Demirtaş’tan "Halk isterse birden çok Meclis kurabilir" ifadesine ilişkin açıklamalar
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, AKP içerisinde Ahmet Davutoğlu'nun olağanüstü kongre kararı alması ve HDP'li milletvekillerinin "dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla" demokratik siyasetin tasfiye edilmesine ilişkin DİHA'nın sorularını yanıtladı.

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, salı günkü HDP grup toplantısında "Halk isterse birden çok Meclis kurabilir" ifadesinin ne anlama geldiğine ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Demirtaş, konuya ele alınışına ilişkin “Bu bir tehditten çok aslında demokrasiyi güçlendirecek bir yoldur” dedi.

* İlk olarak Türkiye siyaset tarihindeki sıcak gündemle başlarsak, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun tasfiye edileceğini en erken siz bildiniz. Hatta birkaç kez kendisine bu konuda açık çağrıda da bulundunuz. Bu bir öngörümüydü? Bugüne nasıl geldik?

Hatırlarsanız 7 Haziran seçimleri öncesinde, yine 1 Kasım seçimleri öncesinde de Davutoğlu'nun başbakan olmayacağını, Erdoğan'a rağmen başbakan olamayacağını, iradesizleştireceğini ve başbakanlık kurumun tasfiye edileceğini söyledik. Çünkü Erdoğan'ın kafasındaki sistem tek adam yönetimine dayalı bir diktatörlüktür. Onun yönetim anlayışında ikinci bir adama yer yoktur. Buradan yola çıkarak kesinlikle en kısa zamanda Davutoğlu'ndan kurtulmanın yolunu arıyordu. Bundan emindik ki ortaya çıkan tabloda bizi yanıltmadı.

'DAVUTOĞLU ÖDEVLERİNİ YAPMADIĞI İÇİN BYPASS EDİLDİ'

Davutoğlu bazı konularda inisiyatif geliştirmeye başladı. Saray'a rağmen bazı adımlar atmaya yeltendi. Saray bunu bir anda tehdit olarak algıladı. Bir de Erdoğan'ın Başbakan'dan beklentisi icraat değil. 'İcraatı ben yapacağım' diyor. Başbakan'dan beklentisi bir an önce başkanlık rejimine geçişinin alt yapısını hazırlamak. Erdoğan'a göre dokunulmazlıkların şu ana kadar kaldırılması gerekiyordu. Yine Davutoğlu'nun her yerde başkanlık sistemini savunması ve bunun kampanyasını yürütmesi gerekiyordu. Anayasa değişikliğinin hazırlığının şimdiye kadar tamamlanması ve parlamentoya getirilmesi gerekiyordu. Bu konularda verdiği ödevleri ve görevleri hızlı bir şekilde yapamadığı için Davutoğlu'nu bir an önce bypass edip sıfır iradeye sahip bir kuklayı kongrede genel başkan seçtirecekler. 

* Erdoğan "Kendi kararıdır. Hayırlı olsun" dedi. Davutoğlu'nun yanıtı ise "Benim tercihim değil zaruret" oldu. AKP, 22 Mayıs'ta kongreye gidecek. Bundan sonraki süreçte AKP'de nasıl bir tablo karşımıza çıkar?

Erdoğan artık dikta hevesini; parti, devlet ve hükümet içinde tek adam olma; parlamentoyu tek adam olarak yönetme isteğini saklamıyor. Bunu açık aleni bir şekilde yapıyor. Bu AKP içerisinde kimi çevrelerin de işine geliyor. Çünkü Erdoğan aynı zamanda elde ettiği gücü rantta dönüştürmeyi ve bu ranttı dağıtmayı başarabilen bir lider; bu şekilde ayakta kalabiliyor. Erdoğan'ın güçlenmesi parti içerisindeki rantçıları sevindirecektir. Fakat parti içerisinden bundan rahatsız olacak çevrelerde az değildir. O nedenle bu aleni bir yarılmadır. Erdoğan'ın tasfiye ettiği Abdullah Gül'den Bülent Arınç'a, Hüseyin Çelik'ten Sadullah Ergin'e kadar bütün bu kesimler belli bir arayış içerisine girmişlerdi. Davutoğlu'nun tasfiyesi ile birlikte Erdoğan tehdidi ve tehlikesi çok daha görünür hale geldi. Artık AKP içerisindeki tek adam yönetimine ve sistemine karşı olanların sesinin daha yüksek çıkma ihtimali vardır. 

'DİKİŞ TUTMAZ, AKP ARTIK ÇÖZÜLMEYE BAŞLAMIŞTIR'

*Size göre bu kriz nasıl ortaya çıktı? 

Fakat bütün bunları ortaya çıkaran şey direniştir. Kürt özgürlük hareketi, HDP, sivil toplum örgütleri, Alevi örgütleri, sol ve sosyalist kesimler uzun süredir Erdoğan darbesine karşı bir direniş geliştiriyorlar. Bu direnişin giderek ayrılığı, ayrışmayı ve kendi içlerindeki çelişkiyi derinleştirmesi beklenen bir durumdu. Bir müddet kongreden sonra toparlanma yoluna gideceklerdir ama uzun sürmez. Fakat dikiş tutmaz, AKP'de bu haliyle çözülme başlamıştır. Zamanı kestirmek kolay değil fakat zorbaya güce dayanarak ayakta kalan Erdoğan iktidarı şu andan itibaren tümüyle tasfiye sürecine girmiştir. Bu kriz de bunu göstermiştir. 

'ERDOĞAN GİDİŞİNİ HIZLANDIRMIŞTIR'

* Olup bitenler karşısındaki AKP'deki bu durumun Erdoğan'a yaradığını söylemek mümkün müdür? 

Diktatör heveslileri belli aşamalardan geçerler ve her seferinde gücünü biraz daha artırmak isterler. Çünkü bunu yapmazlarsa tasfiye olacaklarını bilirler. Fakat güçlenmekte diktatörler açısından bir tehdittir. Çünkü güçlenmeye devam ederken, haksızlık ve zorbalığın dozu artar. Bu durum da onların sonunu yaklaştırır. Diktatörler açısında kaçınılmaz durumdur. Bisiklet sürmek gibidir; dursalar düşerler, sürmeye devam ederlerse önünde uçurum vardır, düşerler. O yüzden Erdoğan'ın ısrarla dikta rejimini inşa etmeye çalışması ve sürekli haksızlık, hukuksuzluk ve kanun dışılığa başvurması sonunu hızlandıracak gelişmelerdir. Erdoğan, şu anda Cumhurbaşkanı olarak eski partisi de olsa bir partinin kongresine, genel başkanına müdahale etmek; bunların hiçbiri Cumhurbaşkanı'nın yetkisinde olan şeyler değil. Bunları açık bir şekilde yaptığına göre, demek ki çok sıkışmış durumda. 

'ERKEN SEÇİM OLSA DAHİ HDP BARAJ ÜSTÜNDEDİR'

* Bu krizin erken seçime dönüşme ihtimali var mıdır? Erdoğan'ın erken seçim hesapları, HDP'yi baraj altı bırakmak, kamuoyu yoklamaları ne gösteriyor, HDP baraj altı mıdır?

Erken seçim de gündeme gelebilir. Son derece olasıdır. Zaten Erdoğan'ın Davutoğlu'nu kullanıp bir kenara atması, biraz arzu ettiği şekilde süreci yürütememesinden kaynaklıdır. Şimdi muhtemelen başkanlık oylamasına kendisini taşıyabilecek bir iradesiz başbakan atayacaktır. Bütün süreci de kontrol altına alarak, MHP'deki süreci de bir yandan izleyip, hızlı bir şekilde erken seçime gidebilir. Oradan 330 milletvekilini bulup, arzu ettiği Anayasa değişikliğini referandum da yapabilir. 367'yi bulabilmesi için hem HDP'nin hem de MHP'nin baraj altı kalması lazım. CHP iki partili bir Meclis'i uygun görüyor. O yüzden AKP'ye karşı büyük bir direniş ortaya koymuyor. İlkesiz bir siyasetle aslında AKP'yi besliyor. MHP zaten AKP'nin yedeği haline getirilmiş durumda. Mümkünse partisini bilerek baraj altında bırakmaya razı olmuş durumda. Burada direnen bir tek HDP kalıyor. Araştırmalar gösteriyor ki biz halen barajın üzerindeyiz. Oylarımız da giderek artıyor. Biz erken seçimi de göğüsleyebilecek, barajı aşacak bir iradeye ve güce de sahibiyiz. Zaten dokunulmazlıklarımızı erken bir şekilde kaldırmalarının nedeni de erken seçim ihtimalidir. Kampanya yürütemez bir duruma getirip HDP'yi baraj altında bırakmaya çalışacaklar. Fakat biz her türlü olasılığa karşı tedbirimizi alacağız. 

'DAVUTOĞLU'NA YAPILMIŞ BİR DARBE DEĞİL'

* Davutoğlu'na dönük geliştirilen bu durumu darbe olarak değerlendirenler var. Bu sizce de bir darbe midir? Yine dokunulmazlıklar da gündemde, siz bunu darbe olarak değerlendiriyorsunuz, ikisi arasında bir bağlantı var mıdır? 

Bu Davutoğlu'na yapılmış bir darbe değil. Davutoğlu kukladır. Biz, 8 Haziran'la birlikte başlayan bir darbe sürecinden bahsediyoruz. Davutoğlu bu darbe sürecini desteklemiştir. Bunun destekçisi olmuştur, şu anda hükümete yapılmış bir darbe yoktur. Erdoğan darbesi 8 Haziran'da aleni bir şekilde başladı ve halen devam ediyor. Bunun sadece aşamalarını izliyoruz. Darbe süreci henüz tamamlanmış değil. Zaten Davutoğlu hükümeti Erdoğan'a rağmen göreve gelmiş bir hükümet değildir. Erdoğan'ın kuklası olarak atanmıştır. Neredeyse seçilmiş bile değildir. Erdoğan kimi istediyse milletvekili yaptı. Kimi istediyse onu genel başkan yaptı. Kimi istediyse onu seçime soktu. Nihayetinde de böyle bir hükümet ortaya çıktı. Seçildiğinden beri de Erdoğan'ın iradesinin dışına çıkamıyorlar. Erdoğan atadığı bir başbakanı değiştirme kararı aldı. Aslında bu hükümete karşı bir saray darbesi değil ama halka karşı bir saray darbesi 8 Haziran'da yapıldı ve bu devam ediyor. Dokunulmazlıklar işte bu darbe sürecinin bir parçasıdır. 

'ÖZÜR DİLEMESİ GEREKENLER DESTAN SAÇMALIĞINDAN BAHSEDİYOR'

* Dokunulmazlıklardan konu açılmışken, geçtiğimiz günlerde Anayasa Komisyonu'nda AKP'nin getirmiş olduğu teklife dair görüşmelerde HDP'li milletvekillerine dönük saldırılar devreye konuldu. AKP'liler sizleri suçladı. Komisyonda yaşanılan sizce neydi? 

Komisyonda AKP'nin gerçekten tavrı büyük bir panik yaşadıklarının göstergesiydi. Tam bir suçlu psikolojisi içerisindeydiler. HDP'ye karşı söyleyebilecekleri argümanları yok, arkadaşlarımızın orada yaptıkları konuşmalara dair verebilecekleri bir cevapları yoktu. Zaten entelektüel hiçbir birikimi olmayan vekiller grubu oraya gönderilmişti. Daha çok kavga ve şiddet için tetikçiler oraya gönderilmiş bir güruh vardı. Kavgayı çıkaranlar da bunlardır. AKP'nin Anayasa Komisyonu üyeleri kavga çıkarmamıştır. Bize saldıranlar konuyla hiç alakası olmayan ve özellikle komisyona gönderilmiş yüz civarında vekildir. Orada HDP'li vekillerimiz sürekli fikirlerini söylemeye çalışmışlardır. Onlar sürekli bir baskı uygulama gayreti içerisinde oldular. Bununla ilgili Davutoğlu, utanmadan, sıkılmadan "destan" olarak ifade etti. Bu ayıp tutumu, yaşanılanlardan dolayı halkta özür dilemesi gerekirken, bunu bir "destan yazmak" gibi abuk sabuk bir noktaya çekmeye çalıştı. 

'BOYKOTU TARTIŞIYORUZ'

* Değişiklik teklifi komisyondan geçti ve önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu'na getirip, oylanması söz konusu olacak. Genel Kurul aşamasında tavrınız ne olacak? O görüşmeye katılacak mısınız? Ya da gündeminizde boykot etme var mı? 

Bu konudaki tartışmalarımızı sürdürüyoruz. Genel Kurul'da oylama konusunda tutumumuz ne olur bunu da tartışacağız. "Hayır" oyumu verelim ya da boykot mu edelim. Bunları önümüzdeki günlerde değerlendireceğiz. Tabi ki evet oyunun az çıkması için biz Genel Kurul'a sesleneceğiz. Çünkü milletvekilleri kendi vicdani kanaatlerine göre oy kullanacaklar. Partiler bu konuda karar almıyor. Birçoğu genel başkanını da dinlemeyecektir. 

* Oylamada diğer partilerden bu anlamda fire çıkma durumu olabilir mi? 

CHP, MHP ve AKP'den de bu konuda çok sayıda fire çıkacaktır. 

* Nasıl bir tablonun çıkacağına dair bir öngörünüz var mı? 

Kestirmek zor ama iki turlu seçim olacak. İlk tur herkes taktiğini yapacak. İkinci tur belirleyici olacak. İkinci tur seçimde herkes esas tavrını ortaya koyacak. Nasıl bir tablo çıkacağını kestirmek zor ama milletvekilleri olup bitenden çok rahatsız. Bunun Anayasa'ya aykırı olduğunu, HDP'yi tasfiye edip durumu içinden çıkılmaz hale getireceğini bilerek bir Saray darbesinin pekiştireceğini gören çok sayıda milletvekili var. Hem iktidar grubunda hem muhalefet içinde böylesi vekiller var. 

'TASFİYE KARŞISINDA ALTERNATİF MECLİSLERİN TARTIŞILMASI DOĞAL BİR HAKTIR'

* Salı günkü grup toplantısında "Halk isterse birden çok Meclis kurabilir" ifadesini kullandınız. Bu AKP'nin getirmiş olduğu teklife karşılık bir rest miydi? Halkın kuracağı Meclis'ten kastınız halka dönmek miydi?

Parlamento seçimle geldiğimiz meşru temsilliyet yürüttüğümüz bir parlamentodur. Meclis'in meşru bir parlamento olarak gördüğümüz için oradayız. Fakat HDP'nin özgün bir durumu var. HDP, Türkiye'de ötekileştirilen kesimleri temsil ediyor. Tekçi ve ırkçı anlayışı temsil eden partiler 1924'ten bu yana zaten parlamentoda mevcut. Ama ilk defa kendi kimliğiyle HDP Meclis'e girdi. Kürtler, Araplar, Süryaniler, Ermeniler kendi kimliğiyle onu inkâr etmeden ve saklamadan diğer kimliklerle de eşit tutarak Meclis'e girmeyi başardı. Birçok kimlik ilk defa Meclis'e girmeyi başardı. Şimdi bu demokratik ulusu tarifleyen bu yapıyı parlamentodan atmayı eğer denerlerse ve parmak sayılarına, çoğunluklarına güvenip bunu yaparlarsa tabi ki halkın başka alternatifler tartışması ve bunu düşünmesi en doğal hakkıdır. Bunu alternatif bir Kürt parlamentosu olarak tanımlamak yanlış olur. Bizim İstanbul'da da İzmir'de de milletvekillerimiz var; özellikle 7 Haziran'da Antalya'dan, Bursa'dan da milletvekillerimiz vardı. Dolayısıyla birçok yerden temsiliyet ortaya çıkardık. Böyle bir durumda bileşenlerimizi bulan bütün halklar ve kimlikler alternatif Meclis çatısı altında çalışma yürütmeyi tartışabilirler. Hali hazırda çok sayıda sivil halk meclisleri var. 

* Bahsettiğiniz TBMM'yi yok sayan bir alternatif mi olacak? 

Bunların TBMM'ye alternatif, onu yok sayan bir Meclis formatından çok aslında olması gerektiği şekilde bölge meclisleri ve kent parlamentoları şeklinde örgütlenmesinin önünde hiçbir engel yok. Aslında TBMM'de HDP olsa olmasa bu tür meclislerin örgütlenmesi lazım. Ama HDP'nin Meclis'ten tümden tasfiye edilmesi gerçekleşirse bu tür parlamentoların daha güçlü bir şekilde uluslararası desteği de alacak şekilde örgütlenmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu bir tehditten çok aslında demokrasiyi güçlendirecek bir yoldur. Biz kimseyi tehdit etmiyoruz. Bu tür meclislerin zaten bölgesel ve yerel parlamento diyebileceğimiz meclislerin örgütlenmesinde geç kalınmış bir durum. Biz kimseye boyun eğmeyiz, halkımızla tartışır kararlarımızı alır ve çalışmalarımızı bir meclis çatısı altında yürütürüz. 

* Dokunulmazlıkların kaldırılması aşamasında HDP'nin masasında hangi seçenek ya da seçenekler var? 

Her adımda yeniden tartışacağız. Bize yaklaşımı görmek istiyoruz. Dokunulmazlığın kalkması vekilliğin düşmesi demek değil. Yargılamak isteyeceklerdir, biz tabi ki kendi ayağımızla gidip yargılanmayız. Bizi zorla götürmeye kalkarlarsa da tutumu tavrı görmek isteriz. Bir tutuklama olacak mı olmayacak mı bütün bunları gördükten sonra bazı kararlar alabiliriz. Son alacağımız kararı en baştan alarak bir hataya düşmek istemiyoruz. Bize karşı atılan her adımda biz de yeni adımlarla ve planlamalarla adımlar atacağız.

DİHA'da yer alan söyleşinin tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.