Erdoğan: Suriye’ye zalim Esed'in hükümdarlığına son vermek için girdik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kudüs ve Süreci̇n Problemleri̇ Sempozyumu’nda İsrail’e sert eleştirilerde bulanarak dünyaya Filistin için çağrıda bulundu.

Milliyetçilik ve mezhepçiliğe olumlu bakmanın doğru olmadığını savunan Erdoğan, Suriye’ye ilişkin, “Biz sabır, sabır, sabır dedik en sonunda dayanamadık ve Suriye'ye Özgür Suriye Ordusu ile beraber girmek zorunda kaldık. Niçin girdik? Devlet terörü estiren zalim Esed'in hükümdarlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil. Bizim asabi bir milliyetçiliğe olumlu bakmamız mümkün değil. Biz mezhepçiliği bir kenara bırakacağız. Belirleyecek olan İslam'ın ta kendisidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Parlamentolararası Kudüs Platformu: Kudüs ve Süreci̇n Problemleri̇ Sempozyumu"nda konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

"Milletimizin adeta 2. İstiklal harbi olan 15 Temmuz'da ellerini semaya açan, Gazze'de, Nabul'ta sokaklara meydanlara koşan tüm Filistinlilere şahsım ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Bugün tüm insanlık özel bir önem taşıyan Kudüs'ü şerife ve bu değerlere sahip çıkmak için bir araya geldik. Sizler, Filistin'de yarım asırdır süren işgalin, adaletsizliğin davacısı ve takipçisi olarak geldiniz. Bir barış, adalet ve huzur davasının savunucuları olarak İstanbul'a geldiniz.
 
Filistin halkıyla uluslararası dayanışma gününde sizleri misafir ediyor olmak bizim için iftihar meselesidir. Filistin'e sahip çıkmak, Filistinli çocukların görevi değildir. Bu tüm Müslümanların müşterek davasıdır, vazifesidir. Kudüs Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Zekeriya gibi nice peygamberlerin vatanıdır. Kudüs Darüsselam'dır. Tüm insanlığın aynası, özeti olan Kudüs miraç hadisesiyle arşı alaya açılan kapıdır.
 
Kudüs'ü zaman ve mekan olarak bölge gayretlerinin arttığı dönemde icra edilen bu toplantı önem taşıyor. Parlamentolararası Kudüs Platformu Filistinli kardeşlerimize güç kaynağı olmuştur. Kudüs'ün yalnız olmadığını herkese ilan ettiniz. Bu toplantının akabinde, platformun daha da güçleneceğine inanıyorum.
 
‘FİLİSTİN’DE HERGÜN KENDİNİ TEKRARLAYAN ZULÜM DÜZENİ VAR’
 
Bir çocuk düşünün. Her gün namlusu kendisine çevrilmiş silahların gölgesinde okula gidiyor. Bir genç düşünün. Geleceğe dair hayalleri dikenli tellerin vahşiliğinde kayboluyor. Bir kadın düşünün yıllarca gözü gibi baktığı evi bir anda buldozerlerle üzerine yıkılıyor. Bir baba düşünün sudan sebeplerle çocukları hapse atılıyor. Bir millet düşünün meskunu oldukları öz yurtlarında horlanıyor. Filistinli çocukların, gençlerin, kadınların, babaların her gün yaşadıkları hayat budur. Filistin'de hergün kendini tekrar eden baskı ve zulüm düzeni vardır. Bu adaletsizlik tüm dünyanın gözü önünde yarım asırdır katmerlenerek devam ediyor.
 
1 milyar 700 milyonluk İslam aleminin içini yaralayan bu tablo değişmedikçe kalıcı huzurun olması mümkün değildir. Birçok sorunun temelinde buradaki hak gaspının yattığı aşikardır. BM kararları bu haksız durumu gidermeye yetmedi. Üstünlerin hukukunun geçerli olduğu bu sistemde kararların hiçbiri uygulanamıyor.
 
1948 yılından bu yana baskı, tehcir, ayrımcılık politikaları devam etti. Filistin meselesinin BM Güvenlik Konseyi için turnusol kağıdı olduğunu düşünüyorum. Bu durum Müslümanlar nezdinde büyük bir güven kaybı oluşturdu. BM Güvenlik Konseyi gibi kurumlara yönelik güvensizlik DEAŞ gibi örgütlere zemin hazırlıyor.
 
Ortadoğunun kalbindeki bu yara tedavi edilmeden bölgenin huzur ve sükuna kavuşması düşünülemez. İsrail ve diğer ülkeler gerilimi artıracak adımlar atıyor. Filistinlilere yönelik pervasızlaşan saldırılar bunun en çarpıcı örneğidir. Müslümanların ibadetlerini kısıtlayan mütecaviz eylemlere sessiz kalamayız. Mescit'i Aksa'nın içinde yer aldığı Haramül Şerif Müslümanlara aittir, öyle kalacaktır.
 
İSRAİL'E EZAN ÇIKIŞI
 
Yakın dönemde ezan konusunda yaşanan tartışmaları tehlikeli buluyorum. Böyle bir tartışmanın varlığı dahi akıl ve vicdan dışıdır. Bu tartışmanın kimseye faydası yoktur. Bu uygulama yalnızca Filistinlileri değil, tüm Müslümanları rencide etmektedir. Bu konuda endişelerimizi, böyle bir tasarının yasalaşması halinde ne tür tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini İsrailli yetkililere ilettik.
 
Kalıcı barış için tek yol 1968 haritası temelinde bağımsız Filistin devletinin kurulmasıdır. Filistin'i tanıyan ülkelerin sayısını 137'nin üzerine çıkarmamız gerekiyor. Bu bir insanlık vazifesidir. Filistin'in İsrail ile aynı şekilde temsil edilmesini sağlamalıyız. Müslümanlar olarak uluslararası planlar yanındaki bu çalışmalar yanında Kudüs'teki tarihi mirasımızın üzerine titremeliyiz.
 
Müslümanlar'ın Kudüs'ü ve Mescidi Aksa'yı yeterli şekilde ziyaret edemediğini görüyoruz. Manisi olmadığı halde Mescidi Aksa'ya gitmeyenleri yadırgıyorum. Filistinli kardeşlerimiz "Lütfen gelin, işgalciler yalnız olmadığımızı görüyor" diyor. Bizler Filistin'e gereken desteği vermeye devam edeceğiz. Filistin'i ayağa kaldırmak için, var gücümüzle çalışacağız.
 
BM'NİN YAPISI
 
1 milyar 700 milyon Müslüman'ın dünyada acaba 193 devletin olduğu BM'de temsil edildiğine inanıyor muyuz? Hayır. Onun için her uluslararası toplantıda dünya 5'ten büyüktür derken bir şey kastediyordum. BM Güvenlik Konseyi'nde 5 ülke var. Dünyanın kaderi bu 5 devletin elindedir, iki dudağının arasındadır. 1 milyar 700 milyonluk İslam dünyasının BM'de bunu zorlayacak adım attığını hiç duydunuz mu? Böyle bir gayret var mı? Hepsi ürkeklik, korkaklık içinde ne olur endişesi taşıyor. Demokratik hakkımız neyse almalıyız, mücadelesini vermeliyiz. Bugün şartlar değişti, bugünün şartlarına göre BM Güvenlik Konseyi'nde 20 üye mi var, 20 üyesi olacak dönerli olacak. 20'nin 10'u iki yılda bir değişecek. Sürekli bu değişiklik yapılarak hem kıtaların temsili sağlanmalıdır, hem inanç gruplarının temsili sağlanmalıdır. BM adalet tesis edecekse bu böyle olur. Şu andaki haliyle ben BM'den adalet beklemiyorum.
 
Suriye meselesinde BM adım atabiliyor mu? Şu anda 600'lü rakamlar konuşuluyor ama hayır. Bana göre Suriye'de 1 milyona yakın insan öldü. Bu ölüm hala devam ediyor. Çocuk, kadın, erkek ayrım yapmaksızın devam ediyor. Nerede BM, ne yapıyor? Irak'ta var mı yine yok. Biz sabır, sabır, sabır dedik en sonunda dayanamadık ve Suriye'ye Özgür Suriye Ordusu ile beraber girmek zorunda kaldık. Niçin girdik? Bizim Suriye'nin topraklarında gözümüz yok. Mesele toprağın gerçek sahipleri topraklarına sahip olsunlar, bunu sağlamak için. Yani orada bir adaletin tesisi için varız. Devlet terörü estiren zalim Esed'in hükümdarlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil. Bizim asabi bir milliyetçiliğe olumlu bakmamız mümkün değil. Biz mezhepçiliği bir kenara bırakacağız. Belirleyecek olan İslam'ın ta kendisidir. Biz İslam'ın dışında başka belirleyici akım arıyorsak çok kötü bir yere doğru gideriz. Irak'ta, Suriye'de mezhep çatışmaları, buna seyiri kalalım mı? Hissi, duygusal davranmayalım, atmamız gereken adımları atalım.
 
15 Temmuz'da milletim F-16'ların bomba yağdıran helikopterlerin, tankların, topların, modern silahların insanoğluna işlemeyeceğini gösterdik. 248 şehit verdik. Elhamdürillah o FETÖ denilen o terör örgütü bu ülkede hedefine ulaşamadı. Benim birçok Müslüman kardeşim kendi ülkelerinde bu FETÖ terör örgütüne zemin hazırlıyor. İsminin yanında hoca varmış, ne hocası şarlatan."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hamza 1 hafta önce

Kim zalim alcaklar da hesap verecek akitmadigin kan kalmadi oldrmedigin cocuk kadin kalmadi sen zalimler zalimi sabah aksam kanla abtes alnan zalim Allah sanada aci yasatatacak elbet zalim diktador