HDK 'Umuda yolculuk' başlattı

(ETHA) "Umuda yolculuk" şiarıyla toplanan HDK 3. Genel Kurulu başladı. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 3. Genel Kurulu "Umuda yolculuk" şiarıyla Ankara Kocatepe Kültür Merkezi'nde başladı.

Kongreye, HDK Yürütme Kurulu üyeleri, HDP Eş Genel Başkanları Fatma Gök ve Yavuz Önen, HDK bileşeni siyasi partilerin başkanları ve delegelerin yanı sıra BDP milletvekilleri Hasip Kaplan, Halil Aksoy, Erol Dora, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül de katıldı.

Kongrenin yapıldığı salona "Emeğimiz kimliğimiz bedenimiz bizimdir", "Anadilde savunma ve eğitim hakkı. Öcalan'a tecrite son. Müzakereler başlasın", "Doğanın ve kentin talanına son", "Anayasada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği tanınsın", "Alevilere yönelik baskıya, zulme ve asimilasyona son", "Sansür tutuklama, baskı, işten atmalar kabul edilemez. Halkın haber alma hakkı engellenemez. Özgür basın susturulamaz" ve "Sınırsız grev hakkı. Söz, basın, örgütlenme özgürlüğü ve iş güvencesi" yazılı pankartlar asıldı.

Açılış konuşmasını yapan LGBT aktivisti Yıldız Tar, kongre katılımcılarının yanı sıra, Gezi'den Lice'ye direnişçileri, Rojava devrimini, politik tutukluları selamladı. Büyük coşku ile başlayan kongrede, "Bu daha başlangıç mücadeleye devam", "Bıji berxwedana YPG", "Gözaltılar tutuklamalar baskılar bizi yıldıramaz" sloganları atıldı.

Divan seçiminin ardından LGBT'lerin "Neredesin aşkım buradayım aşkım" sloganı üzerine divan başkanı Gençay Gürsoy, kongreyi "aşkla" başlattıklarını söyledi.

Ardından, "devlet zulmüyle Gezi direnişinde yaşamını yitirenler başta olmak üzere özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler" anısına saygı duruşu yapıldı.

Divan Başkanı Gürsoy, Türkiye için değil bölge için de büyük anlamlar ifade eden umutlar vaat eden genel kurulu başlattıklarını söyledi. Gürsoy, iki yılda zor günler geçirdiklerini belirterek, yetersizlikler yaşadıklarını söyledi. Çizilen resimden henüz uzak olduklarını ifade eden Gürsoy, "Meclislerimiz çalışıyor ama yeteri kadar asıl iddiamız olan siyaseti toplumsallaştırma ve toplumsalı siyasallaştırma gibi o devasa amacı henüz gerçekleştirebilmiş değiliz. İçimizde olması gereken kitleler, mağdurlar bütünüyle yok. Şeyh Bedrettin’den ve sayısız Anadolu direnişi ve isyanından günümüze kadar devam eden, sürdürdüğümüz bir geçmiş var" dedi.

Gezi direnişinin kendilerine yeni bir dile ihtiyaç olduğunu açık ve sert biçimde gösterdiğini dile getiren Gürsoy, "İnsanlarımızı gençlerimizi kaybettik. Gözlerini kaybedenler var. Gençlerin acısını yaşıyoruz. Son 30 yıl içinde Kürt halkının ve Kürt direniş hareketinin bedeller ödeyerek biriktirdiği sonsuz değerde bir birikim var. Türkiye’nin bu birikimi Gezi dinamizmi ve yeni diliyle, direnişi, savaşı, isyanı mizahla, neşeyle birleştiren, dayanışmayı bürokratik engelleri aşan anında yürüyen bir mekanizma haline getiren, birbiriyle buluşan anlayışla buluşturan tarihi bir görevle yüz yüzeyiz" diye konuştu.

Gürsoy'un konuşmasının ardından faaliyet raporunun okunmasına başlandı. Faaliyet raporunun sunumunun ardından, kürsü delegelere bırakılacak.

Kongrenin sonunda siyasi karar önergeleri sunulacak. Alınan bilgiye göre, bu önergeler arasında, kıdem tazminatı ve taşeronluk sistemini de kapsayan çalışma yaşamına ilişkin bir önerge, Rojava'ya destek önergesi ile LGBT Komisyonu ve Kadın Meclisi'nin önergeleri bulunuyor.

Karar önergelerinin kabul edilmesinin ardından yaklaşık bin 200 delege, yeni Genel Meclis'i seçecek.


GEZİ RUHU HDK KONGRESİ'NDE

Gezi direnişi ve Rojava devrimi ruhuyla toplanan HDK 3. Genel Kurulu'nda söz alan tüm delegeler, HDK'nin ezilenlerin kurtuluş mücadelesinde umut olduğuna işaret etti.

HDK 3. Genel Kurulu, faaliyet raporunun sunulmasının ardından delegelerin konuşmalarıyla devam etti.

HDK Yürütme Kurulu Üyesi Saruhan Oluç, iki yıllık faaliyet raporu sunumunu yaptı. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun HDK'nin oluşumunun ön açıcı olduğunu söyleyen Oluç, "Üç kırmızı çizgimizden vazgeçmedik. Anadilde eğitim, farklılıkların anayasal güvence altına alınması, üçüncü hedefimiz yerinden yönetimle yeni idari yapıyı önerdik, önereceğiz. HDK, aslında kader ortaklığı. Geleceği ortak, birlikte kuralım diyenlerin, eşitlik isteyenlerin zemini oldu. Ortak talepler ve ortak örgütlenmeyi hedefledik. Gezi nasıl ortak mücadele alanımız olduysa Nusaybin'de yapılan duvar da ortak mücadelemiz olacak. Rojava devrimi karşısında nasıl heyecanlandıysak, Van'daki deprem de acılarımızı ortaklaştırdık. Böyle yaparsak birlikte ve demokratik geleceği kurabiliriz" dedi.

HDK'nin Türkiye için önemli bir model olduğunu ve geliştirmeye çalıştıklarını söyleyen Oluç, "Ortadoğu için de önemli bir model. Eksiklerimizi görüyoruz, aşmak doğrultusunda irade gösteriyoruz. İki yıl bize önemli deneyim kazandırdı. Yerelleşmeyi, halklaşmayı genişletmek istiyoruz. Hepsini hemen çözecek değiliz, adım adım bu önlemleri alarak derli toplu bir hale getireceğiz kendimizi" diye konuştu.

'SOKAKTAKİ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ'

Seçim barajını tanımayacaklarını kaydeden Oluç, "Seçimler yapacağımız tek iş olmayacak. Sokaktaki mücadelemizi sürdüreceğiz. Sokakları adım adım arşınlayarak sesimizi her tarafta duyuracağız. Beş eksende sürdüreceğiz. Demokrasi, emek, kadın, ekoloji ve gençlik eksenli sürdüreceğiz. Taleplerin ve hakların yerine getirilmemesine karşı her yerde mücadeleyi yükselteceğiz. Kürt siyasal hareketiyle ve Kürt hareketiyle birlikte sürdüreceğiz. Sayın Öcalan'ın İmralı'da başlattığı müzakerelerin sonuca ulaşması için tüm enerjimizi ortaya koyacağız. Özgürlük ve eşitlik mücadelesini bu şekilde kazanacağız. Kimse lütfetmeyecek. Bu bizim için onur mücadelesi. Başımızı eğmeyeceğiz" dedi.

BÜLBÜL: GERÇEĞE HÜ

PSAKD Başkanı Kemal Bülbül, "Farklılığımız zenginliğimizdir" sözünün artık erozyona uğradığını belirterek, "Farklılığımız gerçekliğimizdir, gerçekliğimiz eşitliğimiz olacaktır" denilmesi ve bu çerçevede yürünmesi gerektiğini söyledi. Bülbül, Türkiye'nin demokratikleşmesinin önündeki tüm engelleri aşmak için HDK'da olacaklarını belirtti. "Cemevleri terör yuvasıdır" açıklamasına tepki gösteren Bülbül, şu yanıtı verdi: "Terör yuvası; Ali İsmail Korkmaz'ı katledenlerin olduğu yerdir, terör yuvası; Kürdistan'da binlerce köyü boşaltan, tecavüz yapan, Ape Musa'yı, Hrant Dink'i, Uğur Mumcu'yu katledenlerin olduğu yerdir."

3 Kasım'da İstanbul'da yapılacak mitinge halkı davet eden Bülbül, konuşmasını, "Gelin canlar bir olalım, gerçeğe hü diyorum" diye tamamladı.

GÜRKAN: KAZANAN HDP VE HALKIN İRADESİ OLACAK

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, AKP'nin ceberrut politikaları karşısında tüm toplumsal kesimlerin yeni bir arayış içinde olduğunu söyledi, HDK'nın "zalimin zulmüne karşı direnme gücünü oluşturacağını ve arayış içinde olan halk kesimlerine umut olduğunu" söyledi. HDK'nun umut olmaya devam etmek için siyasal seçenek durumunu söylemden çıkarıp gerçeğe dönüştürmesi gerektiğini kaydeden Gürkan, "Umudu büyütmenin en önemli yollarından birisi demokrasi mücadelesinin önemli adresiyse kendi içinde de demokrasiyi işletecek mekanizmayı kurmak gibi bir sorumluluğumuz söz konusudur" dedi.

Yerel seçimler için adayların belirlenme sürecinden seçim çalışmasına kadar halkın ve bileşenlerin iradesinin yansıdığı bir perspektifle hareket edilmesi gerektiğini kaydeden Gürkan, "Kazanan sadece HDP olmayacak, halkın iradesi olacak, onun siyasal deneyimleri olacak" diye konuştu.

3. YOL YOK, İKİ CEPHE VAR

İstanbul Bağımsız Milletvekili ve HDK Yürütme Kurulu üyesi Levent Tüzel, ikinci yıl dönümünde olan Van depreminde kaybedilenleri ve Haziran direnişinde kaybedilenleri andı.

Neoliberal politikaların uygulayıcısı AKP iktidarı ile hesaplaşacaklarına işaret eden Tüzel, ODTÜ direnişini de hatırlattı, direnişi büyütmeye çalışacaklarını söyledi.

Demokrasi paketindeki toplantı ve gösteri hakkına ilişkin maddeyi eleştiren Tüzel, hükümetin sahtekarlığının ODTÜ'de görüldüğünü belirtti. Tüzel, üçüncü yol söylemine karşı çıkarak, "Ortada iki güç var, iki cephe var, iki saf var. Bir tarafta her türünden iktidar odakları, AKP'sinden CHP'sine sermaye güçleri öbür tarafda HDK ve demokrasi cephesinde buluşanlar. Bu kadar açık ve net" diye konuştu.

Tüzel, Rojava sınırına örülen utanç duvarlarına da sert tepki gösterdi, "Duvarları yıkacağız" dedi.

CHP'DEN HDP'YE MİLLETVEKİLİ Mİ GEÇECEK?

CHP'den HDP'ye milletvekillerinin geçeceği haberlerini hatırlatan Tüzel'in haberleri yalanlamaması dikkat çekti, "CHP'de çatlak yaratacakları" mesajını verdi. Ertuğrul Kürkçü ise daha önce yaptığı bir açıklamada eski CHP milletvekillerinden partiye katılacaklar olacağını söylemişti.

ÖNDER: BU SAVAŞI KAZANACAĞIZ

HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, emek, özgürlük, demokrasi, eşitlik, adaleti savunan kim varsa, HDK'nin onlarda yüksek bir heyecan oluşturduğunu söyledi. Bunun dışında kalan bütün kesimlerin ise HDK'yi ya itibarsızlaştırmaya ya da kısır tartışmalara boğmaya çalıştığını belirten Önder, birlik çalışmalarının bugüne kadar hep akamete uğradığını, HDK'nin bunu başardığını dile getirdi.

HDK'nin; bileşenlerin kendi özgünlüklerini koruyarak bir araya gelinebileceğini, bireysel temsiliyetlerin de yer alabileceğini gösterdiğini kaydeden Önder, "Hep birlikte bu işi başaracağız, ister ikinci yol diyelim, -evet sömürenler ve sömürülenler var, zalimler ve zulme uğrayanlar var- ister üçüncü yol diyelim, yoksullar, mülksüzler, devrimciler, emekçiler, halklar, inançlar diyelim, bu savaşı kazanacağız. Bu pratiği göstereceğimiz ilk gündem de mahalli seçimlerdir. İtibarsızlaştırma, yok sayma çalışmalarına en etkili cevabı vereceğiz" diye konuştu.

Hatice Altınışık, Suriye'den gelen Alevi mültecilerin durumunu anlatarak, mültecilere yönelik saldırıyı hatırlattı, duyarlılık çağrısı yaptı.

Sakarya'dan gelen Ümit Erten, konuşmasına Çerkesce ile başladı, ardından Türkçe devam etti. Kendi kimlikleriyle, kendi kültürleriyle HDK içerisinde yer aldıklarını söyleyen Erten, Çerkeslerin maruz kaldığı sürgünü ve Türkiye'de yaşadıklarını anlattı. Çerkeslerin görülmediğini belirten Erten, "HDK ile umutlandık, detaylıca da inceledik, inandık. Bir yıla yakındır da Sakarya'da HDK içinde çalışıyoruz. Proje ötekileştirilen herkese kendini ifade etme, kendi sorunlarına çözüm bulma imkanı veriyor" diye konuştu.

SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, faaliyet raporunda yer alan toplumsal olanı siyasallaştırma, siyasal olanı da toplumsallaştırma vurgusunun önemli olduğunu belirtti. HDK ile ilgili son günlerde ana akım medyada yer alan haberlere değinen Turan, "Esas tedirgin oldukları Gezi'nin çapulcuları ile Kürt dağlarının 'teröristlerinin' yan yana gelmesidir" dedi. Marjinal kavramının Gezi ile birlikte artık değiştiğini kaydeden Turan, "İnanmış, organize, militan karşı duruşu, muhalefetin geliştirilmesi gerektiğini" ifade etti.

GEZİ RUHUNU AKP'YE ÖLDÜRTMEMEK GEREKİYOR

Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Kanber Saygılı, seçim sürecine girildiğini belirterek, "Bu seçim sürecinde nereye gittiğimizi anlamak gerekir. Birincisi gençlerimizin ölmediği bir süreçten geçiyoruz. İkincisi Rojava devriminin halklarımıza ilham verdiği bir süreçten geçiyoruz. Üçüncüsü Gezi ayaklanmasını yaşadık, AKP'yi devirebiliriz fikrinin daha da güçlendiği bir süreçten geçiyoruz. Lice'den Gezi'ye küçük de olsa halkların kucaklaşmasını yaşadık. Yani avantajlıyız. Bizler bu süreçte özellikle birincisi Rojava devrimi, ikincisi Gezi'ye sahip çıkmak, Gezi ruhunu ayakta tutmak, AKP'ye öldürtmemek gerekiyor. Gezi'ye sahip çıkmanın yolu Gezi tutsaklarına, gazilerine, şehitlerine sahip çıkmaktan geçiyor" dedi.

HDK'nin batılılaşmaya ihtiyacı olduğunu söyleyen Saygılı, şöyle devam etti: "Türk emekçileriyle buluşmaya ihtiyacımız var. Taşeronlaştırma, kıdem tazminatı, iş cinayetlerini es geçmeyelim, bizi ilgilendirmez demeyelim, bu sorunlara mutlaka sahip çıkalım. Batıda güç olmak istiyorsak, Kürt halkı ile Türk emekçilerini buluşturmak istiyorsak işçilerin temel sorularına sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum."

Nor Zartonk'dan Sayat Tekir, Ermenice konuştu. Ardından Türkçe ile devam eden Tekir, Gezi direnişinde yaşamını yitirenleri andı ve Gezi'de yaralananlar ile tutuklananları selamladı. Tekir, KCK Genel Başkanı Abdullah Öcalan'ın başlattığı sürecin hükümet tarafından baltalandığını kaydederek, "Açıklanan paket hiçbirimizin sorunlarına çözüm olmuyor. Barış getirmesi mümkün değil. Barış halkların, emekçilerin mücadelesiyle gelecektir. Geçmişle hesaplaşmadığımız sürece barış toplumsallaşmayacak. Hrant Dink'in ardından Ermenilere saldırılar halen sürüyor. Soykırım uygulamasıyla halen bizlere numaralar veriliyor. Bu Ermenilerin sayısını azaltmıştır. Ermeniler korkuyor ama kendi örgütüyle bu korkuyu kıracaktır. Ermeniler eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesinin öznesidir. Kenar süsü değildir. Tahayyül ettiğimiz geleceği kurabilmemiz Ermenilerin politik taleplerini sahiplenerek olmalı. Merhamet değil, adalet bekliyoruz. Adalet olmadıkça barış gelmeyecek" diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.