Türkiye arabulucu oldu, Filipinler'de gerillalar özerklik aldı

Filipinler'de Moro'da MILF gerillaları, 15 yıllık müzakereler sonucunda özerkliklerini aldılar.

Nihai yasa 2016'da imzalanacak. 9 bin km ötede 40 yıllık kanlı bir savaşı bitiren bu özerkliğin baş mimarlarından biri Türkiye.

Radikal’den Bahadır Özgür’ün haberine göre, Moro'ya, gidip süreci gözlemleyen Prof. Erol Katırcıoğlu, "Hükümet oradaki süreçte çok doğru rol oynadı, buradaki süreçte ise hiç istekli olmadı' diyor.

Ankara; kendisine 900 km uzaklıktaki Sur’a, ‘özyönetim’ gerekçesiyle operasyon düzenliyor. Aynı dönemde 9 bin km uzaklıktaki Filipinler’de ise, güçlü bir ‘özyönetim’ kurulması için büyük çaba sarf ediyor…

Başbakan Ahmet Davutoğlu, henüz Dışişleri Bakanı’yken Filipinler’de 40 yıl süren kanlı çatışmaların durdurulması için devreye girmişti. 2014’te Filipinler ziyaretinden sonra Türkiye’nin Moro sorununun çözümünde üstlendikleri aktif role dikkat çekiyordu:

"Yaklaşık 500 yıla yakın süren gerilim. Türkiye'den yardım talep edildiğinde o zaman Dışişleri Bakanı olarak bizzat ben devreye girdim… Bu anlaşma sağlandığı takdirde hem asırlardır süren bir problem çözülmüş olacak hem de Mindanao Müslümanları da kendi yönetimlerine belli anayasal çerçevede sahip olacaklar. Bunların hepsi güzel, barış dolu adımlar."



Bu açıklamadan birkaç ay sonra bizdeki çözüm süreci bitti, Moro süreci ise nihai aşamasına geldi.

40 yıllık çatışmalarda 120 bin kişinin hayatını kaybettiği Filipinler’de ordu ile Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) 15 yıl önce müzakerelere başladı.

‘ÜÇÜNCÜ GÖZ’ÜN FAYDALARI

Bu süreçte silahlar susmadı ama masa da devrilmedi. Ve 2012’de Japonya, Suudi Arabistan, Malezya, İngiltere ile birlikte Türkiye’nin de ‘üçüncü göz’ olduğu bir çerçeve anlaşması imzalandı.

Ardından 2014’te Bangsamoro Barış Anlaşması’nın imzalanması ile geçen Haziran ayında 145 MILF gerillası sembolik olarak silahlarını Birleşmiş Milletler gözlemcilerinin önünde teslim etti. Silahları teslim alan heyetin başında da Türk diplomat Haydar Berk bulunuyordu.



Son bir adım kaldı. Moro’ya tam bir özerklik sağlayacak olan "Bangsamoro Temel Yasası" meclisten geçip yasalaşacak. Ve MILF 2016’daki başkanlık seçimlerine silahtan arınmış bir siyasi parti olarak katılacak.

Çatışma çözümleri alanında uzmanlaşmış Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün (DPI) davetlisi olarak Moro müzakerelerini incelemek üzere AKP, HDP milletvekilleri, bir grup akil insan ile birlikte Haziran ayında Filipinler’e giden Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu, Radikal’e Moro’daki barış sürecini değerlendirdi:

‘HÜKÜMET MORO'DAKİ ROLÜNÜN, BURADA ÖRNEK OLUR DİYE GÜNDEME GELMESİNİ İSTEMİYOR’



Siz bir heyetle birlikte Moro bölgesine gittiniz. Kimlerle, nasıl görüşmeler yaptınız?

Bir zamandan beri İngiliz sivil toplum kuruluşu DPI, bir grup insanla birlikte dünyadaki çeşitli müzakerelerin tarafları ile görüşerek, çözüm süreçleri konusunu araştırıyorlar. Bunların içinde AKP'ye yakın isimler var, bazen milletvekilleri oluyor bazen danışmanlar. HDP'den de benzer nitelikte kişiler bulunuyor. Bunların yanında gazeteciler ve sivil toplum kuruluşu üyeleri yer alıyor. Ben de TESEV adına gitmiştim. Önce Kuzey İrlanda'ya ardından da Filipinler'e. Filipinler'e geçen Haziran ayında gittik.

Filipinler'de Müslüman Moro gerillaları çatışmanın bir tarafını oluşturuyor. Önce başkent Manila'ya gittik. Oradan da Moro gerillaları MILF'nin bulunduğu Mindenao adasına geçtik. Burada Filipin ordusundan üst düzey generallerle görüştük, brifing aldık. Ondan sonra Moro gerillalarının bulunduğu ormanlık bölgeye gittik. Orada askeri ve sivil yöneticileri ile görüştük. Ve MILF'in lideri Hacı Murat İbrahim ile buluştuk. Özerkliği düzenleyen Bangsamoro Anayasası'nı hazırlayan ekiple de konuştuk.



Heyetle Moro'ya giden Akil İnsanlar Heyeti üyesi Kadir İnanır, gerillalarla poz verdi.

Şu anda barış süreci ne aşamada?

Şu anda süreç devam ediyor tabi ki. Müzakere masasına oturulurken önce silahlar bırakıldı vb. bir durum olmadı. Çatışmalar devam ediyordu. Hatta bir örnek vereyim, biz oraya gitmeden hemen önce Mondenao'ya yakın adaların birinde 14 güvenlik görevlisi öldürüldü.
Önce kimin bu saldırıyı düzenlediği anlaşılmıyor ama daha sonra Moro gerillaları sorumlu tutuluyor. Tabi hemen belirtmek gerekir ki, İslami muhalefetin hepsi Moro çatısı altında değil. Özellikle El Kaide bağlantılı örgütler de var. Bir takım yeni örgütler çıktı. Onları Moro da kontrol edemiyor. Bu barış sürecini sekteye uğratmış. Süreci destekleyen kimi ılımlı parlamenterler de bu olaya tepki göstermişler.

İşte süreç böyle kritik bir aşamadayken MILF bir adım attı. 145 gerillayı terhis edip, belli miktar silahı da teslim etme teklifinde bulundu. Müzakere için iyi niyet adımı olarak. Nitekim silahlar BM gözlemcilerinin, arabulucuların, Moro ve hükümet yetkililerinin katıldığı bir törenle teslim edildi. Türkiye'nin elçisi de törende bulundu.

Yani diyeceğim şu, Moro tarafı o olayın süreci etkileyeceğini görüp bir jest yapıyor, bu jest de karşılık görüyor, süreç kesintiye uğramıyor.



MILF geçen yaz bir kısım silahını başkanlığını Türk diplomat Hardar Berk'in (ortada kravatlı) olduğu komisyona teslim etti.

Özerklik yasası geçti mi?

Bangsamoro Yasası şu anda kongreye gelmiş durumda. Ama hala çıkmaması Moro cephesinde endişe yaratmıyor değil. Çünkü Filipinler Devlet Başkanı Benigno Aquino'nun görevi 2016'da bitiyor ve bu başkan, Moro sorununu çözme konusunda çok kararlı. Süreci başlatan da o zaten.

Ne tür düzenlemeler var özerklik yasasında?

Moro hareketi aslında ayrılıkçı bir hareket. Ama 2010'dan sonra bu taleplerinden vazgeçtiler. Otonomiyi savunmaya başladılar. Aslında bir özerklik var o bölgede. Ama neredeyse kağıt üzerinde. Şimdiki otonomi talebi ise çok ileri.

Taleplerinin başında şeriat da var. Ama diyorlar ki, herkes istediği hukuku seçmekte özgür olsun. Bu konuda anlaşmaya da vardı taraflar. Gerçi ben de sormuştum, Katolik ve Müslüman iki kişinin evliliğinde boşanma, miras nasıl olacak diye. Yani pratikte sorun çıkıp çıkmayacağını... Bir şekilde çözeceğiz bunları diyorlar. Farklı mekanizmalar kurmuşlar.

Ayrı polis gücü var, ekonomik kaynakların yüzde 75'inin özerk yönetime devredilmesi, kamu hizmetlerinin özerkliği gibi çok ileri talepler var ve bunlar anlaşmanın içinde.



2014'te barış anlaşması görkemli bir törenle imzalandı.

Bizde şimdi tartışma yaratan özyönetim ile farkı ne?

Bizde tartışılan özerkliğe bakınca onlarınki çok çok ileri. Mesela, çok temel savunma ve makroekonomi gibi işleri merkezi yönetime bırakmışlar. Hukuk, eğitim, sağlık ve yerel ekonomik kararların tamamı özerk yönetime ait.

Peki bu yasalar silahlar bırakıldıktan sonra mı hazırlandı?

Hayır, silahlar şu anda bırakılmadı tabi ki, hala Moro gerillaları tüm askeri gücüyle varlığını sürdürüyor. Öyle silah gömme filan yok. Mesela bir şehrin bir bölümünde güvenlik orduda. Onlar bizi aldılar ve diğer taraftaki silahlı gerillalara teslim ettiler. Zaman zaman çatışma ve gerginlik de oluyor. Ama masa hiç devrilmiyor.



Moro sorunu ile Kürt sorununun benzer ve farklı yönleri neler?

Filipinler'de Müslümanlar tıpkı Türkiye'deki Kürtler gibi belli bir bölgede yoğun olarak yaşıyorlar. Her iki ülkedeki talep de benzer. Kendi değerlerine uygun, kendi kültürel ve siyasi dokularının üzerine bir gelecek inşa etmek istiyorlar. Her iki hareket de şiddetli bir silah gücüne sahip.

Elbette benzemez yönleri de hayli fazla ve keskin. Bir tarafta din farkı var. Müslüman-Katolik çatışması söz konusu ve bunun geçmişi 500-600 yıllık. Burada ise bir Kürt-Türk çatışması yok. Hatta bizde Müslümanlık ortak paydası da var. Nitekim Davutoğlu Filipinler'e gittikten sonra yaptığı bir açıklamada, 'Biz daha kolay çözeriz. Çünkü onların yaşadığı çatışma 500 yıllık' diyor.

Türkiye'nin oradaki özerkliğin kurulmasındaki rolü nedir? Bir ara gündeme sık geliyordu. Şimdi pek kimse Moro'dan bahsetmiyor.

Türkiye, Suudi Arabistan, Malezya, Japonya ve İngiltere ile birlikte başından beri işin içinde. Hatta bizim görüşmelerden edindiğimiz izlenim, Suudi Arabistan'ın, Malezya'nın çok işin içinde olmadığı, asıl olarak Türkiye ve İngiltere'nin merkezde olduğu yönünde. Türkiye'nin oradaki rolü bence çok olumlu ve doğru.

Ama artık Filipinler'de hükümetin bu denli işin içinde olmasının anladığım kadarı ile pek de gündemde yer alması istenmiyor. Herhalde bir örnek olur endişesi var.



Benim hep şaşırdığım konu şu: Orada sürecin bu denli içinde olan, aktif rol alan Türkiye hükümetinin bu tür süreçlerin nasıl yönetildiğini bilmemesi mümkün değil. O sebeple de Kürt meselesine dönüp bakınca burada sanki bu işte tecrübe yokmuş gibi davranılıyor. Mesela önemli olsa da akil insanlar heyeti yeterli olur mu? Bu açıkça bir PR işiydi. Bence Dışişleri Bakanlığı'nın Filipinler dolayısıyla en azından fikri olarak birikimi var.

Buradan şu sonuç çıkıyor: Bu meselelerin hak ettiği düzey, hükümetin anlam dünyasında yok. Din kardeşliği bu işi çözer gibi basit bir denkleme indirgiyorlar. Silahı bırakın gidin, gerisini siyaset halletsin. Ama işte öyle olmuyor. Karşındaki azınlık bir toplum ve bunları siyaset çözemediği için silahlı mücadele başladı. Yoksa sandık demokrasisi çözseydi, bu yol onlara imkan verseydi zaten şimdiye kadar çözülürdü. Yani Türkiye'nin bir istemezlik hali var.

Oysa ortada iki temel mesele var. Birisi dil, diğeri de yoğun oldukları yerlerde güçlü yerel, özerk yönetimler. Bunlar bence kolay halledilir. İki tarafın da birbirine güvensizliği durumu karmaşıklaştırıyor. Ömer Dinçer'in hazırladığı, hükümetin de Meclis'e getirdiği Kamu Yönetimi Tasarısı'na bakarsanız, şimdi tartışma yaratan özerklik talebinden bile ileriydi. Bu tasarıyı o günden sonra AK Parti bir daha dile getirmedi. İşin ilginci Kürt tarafı da dile getirmedi ya da getiremedi. (Kaynak: Radikal)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.