24 Aralık 2017 Pazar 11:57
Figen Yüksekdağ: Bırakın 2019 seçimini, muhtarlık seçiminin dahi güvenirliği yok

HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, ittifak, erken seçim tartışmaları ve OHAL ile gelişen sürece dikkat çekerek, "Bu şartlar altında bırakın 2019 başkanlık seçiminin politik stratejiyi belirlemesini, muhtarlık seçiminin dahi belirleyiciliği, güvenirliliği yok" ifadesini kullandı. 

Yüksekdağ, AYM’nin tutuklu milletvekilleri hakkında bir yıl gibi uzun bir süre sonra verdiği "kabul edilemez" kararına ilişkin "Bir yıl sonra gelen karar Beştepe bülteninden farklı değil" değerlendirmesinde bulundu.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nden gündemdeki konulara ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan Hari Demir'in sorularını mektup aracılığıyla yanıtladı.

AYM, bir yıl aradan sonra Selahattin Demirtaş ve Gülser Yıldırım'ın başvurularına "kabul edilemez" yanıtı verdi. Bir yıl sonra gelen bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz? 

AYM kararının bir yıl sonra gelmesi itibariyle zaten sorunlu. Daha önce aldığımız duyumlardan, birkaç kez mahkeme kararının bizzat Erdoğan’ın müdahalesiyle engellendiğini biliyoruz. Bir yıl sonra gelen karar da Beştepe bülteninden farklı değil.

Doğrusu AYM kararı konusunda hiç de ümitli değildik ama Saray yörüngesine bu kadar doğrudan kilitlenen, aşırı zorlama ve inandırıcılığı sıfır gerekçelerle bu düzeyde varlığını inkar edeceğini de sanmıyorduk. İnsan lehte karar beklemese de biraz üsturup bekliyor demek ki.

Aslında iktidar partisi karşısında yere eğilen, olmayan düğmeleri ilikleyen, siyasi erkle çay- çorba muhabbetine giren yüksek yargı bizim hakkımızdaki kararı çok önceden vermişti. Bugün belki karara bağlayacakları başka dosyalarda bazı nüanslar, farklar olabilir ama esastaki sorun değişmez.

HDP'nin büyük olağan kongre süreci var. Sizin eş başkanlık göreviniz "gasp" edildi. HDP'nin yeni dönemi nasıl karşılaması gerekiyor? 

Başarılı bir kongre süreci olacağına eminim. Bunun somut işaretlerini il ve ilçe kongreleri aşamasında gördük. 4 bini aşan tutuklama oranına, ağır baskı ve kuşatmaya rağmen örgütler yeniden kuruldu. Siyasi faaliyetimizi, örgütsel kurumlarımızı kesintiye uğratma amacı boşa çıkarıldı. Ama saldırıların sürekliliğini hesaba katarsak, gardı düşürmek bir yana daha da yükseltmeliyiz.

Bunun yolu da kesintisiz hareket halinde olmaktan, parlamentoyu da sokağı da meşruiyeti temelinde etkin değerlendirmekten geçer. Yasalar ve makul olanlarla, meşruiyet ve haklılık arasındaki uçurumun bu kadar derinleştiği şartlarda, fiili meşru haklardan yana ağırlık oluşturmak, bu yönlü kitle eğilimini geliştirmek, siyasi olarak öncelikli görevimiz. 

Bu yanıyla antifaşist, demokratik mücadele fonksiyonumuzun genel politik kombinasyon içinde kritik önem kazandığını özellikle vurgulamak isterim. Halklarımızın, kadınların, emekçilerin hayati ekonomik ve sosyal sorunlarının da kaynağında yönetim biçimi belirleyiciliği var.

OHAL’e ve mutlak tekçi yönetim rejimine karşı güçlü, kararlı, birleşik bir mücadele büyütülmeden kimse kendini büyütemez, hatta muhafaza edemez. Böyle bir hareketin dinamosu olma potansiyeline sahip birincil muhalefet odağı da HDP’dir.

 2019'a giderken erken seçim tartışmalarının yanı sıra ittifak tartışmaları da Türkiye siyasetinin gündeminden düşmüyor. İttifak tartışmaları neden gündeme geldi? 

İttifak tartışmalarının tarafları ve gerekçeleri farklı ama çoğunluk 2019’u belirleyici dönüm noktası olarak görüyor ve geleceğini bu eşiğe göre belirlemeye çalışıyor. Mesela başta MHP olmak üzere varlığını Saray’ın varlığına bağlayanlar, ittifakları yasal güvenceye almak için acele ediyor. 

Ortada darbe ürünü bir siyasi partiler yasası, seçim barajı var. YSK yasasıyla doğrudan sandıklara Saray memuru atamanın hazırlıkları yapılıyor. Esas sorun bunlar değilmiş gibi, ittifaklara dikkat kesilmek tuzu kuru iktidar ve yancılarının öncelikli gündemi olabilir.

Bu şartlar altında bırakın 2019 başkanlık seçiminin politik stratejiyi belirlemesini, muhtarlık seçiminin dahi belirleyiciliği, güvenirliliği yok. Ortada Anayasa referandumu sonrası hesabı sorulmayan açık bir seçim yolsuzluğu örneği var. 'Hayır' cephesinin öncülüğünü savunanlar dahil olmak üzere o mühürsüz denip geçilen naylon 'Evet' pusulalarını yırtıp atamadı kimse.

Seçim artık sandıkta kazanılmıyor, sandıkla gelen de sandıkla gitmiyor. Muhalif siyasi özneler bu gerçekle yüzleşme cesareti göstermek zorunda öncelikle. Oya, iradeye sahip çıkma basiretini göstermek böylece daha mümkün olur.

Bana göre asıl sonuç alıcı ittifak, yolsuzluğa, adaletsizliğe batmış seçimli siyaset karabasanı karşısında, gerçek seçimli demokrasi için üç gün olsun alanlarda yan yana durabilmekten geçer. Şu parti, bu parti ittifakını aşan güç birliği, belirli an ve dönemlerdeki kararlılıkla, inisiyatifle oluşur.

 HDP bu ittifak tartışmalarının neresinde durmalı? Size göre HDP ve CHP'nin buluştuğu bir ittifak zemini mümkün mü? Bu ittifaklar neden önemli?

Her şeyden önce CHP ve HDP Türkiye’nin ikinci ve üçüncü büyük muhalefet partileri. Bu durum iki partiye de kaçınılmaz bir rol yüklüyor. Ayrıca HDP hiçbir ittifaka peşinen kapısını kapatmaz ya da ittifakı iki partinin arasındaki karar ve bağlaşıklığa daraltmaz.

Bugün HDP’nin de CHP’nin de geniş tabana yayılmış asgari demokratik halk ittifakını yaratma ve büyütmedeki rolü kritik. 'Tek adam- tek parti' rejimine karşı ortaya çıkan 'Hayır' iradesinin önünü açmak, siyasi partilerin bu iradeye karşı görevi öncelikle. Aslına bakarsanız ittifak şemalarından önce Bertold Brecht’in “Faşizme karşı birleşmeyenler, faşizmin zindanlarında buluşurlar” sözünü hatırlamakta ve kulaklara küpe yapmakta fayda var. Artık zindanlarda buluşmasak iyi olur."

Kaynka: Mezopotamya Ajansı 

Son Güncelleme: 24.12.2017 22:48
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.