15 Temmuz 2017 Cumartesi 12:17
HDP'li Yıldırım: 15 Temmuz’u fırsata çeviren iktidar kendi mitini yaratıyor, biz bu siyasi şovda yokuz

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Meclis'teki 15 Temmuz törenlerine katılmamalarının gerekçesini açıkladı.

Yıldırım, “15 Temmuz fırsata çevriliyor, iktidar kendi mitini yaratmaya çalışıyor. Biz bu siyasi şovda” dedi. 

Darbe Komisyonu'nu da eleştiren Yıldırım, “Darbe Komisyonu adı altında bir ucube kuruldu ve bu komisyon bir tek darbenin siyasi ayağını aklamaya yaradı” ifadesini kullandı.

Ahmet  Yıldırım,  Türkiye’nin 15 Temmuz gecesine nasıl geldiğini, 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL’i ve HDP'nin 15 Temmuz'a neden katılmayacağını Altan Sancar'a değerlendirdi. 

Ahmet Yıldırım'ın Gazete Karınca'da yer alan söyleşisi şöyle: 

“GÜLEN HAREKETİ EN BÜYÜK YÜKSELİŞİNİ AKP DÖNEMİNDE YAŞADI"  

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçti, darbe girişimi ardından yaşananlara gelmeden önce; Türkiye 15 Temmuz gecesine nasıl geldi?

Sıklıkla ifade ettiğimiz için bir daha tekrar etmekte sakınca görmüyoruz; 40 yıllık Gülen Hareketi en büyük yükselişini AKP döneminde yakaladı. Bir cemaate ordunun, emniyetin, yargının, üniversitelerin yani bütün bürokratik kurumların teslim edilmesi onları oldukça imtiyazlı hale getirdi ve haketmedikleri yerleri ele geçirme gücü verdi.

Cemaat, son 15 yılda AKP döneminde orduda, emniyette ve yargıda bu kadar desteklenmemiş olsaydı 15 Temmuz günü giriştikleri bu darbeye yeltenebilirler miydi? Bu soruya ‘evet’ cevabını verebilecek kimse yoktur. Son 15 yıllık AKP iktidarında onlara tanınan olanaklar ve açılan yollarla alakalı bir durum bu.

Dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus ise 2015 yılının Mart ayında İç Güvenlik Yasası ile emniyete, 2016 yılının Haziran ayında ise orduya dokunulmazlık zırhı getirildi. Bu ‘Siz yasaya takılmayın, kimse sizi yargılayamaz’ özgüvenini tanıdı bu kurumlara. Dokunulmazlık zırhına bürünmüş olanların yapamayacağı çılgınlık yoktur. Özellikle haketmedikleri bir makamı, mevkiyi ele geçirme biçiminde yaşanmış ise süreç yaşananlardan farklı bir durum düşünülemezdi. Bu sebeple söyleyebiliriz ki darbe göstere göstere gelmiştir.

15 Temmuz’dan bir önceki TBMM yasama yılı tutanaklarına bakıldığında sayısız arkadaşımız Meclis kürsüsünden bir darbe mekaniği ve ihtimalinden sıklıkla söz etti; iktidarı uyardık. Ancak iktidar, şaibeli seçimler ile kazandığı iktidarı konsolide etmek ve ortaklarını incitmemek için cemaate hiçbir şekilde dokunmuyordu. Böylece açılan tüm bu kulvarlar ve yaratılan olanaklar bu darbenin alt yapısını oluşturmuştur.

“DARBE KOMİYONU SİYASİ AYAĞINI AKALAMAYA YARADI"

15 Temmuz gecesi yaşananları biliyoruz, ancak kapalı kapılar ardında yaşananlar hala ortaya çıkarımadı. Darbe Komisyonu’nun çalışmaları da sona erdirildi ve raporu açıklandı. Siz de Komisyon’da darbenin siyasi ayağının ortaya çıkarılmadığını belirttiniz. Darbenin siyasi ayağı neden gizli tutuluyor?

Darbenin siyasi ayağını ve darbe gecesi kapalı kapılar ardında dönen pazarlıkları açıklama sorumluluğu siyasi iktidardadır. Siyasi iktidar kamuoyunun merakla beklemiş olduğu bu soruları cevaplamadıkça bu darbenin başladığı andan itibaren bir pazarlığa dönüştüğünü, haberleri olmasına rağmen tedbir almayarak kendi kontrollerinde yürüttüklerine dair toplumsal algıyı güçlendirmiş olurlar.

Hulusi Akar’ın Akıncılar üssünde, Hakan Fidan’ın Genelkurmay’da neler konuştuğunu açık biçimde ifade etmeliler. İfade etmedikleri sürece yükümlülük onlardadır.

15 Temmuz’dan sonra ‘Allah’ın lütfu’ diyerek, 20 Temmuz’da OHAL ilan ederek, 150 bin emekçiyi ihraç ederek, HDP’nin vekillerinden yöneticilerine kadar herkesi hedef haline getirmiş olmak, muhalifleri susturmak başlıbaşına darbenin siyasi iktidarın kendi haksız iktidarını konsolide etmek için kullandığının en açık göstergesidir.

Darbe Komisyonu adı altında bir ucube kuruldu ve bu komisyon bir tek darbenin siyasi ayağını aklamaya yaradı. Komisyon darbenin siyasi bağlantılarını çözmeme ve üstünü kapatma rolüne soyundu.

Bugün için bunu ertelemiş olabilirler, ama ileride gerçekler açık biçimde ortaya çıkaracaktır.

"KARGALAR BİLE GÜLER"

AKP’nin darbe girişimi ardından HDP’yi darbeciler ile birlikte hareket etmekle suçlamasını nasıl görüyorsunuz?

Bu durum, darbecileri bugüne kadar getirmiş olmanın suçluluğunu gizleme çabasından başka bir şey değildir. Biz darbecilerin adil yargılanması gerektiğini, bütün bağlantıları ile ortaya çıkarılması gerektiğini dile getirirken; bir yandan da onların dersanesine gitti diye, onların bankasına para yatırdı diye gerçekten mağdur edilenlerin ayrıştırılması gerektiği noktasına çabalara giriştiğimiz anda bizi darbe ile irtibatlandırmalarına kargalar bile güler.

Bugün bu darbe ile ve yapı ile ilişkili olup, soruşturma süreçlerinden azade kılınan kişiler ve de suçsuz olduğu halde içeride bedel ödeyen insanlar vardır ki biz bunların ayrıştırışmasını istiyoruz. Bir örgüt ihraç edilen 150 bin kişilik isimlerle ve rakamlar ile anılamaz. Eğer bir örgütün, 150 bin memuru, 4 bin hakimi ve savcısı, 10 bini aşkın subayı ve 40 bini aşkın polisi var ise bunu sosyoloji ile açıklamak zorundayız. Kendi deyimleri ile at izini it izine karıştırma politikaları darbecileri masumlaştırma noktasına iten çabalardır. Dipleri ıslak olduğu için kendi sorumluluklarını ortadan kaldırmak için bizleri saldırıyorlar.

“İKTİDAR KENDİ MİTİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR" 

15 Temmuz için büyük bir anma programı yürütüldüğünü de görüyoruz. Yeni bir tarih yazımı ve yeni bir bilinç yaratma gibi çabaların olduğunu söyleyebilir miyiz?

AKP’nin 15. yılın sonunda siyasi ve kültürel olarak bir şey üretemediğini ve elde etmiş olduğu iktidarı ise kendisi gibi olmayanları bastırmak için kullandığını çok iyi biliyoruz. Özellikle Erdoğan’ın 40 gün önce yaptığı konuşmada söylediği ‘Kültürel olarak iktidar olamadık’ sözleri belki de sehven yapılmış bir itiraftı.

15 Temmuz’u ülkeyi kendi istediği yönde şekillendirmek için bir fırsat olarak  gören ve kendi mitini yaratma, kendi kahramanını yaratma çabasında. Belli gün ve haftaları kendi iktidarını yerleştirecek biçimde takvimlendirmek başlı başına bir ucuzluktur.

Bu yıl için yapılan planlamaya bakıldığında, halkın değil parti ve tek adam rejimini öne çıkaran, mitler yaratan bir yapıda seyrettiğini görüyoruz. Büyük bir israfın olduğunu, büyük bir siyasi şovun orta yerde durduğunu görüyoruz. Bizler de bu siyasi şov kısmına katılmadan, yalnızca Meclis Genel Kurulu’na katılarak sözlerimizi söylemeye çalışacağız. Kendimizi tiyatral tüm etkinliklerin dışında tutacağız, bu yolla da darbeyi kendi lehlerine çevirme çabalarına ortak olmayacağız.
 

Son Güncelleme: 17.07.2017 18:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.