'10 madde kutuplaşmanın önünü keser'

HDP İmralı Heyeti ve hükümet yetkililerinin yaptığı ortak açıklamada PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sunduğu 10 maddelik müzakere başlıklarını değerlendiren İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) Direktörü ve Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan Prof. Dr. Fuat Keyman, "Yerellik, Türkiye'nin iyi yönetimini, adil yönetimini ve aynı zamanda çözüm sürecinin başarıya ulaşmasının çok önemli bir unsurudur. Bu paketle çözüm süreci ileriye gidecek ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için toplumun kutuplaşmasının önü kesilecek" dedi.

Çözüm sürecinde geçen hafta üzerinde mutabakat sağlanan 10 maddenin HDP ve hükümet tarafından ortak basın açıklaması ile deklare edilmesi konuşulmaya devam ediyor. Birçok STK, aydın ve yazar tarafından yapılan ortak açıklama, "Tarihi bir açıklama" olarak tanımlanırken, açıklanan 10 madde ise "Türkiye'nin demokratikleşmesinin reçetesi" olarak belirtildi.

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman ise Türkiye tarihinde ilk defa bir hükümet ile Kürt sorununu temsil eden aktörlerin, ortak bir açıklama yapmasının önemli olduğunu ve dolayısıyla yapılan ortak açıklamanın tarihi nitelikte olduğunu belirtirken, maddelerin Türkiye'nin demokrasisini ileri götürecek olan somut öneriler olduğunu söyledi.

MADDELER SOMUT

Açıklamanın sadece çözüm sürecinde değil, demokratik siyaset için de önemli olduğunun altını çizen Keyman, "Öcalan'ın da söylediği gibi stratejik ve tarihi nitelikte bir gün yaşadık" dedi. Öcalan tarafından bu açıklamada sunulan 10 maddenin soyutmuş gibi algılanmaması gerektiğini belirten Keyman, paketin ilk maddesinde yer alan, demokratik siyasetin içeriği tartışılmalı maddesine ilişkin, "Sanki soyut gibi yaşatılıyor ama esasında demokratik siyaset içinde belli maddeler var. Maddelere bakıldığında yüzde 10 barajının azaltılması, Türkiye'de siyasete katılımla ilgili sorunların ortadan kaldırılması, kimlikle siyaset arasındaki ilişkilerde daha müzakereci daha katılımcı bir yapının sağlanması gibi hem demokrasiyi ileriye götürecek, hem de sadece Kürt sorununda değil, bunlar bağlamında da nasıl bir siyaset anlayışı izleneceği üzerinde somut öneriler içeriyor" dedi.

Çözüm sürecinde, silahsızlanmaya ve demokratik siyasete geçilecekse bu maddede belirtilen siyaset anlayışına göre hareket etmek gerektiğine dikkat çeken Keyman, "Yüzde 10 barajı, katılımlı ve temsili sorunlar, iç güvenlik paketi gibi sorunların ortadan kalkması, daha müzakereci, katılımcı bir siyaset anlayışına doğru gitmek gerekir. Çünkü paketin içinde somut referanslar var" diye ifade etti.

'SADECE BİR BÖLGEYE DÖNÜK DEĞİL’   

Pakette yer alan bir diğer madde, "Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması"na değinen Keyman, "Bu maddede demokratik özerklik kullanılabilir. Demokratik özerklik, Kürtler tarafından kullanılıyor. Kullanılırken farklı biçimlerde kullanılıyor. Sert ve yumuşak kullanımlar var. Kürt aktörler tarafından sadece bir bölgeye dönük değil, Türkiye'nin farklı illerine ve bölgelerinin yönetim yapısında ademi merkeziyetçilik, yerel yönetimlerin güçlenmesine dönük olarak da kullanılıyor. Örneğin, Ege bölgesinde, Trakya bölgesinde ve diğer bölgelerde de yaşanan sorunlara bu madde referans ediyor. İller temelli düşündüğümüz zaman da 25-26 şehre kadar çıkan bir yapıda illere bağlı olarak ademi merkeziyetçiliğin güçlendirilmesi olarak görülüyor. Tabi ben buna yumuşak kullanış diyorum. Ama ister sert, ister yumuşak olsun demokratik özerkliğin orda bulunmaması onun yerine yerellik denilmesi bence müzakere bağlamında önemlidir" dedi.

Yerelden yönetim modelini uygulamanın sürecin başarıya ulaşması için de önemli olduğunu aktaran Keyman, "Bunun kabul edilmesi oraya konulması çok önemlidir" şeklinde değerlendirdi.

'İNŞA SÜRECİNİN TEMEL NOKTALARI SOYO-EKONOMİK SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ’    

"Çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutları" maddesini de değerlendiren Keyman, "Silahsızlanma ve demokratik siyasete geçersek, bunun literatürdeki ismi çatışma sonrası yeniden inşa sürecine giriş olacak. Hepimiz biliyoruz ki Kürt sorunun yaşandığı iller, Türkiye'nin yaşanabilir iller sıralamasında en sonda yer alıyor. Çünkü yoksulluk ve işsizlik alanında ciddi sorunlara sahip yerler. O yüzden Türkiye'nin hepsinde bir işsizlik ekonomi ile ilgili sorunlar var, ama bölgeye gittiğimiz zaman bunun daha derin ve katmanlı yaşandığını görüyoruz. Aynı anda yaşanılabilirlik seviyesi, yollar, sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri, tüm bunlara yaşanılabilirlik deniliyor. İnsanlar yoksulluğu da yaşıyorlar. İşsizliği ve yine dışlanmayı da yaşıyorlar. O yüzden bölgesel kalkınma sosyo-ekonomik olarak çok önemli bir maddedir" vurgusu yaptı.

'KAMU DÜZENİ SINIRLAYICI VE OTORİTER’   

Pakette yer alan, çözüm sürecinde demokrasi, güvenlik ilişkisinin kamu düzeni ve özgürlükleri koruyacak şekilde elen alınması maddesine ilişkin de konuşan Keyman, "Kamu düzeni çok muğlak bir kavram. Çünkü 'iç güvenlik paketi' gördüğümüz gibi polise, belli devlet aktörlerine aşırı yorumsal rahatlık verdiği için tutuklanma, gözaltına alma, kendini korumaya dönük hareket etme, müdahale etme bağlamında kabul edilebilir bir yapıya sahip değil. O yüzden kamu düzeni her zaman otoriter ve sınırlayıcı bir anlam taşır. Kamu güvenliği ve özgürlük ikileminde özgürlüklere ağırlık vermezsek, çözüm sürecinin de sürdürülebilir barışa gitmesi zordur" dedi.

Türkiye'de demokrasinin geriye gitmesi durumunda toplumsal gerginliğin artacağı uyarısında bulunan Keyman, bu maddenin diğer maddelerin uygulanması açısından önemli olduğunun altını çizdi.

'BU MADDE İLE ANAYASA TARTIŞMASI PARALEL’    

Keyman, "Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşması" başlıklı maddeyi de değerlendirerek, "Bu madde, sadece bir gruba bir kimliğe değil de toplumun farklılıklarına hitap eden bu farklılıkları, içerdiği hakları ve özgürlükleri güvence altına alan, çoğulcu, çok kültürlü olarak, bu yönlü demokrasiye ve müzakereye açık bir devlet toplum ve siyaset ilişkisini kurar" dedi.

Çözüm sürecinde yol alınmasının bu madde ile daha çok önem kazanacağını aktaran Keyman, "Bu madde ile bu sürecin ana öznesi olan Kürtler kadar Aleviler, gayri Müslimler, kadınlar, gençler, çevreciler ve toplumun farklı kesimlerinin de özgürleşmesi demektir. Devlet ile onlar arasındaki ilişkinin demokrasi, müzakere ve eşitlik prensibi temelinde yapılmasını öngörüyor. O yüzden de siyasetin anlayışı ve toplumun kutbu toplumla siyaset arasındaki ilişkinin kurumsallaşması bu ilke temelinde olmalıdır. Dolayısıyla toplumun bütün çevrelerinin de devlet ile ilişkilerinde kendini eşit hissetmesi anlamına geliyor. Bu paket geri dönüşü olmayan ileriye gidecek bir yol haritasına girmiş bulunduğumuzu gösteriyor ve bu çok önemlidir" ifadelerini kullandı.

SİNAN TUNÇDEMİR/ DİHA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.