Duygusal kopuşu kaldırmalıyız

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Başkanı Ahmet Türk, Türkiye'nin duygusal kopuşların yaşandığı bir süreçten geçtiğini öne sürerek, “Bu kopuş, Kürtlerden değil, hükümetin ve devletin politikalarından kaynaklanmaktadır” dedi.

Taksim Hill Otel'de “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku”nca düzenlenen toplantıda, yazar, akademisyen, sendikacı ve kültür sanat dünyasından isimler, blokun bağımsız adaylarını destekleme gerekçelerini açıkladı.

“Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku”nun 62 bağımsız adayını desteklemek için kaleme alınan metnin Türkçesini Prof. Dr. Gencer Gürsoy, Kürtçesini de Kürt Enstitüsünden Miraz Roni okudu.

Gürsoy, “Barış isteyen ve barış için mücadele eden tüm Türkiyeliler, yüzde 10 seçim barajını sandıkta bir kez daha delmek, parlamentoya ülkenin farklı renk ve seslerinin temsilcilerini göndermek için, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blokunun bağımsız adaylarını destekliyor, özgürlükçü ve eşitlikçi yeni bir anayasa talep eden tüm yurttaşları 12 Haziran genel seçiminde bu adaylara oy vermeye çağırıyoruz” dedi.

Yazar Ahmet İnsel, 12 Eylül rejiminin getirdiği baskı sisteminin ilk kez 2007 yılında bağımsız aday yöntemiyle delindiğini ifade ederek, 1990'dan sonra Meclise yeniden girmenin öneminin 4 yılda görüldüğünü söyledi. İnsel, “Tabii ki demokratik çözümün yegane alanı Meclis değildir ama olmazsa olmaz öncelikte, olmazsa olmaz önemde bir alanıdır. Toplumun bütün seslerinin Mecliste yer almasının sorumluluğunu, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku adayları taşıyacaklar” diye konuştu.

Fransa'da 2000 yılında vefat eden sanatçı Ahmet Kaya'nın eşi Gülten Kaya, söz konusu metnin altına, Türkiye'de yaşayıp “insanım” diyen herkesin imza atması gerektiğini savundu.

Öldürülen gazeteci Hrant Dink'in oğlu Arat Dink, “Biraz önce Gencer ağabeyin saydığı o gruplara bir de Ermeni, belki Ermenileri değil ama bir de Ermeni eklemek üzere buradayım” dedi.

Gazeteci Nuray Mert, “Türkiye'de emek, demokrasi ve eşitlikten yana özlemleri hadımlaştırılmamış herkesin bu bloku desteklemesi gerektiğini” ifade etti.

Şair yazar Sennur Sezer, Türkiye'nin bütün farklı kesimlerinin Mecliste temsil edilmesi için, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blokunu desteklediğini söyledi.

Gazeteci Murat Çelikkan, Türkiye'de yaşanan sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlara umut olarak bu blokun adaylarını gördüğü için desteklediğini belirtti.

Tiyatrocu Jülide Kural, Kürt sorununun çözülmesi için barışçıl yollardan başka bir seçeneğin olmadığını ve bu nedenle adayları desteklediğini bildirdi.

-BLOKUN DESTEKLEDİĞİ BAĞIMSIZ ADAYLAR-

Mardin bağımsız milletvekili adayı, DTK Başkanı Ahmet Türk de çok önemli bir süreçten geçildiğinin bilincinde olduklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Duygusal kopuşun yaşandığı bir sürecin içindeyiz. Ayrışmanın, Türkiye gündeminde olduğu bir dönem. Bu duygusal kopuş, Kürtlerden değil, hükümetin ve devletin politikalarından kaynaklanmaktadır. Bugün buna müdahale etmek isteyenler, sadece seçimde birilerini parlamentoya göndermek için burada toplanmış değiller. Aslında yanlış politikaların önüne geçmek için buradalar. Ayrışmayı, duygusal kopuşu ortadan kaldırmaya yönelik bir reflekstir. Halkların kardeşliğini gerçekleştirmek için bir çıkıştır. Bunu böyle görmemiz, böyle değerlendirmemiz lazım. Böyle bir tavır, böyle bir destek gerçekten bizi umutlandırıyor.”

İstanbul 2. Bölge bağımsız milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder de “Aslında bakarsanız ben de bu blokun destekçisiyken kendimi blokun içinde buldum” ifadesini kullandı ve “Aydın vicdanına ve aydın kalbine dokunmayan hiçbir siyasal yapılanmanın ve hareketin tarihte geniş kitlelere ulaşabildiği pek vaki değildir. Bu pusula işlevi görmesi hasebiyle aydınlarımızın verdiği desteği çok kıymetli buluyorum” dedi.

Mersin bağımsız milletvekili adayı Ertuğrul Kürkçü, deklarasyonun insanların düşüncelerini yeniden gözden geçirmeye yaradığını söyledi. Kürkçü, “Hem Kürt muhalefetinin hem Türkiye sosyalist ve demokratik muhalefetinin çok geniş bir kesimi, bu kampanya etrafında toplandı” diye konuştu.

-AHMET TÜRK'ÜN SELAHATTİN DEMİRTAŞ'IN AÇIKLAMASIYLA İLGİLİ DEĞERLENDİRMESİ-

Toplantının ardından bir gazetecinin, “Sayın Demirtaş'ın bir açıklaması oldu, 'Tek Başbakan yetmiyor' diye. Acaba ne demek istedi” sorusuna cevap veren Ahmet Türk, şunları söyledi:

“Yani aslında biz uzun süreden beri bu tartışmaları yaşıyoruz ve şunu görmeye başladık. Bugün Türkiye'de adeta bir tek devlet yok, birkaç devlet var veya birkaç yerden Türkiye'yi yöneten kişiler var. Şimdi bu güçler tekleşmeyince sorunun çözümü de zorlanıyor ama tabii ki, burada Kürtlerin çok geniş bir coğrafyası var, bir alanı var. Şimdi burada Kürtlerin iradesinin ortaya çıkması için demokratik özerklik temelinde bir siyasi statünün artık Türkiye'de oluşması gerekiyor. Türkiye'nin, Kürtlerin bu statü içinde kendilerini ifade edebileceği, yönetime katılabileceği, sosyal, ekonomik, kültürel alanlarda söz ve karar sahibi olabileceği yeniden yapılanmaya ihtiyacı var. Sayın Demirtaş'ın bence ifade etmek istediği bu.”

Demirtaş ile söz konusu açıklamasına ilişkin görüşme imkanı da olmadığını belirten Türk, şöyle konuştu:

“Bizim üzerinde durduğumuz, demokratik ulus, demokratik cumhuriyet, demokratik bir Türkiye'nin oluşmasıdır. Sıkıntının özü buradadır. Başta ifade ettiğim gibi, devleti yöneten bir tek güç yok. Bir tarafta hükümet, bir tarafta statükocu güçler var, bir tarafta Milli Güvenlik Kurulu, bir tarafta askeri vesayet. Şimdi bunlar olunca Türkiye'de sorunların çözümü ve tartışılması imkansız hale geliyor. Bence Sayın Demirtaş'ın ifade etmek istediği budur. Kürtlerin gelecekleriyle ilgili söz ve karar sahibi olabilmeli. Türkiye'nin şeffaflaşması. Demokratik bir yapıya kavuşması ki, biz buna demokratik cumhuriyet ve demokratik ulus projesi diyoruz. Her dilin, her kültürün, her inancın ortaklaştığı bir ülke olma yolunda bir projesidir, bir anlayıştır, görmek istediğimiz yeni bir Türkiye'dir.”

ZAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.