09 Kasım 2017 Perşembe 09:28
Alzheimer beyinde nasıl bir değişime neden oluyor?

Dünya üzerinde yaklaşık 50 milyon insanın Alzheimer hastası olduğu düşünülmektedir ve pek çok ülkedeki yaşlı nüfusun hızla artmasıyla birlikte bu sayının daha da artacağı tahmin ediliyor. Alzheimer’a beyindeki problemlerin neden olduğunu biliyoruz. Hücreler fonksiyonlarını yitirmeye başlar ve nihayetinde de hücre ölümleri görülür. Bu durum, hafıza kayıplarına, düşünme becerilerinde bir azalmaya ve hatta önemli kişilik değişikliklerine yol açar. Bununla birlikte spesifik beyin bölgelerinde; beyin hacminde önemli kayıpların yaşandığı atrofi dediğimiz büzülme meydana gelir. Peki beyinde bu duruma neden olan şey tam olarak nedir?

Hastalık,  temel olarak beyin bölgeleri arasında elektriksel ve kimyasal sinyallerin iletilip işlendiği özelleşmiş hücreler olan nöronlar arasındaki iletişimin kesintiye uğratılması şeklinde kendisini gösterir. Beyindeki hücre ölümlerinin nedeni de budur ve tau ve amiloid adı verilen iki tip proteinin birikmesinden kaynaklandığı düşünülüyor. Bu iki protein arasındaki tam etkileşim büyük ölçüde bilinmiyor, fakat, amiloid, beta amiloid “plaklar” olarak bilinen yapışkan kümelerde birikirken, tau ise ölmek üzere olan hücrelerde “nörofibriler yumaklar” şeklinde birikir.

Alzheimer hastalığının teşhisindeki zorluklardan birisi, hastalığın erken aşamalarında bu protein birikmesini doğru ve güvenilir biçimde ölçebilecek yöntemlere sahip olamayışımızdır. Esasında, hasta öldükten sonraya kadar mevcut beyin dokusunu inceleyerek Alzheimer teşhisini tam olarak koyamıyoruz.

Bir diğer sorun ise, beta-amiloid plakların aynı zamanda da sağlıklı insanların beyninde de bulunabiliyor olmasıdır. Bu da, amiloid ve tau proteinlerinin varlığının bize hastalık hakkındaki tüm hikayeyi anlatmadığı anlamına geliyor. Daha güncel araştırmalar ise, kronik inflamasyonun hastalıkta bir rolü olabileceğini ileri sürüyor.

İnflamasyon, vücudumuzun bağışıklık sisteminin hastalığa karşı bir tepkisidir ve kanımızdaki akyuvarlar vücudumuza giren yabancı maddelere karşı koruyucu kimyasallar salgıladığında görülür. Ancak inflamasyon, uzun süre devam ederse de vücutta hasara neden olur. Beynimizdeki mikroglia olarak bilinen hücrelerin birikmesi de uzun süreli inflamasyona sebep olduğundan doku hasarı oluşmasına neden olabilir.

Sağlıklı bir beyinde, bu hücreler (mikroglia), atık ve toksinleri sarar ve yok eder. Fakat Alzheimer hastalarında, mikroglia hücreleri; toksik tau tumaklarını ya da amiloid plakları da içerebilen bu enkazı yok etmekte başarısızdır. Dolayısıyla da, vücut kendi savunma mekanizması gereği atıkların temizlenmediği tepkisini oluşturarak bu atıkların temizlenmesi için daha fazla mikroglia hücresi aktifleştirir ancak bu durum inflamasyona neden olur. Uzun vadede ya da kronik inflamasyonda, özellikle de beyin hücreleri hasar görür ve nihayetinde de beyin hücresi ölümleri görülür.

Bilim insanları, bu problemin sorumlusu olabilecek TREM2 isimli bir gen belirledi. TREM2 normalde, mikroglia hücrelerini beyinden beta-amiloid plaklarının temizlenmesi ve beyindeki inflamasyon ile mücadele edilmesine yardımcı olacak şekilde yönlendirir. Fakat araştırmacılar TREM2 geninin düzgün şekilde çalışmadığı hastaların beyinlerinde, nöronlar arasında beta-amiloid plak birikimi olduğu bulgusuna ulaştı.

Öte yandan pek çok Alzheimer hastası, aynı zamanda da kalp ve dolaşım sistemi problemleri yaşar. Beyin arterlerinde beta amiloid birikmesi, damar tıkanıklığı ve mini-felçler, bu durumun sorumlusu olabilir. Bu vasküler problemler, beyindeki kan akışını azaltabilir ve hatta zararlı atıkların beyinden uzaklaştırılması için önemli bir yapı olan kan-beyin bariyerini yıkabilir. Bu durum ayrıca beynin fazla glikoz absorpsiyonunu engelleyebilir. Bazı araştırmalar, Alzheimer hastalığında, bu durumun toksik proteinlerden daha önce ortaya çıkabileceğini ileri sürüyor..

Daha güncel olarak, araştırmacılar, beyni daha derinlemesine özellikle de nöronlar arasındaki hassas bağlantı noktaları olan sinapsları incelediler. Nature‘da yayımlanan bir çalışmada, nöronlar arasındaki bu sinaptik bağlantıların bozulmasına neden olan hücresel bir süreç tanımlandı. Ulaşılan bu bulgu, bu durumun; RBFOX1 isimli özel bir sinaptik proteinin yetersizliğinde görülebileceğini işaret ediyor.

Bu tarz araştırmalar sayesinde, artık, Alzheimer hastalığında ortaya çıkan birçok beyin değişikliğinden birini veya daha fazlasını hedef alan birçok yeni ilaç geliştirme ve klinik çalışmalarda bulunulmaktadır. Birçok araştırmacı artık Alzheimer hastalarına daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşımın mümkün olabileceğini düşünüyor. Bu yaklaşımlar, yukarıda bahsedilen problemlerin birden fazlasını hedefleyen ve daha çok kanser için yürütülen mevcut tedavilere benzer özel ilaç kombinasyonlarını içeriyor. Umudumuz, bu yenilikçi araştırmanın, bu kompleks hastalığın tedavisinde yeni bir yol geliştirilmesine ön ayak olabileceği yönünde.

(Kaynak: Bilimfili)

Son Güncelleme: 09.11.2017 18:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.