Sakık: Hiçbir anayasa dilime kimliğime gem vuramaz

Toplantıya Mardin Bağımsız Milletvekili ve DTK Eş Genel Başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, BDP milletvekilleri Sırrı Sakık ile sivil toplum örgütleri katıldı. Toplantıda ilk konuşmayı yapan Ahmet Türk, yeni anayasa sürecinin Kürtler açısından çok önemli olduğunu söyleyerek, şöyle dedi:

 

"Anayasalar o ülkedeki demokrasiyi, insan haklarını ve halkların hakları üzerinde uzlaşılan bir metindir. Bu bir uzlaşma metnidir. Toplumun vicdanı, ahlakıdır. Eğer anaysalar inkarcı bir anlayış içerisinde olursa o zaman toplumun vicdanını zedeler. Anayasanın bu yüzden ruhu çok önemlidir. Eğer anayasanın ruhunda, başlangıcında ret ve inkar üzerine bir anayasa yapılıyorsa, bu halkı kucaklayan bir anayasa olmayacaktır. Kimlikleri kültürleri reddeden bir anayasa halkın anayasası olmaz. Aslında bugün Türkiye’ye baktığınızda anayasa talebi olan, Kürtlerdir, ezilenlerdir, Alevilerdir, farklı inanç, farklı kimliklere sahip olan insanlardır. Eğer bunların bu talebi olmasaydı ve bu talebin karşılanması konumunda bir dayatma olmasaydı sadece kendilerine göre bir anaysa yapsalardı, yani Türk halkı tek halk gibi hareket etseydi belki bugün mevcut anayasanın 3-5 maddesini değiştirerek Türk halkını ikna edebilirdi veya yeterli görülebilirdi."

 

KIRMIZI ÇİZGİLER OLMAMALI

 

Türk, yeni anayasanın kırmızı çizgilerinin olmaması gerektiğini belirterek, şöyle dedi:

 

"Çünkü kırmızı çizgiler anayasanın değişmemesi anlamına gelir. Kırmızı çizgiler ile başladığınız zaman Kürtleri kabul edecek, farklı kimlikleri kabul edecek bir anayasa olmaz. Bu nedenle bu anayasanın gerçekten çoğulculuğu, katılımcılığı demokrasiyi ele alan bir mantıkla ele alınması lazım. Hiçbir kırmızı çizgi olmaması lazım. Örneğin üçüncü maddeye geldiğinizde diyor ki devletin dili Türkçe’dir. Bu bütün kapıları kapatan bir anlayıştır. Dünyanın hiçbir anayasasında devletin dili olmaz. Devletlerin resmi dili olur. Öyle bir madde koyulmuş ki bütün dillerin inkarını beraberinde getiriyor. Biz diyoruz ki devletin elbette resmi bir dili vardır. Bu resmi dilin yanında da çok farklı diller kimlikler ve kültürler var. Bunların da güvence altına alınması lazım. Toplumsal realiteye uygun bir anayasa istiyoruz."

 

Türk, yeni anayasada Kürtlerin taleplerini çok güçlü bir şekilde dile getirmesi gerektiğini, özellikle sivil toplum örgütlerinin, sendikaların toplumun her kesiminde bu taleplerin gerçekleşmesi konusunda çok ciddi bir çaba ortaya koyması gerektiğini söyledi. Türk, şöyle dedi:

 

"Bütün grupların halklarının haklarını güvence altına alınmasını istiyoruz. Ama Kürtlerin durumu farklıdır. Temel halklardan biridir. Kürtlerin bugün bir coğrafyası var. Bir Kürdistan var. Bu tarihi bir gerçektir. Türk halkı ile birlikte ortak yaşamaya karar vermişler. Ama süreç içinde bir inkarcı politika Kürtleri yok saymış. Ama bugün nüfus yoğunluğu ile bölgesi ile coğrafyasıyla yani Kürdistan olarak tabir ettiğimiz ve burada yaşayan Kürt halkının olduğu gerçeğini kimse gözardı edemez. Şimdi burada birlikte yaşama iradesini göstereceksek, adaletin, eşitliğin ve birlikte yaşamın koşullarının hazırlanması lazım. Her zaman söylüyoruz. Türk’ün de Kürt’ün de eşit, özgür, birlikte yaşaması gerekir. Ama aynı anneden babadan olan iki kardeşten biri diğerinin hukukunu çiğnerse o kardeşlik değildir. Burada Kürtlerin hak ve hukuk talebi var. Adalet ve eşitlik talebi var. Bizim istediğimiz budur. Artık kendi hakkının ve hukukun bilincinde olan Kürtler muhakkak o haklara sahip olacak."

 

Yeni anayasanın ortak akılla halledilmesi gerektiğini söyleyen Türk, "Acıyı halklarımız yaşamasın. Bilinçli olarak bildikleri tanıdıkları bir insan, orada gerillaymış gibi nişan alarak vuruluyor. Bu mantık ne demokratik bir zihniyeti ortaya çıkarır ne birlikte yaşam iradesini güçlendirir. Bu inkarcı mantık, tekçi mantık öyle bir şey oluşturmuş ki. Bugün bütün Türkiye halkının kafası Kürtler potansiyel tehlikedir, tehlikelidir, bu ülkeyi bölmek istiyor, yıllardan beridir bu işlenmiş. Ama kimse de Kürtler bu ülkenin yurttaşıdır, bu ülkenin gerçek sahipleridir, ortağıdır, bunların hakkı vardır, gibi bir söylemi gündeme getirmedikleri için bugün halklar arasında da yavaş yavaş bir uçurumun açıldığını görüyoruz. Türk halkını uyutan, aldatan, beynini milliyetçilik ile dolduran bir mantığın, bir anlayışın hala yürütüldüğünün farkındayız" dedi. Türk, yeni anayasa ile ilgili Pazartesi günü ortak bir açıklama yapacaklarını, anayasadan beklentilerini ve taleplerini belirteceklerini sözlerine ekledi.

 

’ANAYASA KÜRT MESELESİ SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE HAYATİDİR’

 

Van Bağımsız Milletvekili ve DTK Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk, devletin kendi toprağını, kendi vatandaşını bombardımana tuttuğunu iddia etti. Tuğluk, şunları söyledi:

 

"Hepiniz biliyorsunuz bütün Kürtlerin bütün demokratik siyasi kurumlaşmaları devlet tarafından hedef haline getirilmiş. Devlet eliyle topyekun Kürtlere karşı bütün kurumsal yapılarına karşı bir savaş ilan edilmiş. Savaş sadece silahla yapılmıyor ama onu da yapıyor zaten. Böyle bir ortamda anayasayı tartışıyoruz. Bu kendi içinde bir çelişki. Bu iktidar kadar barıştan kardeşlikten söz eden bir iktidar yok. Geçmişte iktidarlar daha net ifade ediyordu. Kürtler yoktur diyordu. Ama bu iktidar Kürtler var diyor. Kardeşiz birlikte yaşayacağız diyor. Hatta dünyaya demokrasi dersi veriyor. Ama kendisi kendi ülkesinde yaşayan milyonlarca halkın hakkı söz konusu olunca, o zaman geçmiş geleneksel devlet mantığını bu halka uygulamaktan vazgeçmiyor.

 

Yani ikiyüzlü bir politika var. Herkes yeni bir anayasanın yapılmasını istiyor. Türkiye’de yeni bir anayasa bütün kesimlerin ihtiyacı haline gelmiş. Bu çok olumlu bir nokta aslında. Tabi ki sorun nasıl yeni bir anayasa. Bu operasyonlar devam ederken, bana göre tam bir faşizm uygulaması devam ederken, kimse bu halkın, bu devlete güvenmesini beklememelidir. Bunun için zamanın olduğunu düşünüyorum bu operasyonlara son verilebilir, tutuklu arkadaşlarımız serbest kalabilir. O zaman nasıl bir anayasa konusunu konuşabiliriz. Şu anki gidişat onu göstermiyor. Anayasa konusu özelikle Kürt meselesinin çözümü konusunda son derece hayatidir."

 

BDP Muş Milletvekili Milletvekili Sırrı Sakık, Türkiye’de bugün yeni yeni bir anayasadan bahsedildiğini bunun nedeninin de bu anayasanın hiç kimseyi temsil etmemesi olduğunu söyledi. Sakık, şöyle dedi:

 

"Yani ya Kürtler ile barışacaklar ya da bu kavga devam edecek. Bizim talebimiz barıştır. Bizim talebimiz herkesin kendini içinde gördüğü bir anayasadır. Böyle bir anayasa olursa kavgalar biter, silahlar susar. Bir de acilen siyasi partiler yasası ve seçim kanununun değişmesi gerekir. Bunu için bir anayasal değişikliğe de gerek yok. Dünyanın hiçbir yerinde yüzde 10’luk baraj yok. Bunların bir an önce değiştirilmesi gerekir. Bugün gelinen noktada 4 partiden oluşan bir komisyon var. Bu komisyon toplumla görüşüyor. Bu olumludur. Bizler de taleplerimizi söylüyoruz.

 

Sayın Bülent Arınç geçen gün çıktı önemli şeyler söyledi. Siz bunları hayata geçirin. Karşılığı anayasada olursa siz geçirirseniz biz halk olarak arkanızda dururuz. Sizi alkışlarız da. Zaten bunun için varız ama sadece sözde kalmamalıdır. Hiçbir anayasa benim dilime kimliğime gem vuramaz. Kürtler bu anayasayı alır çöpe atar. Zaten kavganın da nedeni bu. Bu anayasayı değiştirmek içindir ki bu halk bu kadar ağır bedeller ödüyor. Kürtler şunu gördüler. Eğer çare yoksa, yol çaredir. Her alan çaredir. Dağ çaredir, kendimizi oralara kadar vurmuşuz." Toplantıda sivil toplum örgütleri de görüşlerini dile getirdi. (radikal)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.