Duran Kalkan'dan ÖDP'ye 'açık mektup': HDP ile ittifak yapın

Selahattin Erdem mahlasıyla Yeni Özgür Politika gazetesine yazdığı yazıda KCK yöneticisi Duran Kalkan ÖDP'ye açıkça "HDP ile ittifak" çağrısı yaptı. Yazısında, "AKP’nin 2015 genel seçimini kazanması da savaş ve diktatörlüğün tırmanması olacaktır," diyen Kalkan, "AKP’nin 2015 genel seçimini tek başına kazanmasını engellemek için, AKP’nin koltuk değneği konumuna düşmemek için, Kürt sorununu çözerek Türkiye’nin barışının ve demokratikleşmesinin yaratıcısı olmak için başta ÖDP olmak üzere tüm demokratik güçleri seçim çatısı altında birleşmeye çağırıyorum," dedi.

İşte o yazının tamamı:

ÖDP’ye açık mektup

2015 Genel seçimi yaklaştığı için içimden geçen aşağıdaki hususları yazmak istedim. Bunlar süreç karşısında ve halklarımız şahsında taşıdığımız sorumluluğun bir gereği olarak ifade edilmektedir. ÖDP’de de böyle sorumlu bir yaklaşım gördüğüm için bunları yazıyorum. Yine bu temelde devrimci ağabeyimiz Nasuh Mitap’ı saygıyla anıyorum. Belki bu tür hususların tartışılarak çözülmesi daha uygun ve doğru olabilir. Fakat herkesi ilgilendirdiği için belki de böyle yazmak daha sonuç verici olur.

Geçtiğimiz yaz HDP Genel Kongresi’ni yapar ve yeniden yapılanma süreci içinde olurken, devrimci ve sosyalist güçler öncülüğünde tüm demokratik güçlerin birleştirilmesine ilişkin düşüncelerimi yazmaya ve bu temelde HDP çatısı altında bu birliğin gerçekleşmesine herkesi çağırmaya çalıştım. Bu nedenle de bugünkü ideolojik-siyasi hareketlerin kökleri olan TKP, THKP-C, THKO ve TKP-ML hareketlerinden ve önderlerinden örnekler vermek istedim. Zira bana göre belirleyici ve birleştirici olanlar hala onlardır.

Geçmişe dair verdiğim örnekler ile bugüne ilişkin geliştirdiğim eleştiri ve önerilere ne tür tepkiler verildiğini tam izleyemedim. Fakat ÖDP çevrelerinin bundan rahatsızlık duyduğunu ve “bunun kendileri için bir saldırı olduğunu” söylediklerini duydum. Halbuki rahatsızlık duymaya ve söylenenleri bir saldırı olarak görmeye gerek yoktu. Çünkü o sözler, sosyalist ve demokratik güçlerin toplum içinde örgütlenmesini ve siyasette etkili olmasını isteyen bir kişinin dikkatle seçip zorlanarak ifade ettiği sözlerdi. Eğer büyük bir ihtiyaç olduğuna inanılmasa ve tarihsel bir görev olarak görülmeseydi, o kadar ısrarla asla yazılmazdı.

Demokratik güçler Kürt mücadelesini sahiplenmeli

Türkiye’deki demokratik ve sosyalist güçlerin mevcut durumunun kabul edilemez olduğunu herhalde hepimiz kabul etmekteyiz. Ve tabi bunun bir kader olmadığını da. Çünkü kırk yıl önceki durumu ve yaşanan demokratik devrimi bilmekteyiz. Eğer kırk yıl önceki durum da böyle olsaydı, büyük olasılıkla biz de bu harekete katılmazdık. Ama bizi de kendine çeken devrimci-demokratik hareketin halk kitlelerini harekete geçirme ve örgütleme gerçeği olmuştur.

Bu nedenle Türkiye toplumu ve devrimci-demokratik hareketi baştan beri hep böyleydi diyemeyiz. On üç yıldır tek başına ülkeyi yöneten AKP’liler her yerde birkaç kişilik gruplar düzeyindeyken, devrimci-demokratik güçler yüz binleri harekete geçiren mitingler düzenliyorlardı. Yani toplum hep böyle şoven ve milliyetçi değildi. Karadeniz’de, İstanbul’da, Ege’de, Çukurova’da yaşananlar hala belleklerdedir.

Yani halkın devrime kalkışı sadece Kürdistan’da değil, geçmişte Türkiye’de de yaşanmış bir gerçektir. Bazılarının sandığı gibi, Kürdistan’da ulusal-demokratik devrimin gelişmesi Türkiye toplumunu olumsuz etkileyerek şoven-milliyetçiliğin gelişmesine de yol açmamıştır. Tersine devrimci-demokratik güçlerin topluma yeterince öncülük etmemesi, onları örgütleyerek mücadeleye çekmemesi sonucunda bu kabul edilemez sonuç ortaya çıkmıştır.

Kürdistan’da ulusal-demokratik devrimin gelişmesinin Türkiye zihniyetini ve siyasetini demokratikleştirme temelinde etkilediği tartışma götürmez bir gerçektir. Nitekim Demirel’den bu yana iktidar olanların neredeyse tamamı Kürt direnişinin bu demokratikleştirici etkisinden yararlanmaya çalışmıştır. Fakat bu etkiden ideolojik, örgütsel ve siyasal olarak hiç yararlanmayan ve adeta yararlanmak istemeyen devrimci-demokratik güçler olmuştur. Kürdistan’daki gelişmeler devrimci-demokratik güçler için temel müttefik konumundayken, başkalarının bundan yararlanmasına rağmen devrimci-demokratik güçlerin bu kadar uzak durması anlaşılır değildir. Artık bu durumun anlaşılması ve bu tutumun aşılması gerekiyor.

HDP demokratik güçlerin çatısı olmalı

HDP yeniden yapılanırken tüm sol, sosyalist ve demokratik güçlerin bu çatı altında birleşmesinden ve bu temelde Kürdistan’dan gelişen demokratik etkiyi Türkiye’de demokratik toplum örgütlenmesine dönüştürmesinden daha doğal ve doğru bir şey olamazdı. Ben bunu ifade etmeye çalıştım, ama yeterince anlaşılmadı ve gerekleri yerine getirilmedi. HDK ve HDP tüm demokratik güçleri içinde toplayan bir çatı haline gelemedi.

Fakat şimdi bunu bir yana bırakalım. 2015 genel seçimleri yaklaşıyor ve hepimizin bu seçimin gereklerine göre düşünmemiz ve pratikleşmemiz gerekiyor. Herhalde 2015 genel seçimlerinin önemi üzerine burada fazla bir şey yazmama gerek yoktur. Mevcut durum devam ederse, önümüzdeki seçimde de iktidara gelecek olanın AKP olduğu açıktır. AKP iktidar olursa da sonraki dört yılda ne yapacağı on üç yıldır yaptıklarından bellidir.

Dahası 30 Ekim tarihli Milli Güvenlik Kurulu toplantısı yeniden savaş kararı almıştır. Eğer seçimi AKP kazanır ve şimdiye kadar olduğu gibi tek başına iktidar olursa, MGK’nin bu kararını uygulamaya koyacağı kesin gibidir. Yani AKP’nin 2015 genel seçimini kazanması da savaş ve diktatörlüğün tırmanması olacaktır. O halde barış ve demokratikleşme için 2015 genel seçimlerini AKP’nin kazanmaması ve tek başına iktidara gelmemesi gerekir.

Peki bu sonuç nasıl elde edilebilir? Herhalde bu sonucu CHP’nin yaratması beklenemez ve mümkün görülemez. Nitekim CHP’nin iktidarı AKP’ye teslim ettiği ve şimdiye kadar da AKP iktidarının koltuk değneği olduğu açıktır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun en güçlü olduğu 2011 seçim sonuçları ortadadır. 2015 genel seçiminde eski sonucu da alamayacağı kesindir. Kaldı ki gücünü artırsa bile cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP ile ittifak yapmış olan bir CHP’nin barışı ve demokrasiyi getiremeyeceği ve Kürt sorununu çözemeyeceği açıktır.

HDP ve ÖDP'nin ittifakı kazandıracaktır

Diğer yandan sol, sosyalist ve demokratik denen güçlerin de tek başına AKP’nin seçim kazanmasını engelleyemeyeceği ortadadır. Eğer herhangi bir örgüt bunu başarabilecek konumda olsaydı, o zaman o örgüt desteklenirdi. Tek başına bunu başarabilecek bir örgüt olmadığına göre, o halde AKP’nin seçim kazanmasını engellemek için tüm demokratik güçlerin (ideolojik eğilimlerine bakmadan) bir çatı altında seçim ittifakı yapmaları zorunludur. Böyle yapmaz da AKP’nin tek başına iktidar olmasını engellemezlerse, bu durumdan CHP ve MHP değil, tersine sosyalist ve demokratik güçler sorumlu olacaklardır.

O halde geriye tek çare ve tüm demokratik güçler için tek doğru tutum ve siyaset kalıyor: Tüm demokratik güçlerin tek çatı altında seçim ittifakı yapması! Böyle bir ittifakın yüzde on barajını aşarak meclise güçlü bir grup olarak gireceği ve seçim sonrası ülke siyaseti üzerinde neredeyse belirleyici güç haline geleceği herkesin gördüğü ve kabul ettiği bir gerçektir. Yani Türkiye kırk beş yıl öncesine dönecek ve çok güçlü bir demokratik halk devrimini yaşar hale gelecektir. Bunu istemeyecek bir solcu ve demokrat olabilir mi?

İşte böyle tarihi bir siyasal sonucu yaratacak demokratik ittifakta da HDP ile ÖDP’ye belirleyici görev ve sorumluluk düşmektedir. Eğer bu iki parti ittifak konusunda anlaşırsa, o zaman tüm sol ve demokratik güçlerin bu ittifak içinde birleşeceği ve böyle bir ittifakın güçlü bir sinerjiye yol açarak oy oranını yüzde on beş-yirmilere kadar çıkartacağı açıktır. Yani bu durum hem partilere ve hem de demokratik ittifaka kazandıracaktır.

Bunları düşünmek ve yazmak bile gerçekten sosyalist ve demokratik olan herkese büyük bir heyecan vermektedir. Bu heyecan nedeniyle söz konusu satırları yazmak istedim. Normal bir birlik olmasa da, başta ÖDP olmak üzere tüm demokratik güçleri böyle bir seçim ittifakında bir çatı altında birleşmeye çağırmayı kendime görev bildim. Amacım başkalarına akıl vermek değil, yakalanmış bir fırsatı değerlendirmenin yaratacağı başarının heyecanını paylaşmaktır.

Kısaca AKP’nin 2015 genel seçimini tek başına kazanmasını engellemek için, AKP’nin koltuk değneği konumuna düşmemek için, Kürt sorununu çözerek Türkiye’nin barışının ve demokratikleşmesinin yaratıcısı olmak için başta ÖDP olmak üzere tüm demokratik güçleri seçim çatısı altında birleşmeye çağırıyorum!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa KANDEMIR 2 yıl önce

Bundan daha acik Bir öz elestirili aciklama Ve cagri olamaz !!! Diye düsünüyorum. Saygilarimla

Avatar
Sazpinar Ali- basel 2 yıl önce

Bu cagriyi bulundugumuz dönem acisinda cok gerekli ve hayati öneme sahiplenme olarak algiliyorum. Yönü insanlikta taraf bakan her insanin katilmasini arzuliyorum.
Selam birlik, dayanisma icin gayret edenlere