Başbakan gündemi değerlendirdi

Başbakan Erdoğan Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İşte Erdoğan'ın açıklamaları:

ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ'NDEKİ SALDIRI

Şu an itibarıyla son geldiğimiz nokta bu personel girişinde önce personeldeki ilk girişi bu canlı bomba geçiyor. Geçtikten hemen sonra patlatıyor ve tabii bu patlama sebebiyle kendisi malum akıbete uğruyor. Şu ana kadar kafatasındaki bir ben onu açıkça ortaya koyuyor. Fakat yine de çok daha emin olabilmek için oradan DNA testlerine gitmek suretiyle. Bu testleri yarın sabah itibarıyla kesinleştirip nihai netice açıklanacak. Şu an elimizde isim olarak memleket olarak mevcut ama. Başbakan olarak prensibim nihai neticeyi aldıktan sonra açıklama. Ancak net olarak DHKP/C'li olduğu kesin. Daha önce bu kişinin yapmış olduğu bazı eylemler var. Suriye ile bu işin ilişkisi ihtimalini vermiyorum.

ÇIKANLARA KESİNLİKLE DOKUNMAYCAĞIZ

PKK’nin 4 boyutu olduğunu söyleyen Erdoğan şöyle devam etti: “İmralı, Kandil, Avrupa ve parlamento. Dedikleri şey şu "İmralı ne derse biz onu yaparız". Bunda samimilerse şu anda İmralı beklentilerimizi cevap verecek şekilde adımlarını atıyor. Şu anda silahların bırakılmasından yana bir tavrın içerisine gidiliyor. Bu işin artık çıkışı yok. Biz ne dedik, 'yurtdışına çıkacaklarsa sınır noktasında biz iktidar olarak elimizden gelen bütün imkanlarımızı seferber edeceğiz, bundan önce olduğu gibi dokunmaya fırsat vermeyeceğiz'.

İDRİS BEY GÖZÜKARA ARKADAŞIMDIR

İdris Bey benim çok çok eski arkadaşım. İmam Hatip'ten sınıf arkadaşım. Çalışkan, pek diplomaya doyan bir arkadaşımız değil, gayretlidir. Bu süreç içerisinde her şeyi değerlendiriyoruz. Bu değerlendirmeler içerisinde de, istişarelerimiz vs. bu süreç içerisinde böyle bir değişim. Terör olayı bizim için çok çok önemli bir süreç. İdris kardeşim aslında gözü kara bir kardeşimdir. Terör bölgelerinde görülmesiyle vs. Bu noktada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Fakat böyle bir değişimin olması ihtiyacı yaptığımız araştırmalar neticesinde doğmuştur.

DİYARBAKIR'DA TÖRENE MECBUR MUYDUK?

Şu anda bizim proje ilerliyor. Bazıları 'adaya niye gidilir' diye bizi hesaba çekmeye çalışıyor. Biz buna hiç aldırmadan istihbarat teşkilatımı buraya gönderiyorum. Biz siyasi uzantısı olan parlamentodaki ekibe de bazı şeyleri söylüyoruz. 'Siz şu anda bölücü terör örgütünün uzantısınız. Siz de kabul ettiniz. Siz de barış istiyorsanız bu cesaret işidir. Onun için bir yerlerden korkarak iradenizi geciktirirseniz barış gecikir' diyoruz. Çünkü parlamentonun içi barışın olması için mücadelenin verilmesi gereken yer. Demokrasi bunun en önemli anahtarı. Gelin bu adımı bu şekilde atın. Silahlarla bir yere varılmaz, silahlar barışın güvencesi değildir. Şimdi adaya gönderildi, gittiler. Geldiler, tabii kendilerine bakanımıza dedim ki, 'süreci koruyabilmek için çok konuşmak değil, iş yapmak önemli. Lütfen mesajlara dikkat etsinler, bizi farklı mesajlar vermeye itmesinler. Biz Paris'te ölenler için mecbur muyduk Diyarbakır'da cenaze töreni yapmaya.

BENİM KAN BEYNİME SIÇRIYOR!

Şimdi konuşma yapıyorsun, en sonuna geliyorsun 'Barışı istediğini söyleyen başbakan Kürt kardeşlerimizi bombalıyor' diyorsun. Bunu söylediğin zaman kusura bakmayın kan beynime sıçrar! Benim Kürt kardeşimle değil terörle problemim var. Bunu söyleyince ben de arkadaşlarımla 'ne oluyoruz' diyoruz. Demek ki sen bu mücadeleyi samimi vermiyorsun. Şimdi biz adaya giderken diyoruz ki, 'lütfen artık teröristin ve terörizmin söylemini bırakacaksın. Bize parlamento içindeki bir parlamenter diliyle konuşacaksın'. Böyle olduğu zaman 'Başbakan benim Kürt kardeşimi bombalayan' sıfatını yapıştırırsan o zaman ben de o kişiye iyi niyetle bakmam. Bu söylemi yerinde kullanacak insan kimse o noktada onlara anlayış gösterelim.

4'LÜ OLMAZSA 2'Lİ ZEMİN ARARIZ

Anayasa çalışmalarında 324 milletvekili ile komisyonda 3 kişi temsil ediyoruz. Diğerleri de 3’er. İlk etapta 26 paketi dillerine doladılar. Bu paket millete gitti ve yüzde 58'le evet dendi. Ufak tefek bazı yerlerde takılıyorlar. Önce uzlaştıklarımıza bakalım yola devam edelim dedik. Örneğin Başkanlık sistemi gündeme geldi, hemen bir isyan başladı. Ana muhalefet olsun, ikinci muhalefet olsun. Kabul edersin veya etmezsin. 324 milletvekili olan partinin önerisidir. Kabul etme, koyalım bir kenara yola devam edelim ama bu toplumun içinde Başkanlık sistemi tartışılsın. Biz mevcuta bakarız, yanlışlara doğrulara bakarız, tartışılır, benim toplumum da başkanlık sistemi nedir, parlamenter demokrasi nedir öğrenir. Ana muhalefet lideri Başkanlık sisteminde parlamento yoktur diyor. Biz buna rağmen 'sabredin arkadaşlar' dedik. Ama bizim Mart sonuna kadar onlar ne getiriyor, anlaştık anlaştık. Anlaşmadık illa 4'lü anlaşmamız şart değil. Anayasayı çıkaracağımız şekilde 2 partiyle anlaşabiliyorsak, azami müşterekte birleşebileceğimiz anayasayı yaparız.

TÜRK TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİ

Bunlar olmazsa referandum için ortak ararız. Zaten bizim anayasa çalışmamız var daha da ileri götürebiliriz. Biz referanduma gidebiliriz diyen hangi partiyse oturur konuşuruz. Ortak yeni anayasayı hazırladıktan sonra Meclis'e sunarız. Milletimizden başkanlık sistemi bu gücünü alırsa çok başlılıktan kurtuluruz ve çok seri karar alma imkanını getirecektir. Diyelim yarı başkanlık sistemi. Kendine has bazı doğruları var, ABD'deki sistemin kendine has doğruları var biz de bunları alalım Türk tipi başkanlık sistemi getirelim. Bizim geleneklerimiz var, göreneklerimiz var. Burada bütün mesele asıl iradenin halkta olmasıdır. Halk seçimini yapıp istediğini indirebiliyorsa mesele bitmiştir. Halkın iradesinin üstünde bir irade biz bu sistem içerisinde tanımıyoruz. Halkın kararına herkesin saygı duyması lazım.

“TSK TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR”

Bu bizi dilhun eden bir konu. Kuvvetler ayrılığı prensibi bir defa birbirlerinin alanına girmeye ne yazık ki çok müsait. Daha önce sayın Ahmet Necdet Sezer'in döneminde yargıyı adeta bu erkleri üzerine çıkaran bir Meclis konuşması vardı. Bu ifadeler çok eleştiri aldı. Ne yargının yürütme, ne yürütmenin yargı üzerinde bir üstünlüğü olamaz. Hepsinin anayasanın tanımladığı o kategoride hizmetini vermesi lazım. Başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere diğer generallerimiz hiçbirisine kalkıp da bir alışılmış anlamda 'terör örgütü mensubu' demek çok ciddi bir yanlıştır ve bu affedilemez. Bu tanımlamayı yapanlar kendileri bulundukları makam itibarıyla kendilerini sağlamda görseler bile tarih onları affetmez. Bir defa TSK bir örgüttür ama terör örgütü değildir. Bu anayasal örgütün başıdır  dersen eyvallah. Ama terör örgütü dediğin zaman affedilir bir yanı yok. Bu çok ciddi bir yanlış. Mesela orada emekli olan komutanlarımız var generaller var. Bu noktadaki yaklaşım tarzı çok yanlış.

“NİYE UZATIYORSUN BU İŞİ BİTİR!”

Belli makamlarda olan insanlar bazı insanları artık öyle bir hale getirmiştir ki, bu kaçar mı, durur mu bunu bilir. Kaçma ihtimali yokken, böyle bir şey yokken bunu yaparsan sistemi tehdit eder pozisyona giriyorsun. İster emekli olsun, ister muvazzaf olsun. Kardeşim ver kararını. Ne geciktiriyorsun bu işi? Otur gece gündüz çalış icabında. Benim şu anda 6 saat uykum var, sen de yap.

“GENELKURMAY BAŞKANINI NEDEN TUTUKLUYORSUN?”

Bu sadece generallerimiz diğer subay ve astsubaylar için yapılan uygulamalar biz siyasiler için oldu ve halen oluyor. Burada kim kaçar, kim kaçmaz. Tutuksuz yargılama meselesi, burada çok hassas davranmaları lazım. Tutuklama bizim için son seçenek olmalı. Cezaevi noktasında biz niye sıkıntıdayız? Tutuklama olayını son seçenek olarak düşünmeli. Hemen böyle geleni alayım atayım içeri olmaz! Bu adam terörist, tamam, eyvallah tutukla. Öyle bir şey oluyor ki, teröristi bile bir kapıdan alıp diğer kapıdan bırakıyorsun. Yahu Genelkurmay Başkanı'nı niye içeri alıyorsun arkadaş. Tutuksuz yargıla. Yap bunu o zaman bitir işi. Şahsen bundan dolayı üzgünüm. Bu kanaatimi burada paylaşmak zorundayım. Bunu asla yargıya müdahale olarak da söylemiyorum. Ama bunun bir değerlendirmeye alınması noktasında söylüyorum. Tutukluların geneli için böyle bir şeyi ortaya koyuyorum. Uzun tutukluluk sorunu milletvekilleri için de geçerli.

MGK GENEL SEKRETERLİĞİ SİVİLLEŞTİ

Dünyada milli güvenlik kurulları bu tablo içerisinde oluştukları için Türkiye'de de bu şekilde gelmiş. Şu anda bizim eskiden olduğu gibi karşı tarafta silahlı kuvvetler falan yok. Şimdi o iş değişti, şimdi karma oturuluyor.  Mesela diyelim ki TOBB diyor ki, 'ekonomik durumu sizinle değerlendirmek istiyoruz' diyor. Bundan bir ay önce sayın başkan benden ricada bulundu ve 'Güneydoğu ve doğu borsa, oda başkanları getirsem, terörü konuşsak' dedi. Ben de 'buyrun' dedim. Oturduk bir değerlendirme yaptık. Bu toplantıları yapıyoruz. Biz elimizi taşın altına kendimizi koyduk deseler. MGK'nın şu andaki yapısı da göreve geldiğimiz yapı değil. Biz 2 ayda bir toplanıyoruz. Buradan tavsiye kararı çıkıyor. MGK Genel Sekreterliği hem sivil, sadece askeri konuları ele alan bir genel sekreterlik değil. Ekonomi, dış siyaseti ele alan birimleri var. Şimdi bunu daha da iyi götürüyoruz. Muammer Bey'e söyledim 'sizden artık danışmanlık hizmeti bekliyorum' dedim.  Bir think tank olarak bize bu hizmeti vermelerini söyledim. Kendileri ona göre bir yapılanmayı gerçekleştirecekler.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

Cumhurbaşkanlığı seçimi 2014'ün Ağustos'unda. Şu anda ona girmememiz lazım. O günler geldiğinde sayın Cumhurbaşkanımızla oturur hesabını yaparız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.