Ermeni toplumunun futboldaki gözbebeği: TaksimSpor

Arat Saadetyan / Demokrat Haber

Ermeni toplumunun göz bebeği iki kulübü Şişli ve Taksimspor’u, Taksimspor’un efsane başkanı, 70 kuşağının Sarıyer’in gölcüsü olarak hatırladığı Garo Hamamcıoğlu anlattı.  74 yıllık Taksimspor’un kuruluş hikayesini, paraya pula gözü tok bir adamın “futbol aç işi” yorumunda bulunmasını, Erivan’da nasıl yuhalandıklarını, tribünlerden kendisine neden Asalak diye bağırıldığını, taraftarın Kamil Ocak Stadyumu’nun tellerini parçalamasını, jandarma eşliğinde stattan ayrılışlarını, Hrant Dink’i, Lefter’i , Garbis İstanbulluoğlu’nu, bir zamanlar top koşturulan Topçu Kışlası’nı, Taksimspor’un gençlerini onun ağzından dinledik.

Öncelikle Taksimspor’un kuruluş hikayesini bize anlatabilir misiniz?

1940 yılında Nor Şişli Eseyan ve Güneş takımlarının birleşimleriyle kuruldu. Renklerimiz sarı kırmızıdır. Galatasaray’dan ayrılan Güneş takımının renklerini almıştır. Ermeni Cemaatinin kulübüdür. Temelleri 1926’lara dayanır. Harp zamanı kapatılmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1940 yılında tekrar faaliyete geçmiştir. Ortamın zorlukları ile maddi zorluklarla mücadele edilmiştir, bugünlere gelinmiştir. Bu sene 74. senemiz, 75. senemizi kutlayacağız.

FUTBOLCULAR AŞKALE’YE GİTTİ, OYUNCU BULAMADIK

Takımın kuruluş dönemini düşündüğümüz vakit dünyada faşizmin egemen olduğu, Türkiye'de de Türk milliyetçiliğinin ideolojik olarak kemikleşmeye başladığı yıllar. Taksimspor bu ortamdan etkilendi mi?

Daha sıkıntılı dönemler, harp zamanı, varlık vergisi olmuştur, askerlik dönemleri olmuştur, birçok sporcular verilen, önerilen rakamları ödeyemedikleri için Aşkale’ye gitmişlerdir, oyuncu sıkıntısı çekmişizdir ama Taksimspor yine ayakta kalmıştır ve bugüne gelmiştir. Bugün çok daha geniş imkânlarla kendi faaliyetlerini sürdürüyor.

Taksimspor'dan birçok oyuncu yetiştiğini biliyoruz, bir çırpıda bize kimleri sayabilirsiniz.

Benim için hepsi önemli büyüklerimizdir, Allah rahmet eylesin. Çok önemli insanlar yetişmiştir. Camiada bilinenler arasında Türkiye’de futbolun ordinaryusu Lefter’in ilk kulübü Taksimspor’dur. Şimdi Kınalıada’da onun anısını turnuva düzenliyoruz. Büyüdük yan yana oynadık, adada sonra rakip olduk, ben 15 sene Sarıyer’de oynadım o da Mersin İdmanspor, Orduspor ve Bolu’da futbol oynadı. Son nefesini verdiği gün bile oradaydık. Toprağı bol olsun Lefter Abi’nin. Tenekeci Garbis İstanbulluoğlu, George Papazyan benim rahmetli babam Nubarik, yıllarca oynamıştır, kaptanlık yapmıştır.

TAKIMDA HRANT’IN KAPTANLIĞINI YAPTIM, İYİ OYUNCUYDU

Daha sonraki jenerasyonda bizim Varujan Aslanyan, Yervant Balcı var. Çilli Mehmet bizde oynadı, Onur Belge bizde oynadı. Adalar Belediye Başkanı Coşkun Bey bizde oynadı. Ben de 63-65 sezonunda Taksimspor forması giydim. İki sene üst üste şampiyon olduk.

Kariyerine futbolcu olarak devam etmeyen ama Taksimspor formasını giyen ve başka alanlarda başarılı olan kişiler var mı? Hrant Dink'in burada oynadığını biliyoruz ve muhtemelen sizde onu izlediniz belki de birlikte futbolda oynadınız. Ondan da bahsedebilir misiniz, nasıl bir oyuncuydu?

Bizim kulüpte devam eden yoktur. Hagop Yakar var, ticaretle uğraşır, sanayicidir, Hrant kardeşim bizde top oynamıştır, ben onun kaptanlığını yaptım. İyi bir sporcuydu. Orta sahada oynardık, işinden dolayı fazla uzun süre oynamadı.

HRANT İÇİN FORMAYA FEDERASYONDAN ÇIKAN İZİN

2007 yılında Hrant'ın katledildiği yıl takım hangi ruh halindeydi?  Kadırgaspor’la oynadığınız maçta Taksimspor beyaz formayla çıkarken Kadırgaspor’un beyaz formayla çıktığını biliyoruz?

Düz beyaz formalarla çıktık, kolumuza siyah bant taktık. Başta problem oldu federasyondan izin için ama sonra kullandık biz. Hrant’ın anısına orada bir saygı duruşu yapabildik.

Taksimspor kulübünde başkanlık görevini yürütüyorum. Takribi otuz yıldır bu kulüpte farklı görevde bulundum. Sahamızı lokalimizi Mustafa Sarıgül bize yaptı. Üst kat daha çıktık. Biz altıyüz elli civarında genç yetiştirdik. Aileleri buradadır. Bir okul gibidir. Sabahları burada bayanlar yürüyüş yapar, öğrenciler beden eğitimi yapar. Biz profesyonelce düşünen amatör bir kulübüz. Şişli muhitinde bir numarayız. Bizde aykırı insanlar bulunmaz. Şu an süper amatörde futbol  oynuyoruz. Çocuklarımızı yetiştirmeye çalışıyoruz. Onlara yemekler verilir, doğum günleri, şoverlar yapılır. Biz gerçeklerle yüzleşen bir kulübüz.

Sizin Taksimspor hikayeniz nedir, sizin de Taksim de başlayan ve Sarıyer ile devam eden çok önemli bir kariyeriniz var biraz bahsedebilir misiniz?

Ben futbola ilk Şişli’de basketbol oynayarak başladım, futbol oynadık, bir şampiyonluk yaşadık ve sonra Taksim’e geldik. Vatani görevi yapmak için Gölcük deniz gücüne gittim. Askerliğim bitmeden beni Sarıyerliler aldılar 14 sene orada futbol oynadım. 14 sene futbol oynamak önemli değil, oynarsın ama aynı takımda forvet oynamak zordur.

Ben Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği‘nde görevliyim, pek çok jenerasyonla futbol oynadım. Süleyman Seba bizim onursal başkanımızdır. Kendisiyle her zaman görüşürüz. İkinci ligde dört defa gol kralı olduk. Ben futboldan başka işle ilgilendim, özel kendi işim olduğu için başka yere gitmek istemedim. Yapı olarak da duygusal olduğum için orası benim yerimdir. Beni Sarıyerli olarak bilirler. Bu kulübü yapısal anlamda yükseltmek istiyorum. Geliri olmazsa bir kulübün hiçbir şeyi olmaz. İki yerimiz var. Her geçen gün rakamı çoğaltıyoruz. İnanıyorum ki diğer bizim kulüplerde güncel başarı değil de kalıcı işler yaparlar ve yetiştirici bir kulüp olarak yaşayalım.

Bu sözlerinizden yetiştirici bir kulüp olmanın fazladan bir sorumluluk barındırdığını da anlıyoruz.

Ben hırslı bir insanım. Bir yönetici, yönetici olduğu zaman haftadan haftaya gitmemeli, bir şeyler verecek, bu vakıf yöneticiliğine benzemez, özveri ister, maçlara gideceksin. Mini mini gençler. Bütün bu kategorilerde top oynuyor bizim çocuklar. Bu çocuklar yola gidiyor, sakatlık olur, hepsine koşturacaksın. Bizim işimiz özveri. İnanıyorum ki bizden sonraki arkadaşlar da daha imkânlar ile daha büyütürler.

TAZİYE’DEN SONRA BAŞBAKAN’A MAİL ATTIM

Bu arada takımda sadece Ermeni oyuncular olmadığını biliyoruz, Taksimspor’un mütemadiyen karma bir yapısı mevcut ve Taksim bu anlamda özel bir takım aslında, Taksimspor ülkede yaşanılan biraradalık sorununu çözmüş gözüküyor öyle mi?

Bizim zenginliğimiz budur, bizde Müslüman çocuklar da Hıristiyanlar da Rumlar da var. Bu zenginliktir. Tekrar ediyorum yönetimimiz bizim cemaatin insanlarıdır, üyeler arasında Müslüman kardeşlerimiz var, sporcularımız var, on dört on beş senedir bizde top oynayan Müslüman çocuklar var.

Biz bu topraklarda yaşıyorsak bizim gayemiz kardeşçe yaşamaktır, geçen gün Sayın Başbakan’a da mail attım.

Kendileri 1915 ile ilgili açıklamada bulundu, biz kendisiyle birebir de tanışırız, ‘sportif anlamda elimizden ne gelirse yapmaya hazırız’ dedik.

BUGÜN OLSA MİLYONLARA GİDERDİM

Başka bir takımda futbola başlasaydınız kariyeriniz farklı olur muydu?

Ben Sarıyer’e geldiğimde bir işim vardı okuldan ayrılmıştım, bir işyeri açtım, sonra nasip oldu, bir işyeri daha açtım, Sarıyer benim okulumdu, arabamla gider dönerdim, ora ile özdeşleşmiştik, bana çok büyük rakamlarla geldiler. Bugün bu büyük rakamlarla gelseler gider miydin, giderdim. Şu günkü ortamda olsam milyon Dolarla transfer olurdum. Beni golcü olarak arkadaşlarım ilk on içine koyarlar. İşimden kazanıyordum.

Cemil Turan ile de oynadım, aklınıza kim gelirse, Fatih ile de oynadım. Faruk Nafiz Özak ile oynadım, Şenol Güneş ile oynadım. Rıdvan Dilmen bizim arkadaşımız. Ben futbolu bıraktıktan sonra geldiler.

Ben hırslıydım, adama bağırıp çağırma değil, yenilgiye tahammülüm yoktur, ayağımda rahatsızlık olmasa ben yine top oynuyordum. Hırs bende mevcuttu. Benim şimdi burada Taksimspor Kulübü’ndeki hedefim bu kulübü yükseltmek. Bir genç bir de A takımımız vardı. Gece on, on buçukta idman yapardık Yedikule’de. Şimdi öyle değil. Çamur yok, batak yok. Böyle bir kulübü herkes kabul eder.

FUTBOL AÇ ADAM İŞİ

Siz Türkiye profesyonel futbollu vitrinindeki son Ermeni’ydiniz, sizden sonra Ermeni bir oyuncunun çıkmamasının nedeni nedir, Ermeni toplumunun sayıca azalması mı, yoksa yeterli şansı bulamamaları mı?

Benden sonra Minas vardı, ben onu Sarıyer’e almak istedim olmadı. Karabük’e gitti, Bolu ve Bursa’ya gitti. Kısa sürdü, o da iyi bir futbolcuydu.

Futbol bugün maalesef tabiri caizse aç adam işi. Esenler’e gidin, Bağcılar’a gidin pıtrak gibi topçu var, onların hedefi futbolcu olmak. Bizim annemiz babamız arkamızdan koşardı ayakkabının altı eskiyecek. Bizim burada cemaat okullarına bakıyoruz, tarıyoruz, bir iki geliyor, üçüncüsünde gelmiyor çünkü cepte para var, araba var. Pazar maçı var, sen bu adamı Cumartesi erken yatıramazsın, akşama kadar chat yapıyorlar. Futbol aç adam işi. Kınalıda’da kız arkadaşları var, kar kış idmana geleceksin, gelemezler. Anton diye bir oyuncumuz vardı, A takımımızda oynadı, çocuk büyük yetenek ama adam yok, gündüz yatıyor, sekizde dokuzda kalkıyor chatleşiyor, babası üzülüyor, üzülme diyorum. Bu sene söz verdi, bakalım.

ERİVAN’DAKİ OLİMPİYATLARDA YUHALANDIK

Ermeni Olimpiyatları için Erivan'a gittiğinizde nasıl bir tepkiyle karşılaştınız. Takımdaki Türk futbolcular için bu nasıl bir deneyim oldu? Yoksa sadece Ermeni oyuncularla mı gittiniz Erivan’a?

99 senesinde gittik, ilk gittiğimizde sıkıntı yaşadık. Bizi başka tanıyorlardı biraz . Olimpiyatlarda bayraklar dolaşılır ya bizim amblemimiz laledir.

Bizi baya bir yuhalandılar ilk başta, 2001, 2003, 2007’de bir sıkıntı yok, Anadolu’dan gelen çalışanlar da bizim nasıl cemaat olduğumuzu gördüler. Oraya Türk sporcular gitmedi, Ermeni sporcular oluyor, eşi Müslüman kendisi Hıristiyan olanlar da oluyor. 2015 Ağustos’unda gidiyorlar.

ASALAK DA OLDUK, MAKARYOS DA, STAD TELLERİ PARÇALANDI

Futbol hayatınızda ırkçılığa, kimliğinizden dolayı ayrımcılığa maruz kaldınız mı? Kurumsal ya da kişisel bir olay, taraftardan vs.

Ben Anadolu’ya devamlı maça gidiyordum, ismim de değişik, gazetelerde manşet olurdu Garo diye. Urfa’ya gittik, isim değişik ya, üçayaklı mı dört ayaklı mı bu adam diye bakıyorlar.

Yurt dışındaki elçiliklerde Asala’nın yoğun zamanında sıkıntı yaşıyordum. “Asalak” diyorlardı, “Makaryos” diyorlardı. Münferit şeyler olurdu, beni tahrik etmeye çalışırlardı. En güzeli benim rakiplerim ‘sen boş ver sen duyma’ diyorlardı.

Onları bırak eskiden Romalılar zamanında Hıristiyanları aslanlara atarlardı ya, maça çıkınca yirmi bin kişi Kamil Ocak’ta stad tellerini parçalarlardı. O zaman maç televizyonda yok, deplasmanda maç kazandık mı jandarma ile çıkardık, polis eskortu eşliğinde öyle çıkardık. Bunları yaşadık, şimdiki olaylar bana vızıltı geliyor, çok yaşadık. Şu an rahat, rahatsızlık yok. Şu an hiçbir maçta sıkıntı yaşamıyoruz.

Şişli’de 22 kulüp var, kulüpler birliğinin başkanıyım, burada saygı ederler, sevgi gösterirler. Biz bunları unuttuk. Kabul etmem zaten.

GEZİ BİZİM FUTBOL SAHAMIZDI

Futbol seyircisiz olmaz, maçlara ilgi nasıl? Geçmişte muhtemelen daha coşkuluydu tribünler, o dönem futbol kültürü nasıldı.

Sabah kiliseye giderdik, sonra maça giderdik Pazar günü. Taksim’den sonra Sarıyer’e geldim. Muazzam seyirci potansiyeli vardı. Taksim’de burayı yaptıktan sonra Feriköy stadını da kullanıyoruz. Burada bizim altı yüz üzerinde üyemiz var üyelerimiz maça gelirler. Taksim eskiden şu gördüğünüz Muhittin Şeref stadında oynardı, Vefa stadı vardı, ama ağırlıklı Şeref stadında oynardık. Ben Taksim’de üç farklı renkle oynadım. Mavi beyaz, sonra sarı kırmızı. Topçu Kışlası’nda oynardık. Gezi’nin orada oynardık.

Bir röpörtajınızda “kulübü, iki yemek bir piyango ile idare ediyoruz” demişsiniz.

Son dönemde bizim sahamız var, ondan bir rakam alabiliyoruz, cüzi bir rakam alabiliyoruz, buradaki kafemizi işletiyoruz. İktisadi kuruluş haline getirdik, buradan gelirimiz var. Ağırlıklı olarak cemaatimizden aldığımız rakamlar, yönetici olarak gücümüzce destek veriyoruz. Senede bir Haziran’da yemek yapıyoruz, cemaatin ileri gelenlerini davet ediyoruz, onlar yardım ediyor. Şişli’de yemek yapıyoruz. Sanatçının bedelini, bugüne kadar yemeğin bedelini Sarıgül karşılıyordu, öyle olunca kulübe rakam kalıyordu.

Son olarak Taksimspor’un hedefi nedir ve geleceği ile ilgili planlarınız var mı? Taksimspor’u bir üst liglerde görmemiz mümkün olacak mı?

Şimdi bakın konuşmamızın başında söylemiştim yetiştirici bir kulübüz ama bu burada kalacağız diye bir şey yok. Biz az bir bütçeyle çok iş yapmak istiyoruz. Biz hedefleri olan bir kulübüz. Biz ikinci amatör kümeden 1. amatör kümeye çıktık, 1. amatörden de süper amatöre çıktık. Genç takımımız 2. amatör kümedeydi, 1. amatör kümedeydi, şu an süper amatörde oynuyoruz. Eğer imkanlarımız daha da iyi olursa hedefimiz BAL ligi.

Peki yeni Garolar, Garbisler görebilecek miyiz liglerimizde?

Benim en büyük hayalim o. Şimdi benim bir adaşım var Garo diye daha 98 doğumlu çok yetenekli çok üzerinde duruyoruz, kendisi de bizim gibi bu işi severse ileride çalışırsa o da bizim gibi ileride iyi bir sporcu, santrafor olacak.

TAKSİMSPOR'DA YETİŞEN UNUTULMAZ FUTBOLCULAR…

“Garbis İstanbulluoğlu”

Garbis, Taksim Spor’un forvet hattında fırtına gibi eserdi. Babasının teneke soba atölyesinde çalıştığı için herkes ona ‘Tenekeci Garbis’ diyordu. Defalarca Milli Takım’da oynadı. Yıllar sonra Milli Takım formasıyla bir fotoğrafının olmaması onu üzüyordu. 1989’da Gazeteci Cem Atabeyoğlu’ndan Milli Takım formasını giydiği bir fotoğrafını bulmasını rica etti. Cem Atabeyoğlu 1950’de Türkiye ile Yugoslavya’nın 2-2 berabere kaldığı maçta çekilmiş fotoğrafını buldu. Garbis İstanbulluoğlu çok mutlu olmuş ve “Mezarımdaki fotoğraf bu olacak” demişti. 1994’te ölen Tenekeci Garbis’in mezarında haç ve ay-yıldız birarada."

“Garbis Parsehyan”

Lakabı ‘Gözlüklü Garbis’di. Gözleri ileri derecede bozuk olduğu için çerçeveli gözlükleriyle Taksim’de forma giyiyordu. Yağmur, çamur demeden gözlükleriyle top oynayan bir futbolcuydu. Öyle ki, maç esnasında gözlüklerini formasına silerek temizliyordu. Türkiye liglerinde gözlükle oynayan tek futbolcuydu. Adana Demirspor-Taksim maçında bir futbolcu ile çarpıştı. Gözlüğünün sol sapı yanağından içeri girdi. Gözlük parçası yanağından çıkarıldıktan sonra maça devam etti.

“Varujan Aslanyan”

1945’te Taksim Spor formasını giymişti. Beş yıl burada oynayıp kaptanlık pazubandını takan Varujan 1950’de Galatasaray’a transfer olmuştu. Galatasaray’da bir yıl forma giydikten sonra Taksim Spor’a geri döndü. Unutulmaz kaptan, takımın en uzun süre forma giyen ismi oldu.

“Lefter Küçük Andonyadis”

Türk futbolunun Ordinaryüs’ü ve Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcusu Lefter Küçükandonyadis Taksimspor’da yetişti.

“Aleksan Dadyan”

Efsane kaleci Aleksan Dadyan, futbola 1958 yılında Şişlispor’da kaleci olarak başladı.

Dadyan, genç yaşına ve takımın içinde bulunduğu zorluklara rağmen, performansıyla futbolseverlerin ilgisini çekmeyi başardı. 1962’de, efsane antrenör Nubarig’in yönetimindeki, Aleksan’lı ve Garo’lu Şişlispor ligde birinci oldu. Dadyan, askerlik görevini tamamladıktan sonra, 1965’te Taksimspor’da oynamaya başladı. Bu sırada, başka bir kulübe transfer olmak için, dönemin gözde aracı Murat 124 teklifi almasına karşın, tereddütsüz ve tek kuruş almadan Taksim’i seçti. Toplam dokuz yıl Taksim’in kalesini koruyan Dadyan, sonrasında 1. Lig’in güçlü takımlarından Beykoz’a transfer oldu. 1980’de ağır bir sakatlık geçiren Aleksan Dadyan, Sarıyer’de futbol hayatına veda etti. Sahalarda nadir bulunan centilmen oyunculardan olan Dadyan, 22 yıllık spor hayatı boyunca bir kere bile kart görmedi. Bu nedenle, birçok spor kurumu tarafından ödüle layık görüldü.

“Garo Hamamcıoğlu”

Taksimspor’un efsane golcüsü Garo Hamamcıoğlu, Taksimspor’da yetişti, ardından 19 yıl boyunca oynayacağı Sarıyer’e transfer oldu, Sarıyer’in kaptanlığı yaptı, defalarca gol kıralı oldu, Sarıyer’de 393 resmi, 91 özel karşılaşmada toplam 483 kez forma giyerek en fazla forma giyen 3. oyuncu oldu, Sarıyer’de toplam 165 gol atarak Sarıyer tarihinin en gölcü futbolcusu ünvanını elinde bulunduruyor. Azmi ve çalışkanlığıyla öne Garo Hamacıoğlu futbolu yetiştiği Taksimspor formasıyla bıraktı ama takımından kopamadı, bugün Taksimspor’un başkanlığını yapmakta.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.