18 Nisan 2015 Cumartesi 21:40
'AİHM'deki ifade özgürlüğü dosyalarının yarısı Türkiye'den'

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanvekili Alparslan Altan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülen ifade özgürlüğü konulu dosyaların yarısının Türkiye ile ilgili olduğunu söyledi.

Türk Hukuk Enstitüsü Kayseri Şubesi’nin davetlisi olarak Kayseri’ye gelen AYM Başkanvekili Alparslan Altan, AYM Üyesi Nuri Necipoğlu, AYM Raportörü Cüneyt Durmaz, ‘Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru’ konulu bir konferans verdi. Konferansa, Kayseri Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Usta ile hakimler, savcılar ve avukatlar katıldı.

Konferansta Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru sistemini anlatan Alparslan Altan, bireysel başvuru sisteminin Türkiye’de hızla oturduğunu anlattı.

Bireysel başvuru öncesi ve sonrasındaki Türkiye’deki durumu değerlendiren Altan, “AİHM Türkiye’nin Strasbourg’taki karnesini iyileştirmesi bakımından, ortaya performansı Türkiye ile benzer veya Türkiye’den daha kötü olan ülkeler açısından örnek bir uygulama olarak görmektedir. 2014 yılı yazında Strasbourg’ta yapılan uluslararası bir sempozyumda birçok ülkeden temsilciler katıldı ve bu toplantılarda biz Türkiye’deki bireysel başvuru sistemini anlatmış olduk. Bu da Türkiye’deki sistemin geldiği nokta açısından sevindirici bir gelişme. Yine AYM’nin ifade özgürlüğü ile ilgili verdiği kararlar Amerika’da Colombia Üniversitesi tarafından altın madalya ile ödüle layık görüldü” dedi.

“TÜRKİYE İHLALDE BİRİNCİ”

Türkiye’nin öncesinde de mevcut durumda maalesef aleyhinde en çok karar verilen ülkelerin başında geldiğini ifade eden Altan, şöyle devam etti:

”Ancak, başvuru sayıları itibariyle çok olumlu gelişmelerin olduğunu görüyoruz. Bireysel başvuru öncesinde Türkiye Rusya’dan sonra aleyhine en fazla başvuru yapılmış ülkeler arasındaydı. 2010 yılı sonu itibariyle Türkiye’ye karşı açılmış olan dava sayısı 19.000 civarındaydı ve önceki yıla göre yüzde 40’a yakın bir artış göstermişti. Türkiye aleyhine açılan davaların yüzde 60’lık bölümü önemli davalardan oluşuyordu. Bu sayı, hakkından bizden başka başvuru olan Rusya’ya bakıldığında iki katını oluşturmakta. Yine yıllık istatistiğe bakıldığında Türkiye, yüzde 20’ye yaklaşan oranla hakkında en çok ihlal kararı verilen devletti. 2010 yılı itibariyle bakanlar komitesi gündeminde 47 devlet aleyhine 9.922 karar bulunurken, bunların yüzde 20’ye yakını Türkiye hakkında verilmiş kararlardan oluşuyordu ve bu rakamlara bakıldığında neredeyse kararların 5’te 1’i Türkiye aleyhineydi. Tazminat miktarlarında da 2010 yılında Türkiye aleyhine 24.542.000 euro tazminata hükmedildi. Bu gelişmeler, anayasa koyucuyu bireysel başvuru sistemine yöneltti. Bireysel başvuru sonrası bakıldığında AİHM gündemindeki dava başvuru sayıları bakımından, 2013 yılında Türkiye 5’inci sıradaydı, 2014 yılında ise 4’üncü sırada yer aldı. Bu gelişme AYM’ye bireysel başvuruyu yoğunlaştırmasının yanında Adalet Bakanlığı’nda oluşturulan tazminat komisyonu da etkili oldu. Tazminat komisyonu, AİHM önünde bekleyen benzer nitelikteki toplu dosyaları bu komisyon aracılığıyla tazminata karar verilerek gündemden kaldırılmasını amaçlayan bir sistemdir. Bu konuda da epey başarı sağlandı.”

“EN ÇOK ŞİKAYET ÖZGÜRLÜK, GÜVENLİK VE ADİL YARGILAMA

AİHM’e Türkiye’den giden dosyaların büyük bölümünün özgürlük, güvenlik ve adil yargılama hakkı olduğunu açıklayan Alparslan Altan, ”AİHM verdiği kararlara bakıldığında, çoğunluğu geçmişe yönelik olduğu için Türkiye’nin o zamanki mevzuat ve uygulamalara yönelik olduğu için ihlal sayıları açısından önceki kara tablonun devam ettiğini görüyoruz. Başvuru konusu dosyalardaki ihlal nedenlerine bakıldığında, büyük ölçüde özgür, güvenlik hakkı ve adil yargılanma hakkıyla ilgili başvurulardan oluşuyor. Türkiye hakkında açıklanan kararlarda yüzde 45’i özgürlük ve güvenlik hakkıyla, 44’ü de adil yargılanma hakkıyla ilgili kararlardan oluşuyor. Türkiye 2013 yılında 9 kararla ifade özgürlüğü konusunda ihlalle karşılaşırken, 2014’te ise bu karar 24’e yükselmiş ve ifade özgürlüğü ile ilgili verilen ihlal kararlarının yarısının Türkiye ile ilgili olduğunu maalesef üzülerek görüyoruz. Bu da Türkiye’nin özellikle tutukluluk, adil yargılanma hakkı ve özgürlük konusunda daha dikkatli olması mevzuat ve uygulamalarında bu konularla ilgili gerekli hassasiyeti gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu. (ZETE) 
Son Güncelleme: 18.04.2015 21:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.