HDP İmralı Heyeti: Sürecin devamı için karşılıklı bir irade oluştu

HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken, Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder 'çözüm süreci'ne ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda heyetteki isimlerden Pervin Buldan, heyet adına yaptığı açıklamada "Karşılıklı irade oluştu, süreç devam edecek" dedi. Sırrı Süreyya Önder, "Heyeti Öcalan belirledi onun dışında kimse tayin edemez, heyette bir değişiklik olmayacak," derken, İdris Baluken ise, "Bugüne kadar detaylı bir yol haritası henüz heyetimizle paylaşılmış değil. Bizimle yol haritası taslağı paylaşılmış durumda," açıklamasını yaptı.

İşte Pervin Buldan'ın çözüm sürecinde gelinen aşamayla ilgili olarak bugün TBMM'de yapmış olduğu basın toplantısındaki konuşma metnin tamamı ve Sırrı Süreyya Önder ile İdris Baluken'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

PERVİN BULDAN: KARŞILIK BİR İRADE ORTAYA ÇIKTI

HDP Heyeti'den Pervin Buldan'ın gelinen aşamaya ilişkin okuduğu metin şöyle:

"Geçen hafta, çözüm sürecinde gelinen aşamayı ve Heyet olarak beklentilerimizi sizlerle paylaşmış, akabinde Adalet Bakanlığı’na başvuru yaparak İmralı Adası’na gitmek istediğimizi belirtmiştik.

Bir hafta süresince hem Hükümet kanadından konuya dair yapılan açıklama ve değerlendirmeleri yakından takip ettik, hem de İmralı ziyaretimizin bir an once gerçekleşmesi için talebimizi sık sık hatırlattık.

Önceki günkü Bakanlar Kurulu toplantısı  sonrasında Sn Hükümet Sözcüsü’nün yaptığı talihsiz değerlendirmeler nedeniyle konuyu bir kez daha kamuoyu ile paylaşma ihityacı duyduk.

Her şeyden önce HDP İmralı Heyeti olarak Adalet Bakanlığı’na yaptığımız başvuru, Partimizin ve Heyetimizin, demokratik çözüm ve barış sürecinde bugüne kadar oynadığı tarihi rolü devam ettirme hususunda samimi bir irade beyanıdır.  Yaşanan onca gerilim ve sıkıntıya karşın çözüm sürecinin devam etmesi hususundaki kararlılığımızın da en net göstergesidir. Ziyaret talebimiz her koşul altında siyasi müzakere kanallarının açık tutulması yönündeki çabalarımızın bir parçasıdır. Barış hakkına olan inancımızın ve çözüm sürecine dair sorumluluğumuzun da gereğidir. Çünkü Heyetimizin  İmralı Adası’na gidişinin engellenmesi Sayın Öcalan ile başlayan diyalog sürecinin bittiği anlamına gelecek ve bu da sürecin sonlandığı gibi olumsuz sonuç doğuracaktır.

İşte bu sonucun ortaya çıkmasına Heyet olarak yol açmamak için resmi bir başvuru ile rolümüzü oynamaya hazır olduğumuzu açıkça deklare etmiş olduk.

Ancak, son derece iyi niyetle ve samimi bir çabayla ortaya  koyduğumuz bu ısrar, anlaşılan odur ki, Hükümet ve Hükümet yetkilileri tarafından yeterince anlaşılmamaktadır. Heyetimizin halklarımıza karşı olan sorumluluk gereği ortaya koyduğu barış ısrarına karşı Hükümetin vermiş olduğu cevap partimize ve heyetimize karşı tehdit, müdahale ve çözümsüzlük dili olmuştur.  Gerek kullanılan çözümsüzlük dili, gerekse de Hükümetin ısrarla sürdürdüğü duyarsız yaklaşım çözüm süreci açısından her saniyesi önemli olan çok kıymetli zamanın heba olmasına yol açmaktadır. Yapılması gereken; kesintiye uğramış diyalog kanallarını biran önce açmak, müzakereye geçiş mekanizmalarıyla ilgili zaman kaybetmeksizin somut adım atmak olmalıdır. Bu süreçte partimizin ve Heyetimizin iradesi üzerinde tahakküm kurmayı çağrıştıran yaklaşımlardan ve söylemlerden de biran önce vazgeçilmelidir.

En çok da hükümet ve devlet yetkilileri bilmektedir ki; Partimiz ve Heyetimiz barışa katkı sunmak ve tam demokratik bir ülkenin harcına tarihi kararlılığımızı katma konusunda son derece yapıcı bir tutum içerisinde olmuştur. Bu kararlılığımız bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da aynı ciddiyet ve sorumluluk içerisinde devam edecektir.  Yanlış bir tartışmadan doğru bir sonuca gitmek mümkün değildir. Yanlış tartışma; kamu düzeninin sağlanmasını partimizin sorumluluğuna bırakarak, gelişen şiddet ve çatışmalardan aslında HDP sorumluymuş gibi bir anlayış yaratmaya çalışmaktır. Tarihi bir gerçekliktir ki, bir ülkede demokratik haklar tehdit ve kısıtlama altındaysa, hak talepleri anında kriminalize ediliyorsa ortada ne kamu kalır ne de düzeni.

Dolayısıyla kamu düzeninin sağlanmasının ve çatışma ortamının ortadan kaldırılmasının biricik yolu; ülkede barış temelli tam demokratik düzenin tesisidir. Tam da bu noktada, siyaset kurumuna ve siyasi partilere vazgeçilmez görev ve sorumluluklar düşmektedir. Gelişmelerin neredeyse çatışma boyutuna vardığı bir anda yapılması gereken; görüşmelere ambargo koymak değil tam tersine görüşmelerin sıklığını arttırmak, niteliğini derinleştirmek ve tüm demokratik kurumları da bu mekanizmaların içine katmaktır. Taktir edilmelidir ki; kamu düzeninde hiç bir sorun olmadığı ve çatışmaya dönük hiç bir tutum geliştirilmediği zaman aslında demokratik zemin sağlıklı bir işlerliğe kazanmış demektir. Çözüm sürecinin amacı tam da budur ve bu diyalog ve müzakere mekanizmasına en çok çatışmalı günlerde ihtiyaç vardır. Çatışmasızlık sürecinin başladığı günden buyana gerek sürecin sağlanmasına dönük emeğimiz, gerekse de kalıcılaşması konusunda ortaya koyduğumuz irade ve bu konuda geliştirdiğimiz özenli ve sorumlu tutum halklarımızın nezdinde en büyük demokratik teminatımızdır.

Hükümet yetkilileri bütün meseleyi İmralı görüşmesine indirgemekten de kaçınmalıdır. Aslolan;bu görüşmelerin başlamasıyla birlikte Sn Öcalan’ın tarihi rolünü rahatca icra edebilmesinin koşullarının sağlanmasıdır.

Bir süredir kesintiye uğramış olan diyalog sürecinin dün itibariyle heyetimizin Çözüm Kurulu’nda yer alan yetkililerle yapmış olduğu bazı temas ve görüşmeler sonucu sürecin kaldığı yerden devam etmesi konusunda karşılıklı bir irade ortaya çıktığı izlenimini de belirtmek isteriz.

Bu belirlemelerin ışığında şunu bir kez daha bütün kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz:

Tarafların çatışma dili yerine sürece katkı sunacak çözüm dilini geliştirmesi,

İmralı görüşmeleri üzerinden yapay gündemlerin oluşturulmaması,

Hükümetin her tıkanıklıkta Heyeti ve İmralı görüşmelerini tartışma konusu etmekten kaçınması,

Sorumluluğumuzun tarihe karşı ve müşterek olduğunun hiç bir zaman unutulmaması

gerçekliğiyle, biz de yıllardır bütün bedellerle dile getirdiğimiz barış iradesinin arkasında olduğumuzu belirtiriz.

Bu çağrımızın ve irade beyanımızın başta Sayın Başbakan olmak üzere tüm devlet ve Hükümet yetkilileri tarafından barışa ve demokrasiye dönük en büyük teminatımız olarak kavranması ve buna uygun bir dil ve tutum çerçevesinde değerlendirilmesi en büyük dileğimizdir."

İşte heyetin basın toplantısı sırasında Sırrı Süreyya Önder ve İdris Baluken'in yaptığı açıklamalar ise şöyle:

SIRRI SÜREYYA: HEYETTE DEĞİŞİKLİK YOK

"Biz bu tür takvimlendirme anlayışına çok sıcak bakmıyoruz. Bu iş neredeyse saatlerin bile önemli olduğu ciddi bir meseledir. Bu görüşmelerin tekrar kaldığı yerden devam etmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Sanırız hükümet de meselenin bu yöndeki ağırlığını kavrayacaktır.

Heyeti Öcalan belirledi onun dışında kimse tayin edemez, heyette bir değişiklik olmayacak. Yarın da 3 gün sonra da olabilir. Bunu karşılıklı belirleriz. Tekrar karşılıklı olarak bu irade beyanı daha kıymetlidir. Belli noktalarda benzer, müşterek, belli noktalarda hâlâ ayrı düşünüyoruz."

İDRİS BALÜKEN: BİZİMLE DETAYLI BİR YOL HARİTASI PAYLAŞILMADI

"Burada kamuoyu üzerinde yapılmış olan polemiklerin getirmiş olduğu bazı sıkıntılar vardı. Bu sıkıntıların aşılması içinde birtakım görüş alışverişleri oldu. Sürecin hızlandırılması noktasında karşılıklı bir irade beyanının şekillendiği somut bir sonucu sizlerle paylaşabiliriz. Bugüne kadar detaylı bir yol haritası henüz heyetimizle paylaşılmış değil. Bizimle yol haritası taslağı paylaşılmış durumda. Biz bunun detayını bir önce paylaşılması gerektiğini savunuyoruz. Dün yapmış olduğumuz görüşmenin çerçevesi sorun alanlarını giderme üzerinde şekillendi. Belki ileriki görüşmelerde yol haritası ile ilgili bir takım şeyleri paylaşma imkanımız da olur hükümetle. Müzakere mekanizmalarının kurulması nokrasında karşılıklı irade beyanının olduğunu söyleyebiliriz. Hükümetin yetkilendirmiş olduğu çözüm kurulu bütün hazırlıkları yürütüyor."

SIRRI SÜREYYA: ÇALIŞMA KOŞULLARINI SAĞLAMAK ZORUNDASINIZ

"Sayın Arınç o talihsiz demeci vermeden önce varılan bir mutabakat. Biriyle müzakere yürütüyorsanız onun çalışma koşullarını sağlamak durumundasınız. Bu çok akılcı, insani ve zorunlu bir yaklaşım. Bu mutabakatımız daha önce vardı. Sanırım sayın Arınç bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadan o demeci verdi."

ABESLE İŞTİGAL

"Milliyetçi oylar ve seçim meselesi oluşturulmuş bir yanlış algı. Barışı getirmek niye bir iktidara ya da partiye oy kaybettirsin? Seçimden önce mi sonra mı tartışması abesle iştigaldir. Barış hemen şimdi. Bizim yaklaşımımız bu. Bu ülkede tarihi barışımız için ne gerekiyorsa bir an önce hayata geçirmemiz lazım. Af da demokratikleşmenin önündeki tüm engeller de buna dahil."

BİZE DÖNÜK ‘SİLAH BIRAKSINLAR’ ÇAĞRILARININ MANASI YOK

"Bizim silahlı birliklerimiz yok. Bir algı ortaya çıktı. HDP olarak biz bu süreçte taraflar arasında diyalog ve koordinasyon gerçekleştirmekle kendimizi konumlandırmış bulunmaktayız. Bize dönük ‘silah bıraksınlar’ çağrılarının manası yok. Gerçekçi değil. Biz sivil bir siyaset kurumuyuz, PKK silahlı bir örgüt. Baktığımız zaman farklılıklar olması normal. Ama bugüne kadar süreç ağırdan alındı, gereken ciddiyet kavranılamadı. Bu da bir gerçek. Süreci başlatan kuşkusuz sayın Öcalan’dır. Onun iradesi olmadan kamusal güç ne yapabilir? Bunu tartışmanın da anlamı yok. Bu şeref sayın Cumhurbaşkanı’na ait olsun. Bir an önce gereğini yapsın."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mert 2 yıl önce

cok sevindim. ama bu "karsilikli irade"nin nasil olustugunu bir anlayabilsek daha da sevinecegim.