Eskiden 'sandığa gitme' diyenler 'neden sandığa gitmeliyiz'i anlatıyor


Ercan Jan Aktaş / Demokrat Haber

7 Haziran seçimlerine kısa bir zaman kaldı. YSK, yurt içinde 53 milyon 765 bin 231, yurt dışında ise 2 milyon 876 bin 658 seçmen sayısı olduğunu açıkladı.

Toplamda insanların %80’inin sandık başına gitmesi bekleniyor. Kendilerini anarşist, anti-militarist, ekolojist olarak tanımlayan bireylerin bir kısmı seçimleri ve sandığı çok önemsemez. Temsili demokrasi sisteminin toplumsal sorunların çözüme kavuşması için bir işlevinin olmadığını düşünürler. Ancak 12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinde olduğu gibi 7 Haziran 2015 seçimleri için de bir grup anarşist, anti-militarist ve de ekolojist sandığa gideceklerini söylüyor. HDP’ye oy vereceklerini belirtiyorlar.

Teorik ve pratik olarak temsili sisteme karşı olan, bir şekilde toplumsal ve ekolojik sorunların doğrudan/yerelden müdahaleler ile çözüme kavuşacağını düşünen bu kişiler sandığa neden giderler? Bu sorunun yanıtını aramak için İlham, Sibel, Mahmut ve Atalay ile kısa mülakatlar gerçekleştirdik.

“GEÇMİŞTE NEDEN SANDIĞA GİTMEDİĞİMİZİ ANLATIRDIK”

- Neden sandığa gideceksiniz?

İlham: Bu soruyu şöyle anlıyorum. Neden bir anarşist sandığa gider? Anarşistlerin parlamenter sisteme, temsili demokrasiye olan bakışı bilinir. Geçmişte neden sandığa gitmediğimizi anlatırdık insanlara. Ama bu seçimin başka bir durumu var.

“OY VERME ANARŞİZME HALEL GETİRMEZ”

Sibel: Şu anki siyasal durum göz önünde bulundurulduğunda başka bir alternatif olmadığına inanıyorum. Sokakta mücadele yürütmenin gerekliliği bir yana bu seçimde oy vermenin anarşizme halel getireceğini düşünmüyorum.

“BİRLİKTE MÜCADELE ETMENİN TADINI ALDIK GEZİ'YLE”

İlham: Bir de her yerde bir seferberlik halinde süre giden HDP'ye barajı aştırma çalışmalarının yarattığı duygudaşlık var. HDP bütün muhalif kesimleri aynı çatı altında toplamayı başardı bir şekilde. Bir şeylere karşı “birlikte” mücadele etmenin tadını aldık hepimiz Gezi'yle. Yapılan çalışmalara bakınca biçim farklı da olsa benzer bir heyecanın izlerini görüyorum insanlarda. Bu heyecanın bulaşıcılığı, oy vermeyi ilkesel olarak reddeden tutumuma galip geldi diyelim.

Atalay: 13 yıldır hüküm süren, demokrasi kisvesi altında “istikrar” olarak yansıtılan neoliberal kıskaca sıkıştırılmış durumdayız. Katı merkeziyetçi ve otoriter devlet, doğrudan demokrasinin önünde bir set olmaya devam ediyor.

Başkanlık sistemini ele alalım. Buna karşı duruşumuzu verili alanın sınırları dışında çözüme kavuşturmanın yollarını elbette yaratabiliriz. Öte yandan seçim barajı başkanlık sisteminin bir güvencesiyken barajın aşılması, sistemin dayattığı istikrarı bozmanın bir yolu olarak ve uzun vadede farklı mücadele alanlarının yaratılması ve sürdürülmesi anlamında bana oldukça taktiksel geliyor.

Mahmut: Anarşistler için parlamento elbette çare değil ama bu seçimlerin önemi, Erdoğan’ın başkan olmasına karşı bir alan yaratmış olmasında ve HDP’nin oluşturduğu mücadele birliğinde yatıyor.

-Hepiniz anladığım kadarıyla HDP’ye oy vermek konusunda birleşiyorsunuz. Sizce neden HDP?

Mahmut: Yaşadığımız her alanda sistem hareket alanımızı kısıtlamakta ve sisteme entegre olmayan biz anarşistler bu şehirlerde boğulmaktayız. Bir ekoloji aktivisti ve anarşist olarak HDP’nin, farklı gruplarda örgütlenen tüm yoldaşlarımla birlikte mücadele etme imkanı sağladığını düşünüyorum.

“HDP'NİN MECLİSTE OLMASINI ÖNEMLİ BULUYORUM”

İlham: Rojava'da savaş sürerken ve kurtarılan/yeniden kurulan yerlerde özerk, anti kapitalist ve devletsiz bir yaşamın adımları atılırken, buna can havliyle engel olmak isteyen bir iktidarı biraz da olsa kontrol edecek, teşhir edecek bir mekanizma olarak HDP'nin mecliste olmasını önemli buluyorum.

HDP'nin sokakta yan yana durduğumuz, toplumsal dönüşüm arzusunu parlamenter sistemin sınırlarına hapsetmeyecek bir ağdan oluştuğunu unutmamak gerekiyor. HDP adayları tanıdığımız, bildiğimiz, devlet şiddetine karşı yan yana durduğumuz insanlar...

“HDP ROJAVA DEVRİMİ İLE GEZİ DİRENİŞİ’Nİ BULUŞTURAN BİR KÖPRÜ”

Atalay: Örgütlenmenin kriminalize edildiği ve önüne ket vurulduğu bu coğrafyada alternatif mücadele yöntemlerini baştan yok saymaya itiliyoruz. Gezi Direnişi hepimize bir oh çektirmişti. Gelinen noktada Gezi Direnişi’nin –LGBTİhareketi ve belli kentsel mücadele alanları dışında– toplumsal dinamikleri hayata geçirdiğini söylemek güç. HDP’nin dağılmaya yüz tutan o ruhu yeniden dirilttiğini düşünüyorum. HDP’nin Rojava Devrimi ile Gezi Direnişi’ni buluşturan bir köprü olduğunu da görmezden gelemeyiz.

Sibel: Zaten HDP’nin bir sistem partisi olduğunu söylemek, kurucu unsuru olan HDK örgütlenmesini tanımamaktır. Toplumsal ekolojiyi savunan bir Kürt, bir kadın ve bir LGBTİ aktivisti olarak devlet terörüne karşı HDP’yi destekliyorum. Oy vermek sadece bir formalite, bir detay. HDP’yi desteklemek sokak mücadelesinin bir parçasıdır.

- Seçim sonrasına dair ne öngörüyorsunuz?

Mahmut: HDP’nin seçim barajını aşacağına inanıyorum. Bunun toplumsal bir karşılığı da olacak. Her şeyden önce iktidar zayıflatılmış olacak ve savunduğumuz mücadeleler daha geniş bir alana yayılarak daha etkili yürütülebilecek.

“MÜCADELE DEVAM EDECEK”

Sibel: HDP barajı aşsa da aşmasa da mücadele devam edecek. HDP’nin meclise girmesi ise bazı engellerin ortadan kaldırılabilmesi bakımından önümüzü açacak.

Atalay: Barajın aşılmaması durumunda, olası bir başkaldırıya karşı devlet kendi çözümünü tekrar güvenlik siyasetine havale edebilir. HDP meclise girerse hükümet tekelindeki şiddet aygıtını bertaraf edebilir ve devletin çirkin provokasyonlarının önüne geçebilir. Ben barajın aşılacağına inanmak istiyorum. İç güvenlik kanunu mecliste çıkarıldı ve ancak mecliste kaldırılabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.