'Türkiye, Ermeni soykırımından dolayı Soçi ile ilgili konuşamaz'

Rabia Çelik/ vagus.tv

21 Mayıs 1864’te Çarlık Rusyası tarafından topraklarından edilen ve soykırıma uğrayan Çerkeslerin binlerce isimsiz mezarının bulunduğu Soçi’de 7 Şubat’ta Kış Olimpiyatları başladı.

21 Mayıs 1864’te Kafkasya’da Çerkeslerin savaşı kaybetmesinden sonra Rusların 800 bin ile bir buçuk milyon Çerkes’i katlettiği, bir buçuk milyon Çerkes’i de sürgün ettiği biliniyor. Sürgün edilen Çerkeslerin birçoğu yollarda yaşamını yitirirken şanslı olan bazıları Osmanlı’ya ulaşabiliyor. Kuzey Kafkas halklarının yaşadığı bu dram ve vahşet yeterince aktarılmamış olması nedeniyle bugün bile hala tam olarak bilinmiyor.

Rusya, 2014 Soçi Kış Olimpiyatları’yla Çerkeslere yeniden soykırım acısını yaşatmaya devam ediyor. Yaklaşık bir buçuk milyon Çerkes’in katledildiği, isimsiz binlerce toplu mezarın bulunduğu eski adı Kbaada oaln, yeni adını da dökülen Çerkes kanlarından alan Krasnayapolyana yani Kızılçayır, 2014 Soçi Kış Olimpiyatları’nın merkezi haline geldi.

Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacak olan Rusya, modern dünyanın kapılarını açarak binlerce Çerkes mezarının anısı önünde Olimpiyat meşalesini yakmaya hazırlanıyor. Çerkesler arasında bunu ihanet olarak görenler de var kendilerini anlatmak için büyük bir fırsat olarak görenler de. Peki, Soçi Rusya’nın hayal ettiği gibi pazarlanabilecek bir Rus şehri mi? Bu pazarlama manevrası tarihinde yatan ‘soykırım’ izini bu şekilde unutturabilecek mi?

Dünyanın kabul etmediği hatta tartışmayı bile reddettiği ‘Çerkes Soykırımı’nı, Rusya’nın ve Türkiye’nin bu denklemde nerede durduğunu gazeteci Fehim Taştekin’le konuştuk.

Dünya; Yahudi soykırımını, Ermeni sorununu ve Bosna’da yaşananları konuşurken çok daha eski olan Soçi’yi neden konuşmuyor?

Soçi’de yaşananlar tarih olarak çok sancılı bir dönemde oluyor. Soykırım tartışmaları İkinci Dünya Şavaşı’ndan sonra özellikle Yahudilerin yürüttüğü kampanyalar sayesinde oluşmuştur. Öncesinde Birinci Dünya Savaşı’nda çok büyük felaketler, çok büyük savaşlar ve kıyımlar oldu. Tabi Kafkasya’daki bu mesele çok daha gerilere dayanıyor ve biraz eski olması nedeniyle anılmıyor.

1864’de tam olarak ne yaşandı?

1864’te bugün olimpiyatların oynanacağı yerde Krasnopol denilen yerde son savaş yapılıyor. Ruslar zaferini ilan ediyorlar ve zafer yürüyüşünü de orda yapıyorlar. Kafkasya düşüyor. Ruslar, Kafkasya’nın direncini kaybedeceği bir strateji öneriyorlar ve sürülmeyi kabul etmelerini istiyorlar. Osmanlının ve İngilizlerin işbirliğiyle sürgün edilen insanlar dağıtılıyor.

OSMANLI ÇERKESLERİN SÜRGÜNÜNDE RUSYA İLE ANLAŞMA YAPTI

Osmanlı neden Çerkeslerin sürgün edilmelerinde rol alıyor?

Osmanlının zor dönemi, Balkanlarda sıkıntılı. Anadolu’da Kürtlerin ve Alevilerin karşısına sancılı bölgelere yerleştirme ihtiyacı duyduğu güvenilir Müslüman Sünni nüfusa ihtiyacı var. Bu nüfusu kullanmak için Ruslarla işbirliği yapıyorlar. Osmanlı kabul ediyor. Tabii bunu o zaman sürgün olarak kimse lanse etmiyor. Bir şekilde Osmanlı’ya payitahtın kurtuluşu olarak, Osmanlı’ya geliş gibi algılıyorlar. Çerkeslerin içinde bile hala bunu göç olarak görenler var.

ÇERKESLER GÜÇLÜ VE AĞLAMAYI BİLMEYEN İNSANLAR…

Soykırım tartışmalarının yapılmamasının nedeni bu gizli anlaşma mı?

Şimdi işin içerisinde büyük devletlerin anlaşmasının olması, kendi aralarında bir anlaşmanın olması bunun uluslararası arenada tartışılmasını engelliyor. Yani aktörler İngiltere, Osmanlı sonra Türkiye diyebilirsiniz bir tarafta Rusya vardı. Üç konuda işbirliği yapmışlar. Haliyle buna karşı bir propaganda meselesi haline getirebilecek öyle bir güç de yok. Almanya’yı saymayın çünkü o çok yenik durumda. Amerika zaten o tarihlerde küresel bir güç değil. Bugün olsa tabii ki bu bir küresel güçler arası çatışmanın bir sonucu olarak Çerkes meselesi gündeme gelebilirdi ama Çerkeslerin talihsizliği tarihten geliyor. İkincisi Çerkeslerin kendilerinden kaynaklanan bazı sebepleri var. Çerkesler güçlü ve ağlamayı bilmeyen insanlar…

Bunu daha önce yazılarında belirtmiştiniz.

Yani Çerkesler biz sürüldük diye ortaya çıkmazlar. Bugün bile kendilerine yediremezler. Bu çok fazla Çerkeslerin yapabileceği bir şey değil. Kültürel olarak buna müsait değiller. Bunun yerine ne yaptılar ve ne yaparlar? Savaşırlar, iyi savaşırlar ve ölürler. Öldürürler, ölürler. İyi savaşçılardır ama bunun ötesinde yakınma kültürü Çerkeslerde olmayan bir şeydir. Böylesi bir yapı Çerkeslerin propaganda yapmasını da engelliyor. Ama şimdi işler değişiyor.

“OLİMPİYATLAR, ÇERKESLERİN SESLERİNİ DUYURMALARI AÇISINDAN ÖNEMLİ”

2006’da Çerkesler için bir kırılma yaşandı diyebilir miyiz?

Soçi meselesi bunu daha görülebilir kıldı. Bir vesile haline geldi. Soçi’deki olimpiyat meselesi gündeme geldiğinde, Rusya meşaleyi aldığında, Soçi’nin Olimpiyat ev sahipliğini aldığında, Amerikan merkezli ve Türkiye’den birkaç grup bu meseleyi hemen hızlıca gündeme getirmek istedi. Olimpiyatlar, Çerkeslerin kendi seslerini duyurmaları açısından önemli bir imkan sunuyor. İşin içerisinde medya olacak. Kamuoyunun dikkatini çektiği bir etkinlik olduğu için de Çerkesler burada tarihi bir fırsat yakalamış oldular. Bunu ihanet olarak görenler de var büyük bir fırsat olarak görenler de var. Ama bana göre bu bir tarihi fırsattır. Çerkeslerin bir daha böyle bir imkan önlerine çıkmaz. Amerika mesela; onlar Rusya’yla kendi aralarındaki tarihi husumeti nedeniyle Çerkes meselesine hemen onlar da atladılar.

Peki, Rusya olimpiyatları neden Soçi’de yapıyor? Sonuçta Rusya da orda bir soykırım yapıldığını biliyor. Soçi’de yapmasının nedeni hala Çerkeslere gözdağı vermek mi?

Soçi kayak merkezi olması açısından son derece önemli bir şehir. Rusya’nın birçok yerinde kar elbette var ama Soçi, deniz kıyısında olması, doğasının muhteşem olması, kayak açısından son derece elverişli pistlere sahip olması ve buna benzer birçok faktörle Rusya’nın cazip yerlerinden bir tanesi. Rusya buraya büyük yatırımlar yapıyor. Yani olimpiyatların ötesinde buraya çok daha geleceğe yönelik turizm üssüne dönüştürmeye yönelik bir planlaması var. Bunu yaparken başka hedefler de güdüyor. Birincisi bu bölge hep terörle anıldı yani Kafkasya Rusya’nın sıcak bölgesi, yumuşak karnı olarak anıldı. Rusya bu algıyı yıkmak istiyor. İkincisi Rusya’nın büyük bir şova ihtiyacı var. Yeniden uluslararası topluma güçlü bir şekilde dönmeye çalışıyor. Eski şaşalı günlerini arıyor. Korkulan ve saygı duyulan dönemleri özlüyor.

“PUTİN SOÇİ’DE ESKİ İHTİŞAMINI GÖSTERMEK İSTİYOR”

Dünya liderliğine oynuyor yani?

Bunu yitirdiler. Önemli ölçüde yitirdiler. Ve Putin Soçi’de gerçekleştirdiği büyük bir şovla eski ihtişamını tekrar göstermek istiyor. Bunun için Putin’in kafasında Çerkeslerin soykırımının hiçbir önemi yok. Yani bu meseleyi sonuçta sadece ve sadece Çerkesler kendi aralarında tartışıyorlar. Çerkesler çok da önemli değil Rusya açısından.

Tabii bunun bu kadar tartışılacak olabileceğini öngörmemiş olabilir ya da tartışma çıksa da bunun kolaylıkla üstesinden gelinebilecek küçüklükte bir şey olduğunu düşünmüş olabilirler. Yani gelinen noktada diyeceksiniz ki bugünlük tartışmalar olimpiyatların gidişatını etkileyebilecek mi? Hayır, değil. Bu nedenle Rusya’nın hesapları tuttu demek istiyorum. Bu nedenle Çerkesler nedeniyle olimpiyatlara katılmak istemediğini deklare eden herhangi bir lider çıktı mı? Çıkmadı. Başka nedenlerle çıktı. Mesela Rusya’nın gay haklarıyla ilgili Rusya’nın politikası nedeniyle ‘Ben Soçi’ye gitmek istemiyorum’ diyen liderler çıktı. Ama koskoca bir Çerkes soykırımı nedeniyle olanı görmedim.

“TÜRKİYE, ERMENİ SOYKIRIMINDAN DOLAYI SOÇİ İLE İLGİLİ KONUŞAMAZ”

Kimse Rusya ile böyle bir tartışmaya girmek istemiyor mu?

Bu mesele biraz yakıcı bir meseledir yani Rusya’yla kimse böyle bir tartışmaya girmek istemeyebilir. Türkiye giremez. Çünkü Türkiye, bu konuda herhangi bir şey dediği anda onun önüne Ermeni soykırımını koyarlar. Bu nedenle Türkiye bu konuda en kalabalık Çerkes nüfusunu barındıran ülke olarak sessizliğini korumak zorunda hissediyor. Eğer Ermeni soykırımını kendisi tanımış olsaydı, tarihsel hatalarını kabul etmiş olsaydı, Çerkeslerle ilgili rahat rahat bir şeyler söyleyebilirdi.

Eğer soykırımla ilgili herhangi bir şekilde Türkiye bir şey diyecek olsa ben onların yanıtını az çok biliyorum. Onlar da şunu diyecekler; yani sizin kabul ettiğiniz Çerkesler bugün anadilini bile konuşamıyorlar. Benim topraklarımda yaşayan insanların cumhuriyetleri var, anadilleri resmi olarak tanınmıştır, okullarda okutuyor, kendi kültürlerini yaşatmak için kendi tiyatroları var. Kendi müzik okulları var. Nüfusu onbeşbin, yirmibin, otuzbin ama hepsinin dilleri tanınmıştır, korunmuştur. Peki, ‘ya sen’ diye sorar.

Rusya her türlü hakkı verdim diyecek bu durumda?

Evet, ben soykırım yapmadım diyecek. O bir göçtür. Seninle pazarlık yaptık, sana gönderdik diyecek. Anlaştık aramızda. Bu argümanı kullanıyorlar, bu argümanı kullanan Çerkesler de var.

Soykırıma rağmen bunu diyenler var mı?

Evet, Rusya bizi katletti ama bizi asimile etmedi, bizi sömürmedi. Bizim kültürümüzle savaşmadı, bizim dilimizle savaşmadı diyen Çerkesler de var.

RUSYA ÇERKESLERE FİZİKİ SOYKIRIM, TÜRKİYE İSE KÜLTÜREL SOYKIRIM YAPTI

Tabii, Türkiye’deki Çerkeslerin anadilde eğitim hakkı yok.

Soykırıma uğradığımız halde uğruna savaştığımız Türkiye bizim anadilimizi yok etti ama bizi süren, bizi yok eden Rusya bizim anadilimizi korudu diyen Diaspora’da da insanlar var. Haklılar mı haklılar.

Bu durum Türkiye’nin ayıbı değil mi yani?

Türkiye’nin ayıbı olduğu için de Türkiye bu konuda sesini çıkarmıyor.

Peki, Suriye’deki Çerkesler?

Aynen onlar da anadillerini korudular.

“TÜRKİYE’DE ÇERKESÇE BİLEN İNSAN SAYISI YOK OLACAK”

Yani sadece Türkiye’deki Çerkeslerin bu hakkı yok değil mi?

Evet, Ürdün’deki Çerkesler anadillerini korudular. İsrail’dekiler anadillerini korudular. Kendi okulları var. Kendi anadilleriyle eğitebiliyorlar, çocuklarını okutabiliyorlar. Yani evinde herkes kendi anadilini konuşuyor. Devlet gerekli desteği veriyor. İsrail’de iki tane köy var. Suriye’de de bütün çocuklar anadilini konuşabiliyor. Yüzde yüze yakın bir oran anadilini bilir ve konuşur.

Devlet asimile etmeye uğraşmamış..

Yasaklamamış, asimile etmemiş o konuda müdahale etmemiş. Türkiye’de ise köyler dışında önemli oranda insanlar anadilini bilmiyorlar. Köylerde insanlar konuşuyor ama köyler dışında şehirlerde anadil yok oluyor ve giderek hızla artıyor bu olay. Pek yakında Türkiye’de Çerkesce bilen insan sayısı yok olacak. Bu bir trajedi, bu bir kültürel soykırımdır. Yani Rusya fiziki soykırım yaptı Türkiye’de ise bu insanlar kültürel soykırıma uğradılar. Bunu Çerkesler kabul eder etmez ya da Çerkeslerin bir kısmı kabul eder bir kısmı etmez ama Çerkes aydınlarının genel kanaati bu yöndedir. Rusya’da Çerkesçenin yazılı tarihe aktarılmasında Sovyetlerin katkısı çok büyüktür.

Nasıl yani? Hem soykırım yapıp hem bu konuda yardımcı oluyorlar?

Hem soykırım vardır hem kültürel haklar vardır. İkisi birliktedir. O nedenle normal, sıradan bir Çerkes bir Rusya’dan bahsederken tarihi asla unutmaz, tarihteki katliamları asla unutmaz, en asimile olmuşu bile bir yerde durur ve Rusya’nın düşman olduğunu bilir.

Ama öteki yandan da…

Ama bir taraftan da Rusya’nın en küçük Çerkes yaşam alanlarında bile yaptırdığı ihtişamlı tiyatro ve kültür merkezleri vardır. Bu Çerkeslerdeki kırılma noktasıdır. Bir tarafta kültürel haklar vardır bir taraftan da asimile edilmişlerdir. Yani nasıl asimile edilmişlerdir? Bu asimilasyon bizdeki asimilasyon değil. Yani Rus ordusunda Çerkesler vardır, Çeçenler vardır, siyaseten asimile edilmişlerdir, entegre edilmiştir daha doğrusu. Yani asimile bizim anladığımız anlamda asimile değil. Rus üstünlüğünü kabul etmişlerdir.

RUSYA BÖLGEDE ÇERKESLERİN OLMASINDAN KORKUYOR

Peki sürgün edilen Çerkesler anavatanlarına yani Kafkasya’ya dönebilir mi?

Hayır. Rusya, bu bölgenin potansiyel olarak sorunlu olduğunu düşünüyor. Yani ilk fırsatta bağımsızlık için mücadele edebilecek bir potansiyel var diye düşünüyor. Burayı asi bir coğrafya olarak tahayyül ediyor. Bakmayın seçimlerde iktidar partisi yüzde 98 oy almış. Bu hiçbir şekilde gerçekçi bir görüntü değildir. Ruslar bilir ki evet bunlar bize oy veriyor ama buradaki yapı birincisi ağırlık olarak Müslümandır. İkincisi geçmişi çok fazla bağımsızlık savaşlarıyla dolu bir yerdir ve sorunludur. Ve de bu toplumun kültürü bu insanları daha çok dik başlı yapmıştır. Yani boyun eğmeyen topluluk. Bunu bilirler. Bildikleri için de burada ne kadar az Çerkes varsa ne kadar bölgenin otokton (yerel) halkı varsa o kadar iyi diye düşünüyorlar. Bu halklar, Rusya’nın zayıf bir döneminde yeniden bir araya gelip Rusya’dan ayrılabilirler korkusu var. Burada bu yerel halklar ne kadar göz önünde ve baskı altında tutulurlarsa o kadar rahat ederiz fikri var. Ve bunların çoğalması, dışarıdan gelenlerin özellikle Diaspora’dan gelenlerin Rusya’ya karşı çok daha sert olması, onların tarihsel hesaplaşma içerisinde olan duygularının çok güçlü olması, onların dışarıdan gelirken potansiyel olarak geldikleri ülkelerin ajanı olabileceklerine dair korkular Rusya’yı bu konuda çok katı bir politikaya itiyor.

Bundan sonra ne olacak? Çerkesler soykırımı anlatmaya devam edecekler mi?

Kuşkusuz bu bitmez ama Rusya bu konuda çok katı. Düşünün 1943 ve 1944’teki sürgünlerin sorumluluğunu Rusya kabul etti. Onlara tazminatlar ödedi. Onların geri dönüşü için yasa çıkardı ve tatmin eder etmez ama o insanları bir şekilde ‘Ben size sürgün yaptırdım, haksızlığa uğrattım ve siyaseten sizi rehabilite etmek benim görevim,’ diyor; yasa gereği bunu yapıyor ama Çerkeslerin yaşadığı soykırıma sıra gelince diyor ki ‘Bunun Rusya’yla bir alakası yok. Bunu Çarlık Rusya’sı yaptı,’ diyor.

Topu Çarlık Rusya’ya atıyor.

Evet, evet. Çok komik bir yanıt vermişler. Bu duruma Çerkes sivil toplum kuruluşları ve Çerkes kongresi mektup yazmıştı ve soykırımın tanınmasını istemişti. Yanıt, Rusya tarihinde herhangi bir şekilde soykırım olmamıştır Çerkeslerle ilgili olan da 1943 ve 1944’te olandaki o zaman Çerkesler değil Çeçen, Karaçay, Ahıskalılar ve Kırım Tatarları sürülmüşler. ‘Devlet bunlarla ilgili haksızlığı kabul etmiştir’ şeklinde bir yanıtı verildi. Yani tarihte olanı kesinlikle tarihe mal ediyor. Devlet devamlılığı esasıyla hareket etmiyor, işine gelmiyor çünkü. Böyle komik bir yanıt vermişler. Bununla ilgili etkinlik düzenlemek isteyenlere anında göz dağı veriyorlar. Mesela Çerkes kongresinin başkanı baskılar nedeniyle gözaltına alındı, sorgulandı, tehdit edildi, evine molotof kokteyli atıldı, sonunda baktı ki hayati tehlike giderek artıyor ülkesini terk etti.

Çerkes sivil hareketinin liderleri terörle bağlantılı suçlamasıyla gözaltına alındı. Hiçbirinin alakası yok terörle. Bunlar toplumun önderleri. Çerkes toplumunda sivil önderler bir devlet başkanı kadar etkilidir yani küçümseyemezsin o insanların potansiyelini. Onlar güçlüdürler. Bu topluma ‘Çıkalım meydana!’ dediği zaman çıkarlar öyle söyleyeyim.

Hepsini tutukladılar mı?

Hepsini tutukladılar, göz dağı verdiler. Yani ‘Biz sizi gözetliyoruz, herhangi bir şey yapmayacaksınız’ anlamına gelebilecek bir operasyon yaptı. Yani ‘Sesinizi çıkarmayın, çıkarırsanız bedelini ödersiniz.’

Siz Türkiye’de bu konuyu anlattığınız için bedelini ödemediniz mi?

Evet, ben bunun bedelini ödüyorum kişisel olarak. Aynı bedel. Yani bir gazeteci için çok ağır bir bedel. Bunun mantığı yok. Ben sonuçta Çerkesler bunu nasıl tartışıyorlar, bunu yazmaktan başka bir şey yapmadım. Ya da dünya bunu nasıl tartışıyor? İşim yazı yazmak. Herhangi bir kışkırtıcı yazı değil, herhangi bir şekilde çatışmayı teşvik eden bir yazı da değil.

Tam tersi, Çerkesler için konuşma fırsatıdır olimpiyatlar, dertlerini anlatma, tarihlerini anlatma, kültürlerinin tanınması için fırsattır. Bundan Ruslar rahatsız olabilir ama ben sivil bir etkinlik ise ona destek olabilirim yazılarımla. Bunun dışında başka bir şey yapamam. Ayrıca şunu da yazıyorum; oradaki mesela silahlı aktiviteler ve teşvikler Çerkeslerin aleyhinedir. Onu da söylüyorum. Çerkeslerin bu meseleyi sağlıklı bir şekilde tartışmasını, doğru anlatmasını engelliyor bu tür şeyler. O nedenle Kafkasya Emirliği Hareketi’nin intihar saldırılarını, şunları bunları şiddetle eleştiriyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.