Duran Kalkan'dan dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin açıklamalar
HDP’ye dönük saldırılar ve dokunulmazlık tartışmalarını değerlendiren PKK Yürütme Kurulu Üyesi Duran Kalkan, “Eğer sen bu kadar baskı yaparsan, elbette Kürt çare arayacaktır. Ben ‘Kürtler ayrılırlar’ demiyorum. Kürtler direnir ve AKP’yi yıkarlar. Kürtler, daha fazla direnişe geçer, daha çok mücadele eder, daha çok dağa çıkar, daha çok örgütlenirler” dedi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan gündemdeki gelişmelere ilişkin soruları MED NÛÇE kanalında cevapladı.

Duran Kalkan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

* Gündemdeki önemli konulardan birisi de Türkiye’de milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması konusu ve Meclis’te AKP’lilerin HDP’lilere dönük saldırıları. AKP bu siyasetle ne elde etmek istiyor? İkincisi, konuya ilişkin DTK Eşbaşakanı Hatip Dicle’nin “94 gibi olmaz, siyasi sonuçları ağır olur. Kürtler için ‘kopuş’ gündemi öne çıkabilir” yönünde açıklamaları oldu. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Hatip Dicle’nin açıklaması önemli ve anlamlı. Bizce de ciddiye alınmalı. Hatip Dicle, uzun süredir bu mücadele içerisinde olan bir kişi. Cezaevlerinde kaldı, önemli katkısı ve birikimi oldu. Bir misyon sürdürüyor. Bu tür süreçleri yaşadı. Duygularını, hislerini, değerlendirmelerini ifade ediyor. Türkiye’de yaşayan herkes tarafından dikkate alınmalı. O sözler bir toplumun duygularını ve hislerini yansıtıyor. Bunu herkes bilmeli.”

“Tayyip Erdoğan ve AKP kendi durumunu hep başkalarına yüklüyor. Kendi psikolojilerini, konumlarını, yaşadıklarını başkalarına mal ederek, başkaları öyle yaşıyormuş gibi göstermeye çalışıyor. Mesela “ya baş eğecekler ya baş verecekler” dedi. Bu, şimdi AKP’nin yaşadığı bir durumdur. Öyle bir noktaya gelmiş ki, ya teslim olacak, ya çökecek! Bu, mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya benziyor.”

“KÜRT SOYKIRIMI SÜRDÜRÜLÜYOR” 

“Meclis’teki durum için de, “eşkıya Meclis’te” dediler. Gerçekten de AKP eşkıyası Meclis’e girmiş. Tam olarak kendilerini ifade ettiler. AKP terörü her yerde. Devlet terörünü, faşist soykırımcı terörünü her yerde kullanıyor. Cizre ve Sur’u, Kürtler’in en kadim kentlerini yıktı, harabeye çevirdi. Şimdi Nusaybin, Gever ve Şırnak’ı yıkıyor. Siyasi soykırım operasyonlarında her gün onlarca tutuklama yapıyor. Kürt soykırımı sürdürülüyor. Faşist polis terörü sokakta, basının üzerinde, akademisyenlerin, aydınların üzerinde.”

“AKP, tüm siyasi karşıtlarını faşist şiddet ile polis terörü ile susturacağını, ezeceğini söylemekte behis bile görmüyor. Bunu milletin kendi göbeğini kesmesi diyor. Ne alakası var. Bu Tayip Erdoğan’ın eline geçirdiği devlet sopasıyla siyasi terör uygulamasıdır. Bütün siyasi rakiplerini, şiddet ve terör ile ezme, bastırma girişimidir. Şimdi Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanında tüm toplumsal kesimler üzerinde faşist terör kol geziyor. Bütün bunların olduğu bir ortamda, Meclis’e yansımaması olamazdı. Doğal bir şekilde Meclis’e yansıdı. Dokunulmazlıkların kaldırılmak istenmesi de bu faşist terör uygulamasının bir parçası olarak gündeme geliyor. HDP milletvekillerine saldırı da bunun bir parçasıdır.”

“TOPLUMUN DEMOKRATİK HAKLARINA SAHİP ÇIKIYORLAR”

“Toplumu faşist baskı altında korkutarak, sindirerek, pasifize ederek aslında çökmekte olan iktidarının ömrünü uzatmaya çalışıyor. HDP’liler de halkın özlemini dile getiriyorlar, halkın tutumunu dillendiriyorlar. Halk direnişinin içinde oluyorlar, onu Meclis’e taşıyorlar. Toplumun demokratik haklarına sahip çıkıyorlar, sözcülüğünü yapıyorlar diye büyük bir öfke ve kin ile üzerlerine gidiyorlar. Meclis’ten atmaya, susturmaya çalışıyorlar. Tayyip Erdoğan’ın bütün amacı, gerçekleri söyleyen ve AKP terörünü teşhir eden herkesin susturulmasıdır.”

“’Susturun onu’ deniliyor ve susturuyorlar. İşte İmralı’da da bir yılı aşkın süredir Önder Apo’yu susturuyorlar. Zaten en ağır tecrit altındaydı. Bir yıldır hiçbir görüşme yaptırmıyorlar. Eğer bir basın organı, özgürce birkaç kelime söylüyorsa hemen kapatıyorlar. Hemen tutuklayıp hapse koyuyorlar, ihanet ile yargılıyorlar. Terörist diyor, hain diyor ve devleti üzerine sürüyor. Bir defa iktidar gücünü ele geçirmiş, istediği şekilde kullanıyor.”

“BU FAŞİST MANTIK, HİTLER MANTIĞIDIR” 

“Bu faşist mantık, Hitler mantığıdır. Ama Tayip Erdoğan bilmeli ki, yaptığı şey tehlikelidir. Sen eğer iktidar gücünü siyasi mücadelenin aracı yapıp bu şekilde kullanırsan, başkaları da onu yapar. “PKK şiddeti siyaset aracı olarak kullanıyor, bundan vazgeçsin.” Eğer PKK yüzde 1 kullanıyorsa, AKP ve TC devleti yüzde yüz kullanıyor. Terörü, şiddeti, silahı, sopayı, copu kim siyaset aracı olarak kullanıyor? Gerçekler gözönünde değil mi?  Her gün evler basılmıyor mu, milletin kafasında terör uygulamıyor mu? Bu şiddet değil mi? Deniliyor ki “devletin buna hakkı vardır, ayrıcalığı var.” Devlet kendine o hakkı tanırsa, herkes kendini devlet ilan eder ve kendine ayrıcalık tanır.”

* Hatip Dicle’nin bahsettiği ‘kopuş’ kavramı da buradan mı ortaya çıkıyor?

“Evet, kopuş da buradan ileri geliyor. Eğer sen bu kadar baskı yaparsan, elbette Kürt çare arayacaktır. Varolma ve özgür yaşama çaresi arayacak. Sana mecbur değil, muhtaç değil. Sen gücü kullanıyorsun, o da güç edinir ve sana karşı kullanır. Bir de sana köle olmak zorunda değil, dediğini yapmak zorunda değil. Birlik oluşturursan, karşındakini dinlersen, bir ortaklığa gitmeyi öngörürsen, seninle birlik olur. Karşındakine söz hakkı, yaşam hakkı ve özgürlüğü tanırsan seninle birlikte yürür. Yoksa eski kölelik devri geçmiştir. Kürde soykırım adı altında, kapatma siyaseti uygulamaya çalıştılar. Bunun sonucu PKK oldu. PKK bütün bu çitleri parçaladı, kırdı. Şimdi özgür insanlığa öncülük edebilecek özgür bir cesaret, fedakarlık ve ruh ortaya çıkardı. Bu ortaya çıkar, gerçekleşir.”

“’KÜRTLER AYRILIRLAR’ DEMİYORUM”

“Ben “Kürtler ayrılırlar” demiyorum. Kürtler direnir ve AKP’yi yıkarlar.  Kürtler Türk’le birleşir, zulmü uygulayan gücü yıkarlar. Kürtler, daha fazla direnişe geçer, daha çok mücadele eder, daha çok dağa çıkar, daha çok örgütlenirler. Kendi varlık ve özgürlük mücadelelerini daha fazla yürütürler. Dostluk ve ittifak kurarlar. Bütün ezilenler ile birlik kurarlar ve bu temelde mücadele ederler. Pratikte gerçekleşen de budur.”

“Fakat bu konuda Türkiye toplumunun daha cesaretli, bilinçli, mücadeleci olması gerekli. Böyle bir faşist zihniyet ve terör siyaseti pratiği altında yaşanamaz. Buna dur demek lazım. AKP’nin geldiği nokta kaldırılabilecek, tahammül edilebilecek bir nokta değil. Dünya tahammül etmiyor, mesela ABD tahammül etmiyor. Ahmet Davutoğlu “gidip görüşeyim” demiş, “zamanımız yok, işimiz var” demişler. Artık randevu da vermiyorlar. Tayyip Erdoğan gitti, elini sıkacak kimse bulamadı. Birkaç Yahudi buldu, eskiden İsrail’e söyledikleri için kendini affettirmeye çalıştı. Türkiye toplumu da bu gerçeği görmeli. Bu zulüm gerçekliği altında yaşanamaz. Evet, baskı ile sindiriyor, engellemeye çalışıyor. Ama toplum sinmemeli. Özellikle toplumun öncülüğünü yapan güçler; aydınlar, yazarlar, siyasetçiler, akademisyenler, gençlik, kadın, yani özgürlüğe en fazla ihtiyacı olanlar bu faşist zulüm düzenine boyun eğmemeliler. Bu faşist düzen yıkılabilir. Bu sistem yok edilebilir.”

Duran Kalkan’ın açıklamalarının tamamını ANF’den okuyabilirsiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.