Cemil Bayık’tan Erdoğan, Davutoğlu ve Bahçeli’ye cevap
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Kürt halkını hedeflerine almasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

PKK’nin 43 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirten Bayık, Erdoğan’ın kendini kandırdığını ve Ortadoğu’nun yeniden şekillendiği süreçte kaybedenin Türkiye devleti olduğunu yazdı. 

Cemil Bayık’ın Azadiya Welat ve Yeni Özgür Politika gazetelerindeki ‘Mücadele tecridi kaldırır, çözümü getirir’ başlıklı yazısı şöyle:

Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu Türkiye halklarını aldatıyor. Çözüm süreci denilen sürecin nasıl bittiği açıktır. Yıllarca uğraşılan çabanın sonucu Dolmabahçe’de demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü deklarasyonu kamuoyuna sunuldu. Bunu kim reddetti ve masa yok dedi? 2015 Newroz’unda Önder Apo'nun demokratikleşme ve çözüm mesajı için kim bu mesajlar İmralı’yı meşrulaştırır dedi? 5 Nisan 2015 yılından bu yana Kürt Halk Önderi üzerinde ağır tecrit kim tarafından uygulandı? Demokratik siyasal çözüm süreci tekmelenip ilk savaş adımı böyle atıldı. 7 Haziran’da seçim kaybedilince 24 Temmuz’da topyekun savaşa geçildi. 1 Kasım seçimleri sadece bu savaşın siyasi örtüsü yapılmak için yapıldı. 1 Kasım seçimi 1946 yılında CHP’nin tüm devlet imkanlarını kullanarak kazandığı seçimin benzeri olmuştur. Özcesi AKP'nin süreci “PKK bozdu, savaşı PKK başlattı” söylemleri büyük bir yalandır. 2014 30 Ekim Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınan savaş kararı gereği Dolmabahçe Mutabakatı reddedilmiş, Önder Apo üzerinde tecrit uygulanmış ve 7 Haziran seçiminde demokrasi güçleri güçlü çıkınca alınan savaş kararı pratiğe geçirilmiştir.

Erdoğan ve Davutoğlu 40 yıldır söylendiği gibi “ya bitecek ya bitecek” diyorlar. AKP ve MHP ittifak kurarak tek bir gerilla kalmayana kadar bu savaşı sürdüreceğiz, diyorlar. Çözüm politikası olmayan tüm politikacıların söylediğini söylüyor, yaptığını yapıyorlar. Kürt sorununda çözüm zihniyeti ve politikası ortaya çıkmadığı müddetçe bunlar söylenmeye devam edecek ve savaş da sürecektir.

AKP ve MHP şu anda Türkiye düşmanlarının istediği politikayı yürütüyorlar. Türkiye ile Kürtleri sürekli çatıştırma politikasının tuzağına düşmüş bulunuyorlar. Kürt sorununda çözüm politikası olmayanların düşeceği durum budur. Sadece ve sadece Kürt sorununda çözüm politikası olanlar Türkiye halklarının çıkarına davranmış olur.

Kürt Özgürlük Hareketini hiçbir güç tasfiye edemez. Bu tür sözler Türkiye halklarını aldatmak için söylenmiş psikolojik savaş söylemleridir. Kuşkusuz Kürt Özgürlük Hareketini bitirmek için tüm imkanlarını kullanıyorlar. Ama bunlar kırk yıldır olduğu gibi sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Hem de eskisinden daha fazla sonuçsuz kalacak bir durum söz konusudur.

PKK kırk günlük bir örgüt değildir, ya da IŞİD gibi birilerinin ya da Türkiye'nin desteğiyle ortaya çıkmış türedi bir örgüt değildir. 43 yıllık köklerini derinlere salmış ve Ortadoğu'da siyasi tecrübesi en fazla olan partidir. Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Ahmet Davutoğlu PKK'yi türedi ya da hormonlu örgütlerle karıştırıyorlar. PKK dişi ve tırnağıyla bugünlere gelmiştir. “Ya özgürlük ya özgürlük” diyen fedai bir güce sahiptir. Kürt halkı da eski Kürt halkı değildir. Kırk yıllık savaşta bu halk da pişmiştir. Bu açıdan Tayyip Erdoğan özel savaş söylemleriyle kendini kandırmaktadır. Tabii ki olan halklara olmaktadır. Kuşkusuz Kürt halkına da zararlar verilmekte, acılar çektirilmektedir; ancak Ortadoğu'nun yeniden şekillendiği süreçte en fazla da Türkiye'ye kaybettirmektedir. Önder Apo 2013 manifestosu ve Dolmabahçe Mutabakatıyla tüm Türkiye halklarına ve Türkiye'ye kazandırmak istemiştir. Ancak Tayyip Erdoğan bu yaklaşım ve çabayı elinin tersiyle iterek savaşı tercih etmiştir. Bu savaş, Tayyip Erdoğan ve müttefiklerinin politikalarının çökmesine kadar sürecektir. Kürt halkına savaş dayatılmıştır. Özgürlük Hareketi de bu savaşa tabii ki büyük ve tarihsel direnişle karşılık verecektir.

Kuşkusuz en makul çözüm gücü Önder Apo’dur. Kürt Halk Önderinin yaklaşımı ve projeleri dışında Türkiye'de Kürt sorununun çözülmesi mümkün değildir. Önder Apo, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünü iç içe ele almaktadır. Kürt sorununu yerel demokrasiyi geliştirerek çözmeyi hedeflemektedir. Ancak sadece gidilsin İmralı’yla görüşülsün demekle sorun çözülemez. Önder Apo en makul yaklaşımı göstermiştir. Bu nedenle çözüm projesi olursa Önder Apo rolünü oynayabilir. Erdoğan ve Davutoğlu’nun zihniyetleri ve politikaları değişmeden Önder Apo'nun da yapacağı bir şey olamaz. Önder Apo'nun elinde sihirli değnek yoktur. AKP hükümetini çözüm için baş müzakereci Önder Apo'nun yanına göndermek için mücadeleyi geliştirmek gerekir. Önder Apo'nun çözüm gücünü pratikleştirebilmesi için böyle bir mücadeleye gerek vardır. Bir yıldan fazla süren tecridi kırmak için mücadele etmek gerekir. Tecridin kırılmasıyla Kürt sorununun çözümü arasında doğrudan bağ vardır. Mücadeleyle çözümsüzlük ve savaş politikası boşa çıkarılırsa, o zaman tecrit kırılır, Önder Apo da rolünü oynar.

Önder Apo Dolmabahçe Mutabakatıyla birlikte HDP heyetine de artık çözüm için gelinecekse gelirsiniz, yoksa gelmenize gerek yoktur; ya da gelirseniz bu sadece bir sohbet olur, diyerek sürecin karakterini ortaya koymuştur. Dolayısıyla gidiş sadece sohbet için olmayacaksa mücadelenin yükseltilip Türk devletinin çözüm politikası noktasına getirilmesi gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.