30 Eylül 2017 Cumartesi 18:32
'Bizim bu mücadelemiz Muaviye zihniyetine karşı Hz Ali mücadelesidir'

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, HDP’nin Mersin’de düzenlediği ‘Vicdan, Adalet ve Demokrasi Mitingi’nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yıldırım, “Siyasallaştırdıkları ordu ile yargı ile bizden intikam almaya çalışıyorlar. Bu yöntemlerle HDP’yi yıldıracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Biz korkunun suyunu çoktan içip bitirdik. Bizim bu mücadelemiz Muaviye zihniyetine karşı Hz Ali mücadelesidir, Yezid’e karşı Hz Hüseyin’in yürüttüğü mücadeledir. Hz Hüseyin’in açlıkla, susuzlukla mücadelesini hatırlayın. Bugün Irak Kürdistanı’nı açlıkla tehdit ediyor. Demek ki aradan 1400 yıl geçmiş hala Yezid’in, Muaviye’nin zihniyeti diri duruyor” dedi.

Ahmet Yıldırım’ın açıklamaları şu şekilde:

"Tehditle, korku yayma çabaları ile kalıcı barış mücadelemizden, eşit statü sahibi olma mücadelemizde kimse bizi döndüremez. Bundan evvel mirasını devraldığımız yoldaşlarımız gibi biz de bedel öderiz. Biz kimsenin bizim karşımıza siyasi rakip olarak çıkmasından rahatsız olmadık. Seçimlerde, sandıklarda herkesin karşımıza çıkıp ahlaklıca mücadele etmesini isteriz. Ama bizimle sandıklarda, hukuk yoluyla baş edemeyenler pespaye bir güç siyasetinin peşine düştüler.

Siyasallaştırdıkları ordu ile yargı ile bizden intikam almaya çalışıyorlar. Bu yöntemlerle HDP’yi yıldıracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Biz korkunun suyunu çoktan içip bitirdik. Bu uğurda can veren, işkenceye maruz kalan herkesin mirasına layık olmaya çalışacağız. İnanın çok güçlü değiller. Ellerinde silahın, siyasi yargının olması güçlü oldukları anlamına gelmez.

Güçlü iktidarlar özgüven sahibi olur, gücünü hukuktan alır, demokrasiden alır. Bir iktidar ki hukuktan demokrasiden, muhalefetin özgürlük taleplerinden korkmaya başladıysa o iktidarın sonu gelmiştir. Hep birlikte göreceğiz, en yakın sürede artık ömrünü doldurmuş olan bu iktidarın bu faşizan yöntemlerle orantısız güçle saldırmaları kendi sonlarını gördükleri için yaşadıkları korkuyla ilgilidir.

Halklarımızla birlikte yürüttüğümüz mücadele savaşa karşı barış, faşizme karşı özgürlük, çirkinliğe karşı özgürlük mücadelesidir. Bu uğurda hiçbir arkadaşımızın zerrece korkusu yoktur. Göreceksiniz 2 buçuk 3 yıl önce yaşadığımız coşkuyu, umudu hazmedemeyenlerin ara dönem rejimi sona erecek. Biz eskisinden daha güçlü bir şekilde el ele kol kola özgürlüğe yürüyeceğiz. Bize bedel ödetmek mi istiyorlar? Bakın Bediüzzaman söyler: Sevdası büyük olanın imtihanı ağır olur. Demek ki bizim barış mücadelemiz büyüktür ki böyle bir imtihandan geçiyoruz.

Bizim bu mücadelemiz Muaviye zihniyetine karşı Hz Ali mücadelesidir, Yezid’e karşı Hz Hüseyin’in yürüttüğü mücadeledir. Hz Hüseyin’in açlıkla, susuzlukla mücadelesini hatırlayın. Bugün Irak Kürdistanı’nı açlıkla tehdit ediyor. Demek ki aradan 1400 yıl geçmiş hala Yezid’in, Muaviye’nin zihniyeti diri duruyor.

Bunlar toplumsal yaşamımızın her alanına saldırı içindeler. Aşımıza, ekmeğimize, inancımıza göz koymuşlar. Nasıl yaşayacağımıza karar vermek istiyorlar. Biz Kürtlüğümüzü, Aleviliğimizi, inancımızı, kültürümüzü bakkaldan satın almadık. Asla vazgeçmeyiz.

Yarınlarımız olan çocuklarımızın eğitimine karışıyorlar. Başbakan’ın,Milli Eğitim Bakanı’nın haberi yoktu, TEOG, yardımcı doçentlik, üniversite sınavı ile ilgili değişiklikleri TV’den öğrendiler. Kendisi üniversite mezunu bile olmayan birisi, bizim çocuklarımızın eğitimi hakkında karar veremez. Önce sen çık diplomanı göster, üniversite mezunu olduğunu ispat et sonra çocuklarımızın eğitimiyle ilgili söz söyle.

Ana dilde, çağdaş bir eğitim sistemi bütün yurttaşlarımızın hakkıdır. Din kültürü dersiyle ilgili söylediklerimizi çarpıtıyorlar. Biz şunu söylüyoruz: bu ülke farklı dinlerden, dillerden oluşuyor. Din kültürü olsun ama içinde sadece Sünnilik, Şafilik olmasın. Modern din eğitimini bu ülke fazlasıyla hak ediyor.

Son 3 gündür ülkenin açlığı yoksulluğu yetmezmiş gibi hala vergi üstüne vergi çıkarıyor. Dünyada 50’nin üzerinde vergi kalemi olan bir ülke daha yok. Türkiye’de 246 tane vergi çeşidi var. Ekmek, su her şey vergi. Unutmayın 246 verginin adı farklı olabilir. Katma değer, gümrük, iletişim, emlak… Adı ne olursa olsun tek sebebi var bu vergilerin. Bunlar savaş vergisi. Tanka topa harcadıkları, yetiştiremedikleri parayı yoksul halktan çıkarıyorlar. Neredeyse nefes vergisi koyacaklar.

Bu savaş para demektir. Her şeyi yer yutar. Biz 2 buçuk yıl çözüm süreci yaşadık bu ülkede. Sürecin mimarı Öcalan. O süreçte tek bir gencin kanı akmadı. Peki bu kirli savaş çıktığından hiç Boğaz’da bir yalıya, bir villaya şehit bayrağı asıldığını gördünüz mü? Savaşa karar verenler, savaş can alır, savaş mal alır. Savaş yoksulluktur, açlıktır. Savaş kardeşliği dinamitler. Kim diyebilir ki bu ülke bu savaştan sonra itibar artırmıştır. Kim diyebilir ki bu ülkenin uluslararası onuru yükseldi. Kim diyebilir ki bu ülkenin kamu güvenliği daha fazla sağlandı. Hepsi çok daha kötü durumda. Bu savaş çıktığından beri bu ülkenin iki yakası bir araya gelmiyor.

Bir birliktelikte, koalisyonda eğer erdem yoksa, sadece mal mülk varsa o ittifak en yakın zamanda yok olmaya mahkum olur. Bizim partimizden, il ilçe teşkilatlarımızdan, belediyelerimizden bir kişinin bu halkın özgürlüğünden daha fazla önemsediği hiçbir şey yoktur. Hz. Ali diyor ki haksızlığa karşı susmayın. Eğer susarsanız sadece hakkınızı değil, onurunuzu kaybedersiniz. Anadolu, Mezopotamya ve Trakya halkları onur sahibidir.

Yalanın kötü bir huyu vardır er geç ortaya çıkar. Bunların da yalanları er geç ortaya çıkacak."

Son Güncelleme: 01.10.2017 12:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.