Barış konferansları Ankara'da başlıyor

Çözüm sürecinin en önemli ayaklarından biri olan “Demokrasi ve Barış Konferansları"nın ilki bu hafta sonu Ankara’da gerçekleştirilecek.

Ankara’yı sırasıyla Diyarbakır, Brüksel ve Hewler (Erbil) konferansları takip edecek.

Ankara’da 25-26 Mayıs günlerinde Sürmeli Otel’de gerçekleşecek olan “Demokrasi ve Barış Konferansı”nın hazırlıkları iki koldan sürüyor. Yaklaşık olarak 300 delegenin katılması planlanan konferansa, çok sayıda aydın, sanatçı, akademisyen, siyasetçi ve yazarın katılımı için görüşmeler sürüyor.

‘ANKARA’DAKİ KONFERANSIN GENIŞ OLMASI HEDEFİMİZ’

Demokrasi ve Barış Konferansı’nın komisyonunda yer alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Yavuz Önen, Ankara’daki konferansın barış süreci ile ilgili olarak kararlaştırılmış 4 konferanstan biri olduğunu belirterek, Ankara’da yapılacak konferansın mümkün olduğu kadar geniş olmasının hedef alındığını söyledi.

Önen, Halkların Demokratik Kongresi’nin konferans hazırlık çalışmalarını başlattığını ifade ederek, “Bazı illerde hazırlık konferansı yapıldı. Ankara’da, İstanbul’da yaptık. Şimdi bu Türkiye konferansının çağrıcısı olarak Türkiye’de ismi daha önceden iyi bilinen, kamuoyunda kabul gören, saygın kişilerden oluşsun diye bir karar alındı. 300 civarında kişinin katılacağı bir konferans. 2 günden oluşacak. Birinci günün ilk yarısında genel konular üzerinde katılımcılara söz verilecek. Peki kim bu katılımcılar? Aslında HDK’nin il örgütlenmelerinden ikişer kişi katılıyor. HDK yürütme kurulu katılıyor ama onun dışında HDK’nin de bileşeni olan ya da olmayan siyasi partiler ve kurumlar katılacak. Yani sendikalar, siyasi partiler onların temsilcileri bir de tanınmış, toplumda barış süreciyle ilgili demokratik çözümle ilgili çabalar içerisinde olan yazar, sanatçı, bilim insanları davetli” dedi.

ÇEŞİTLİ ATÖLYELER KURULACAK

Önen konferansın, birinci gününde yarım gün boyunca genel konuların tartışmasıyla başlayacağını ifade ederek, tartışmaların ardından atölyeler kurulacağını sözlerine ekledi. 2 gün boyunca 4 tane seçilmiş temanın tartışılacağını dile getiren Önen, “Yani bu sürecin tartışılması gereken konuları tespit eden başlıklar. Birincisi yüzleşme konusu. Yani Türkiye’de pek çok alanda bir yüzleşmenin mutlaka yaşanması gerektiğini savunuyoruz yıllardır. Demokrasi ve insan hakları alanında bir yüzleşme gerçekleşmesi gerektiği tespiti yapılıyor. Bunu bir konu alacağız. Bir atölye grubu bunu konu alacak. İkincisi anayasa atölyesi kurulacak. Biliyorsunuz ortaklaşması gereken bir ana sözleşmeye ihtiyaç var Türkiye’de. Yeni anayasa, yeni bir konsept, yeni bir anlayışla nasıl kurulmalı, nasıl oluşmalı, nasıl kurumlaşmalı ve nasıl yazılmalı. Bunlar tartışılacak. Üçüncüsü süreçle ilgili bir atölye çalışması olacak. Bu süreç nasıl örgütlenmeli, nasıl olmalı bunun önemi nedir, o tartışılacak. Dördüncüsü ise demokratikleşme atölyesi olacak. Biliyorsunuz toplumun pek çok kesiminden talepler var. Hem anayasa hazırlık sürecinde hem onun dışında yaşanan pek çok ihlale karşı toplumun değişik kesimleri taleplerini dile getirmişlerdir bugüne kadar. Yani Türkiye’nin demokratikleşmesinin asgari şartları nedir? Demokratikleşmenin gereği nedir, demokratikleşme sürecinde toplumun dile getirdiği talepler nelerdir? Bunları derleyip toparlayacak bir atölye” diye konuştu.

‘KONFERANS AKİL İNSANLAR GÖREVİNİ GÖRECEK’

Önen, atölyelerde hazırlanan raporların ikinci günün yarısında tartışılacağını ve bir sonuç bildirgesiyle kamuoyuna açıklanacağını kaydederek, “Bu konferans ve bundan önce yapılan konferanslar çok önemliydi. Talepleri derinliğince tartışmak ve görüşmek gerekir. Türkiye’de son 30 yılın biriktirdiği düşmanlık duyguları, kin ve nefret duygularını aşabilmek öyle kolay iş değil. Bu bir süreç olacak ama mutlaka başlamak gerekiyordu. Toplumlar arası barış köprüleri görüşmelerini inşa etmenin aracı gibi olsun istedik Türkiye konferansı. Çünkü Türkiye konferansı demek, bunu amaçlamak demektir. Halklar arasında dostluk ve kardeşlik duygularını geliştirmek üzere amaç olarak bu barış sürecini kolaylaştırmak, destek vermek, yardımcı olmak, ışık tutmak bir anlamda. Yani akil insanların önüne konan bu çok zor göreve benzer bir görevi bu barış konferansları yapıyor dersek yanlış olmaz” şeklinde konuştu.

‘HÜKÜMET NE KONUŞMUŞSA YAPMAK ZORUNDA’

“Bu barış Kürtlerin özveri ve cesaretle adım atarak, gündeme getirdiği bir olgudur. Barış talebi Kürt halkının gerçek talebidir ve inandığı için bunu böyle yapmıştır” diyen Önen, 21 Mart Diyarbakır Newroz’unda asılan “Biz savaşa da barışa da hazırız” pankartının Kürt halkının gerçek anlamda barış istediğinin en güzel işareti olduğunu söyledi. Önen, bu talebi hükümetin çok iyi değerlendirmesi gerektiğine işaret ederek, “Hükümet de sorumluluk alarak adım attığını söylüyor ama ne alıp verdiğine dair net bir açıklaması yok. Onun için şunu söylüyorum, konuşulmuşlara uyumak zorunda hükümet. Geciktirmeden adımları atmak zorunda. Günlük siyasi ve bu milliyetçi şahlanışı, yükselişi, saldırıyı çok fazla önemseyerek, onlara taviz veren tutumlara girerse ve günlük oy hesapları peşinde giderse bu süreci kaybeder. Kaybeden Türkiye halkı olur, yalnız Kürtler değil. Bütün Türkiye kaybeder, o nedenle konuşulmuş her ne ise onların mutlaka yerine getirmesi lazım. Son cümlem şu. Kürt halkı oyalanamaz artık. Kürt halkını oyalayamazsınız. Kürt halkı kararlıdır, aldatamazsınız. Yanıltamazsınız, Kürtlerin siyasi temsilcisi de Kürt halkının bu gücü ve kararlılığıyla siyaset yapmak durumundalar. Onlarda geri adım atmayacak, taviz vermeyecek. Böyle inanıyorum. Kürt siyasi yaşamı da çok deneyimler kazandı, onları da yanıltamayacak hükümet. Bence ayak sürüyorsa, dili kekemeyse, kelimeleri tam ifade edemiyorsa, içinde çözsün, adımları rahat rahat atsın ve berrak bir dille konuşsun. Kürt halkının beklediği budur, Türkiye halklarının beklediği budur” dedi.

‘4 KONFERANSIN MESAJI; TARAFLARI İFADE ETMESİ’

Önen, kamuoyuna açıklanacak olan konferansın sonuç bildirgesini PKK Lideri Abdullah Öcalan, Başbakan Erdoğan ve ilgili diğer kurumlara ve kişilere de gönderileceğini ifade ederek, “Avrupa ayağı bu sürecin vazgeçilmez bir ayağı, zaten onlarsız olmaz. Kandil ve Güney Kürdistan ha keza öyle. Diyarbakır’ın Kürt siyasi hareketi açısından da anlamı olan bir kent. Ankara konferansı da bunun Türkiye coğrafyasının tümüne dair bir konferans olması. Hedef buydu. Bu da Türkiye halklarının bu süreçte taraf olması gerektiği, taraf olduğu tespiti ve taraf olması için neler yapması gerektiğine dair bir fikir alışverişinde bulunmak, öneriler geliştirmek. Bir anlamda bu 4 konferans süreçlerin taraflarını anlatıyor” diye kaydetti.

KONFERANSIN ÇAĞRICILARI

Konferansın çağrıcıları şu isimlerden oluşuyor; Orhan Pamuk, Murathan Mungan, Vedat Türkali, Yaşar Kemal, Gençay Gürsoy, Şebnem Korur Fidancı, Tarık Ziya Ekinci, Rakel Dink, Yakın Ertürk, İonna Kuçuradi ve Arif Sağ. (Evrensel)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.