olsaydı mezhepçi bir politika asla uygulanmazdı. İki, eğer CHP iktidarda olsaydı ülkemizin dış politikasını dehşet salan dinci terör örgütlerine asla teslim etmezdi, üç, eğer CHP iktidarda olsaydı yanı başımızda Irak ve Suriye’de devlet kursun diye IŞİD’e destek vermezdi. Dört, eğer CHP iktidarda olsaydı ülkemizin yüksek çıkarlarını kendi kurumlarımızla ve kendi askerlerimizle korurduk.

'TEZKEREYİ IŞİD İLE SINIRLAYALIM'


Adalet ve Kalkınma Partisi, cumhuriyet tarihimizde ilk defa, ülkemizin yeterli askeri gücü yokmuş gibi, çıkardığı tezkereyle topraklarımızda asker konuşlandırmaya, yabancı asker konuşlandırma kararı vermiş bulunmaktadır. Bunu asla doğru bulmuyoruz. CHP tezkereye, hükümetin IŞİD’le mücadele yerine hedef kaydırması, savaşa sürüklemeye taşıması nedeniyle karşı çıkmıştır. Bugün ise hükümeti aklı selime davet etmek istiyoruz. Gelin, askerimizin kara harekatını Kobani’nin kurtarılması ve IŞİD’ten temizlenmesi amacıyla sınırlandıralım. Tezkereyi hemen çıkaralım böylece halkımızın akrabalarını IŞİD’in öldürmesine izin vermeyelim.

Askerimizi derhal geri çekeceğimizi de taahhüt edelim. Tezkereden yabancı asker konuşlandırma maddesini çıkaralım. Hava harekatları için işbirliği sağlayabileceği maddeyi koyalım. Böylece herkes hedefi ve kapsamı belli olan bir tezkereyi benimsesin. Biz de CHP olarak her türlü desteği verelim.

İç barışımızın yeniden tesisine gelince, çözüm süreci denen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi yayılmacı hülyasını gerçekleştirinceye kadar Kürt vatandaşlarımızı oyalama egzersizi artık boş çıkmıştır. CHP toplumsal barışın tehditte bulunduğu bu dönemde, kimsenin aldatılmadığı çoğulcu bir çözüm zemininin Meclis’te taşınması konusunda sorumluluğu yerine getirecektir.

'TAHRİP EDİLEN BÜSTLER YENİLENSİN'

Kürt vatandaşlarımızı AKP’nin iki dudağı arasına teslim etmek yerine, siyaseti ve gerçek demokrasiyi desteklemeye davet ediyoruz. Vatandaşlarımızı sokaktan çekilerek itidalli davranmaya çağırırken, çok sayıda kamu binası, vatandaşların iş yerleri, araçları, malları zarar gördü. Hatta yağmalandı. Mağdurların zararlarının karşılanması yönünde bir yasanın acilen çıkarılması yönünde çalışacağız.

Hükümetin tahrip edilen Atatürk heykelleri ve büstlerinin yenilenmesini bekliyoruz.

Kimsenin paniğe kapılmasına gerek yok. Hiç kimse itidali bırakmasın. Türkiye bu sorunların altından kalkabilir. CHP her zaman olduğu gibi en büyük sorunlarda sığınılacak limandır. Çünkü CHP varsa herkes için vardır. CHP ülke ve bölge barışı için elinden gelen her türlü çabayı gösterecektir. 

KILIÇDAROĞLU GAZETECİLERİN SORULARINI DA YANITLADI

Çözüm süreci konusunda öncülük edeceğinizi söylediniz. Hazırladığınız bir çalışma var mı?


Bu konuda daha önce açıkladığımız, demokrasi ve özgürlük bildirisinde bütün ayrıntılar vardı. Verdiğimiz çok sayıda kanun teklifi var. Meclis’in gündeminde bekliyor maalesef. Öncelikle darbe yasalarının değişmesi lazım. 12 eylül darbe yasalarından bu ülkenin arınması lazım. Demokrasiyi yeniden inşa etmek zorundayız. Daha güzel bir Türkiye’yi ellerimizle inşa edeceğiz.

Hükümete yönelik iki öneri var. bunları doğrudan başbakana iletmek için bir görüşme talebiniz olur mu? Demirtaş’ın yaptığı açıklama vardı. Eylem ve etkinliklere hiçbir yerde müdahale yapılmamalı dedi. Davutoğlu da “çözüm sürecini vandalizme kurban etmeyiz” dedi. Siz eylemlerdeki öfkeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Önce şunu söyleyeyim Sayın Davutoğlu, CHP görüşünü netleştirmelidir dedi. Çok açık ve net. Görüşlerimizi açıkladık. Şimdi ben aynı şeyi Sayın Davutoğlu’ndan bekliyorum. Benim yaptığım açıklamanın benzerini, herkesin açık ve net görüşünü hükümetin görüşünü bekliyorum. Tezkerenin, yeni tezkerede nelerin olması gerektiğini söyledik. Açıkça kamuoyunun önüne çıkan tek parti biziz.

Gösteri toplantı yürüyüşleri bizim saygı duyduğumuz gösterilerdir. Ama bunların kesinlikle şiddet içermemesi lazım. Biz CHP olarak demokrasiye inanırız, düşünce özgürlüğüne inanırız. Ama yağmaya, talana, şiddete adam öldürmeye adam dövmeye buna asla ve asla sıcak bakmayız ve doğru da bulmayız.

Ama devleti yönetenlerin, devletin akılla yönetileceğini de bilmeleri gerekir. Bunu da çok iyi biliriz. Şiddet misliyle karşılık görecektir ifadesini bir devlet adamı kullanamaz. Onu kullanan adamı Vandal olarak tanımlarsak iyi bir tanımlama yapmış oluruz.

Kobani için tezkere yoluyla TSK müdahalesini ön gördünüz. PYD’nin, HDP’nin silah yardımı talebi ya da alınan silahların Türkiye üzerinden ulaştırılma talebi var. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?

Oradaki yurttaşların akrabaları Türkiye’de. AKP hükümetinin IŞİD’e çok açık net destek verdiğini biliyoruz. Kendi akrabalarımızı öldürecek örgüte silah para moral desteği veriyoruz. Biz şunu söylüyoruz, benim ülkemin insanına ve onların akrabalarına bir terör örgütü müdahale etmemelidir. Türkiye yeri ve zamanı gelince de gücünü göstermelidir. Burada da bizim tereddüdümüz yok. Ve biz IŞİD’den o insanları korumak ve geri gelmek istiyoruz. Bunu da çok net tezkerede belirtilmesini istiyoruz. Görüşümüz çok açık, çok net. Kendi komşularımızda, akrabalarımızın olduğu coğrafyada bir katliamın yaşanmasına izin vermek istemiyoruz. Eğer orada bir katliam olur. AKP onu seyrederse bunun bedelini öder. Yazık günahtır bu insanlara. Hukukun üstünlüğü neyse onun gereğini yapmalıdır. Terör katliam insanlık suçu mu? Bütün dünyada. Yeri geldiği zaman müdahale edilecek. Biz CHP olarak böyle düşünüyoruz.

Çözüm zirvesi sonrasında başbakanın açıklamalarında hedef aldığı isim Sezgin Tanrıkulu’ydu. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Sayın Davutoğlu, Tanrıkulu’nun attığı tweeti anlayabilecek kapasitede olmadığını anladım ben.

Mevcut tezkerede PKK ifadesi de yer alıyor. Sizin tezkerenizde PKK’ya yönelik bir yaptırım yer alacak mı?


Hükümet ciddi bir tehdit olduğu yönünde görüş beyan ederse, gerekçelerini getirirse hayır demeyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nizamettin Aktaş 2 yıl önce

...sayın genel başkan. bu günkü söyleşiniz işid'le sınırlı bir testere ile meçlisi çalıştıralım diyorsunuz. sayın başkan insan olarak,bir devrimci olarak sizden öncelikle isteğim üç noktada düyümleniyor. öncelikle acil olanı. meçlis karar olmadan sıkıyönetim,sokağa çıkma yasağı adtanmışların keyfiliğine bırakılamayaçak kadar değerlidir. çünkü kişi özgürlüğü insan yaşamının temelidir. bu 12 eylül gibi zulüm anayasasının maddelerini bile hiçe saylıması bir devletin düştüğü açzı tarif eder. bir devlet öncelikle halkının özgürlüğü,geleçek yaşam temiatını garati eder. günlerce urfa ilinin farklı ilçelerinde eylemler yapıldı o eylemlerde devletin hoyratlığına tanıklık ettik. gaz,su,kişilerin yaralanması dahil kabuledilemez yöntemler uygulandı. bunun tesbitlerini yapan kurumlardan biride sizin partiniz ve vekillerinizdi. buralarda yapılan tüm zulme rağmen ölümler olmadı,ne zamanki devlet ve devletin atanmış görevlilerinin insafına bırakılınca insan yaşamı ölümler arttı.