'Mehmet şehit olabiliyor da Niko neden olamıyor?'

Serdar Korucu / Radikal

İstanbul Rum Patrikhanesi'nde Patrik Bartholomeos'un en yakınında bulunan isimlerden, gazeteci-fotoğrafçı Nikolaos Manginas dedesinin Çanakkale şehitlerinden biri olduğunu söylüyor ve çağrıda bulunuyor: "Şehit listelerinde yer almamak bizi incitiyor. İade-i itibar istiyoruz"

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma günü nedeniyle bu hafta hem devletin zirvesi hem de hükümetten “birlik ve beraberlik” mesajları geldi. Ancak bu mesajlarda Hristiyanlar ve Yahudiler kendilerine yer bulamadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale Savaşı’ndan bahsederken “Nabluslu Ahmet’in, Musullu Selahaddin’in, Sudanlı Muhammed’in, Tunuslu Ali’nin, Bosnalı Murat’ın da zaferi” vurgusu yaptı, savaşta “yöresi, kökeni, rengi ve mezhebi ne olursa olsun” Mehmetçiklerin yer aldığını söyledi. Başbakan Ahmet Davutoğlu da benzer mesajlar verdi. “Türk, Kürt, Alevi, Sünni kim olursa olsun, Çanakkale Savaşı’nda omuz omuza savaşanların torunları”na seslenen Davutoğlu bugün şehit torunlarının yaşadığı coğrafyalardan bahsederken de Balkanlar’ı andı ancak sadece Müslüman nüfusu ağırlıklı coğrafyalardan Kosova, Bosna Hersek ve Arnavutluk’tan söz etti.

Çanakkale Savaşı’nın sayıları 100’ü aşkın Hristiyan ve Yahudi şehidinin torunları ise bu mesajlarda anılmak istiyor. Onlardan biri İstanbul Rum Patrikhanesi’nde Patrik Bartholomeos’a en yakın isimlerden biri, gazeteci – fotoğrafçı Nikolaos Manginas.

Siz dedenizin Çanakkale şehidi olduğunu nasıl öğrendiniz?

Dedemin şehit kimliği ailemizde her zaman iftihar sebebiydi. Evde de okulda da duyuyordum. Büyükada Rum Yetimhanesi’nde 10 yıl kadar öğretmenlik ve müdürlük yapan annem daha sonra benim de okuduğum Taksim’deki Aya Triada Okulu’nda görev yaptı. Öğretmenliği sırasında müfettiş geldiğinde “Ben şehit çocuğuyum” diyordu. Bu süreçte de hep şehit babasının hatırasını yaşattı.

Dedenizin geçmişiyle ilgili bilgileriniz neler?

Dedem Nikola Nikolaidis, Bursa’nın Mudanya İlçesi’ne bağlı Trilye’nin tarihi Rum yerleşimi Siği köyünde doğmuş. O köyün de adı Türkçeleştirilmiş, bugün Kumyaka diyorlar. Dedem gençliğinde İstanbul’a gelmiş. Sirkeci’de bir oteli varmış. Bildiğiniz gibi o zamanlar orası Şark Ekspresi, Orient Express’in son durağı olduğundan cazibe merkeziydi.

Ve sonrasında savaşa gidiyor.

Evet. Annem İstanbul’da doğuyor. 3 yaşında da babası savaşta şehit olduğu için öksüz kalıyor. Babasını sadece fotoğraflarda görüyor. Tabi bu büyük bir eksiklik. Fakat taşıdığı yüke rağmen her zaman babasının şehit olmasından iftiharla söz etti. Ben de gurur duyuyorum. Dedemin şehit hatırasını taşımaktan onur duyuyorum.

Siz aynı zamanda şehit dedenizin adını da taşıyorsunuz değil mi?

Evet. Rumlarda çocuklara aile büyüklerinin isminin verilmesi adettendir. Bana da şehit dedemin ismi verilmiş.

Bugün anavatanınıza dönmüş olsanız da Yunanistan vatandaşısınız. O süreç nasıl gelişti?

Eğitim için Atina’ya gitmiştim. Yıl 1974. 10 sene orada kaldım. Karışık yıllardı. Askerliğimi yapmak için geri dönemeyince vatandaşlığım silindi.

Kıbrıs Harekatı nedeniyle Rum toplumun da diken üstünde olduğu bir dönem.

Harekatın olduğu sırada İstanbul’daydım. Tarabya’daki evimize annem ve babam Cuma gününden gitmişlerdi. Ben Cumartesi günü gidecektim. Sabah radyoyu yanıma aldığımda harekatın düzenlendiğini öğrendim. Yayınlar Kıbrıs’taki gelişmeleri aktarıyordu.

Ve sonrasında Atina’ya gittiniz.

Evet ama zaten benim planım Yunanistan’da okumaktı. Zoğrafyon’dan mezun olduktan sonra yüksek öğrenimimi orada planlamıştım.

Türkiye için de karışık yıllardı.

Evet. O iniş çıkışlara şahit de olduk. Evimiz Taksim’de olduğu için yaşananları görüyorduk. Mesela Taksim’de arabaların altına kutular içinde bombalar konuluyordu. Polis onları fark edene kadar ben fotoğraflıyordum. İlk fotoğrafçılık denemelerim arasındaydı. Yunanistan’da devam ettirdim.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Prizren'e gidin, Üsküp’e gidin, Saray Bosna’da her yerde ‘benim dedem de Çanakkale’de savaşmıştı’ diyenleri görürsünüz. Irak’a, Bağdat’a Kerkük’e, Musul’a gidin” demişti. Halbuki Yunanistan’da da şehit torunları var değil mi?

Evet, benim annemin erkek kardeşinin çocuğu dedemin adını taşıyor. Annemin kardeşi 1937’de İstanbul’da Fener’deki Rum Lisesi Kırmızı Mektep’ten mezun oldu. Sonra Yunanistan’a gitti. Tıp fakültesini bitirdi, diş doktoru oldu. Evlendi. Bugün çocuğu Alexandropolis yani Dedeağaç’ta. O da dedemizin ismini taşıyor: Nikola Nikolaidis. Şimdi dedesinin ismini taşıyarak, dedesinin şehit olduğu denize bakıyor.

Dedenizin izini sürebildiniz mi?

Hayır. Anneanneme verilen Osmanlıca bir belge var. Birkaç sayfadan oluşuyor. Onu bulabilirsem izini süreceğim. Ancak acı olan, bunun peşine bizim düşmek zorunda kalmamız. Halbuki dedem bu topraklar için şehit oldu. Şehitlerimizin acısını taşırken takdir edilmediğimiz gibi bu savaşlardaki varlığımız da saklanıyor. Şehit listelerinde isimlerimiz yok. Mehmet’in ismi bulunabilirken, Niko neden olmasın?

Listelere baktığınızda ne hissediyorsunuz?

İncitiyor tabi. Benim merak ettiğim bu zihniyet ne zaman değişecek? Bu ayrımcılık yeni değil. Bize çocukken de “gavur” derlerdi. Ben İstanbul Taksim’de doğdum, halis muhlis Pera yani Beyoğlu çocuğuyum. Her zaman bunu hissettik.

Gayrimüslim” olarak anılmak size ne ifade ediyor?

Açıkçası ben gayrimüslim denilmesine de karşıyım. Bu da ayrımcı bir kelime. Neden Müslümanlara göre tanımlanalım, onların olmadığı bir kimlik olarak yer bulalım ki? Onun yerine o kişi Rum’sa Rum desinler.

Ancak bu eleştirilerin karşısına çoğu zaman azınlık toplumlarına en büyük desteğin AK Parti iktidarları döneminde verildiği hatırlatılıyor.

Evet, doğru bize yapılan jestler var. Son dönemde iyileşmeler de var. Ancak o kadar çok temel problemimiz çözülmüyor ki bu jestlerin gönülsüz yapıldığını hissediyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.