‘Tehdide ve şantaja boyun eğmeyeceğiz’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü ‘milletvekillikleri düşebilir’ iması ve AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın “15 Temmuz’dan sonra iş işten geçer” şeklindeki sözleri, CHP’den sert tepki gördü. Yemin krizinin aşılması beklentileri, Kılıçdaroğlu’nun “tehdit ve şantaja boyun eğmeyeceğiz” açıklamasıyla daha da azaldı. Bugün yapılan CHP grup toplantısından “yemin etmemeye devam” kararı çıktı. Antalya Milletvekili Deniz Baykal, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamasını beklemeden grup salonundan ayrıldı. Kılıçdaroğlu konuşmasında yemin boykotunun gerekçelerini 16 maddelik 'demokrasi manifestosu'yla açıkladı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle:

Biz Türkiye’de demokrasinin eksiksiz uygulanması için her bedeli ödemeye hazırız. Tehdide ve şantaja asla ve asla boyun eğmeyeceğiz. Biz bir demokrasi mücadelesi veriyoruz, insan hakları mücadelesi veriyoruz. Seçme ve seçilme hakkının önündeki engelleri kaldırma mücadelesi veriyoruz.

Milli iradenin önündeki engellerin kaldırılması mücadelesi veriyoruz. Baskıcı değil özgürlüğün olduğu bir rejimi savunuyoruz. Biz tek adamın egemen olduğu bir ülkeyi değil yurttaşların egemen olduğu bir ülkeyi savunuyoruz. Biz bu tavrımızı niçin böyle geliştirdik. Madde madde bunları gerekçelendireceğim.

Madde 1- Milli İrade tutuklu, CHP bu demokrasi ayıbın içine sindiremediği için yemin etmiyor.

Madde 2- CHP, ülkemize çok partili rejimi ve demokrasiyi getiren parti olarak, demokrasinin, hukuk devletinin, güçler ayrılığının ve milli iradenin ayaklar altına alınmasına karşı çıkıyor.

Madde 3- CHP, güçler ayrılığı ilkesine inanıyor. Yargı vesayetini de, yargı üzerindeki vesayeti de kabul etmiyor.

Madde 4- CHP her vatandaşın verdiği oya saygılı olduğu ve her yurttaşın oyuna sonuna kadar sahip çıktığı için yemin etmiyor.

Madde 5- Çok iyi biliyoruz ki, vatandaşın verdiği oya sahip çıkmak demokrasiye, seçme ve seçilme hakkı ile milli iradeye sahip çıkmaktır.

Madde 6- CHP olarak şunu açık ve net olarak söylüyoruz; Kendi yurttaşının oyuna sahip çıkmayan, çıkamayan bir parlamento, ülkesinin çıkarlarına da, demokrasiye de, temel hak ve özgürlüklere de, milli iradeye de sahip çıkamaz.

Madde 7 -CHP, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinin imzaladığı uluslar arası anlaşmalara, sözleşmelere saygı duyar. Bu saygının gereği olarak Anayasa’nın 90. maddesinin hayata geçirilmesinin, uygulanmasının gerekliliğine inanır.

Madde 8 - CHP insan haklarını, demokrasiyi her yerde ve her koşulda savunur.

Madde 9 -CHP, Milli iradenin sonucu olarak tecelli eden seçme ve seçilme hakkını askıya alan, uluslar arası hukuk anlayışına ters düşen uygulamalara da karşı çıkar.

Madde 10- CHP Parlamento’nun işlevini el kaldırıp indirme olarak görmemektedir. Yürütme organının her dediğini koşulsuz olarak yerine getiren bir parlamento, sağlıklı çalışan bir parlamento değildir. CHP, güçler ayrılığı ilkesine inancının gereği olarak yargının, ya da yürütmenin yasama organına müdahalesini kabul etmez.

Madde 11- CHP haklarında hiçbir mahkumiyet kararı bulunmayan ve TBMM’ye gelip yemin etmeleriyle ilgili olarak da, hiçbir hukuksal engel bulunmayan milletvekillerinin hapishanelerde tutularak parlamentoya getirilmemesini, yemin etme haklarını kullanmalarının engellenmesini demokrasi ayıbı olarak görür.

Sormak istiyorum, her tür yasal prosedüre uygun olarak halkın oylarıyla seçilip gelen milletvekillerinin yemin etmeleri engellenerek, hukuksuz bir şekilde hapiste tutulmasını hangi vicdanla bağdaştıracağız. CHP, Recep Tayip Erdoğan’ın parlamentoda olamaması olayında olduğu gibi bu günde, demokrasi inancının gereği olarak kendisine yakışanı yapıyor ve halkın vicdanı olmayı sürdürüyor.

Madde 12 -CHP, seçimlerden önce “Uzun Tutukluluk sürelerinden şikayet edenlerin”, seçimden sonra bu söylemini rafa kaldırarak, hiçbir hüküm giymemiş milletvekillerinin yemin etmemesini olağan karşılayan iki yüzlü anlayışı şiddetle reddediyor.

Madde 13- Altını çizerek bir kez daha belirtmek istiyorum ki, CHP tutuklu milletvekillerinin yeminden sonra da yargılanmalarına karşı çıkmamakta, dokunulmazlık veya af istememektedir. CHP sadece ve sadece hukukun üstünlüğünü, TBMM’de halkın iradesinin egemen olmasını, evrensel hukukun gereği olarak seçilen milletvekillerinin yeminlerini ederek yasama görevine katılmalarını istiyor.

Madde 14 - Masumiyet karinesi, hak mücadelesinde insanlık tarihinin en büyük kazanımlarının başında gelmektedir. Mevcut durum bu en temel insan hakkının en ağır ihlalidir. Biz yasama faaliyetinin saygınlığı bakımından da bu tutumu almaktayız.

Madde 15 -CHP 24. dönem yasama faaliyetinin bu koşullarda, yargının takdiri altında kaldığı inancındadır. CHP Yasama organının ve 550 milletvekilinin bağımsız olmayan yargının hukuk dışı takdirine ve bu takdirin kapsama alanı içinde olmasına karşı çıktığı için haklı ve hukuki tavrını sürdürmektedir.

Madde 16 - CHP, Türkiye’nin itibarının sadece içerde değil, dışarıda da zedelenmemesi ve yaşanan sorunların aşılması için tüm çözüm önerilerine açıktır. Genel Başkan olarak bunu bir kez daha altını çizerek vurguluyorum. Çünkü, sorun sadece CHP’nin değil, Türkiye’nin sorunudur.

Milletvekilleri kendilerini tanıttı

CHP Grubu’nun bugün basına kapalı iki saatlik toplantısında milletvekilleri kendilerini tanıttı. Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in de bulunduğu bazı milletvekilleri toplantıda ‘and içme’ krizinin de konuşulmasını istedi. Bu görüşler üzerine genel başkan Kılıçdaroğlu, bugünden itibaren 5’er kişilik gruplar halinde genel merkez de milletvekillerini dinleyecek. Önümüzdeki günlerde tüm milletvekillerinin katılımıyla toplantı yapılacak.

‘Deniz Bey’in davetiyle siyasete girdim’

Milletvekili tanıtımları illere göre sıralandı. Antalya’ya sıra gelince eski genel başkan Deniz Baykal, “ Adım ‘Deniz’. Soyadım ‘Baykal’. Teşekkür ederim’ diyerek en kısa tanıtımı yaptı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Tunceli doğumluyum.” Dedikten sonra Maliye Bakanlığı’ndaki görevini anlattı, “Siyasete Deniz Bey’in davetiyle girdim” dedi. Bazı milletvekilleri ise Kılıçdaroğlu ile siyasete girdiklerini söyledi.

Özgeçmişlerini milletvekilleri kısa tuttu. Bir dönemin dışında en uzun milletvekili olan Kamer Genç, ‘and içme’ krizinin de toplantıda konuşulmasını istedi.

T24

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Arslan 5 yıl önce

Bu gune kadar meclisin ve junta yasalarinin egemen oldugu ,,,bu yasalarin egemenligini halkin iradesiymis gibi lanse edenlete tokat gibi bir cevap.Gercek halkin iradesinin meclise ve yasalara yansimasi acisindan ben de bu yemin etmememde ki kararliligi destekliyorum...