Demirtaş: Kadir İnanır'la görüşüp kendisini ikna etmeye çalışacağız

Haziran seçiminde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) barajı geçip geçmeyeceğine dair senaryolar konuşuluyor. AKP ile anlaştığına dair yapılan senaryolara tepki gösteren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, söz konusu senaryoların CHP tarafından ortaya atıldığını kaydetti. Demirtaş, ittifak tartışmalarına ilişkin olarak da “Biz partiler olarak bir araya gelince, büyük güç ortaya çıkmıyor. Toplumsal dinamikler bir araya gelince, büyük güç ortaya çıkıyor. Biz onu hedeflemeliyiz” dedi.

Demirtaş'ın Evrensel'den Şerif Karataş'a yaptığı açıklamalar şöyle:

2015 genel seçimlerine yaklaşık 5 ay kaldı. Türkiye nasıl bir ortamda seçimlere gidiyor size göre?

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve öncesindeki yerel seçim 2015 seçimini hazırlık mahiyetindeydi. Herkes hazırlığını 2015’e göre yaptı. Türkiye hiçbir temel sorununu çözmemiş şekilde 2015’e girdi. Türkiye 12 yıl önce AKP iktidarı yönetimi devraldığında ne temel sorun varsa, hepsi olduğu yerde duruyor...

Bölge açısından baktığımızda Türkiye’nin bir tek komşusunun bile olmadığı iyi geçinebileceği bir komşusunun olmadığı bir dış politik realite var. Bir de Suriye ve Irak savaş gerçeği var. Arap baharı yaşandı, Kuzey Afrika’nın tamamında, değişim ve dönüşümler oldu. Hâlâ da devam eden süreç olarak önümüzde duruyor. Uluslararası düzeyde de neoliberal sistemin yaşadığı krizleri, Ortadoğu’da savaş üzerinden o krizleri aşma operasyonlarının sürdüğü bir dönem yaşıyoruz. Kapitalizmin, neoliberalizmin Ortadoğu’daki varlığı koruyacak politikaları AKP Hükümeti de sürekli ayakta tutuyor, destekliyor. Velhasıl 2015 seçimleri bu açıdan baktığımızda bütün bu sorun yumaklarıyla birlikte halkın önüne güçlü bir alternatif sunma ihtimalimizin de olduğu bir döneme denk geliyor. Bir tarafta Ortadoğu müdahaleleri, bir tarafta AKP’nin mezhepçi, ırkçı, tekçi politikaları öbür taraftan da bunlara alternatif olabilecek HDK; ve HDP çizgisi.

HDP AKP’Yİ ENGELLER

AKP’nin tek başına iktidar olmaması için ne yapılmalı?

CHP’nin 3-5 milletvekili çıkardığında AKP’yi tek başına AKP’nin iktidarını engellemek mümkün değil. Biz bağımsız girdiğimizde 30-35 milletvekili çıkardığımızda engellemek mümkün değil. Tek seçenek HDP’nin barajı aşmasıdır. Yani baraj adaletsizlik ve haksızlıktı, onlar kaldırmadılar, biz fiilen barajı aşarak barajı anlamsız hale getirebiliriz. Bu mümkün. İki dönem bağımsız girerek, barajı anlamsız hale getirdik. Şimdi ise bizzat yüzde 10’u aşarak sağlayabiliriz. Kaldı ki, barajı aştığımızda, 70-75 milletvekiline ulaşma şansımız var. Kazanacağımız yeni 30-35 vekillerin yüzde 90’ı da AKP’den alacağımız, daha doğrusu geri alacağımız vekilleridir, bizden çalınan milletvekilleridir.

YÜZDE 10 BARAJI CİDDİ BİR ENGEL DEĞİL

Barajı aşmak açısından ne düşünüyorsunuz?

İlk şart motivasyondur. İnanmaktır. Buna inanmayan kesinlikle barajı geçemez. Biz buna inandık, hem tabanımız inandı, hem kadrolarımız, hem çalışanlarımız buna inandı. Gerçekten de aşılamayacak bir baraj değil, gözümüzde büyüttüğümüz kadar ciddi bir engel değil. Biz Türkiye’nin ezilenleri olarak bir araya gelip 4 milyon oy alamıyorsak, bu yüzde 10 seçim barajının suçu değil. Önce kendi hatamız diyeceğiz. Türkiye’de bu kadar ezilen olacak. 6 milyon aile açlık sınırının altında yaşacak! Milyonlarca taşeron işçisi olacak. Milyonlarca işsiz olacak, milyonlarca Kürt olacak, milyonlarca Alevi olacak Biz 4 milyon oy alamayacağımız için sürekli bağımsız girelim, veyahut baraj dışında kalabiliriz korkusunu, duygusunu aşmak lazım. Toplumsal ittifaklar bu açıdan çok önemlidir. HDP dediğimiz tek bir kimliğin, tek bir mezhebin partisi değil. Bütün ezilenlerin partisidir. Burada ortak kimlik ezilen olmaktır. Böyle bir ortak bir kimlik, böyle bir ortak payda bence Türkiye’nin en geniş kesimlerini hitap eden  kimliktir zaten...

Şimdi bütün ezilen hareketler ve toplum kesimleri birlikte bir güç birliği, iş birliği yaparsak, herkesi şaşırtacak, çok daha yüksek sonuçlar alabiliriz.

‘VEBALİ HEPİMİZİN BOYNUNDADIR’

Demokrasi güçleri sık sık birlik çağrıları yapıyor. Siz bu birlik çağrıları için neler diyeceksiniz? Nasıl bir birlik olmasından yanasınız?

Bu iş partizancılık yaparak yapılacak iş değil. Herkes partisel çıkarlarını bir adım geri atacak, toplumun çıkarlarını düşünecek. Birlik ancak böyle sağlanır. Bütün grupların, bütün kesimlerin böyle fedakarlıkla yaklaşması lazım. Şu dönem tarihi bir dönemdir. Birlik sağlanırsa AKP geriletilir, sağlanamazsa AKP daha güçlenmiş olarak çıkacak. Bunun vebali hepimizin boynundadır. O nedenle, partiler arası taktik ittifaklar yerine, toplum içinde ve halklar arasında stratejik ittifak önemlidir. Biz bunu sağlayabilirsek, doğalında bu seçime yansır, seçim çalışmasına da yansır, seçim sandığa da yansır. Biz daha çok bunu önemsiyoruz. Geçici taktik, seçimden seçime yapılacak iş birliklerini çok anlamlı görmüyorum. Bu tür ittifaklar veya arayışlar zarar da verebilir. Ama asıl kalıcı olan mücadele birliğidir. Kalıcı gelecek vizyonu oluşturma birliğidir. Bu konuda mesafe kat ettiğimizi düşünüyorum. Biz bütün temaslarda görüyoruz ki belli küçük dar gruplar dışında 5-10 kişilik partiler küçük olsun benim olsun anlayışla hareket ediyorlar. Zaten ne devrime katkıları var ne de Türkiye’ye katkılar. Biz onları çok da dikkate ve kale almıyoruz işin doğrusu. Burada isimleri zikrederek, spekülasyon yaratmak istemiyorum. Ama Türkiye’nin ana akım muhalefeti, devrimci, sosyalist muhalefeti, sol muhalefeti, son derece sağduyu ile hareket ediyor. Bu birlik çağrılarına pozitif mesajlar veriyor. Bu da bizim için yeterlidir. Dediğim gibi; asıl biz partiler olarak bir araya gelince, büyük güç ortaya çıkmıyor. Toplumsal dinamikler bir araya gelince, büyük güç ortaya çıkıyor. Biz onu hedeflemeliyiz.

CHP KAFA KARIŞTIRIYOR

HDP’nin AKP ile anlaştığı ve barajın altında kalarak, AKP’nin ihtiyaç duyduğu vekil sayısı çıkaracağı yönünde senaryolar var. Bu konuda neler diyeceksiniz?

Bir defa bunu en çok CHP dillendiriyor. Fakat bu AKP’nin değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramıyor. Şu an seçime doğru giderken, CHP’nin en çok uğraştığı parti biziz. Sürekli bizi suçluyorlar, ‘AKP ile anlaştılar’, AKP ile kapalı kapılar arkasında anlaşmışlar’, ‘Milletvekillerini barajın altında kalıp AKP’ye verecekler’, ‘Ya da barajı geçerse birlikte Anayasa yapıp ortaklaşacaklar’ diye... Dikkat edin bu kime çok yarıyor. Sonuçta biz daha çok vekilliği AKP’den kazanacağız. Barajı geçmemiz işin doğrusu, CHP’ye büyük zarar vermiyor. Çünkü savunduğumuz ilkeler itibarıyla CHP’den çok üst çıtada bir demokrasi savunuculuğunu yapıyoruz. Kazanacağımız, geri alacağımız milletvekilliklerimizin çoğu da AKP’dendir. Peki CHP bize niye bu kadar saldırıyor? Merak ediyorum. Bu tür dedikoduları, kafaları karıştırma hamleleri neden CHP’den geliyor? Çok ilginç! Dikkat edin AKP’liler hiç cevap vermiyor buna. Hep biz cevap vermek zorunda kalıyoruz. Hiçbir AKP’li çıkıp, ‘biz HDP ile anlaşmadık, hayır böyle kapalı kapılar ardında anlaşmadık’ demiyor. Çünkü bu AKP’nin işine yarıyor. Kafa karıştırarak, seçmeni HDP’den uzaklaştırmak AKP’nin işine yarıyor. Buradan baktığımızda bile CHP’nin çok ucuz tahliller yaparak, yani ayakları yere basmayan komplo teorileri üzerinden siyaset yaptığınız görüyorsunuz.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’ye ortak aday gösterme önerisini götürmüştünüz. Genel seçime ilişkin benzer bir çaba gösterdiniz mi?

Hayır. O cumhurbaşkanlığı seçiminde başarılsaydı, bazı yeni hamlelerin ve kapıların aralanmasına yol açabilirdi. O zamandı. CHP’liler o fırsatı kaçırdılar. MHP ile iş birliği yapmayı tercih ettiler. Zannediyorum MHP ile ortak bazı işler yapacaklar seçimlerde görünen o. Şu saatten sonra CHP ile ortak bir iş olmaz. Ben Türkiye’nin ilerici, devrimci, Alevi, sol-sosyalistlerinin yerinde olsam, tarihi bir karar veririm. Tarihi alışkanlıklarımı bir kenara bırakır ve Türkiye’nin yeni rotası CHP ile değil, HDP ile belirleniyor. Bu mücadele AKP ile HDP arasındaki mücadeledir. Ya gerici, bağnaz, mezhepçi bağnaz bir çizgi kazanacak, ya özgürlükçü bir çizgi kazanacak. İki çizginin arasındaki mücadeleden bakınca, CHP ve MHP’nin yeri yok! Hiçbir şey vadetmiyorlar. CHP’nin tabanında bunu bu dönem iyi sorgulayacağını düşünüyorum.

‘İLKELERİMİZ DOĞRULTUSUNDA MÜCADELEMİZ SÜRECEK’

Seçim sonrasına dair HDP barajı aşmazsa, ya da barajı aşarsa konuşulan iki senaryo var. Siz bu iki senaryoya dair neler diyeceksiniz?

Bunlar ancak seçimden sonra değerlendirilebilir. Çünkü peşinen şöyle olursa böyle olur diye denklem yoktur siyasette, bunun karşılığı da siyasette yoktur. Seçim günü sonuçlar ortaya çıktığında biz ortaya çıkacak duruma göre, yeni değerlendirmeler yapmaya başlarız. Biz her halükarda biz ilkelerimizin arkasındayız. Barajı geçsek de, geçmesek de demokratik siyasi mücadelemiz sürüyor. Net olan budur.

Peki sizin hazirandaki seçimlere dair öngörünüz nedir?

En kötü ihtimalle Türkiye’nin üçüncü partisi oluruz diye düşünüyorum. Benim öngörüm bu. Fakat CHP ne kadar etkili olur bunu kestirmek zor. Bizim bu seçimle ana muhalefet olma ihtimalimiz de var. CHP iktidar olmaktan vazgeçmiş durumda. İktidarı kendine büyük bir yük ve zülüm olarak görüyor. Biz iktidar olmayı da hedefliyoruz. Belki bu seçimde bir gerçeklik olarak gelmeyebilir. Ama herkes dönüp SYRIZA’ya  baksın, İspanya’ya baksın, dünyada yükselen trend budur siyasette. Heyecan yaratan çizgi budur. Ezilenlerden yana olma ve birlikte hareket etme. Bütün ezilenlerin birlikte hareket etmesi, her ülkede bir karşılık buluyor. Biz bu seçimde herkesin beklemediği bir çıkışı yakalarsak, benim için şaşırtıcı olmayacak. Ve bir sonraki dönemde iktidar alternatifi olmuş olacak, olgunlaşmış olacak. Biz ciddi bir başarı elde ettiğimizde seçmen bir sonraki seçimde artık yeni iktidarın kim olduğuna karar vermiş olacak.

‘İSTANBUL’UN HER İLÇESİNDE MİTİNG YAPACAĞIZ’

İstanbul il kongresinde seçim barajının İstanbul’da yıkılacağına dair önemli vurgularınız oldu. İstanbul’da dahil olmak üzere, büyükşehirlerde nasıl bir çalışma örgütleyerek, seçim barajınızı aşacaksınız?

Buralar Türkiye’nin fotoğrafıdır. Buralar Türkiye’ni prototipleridir. Küçük Türkiye’dir buralar. Türkiye’nin tamamında ne varsa, İstanbul’da da o var. O yüzden çalışmamız. Türkiye’deki genel çalışmamızın, küçültülmüş ölçeği olacak esasında İstanbul’da. İstanbul’un her ilçesini bir il olarak ele alıyoruz. Ve her bir ilçesine özgü propaganda ve örgütlenme çalışmasını yürütüyoruz. Her bir ilçede merkezi mitingler yapacağız. Biz eş genel başkanlar olarak sadece İstanbul merkezi mitingiyle yetinmeyeceğiz. İlçe ilçe, mahalle mahalle dolaşacağız. Her mahalleden her sandığa kadar, komisyonlar kuruyoruz. Sandık örgütümüz 3 veya 5 kişilik seçime kadar o sandıktan sorumlu olacak. Şimdiden başlayacak ve seçim günü sayım işi bitip resmileşinceye kadar faaliyet yürütecek. O örgütü kurmaya başladık.

Birde aday profili ile bahsettiğimiz demokratik çizgiyi, çok kültürlülüğü, çok renkliliği, çok sesliliği yansıtan, cinsiyet özgürlükçü, kadın özgürlüğünü esas alan, etnik ve inanç kimliklerini, emekçiyi esas alan bir aday profiliyle özellikle büyükşehirlerde son derece kapsamlı ve kucaklayıcı olduğumuzu halka göstermiş olacağız.

KADİR İNANIR’LA GÖRÜŞECEĞİZ’

Vekillik adaylığı için Kadir İnanır ismi geçti ve kendisiyle görüşeceğinizi açıklamıştınız. Görüştünüz mü?

Bizim yoğunluğumuzla, Kadir Beyin yoğunluğuyla görüşme fırsatımız olmadı. En yakın zamanda görüştüğümüzde ikna etmeye çalışacağız.  Toplumun tanıdığı güvendiği, demokrasiyi, özgürlüğü konusunda belli pozitif tutumu olan akademisyen, sanat çevresinden, basın çevresinden insanlar olabilir, olması gerekir. Bunların kimler olacağına da önümüzdeki günlerde bakacağız...

‘MEVZU OY DEĞİL, AKP’Yİ  İDEOLOJİK OLARAK GERİLETMEKTİR’

Kürt illerinde nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

Kobanê meselesinin etkili olduğunu düşünüyorum. AKP’nin maskesinin düşmesi açısından. Çünkü şunu gördüler; Kürdistan’daki seçmenler, mesele Kürt olunca Tayyip Erdoğan sıradan bir Türk milliyetçisi gibi davranmaktan çekinmiyor. Ümmetçiliği, Müslümanlığı bir kenara bırakıyor. Milliyetçi, ırkçı politika izleyebiliyor. Şimdiye kadar iyi bir Müslüman, iyi bir ümmetçi, bir etnik ayrım gözetmeksizin, bütün mazlumların yanında biri olarak kendisini gösteriyordu, tanıtıyordu. Hem Filistinlilerin yanında hem Mısır’daki mazlum yanında ama Kobanê’deki mazlumun yanında olmadı. Neden? Kürt oldukları için. Kürdistan’daki AKP’li seçmenin bunu iyi gördüğünü düşünüyorum.

Biz tabii toplumsal ittifak açısından da Kürdistan’da da ciddi bir çalışma yürütüyoruz. Onlarla birlikte hareket etmenin ulusal birliğinin sağlamanın zemini var. Onun da inşallah önümüzdeki günlerde yapacağımız görüşmelerde ortaya çıkaracağız. Önemli bir oy potansiyelimiz vardı zaten. Oy oranıyla kıyasladığınızda İstanbul’un oy oranı neredeyse Güneydoğu kadar. Mevzu oy değil. Mevzu AKP’yi  ideolojik olarak geriletmektir.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.