09 Ekim 2011 Pazar 01:17
El Salvador'da devlet-gerilla 'anlaşması'

M. ALİ ÇELEBİ / İstanbul /Özgür Gündem

Latin Amerika ülkesi El Salvador'da silahlı mücadele 1970'ten sonra alevlendi. 1980'lerde zirve yaptı. Kirli savaş yürütüyordu devlet, sokaklarda muhalifler öldürülüyordu. Faili meçhuller oluyordu. Kirli savaşı ABD Başkanı Reagan finanse ediyordu. ABD destekli diktatörlere karşı mücadele eden gerilla hareketleri Farabundo Marti Ulusal Özgürlük Cephesi (FMLN) çatısında birleşti.

FMLN halkla bütünleşerek devleti müzakere masasına zorladı. Müzakereler ve 1992 anlaşması sonrası FMLN legalleşti. Anlaşmayla kirli savaşın aktörlerinden ulusal polis lağvedildi, Milli Muhafızlar, karşı-ayaklanma timlerinin bir kısmı tasfiye edildi. Orduya özel mahkeme, Milli Güvenlik Doktrini lağvedildi. Ordunun siyasi istihbarat faaliyeti yasaklandı, asker sayısı azaltıldı. Ordunun yönetimindeki işkenceciler atıldı. Gerilla ile devlet arasındaki savaş döneminde gazetecilik yapan, çatışma döneminde kardeşi öldürülen Mauricio Funes, FMLN adayı olarak başkanlık seçimlerini sağcı parti Arena'ya karşı yüzde 51.3'le kazandı.

Funes 1 Haziran 2009'dan bu yana devlet başkanı olarak ülkeyi yönetiyor. Marxist gerilla hareketi FMLN'nin savaş dönemi komutanlarından biri de Roberto Canas Lopez idi. Hükümetle yapılan müzakerelerde yer alan ve barış anlaşmasını imzalayan Roberto Canas, hangi şartlarda imza attı?, Hükümetin en büyük yanlışı neydi?, Müzakere masasının arkasında kendilerini güçlü kılan asıl şey ve ilk şartları neydi? PKK ile devlet arasında nasıl bir rota öngörüyor? Anlaşma sonrası risklere karşı nasıl yöntem oluşturulabilir? Roberto Canas, İstanbul'da sorularımızı yanıtladı.

* Öncelikle FMLN çatısındaki beş ayrı fraksiyonu açar mısınız?

Sadece FMLN ile silahlı mücadele başlamadı. İçinde 5 ayrı hareketin ayrı lojistiği vardı. Ayrı mücadele biçimi vardı. Ayrı silahlı örgütlenmesi vardı. El Salvador'da ilk silahlı gerilla örgütü 1970 yılında kuruldu ve silahlı mücadele 1970 yılında başladı. Sonra ikincisi 1972'de, üçüncüsü 1975'te ve sonra 1977'de kuruldu. Bu beşliye son olarak Salvador Komünist Partisi katıldı. Komünist Partisi esas olarak Moskova çizgisi olduğundan uzun süre silahlı mücadeleye karşıydı. En son da onlar da kabul etti. Gerçi geç katıldılar ama daha sonra en çok gerilla da onlardan oldu.

* FMLN'nin uluslararası bağlantıları nasıldı? Örneğin Küba'daki hareketle, Nikaragua'daki Sandinist gerillalarıyla, ya da başka yerlerdeki bağlantılar...

Süreç 1980'e geldiği zaman dünyanın hemen bütün devrimci hareketleriyle ilişkilerimiz vardı. Uruguay'daki Tupamaros hareketi, Arjantin'deki Monteneros hareketi, Brezilya'dan Carlos Marighella, ondan sonra Küba'daki devrimciler... Hepsiyle ilişkilerimiz vardı. Onlardan bir sürü şey öğrendik. Tupamaros hareketinden yeraltına silahların nasıl saklanacağını öğrendik. Tabii sadece Güney Amerika'da da değil, mesela Afrika'daki kurtuluş hareketiyle de Vietnam'la da ilişki vardı. Özellikle Vietnam'daki kurtuluş hareketi çok şey öğretti. Georgi Dimitrov, Antonio Gramsci, Lenin, Marx etkileri vardı. Mesela 68 Fransa'sından birçok militan yanımıza geldi, mücadele etti. Biz ne Mao çizgisinin peşinden devam ettik, ne de Moskova çizgisinin peşinden... Daha bağımsızlıkçı tarafımız vardı. Bizim esas gücümüz El Salvador halkına dayanıyor tabii ki.

* FMLN neyi hedeflemişti, programında ana hatlarıyla ne vardı?

El Salvador'da çok spesifik bir durum vardı. Çok küçük bir burjuvazi çok büyük bir şeye hakimdi. İnanılmaz derecede eşitsizlik durumu vardı. Bu yüzden El Salvador halkıyla olan bağlantımız buradaki bütün ilişkilerin içerisindeki en önemlisi olandı. FMLN hareketi sosyalizmi savunuyordu. FMLN öncesi bütün hareketler silahlı mücadeleyi, Marksizmi, sosyalizmi savunuyorlardı. Ancak onlar bugün devrim, yarın sosyalizm diyordu. Çünkü sosyalizmin hemen gerçekleşemeyeceğine inanıyorlardı. Yine FMLN'de mücadelenin parası ne Moskova'dan ne Küba'dan ne de başka yerden geliyordu. Biz bütün mücadelenin parasını kendimiz, yani El Salvador'dan, mücadele arkadaşlarımızdan alıyorduk.

* Bankalar?

Tabii ki banka soyuyorduk. Burjuvaları kaçırıyorduk. Ondan sonra silah alıyorduk askerin elinden. Kendi elde ettiğimiz şeylerle mücadele ettik. Bu çok önemli: Dağda bir gerilla hareketinin örgütlenmesi demek aynı zamanda stratejik anlamda bir politik çizginin belirlenmesi demek. Politik çizginin dışında bir mücadele birliğinin belirlenmesi lazım. Yani şehirde olan işçiler, köylüler, öğrenciler, öğretmenler, aslında hepsi bu gerilla hareketini oluşturan ve destekleyen hareketi oluşturuyorlardı. Çünkü bir gerilla hareketi dağda hiçbir zaman kendi başına yaşayamaz.

HÜKÜMETİN ANLAMADIĞI VE ARABULUCULAR

* Mücadele yılları içerisinde ne kadar sivil kaybı ve gerilla kaybı oldu?

Çok fazla, çok fazla. Son 10 yıllık savaşta 75 bin kişi ölmüştü. 8 bin de kayıp vardı. Öncekiler hariç. Savaşın bitmesi sonrası annelerin araştırmasıyla sandığımızdan da fazla çıktı. Bir kitap bile kaybetme için yeterliydi. 1970'lerde evinde bir tane Marxsist kitap yakalanan biri kaçırılıyordu. Bir daha da ortaya çıkmıyordu. Hükümet aslında büyük bir yanlış yaptı. Yanlış şuydu: Birçok kişiyi öldürüyordu. Öldürmekle hareketi bitirmeye çalıştığını düşünüyordu. Mesela Romero'yu öldürerek hareketi bitirmeye çalışıyordu. (Rahip Oscar Romero ölüm mangalarının katliamlarına karşı çıktığı, kilisenin zulme kayıtsız kalmaması gerektiğini söylediği için 1980'de öldürüldü) Halbuki ne kadar çok kişiyi öldürse, ne kadar çok öğrenci, işçi, köylü öldürürse daha fazla insan harekete katılıyordu. Onlar öldürdükçe direniş daha da güçleniyordu. Hükümet bunu anlayamıyordu.

* Peki bu mücadeleden sonra gerilla nasıl müzakereye hazırlandı?

Bir ittifak oluşturmuştuk. Bu ittifak içerisinde FMLN vardı, gerilla örgütü, silahlı mücadeleyi savunan... Aynı zamanda sosyal demokratlar vardı. Hatta Hristiyan demokratlar vardı. Bunların hepsi de oluşturdukları programla bir ittifak halinde hareket etme yeteneğine sahiptiler. Görüşmeye başlamak çok zor olmadı. Ortada 1984 yılında başlayan bir diyalog vardı. FMLN olarak devamlı barışı talep ediyorduk. Sadece 84'de, 87'de değildi görüşmeler. 1981'den itibaren özellikle Fransa ve İspanya, El Salvador'da mutlaka barış olmasını talep ediyorlardı. Sosyal demokrat ülkelerle bağlarımız vardı. Fransa'da, İspanya'da, Almanya'da bağlarımız vardı. Fransa'da François Mitterand, İspanya'da Felipe Gonzales örneğin. Onlar FMLN'yi terörist olarak değil bir kurtuluş hareketi olarak görüyorlardı. Hükümetin mutlaka barışa oturmasını talep ediyorlardı. Bunu onlara anlatmıştık. Dolayısıyla tartışma süreci vardı. Mesela Alman sosyal demokrat hareketinin bizimle ilişkileri o kadar güçlüydü ki Alman Elçiliği FMLN için arabulucuydu.

İsviçre'nin de aracı olduğu bir sürü ön görüşmeler vardı. Bu ön görüşmeleri diyalog diye adlandırıyoruz. Bir diyalog başlıyor önce. Birçok ülkenin elçileriyle FMLN arasında diyalog yürütülüyordu, ayrı ayrı yerlerde.

* Açık müzakerelerin başlaması...

Açık müzakere ilk defa resmi olarak 1989 yılında başladı. Ondan önce Katolik Kilisesi aracıydı. 84-89’a kadar bu şekilde devam etti. Açık müzakereden önce BM devreye girdi. BM'nin devreye girmesiyle müzakere sürecine dönüştü. Burada en önemli şeylerden biri burjuvazinin esas kazancını durdurmak. Burjuvazinin kârını durdurmak. Çünkü askerin ölmesi, gerillanın ölmesi burjuvazi için önemli değil. Burjuvazi nasıl barış istiyordu? En önemli şeylerden bir tanesi elektriğe sabotaj düzenlenmesiydi. Elektriğe sabotaj düzenlediğin zaman onlar huzursuz olacak. Sabotajlar düzenliyorduk, elektriği, ulaşımı, nakliyatı kesiyorduk. Hiçbir şey üretemiyordu. Yoksa burjuvazi kimsenin ölmesiyle barışı istemez. O satışlarını gerçekleştiremediği zaman barış ister.

FMLN'NİN MASADAKİ İLK İKİ ŞARTI

* Müzakereler sonrası sizin de imzacı olduğunuz anlaşmanın omurgası neydi?

Öncelikle biz bir ajanda örgütledik. Bu ajandanın gerçekleştirilmesi için mücadele ettik. Yoksa hükümet için her şeyi çok basitti. Hükümetin sürekli talep ettiği şuydu: 'Silahları verin bitsin.' İlk başta oturduk masaya ve dedik ki 'o ordu ortadan kalksın.' 1. Dünya, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'nın ordusu kalktı. Japonya'nın ordusu kalktı. Kosta Rika'nın ordusu yok. Biz de ilk oturduğumuzda masaya ordunun kalkmasını talep ettik. İkinci olarak polisin ortadan kalkmasını talep ettik. Çünkü polis baskının en önemli araçlarından biriydi. Ve aynı zamanda da onlar öğrenciyi, işçiyi, köylüyü öldürenlerdi.

* Gerillanın anlaşma çerçevesinde siyasi mücadeleye katılması sorunu nasıl halledildi?

Sorun ordunun kendi işlevinin yeniden belirlenmesiydi. Ordunun işlevi sınırları korumaktır. Ordu hiçbir zaman kendi halkına karşı savaşamaz. Bunun yeniden belirlenmesi ve dolayısıyla ordunun sınırları koruyan bir organ haline dönüşmesiydi mesele.

Aynı zamanda bir tane komisyon oluştu. Bu komisyon insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması içindi. Komisyonla ihlallerin durdurulması sağlandı. FMLN her zaman diyordu ki eğer asker ve polis ortadan kalkmaz ve değişmezse hiçbir zaman demokrasinin gelebilme şansı yok.

İlk komisyon polisin ve askerin işlediği suçları araştıran bir komisyondu. Gerçekleri Araştırma Komisyonu daha sonra kuruldu.

Bir başka çok önemli şey özgür seçimlerin gerçekleştirilmesiydi. Bütün partilerin, bütün sol partilerin yer alabildiği ve özgürce seçilebildiği bir seçim... Barış anlaşması aynı zamanda ülkenin değişmesi, polisin tasfiye edilmesi, polisin değişmesi, askerin değişmesini içeren bir anlaşmaydı. Yoksa barış anlaşması "hadi gerilla silahlarını versin" değildi.

Cezaevlerindekiler için özellikle devlet başkanının kızını kaçırdık. Devlet başkanının kızını kaçırdıktan sonra birçok yoldaşımızın serbest bırakılmasını sağladık. Mesela gerilla kumandanı Nidia Diaz da (FMLN içindeki Orta Amerika Devrimci İşçi Partisi komutanlarından Nidia Diaz'ın asıl adı Marta Valadares idi) onun serbest bırakılmasıyla serbest kaldı. Bu anlamda özel bir af durumu gelişti.

* Hükümetin anlaşmadan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmesi için uluslararası veya Salvador içerisinden bir denetim mekanizması oluşturuldu mu?

Esas önemli olan bütün bu anlaşmalarda uluslararası garantörlüğü elde etmek, onu sürdürmek. Anlaşmanın içerisinde garantör olan BM vardı. Yine Venezuella, Meksika anlaşmanın garantörlerinden ikisiydi. Önemli şeylerden biri gösteri hakkının yerine gelmesi, eğitim hakkının izlenmesi, insan hakları ihlallerinin tekrar yaşanmaması için bir Ombudsman tayin edildi. Ombudsman da hükümetin bunu gerçekleştirip gerçekleştirmediğini her zaman izliyordu.

* Komisyondan açılmışken, 1946'da ABD'de kurulan kontrgerilla okulu SOA'ya eğitime Türkiye'den de gönderilenler, katliamlarla anılanlar var. El Salvador'da öne çıkan isimler anlaşma sonrası cezalandırıldı mı? Örneğin Aralık 1981'deki El Mozote vahşeti içinde yer alan SOA çıkışlı Natividad de Jesus Caceras Cabera'nın akıbeti, Roberto D'Aubuission, Orlando Zepeda, 16 sivilin öldürüldüğü Las Hojas katliamı sorumlularından Albay Napolen Alvarado, Albay Jose Emilio Caceres, Yüzbaşı Yussh Rene Mendoza Vallecilos.... Hakkettikleri cezayı aldılar mı?

Tayvan'da da bir okul vardı. D'Aubuission Tayvan'da eğitim almıştı. CIA'in bir okuluydu. Hakikatler Komisyonu çok şeyi araştırdı. Kimlerin sorumlu-hükümlü olduğunu ortaya çıkarttı. Ancak bunların hepsi serbest. Çünkü El Salvador yasalarında bir zaman aşımı durumu içeriyor. Hiçbiri ceza almadı. Sadece Hakikatleri Araştırma Komisyonu'n yaptığı şu: Bu suçlu, şu suçlu diyor. Her yerde öyle... Anlaşmalardan sonra bazı gerillalara saldırılar oldu. Bazı gerillaların öldürülmesi söz konusu oldu. Ancak diğeriyle karşılaştırılabilir değildi.

* Bir konuşmanızda 'elbette zafer değildi, ancak' diyordunuz...

Biz anlaşmayla çok önemli şeyler kazandık. Bu anlaşmayla her şeyi kazandığımız anlamına gelmiyor. Pişman oldum mu? Hiçbir zaman pişman olmadım. Çünkü hiçbir zaman bizim için bir şey bitmedi ki. Bizim ütopyamız yine sosyalizm ve ona dönüşülmesi. Şimdi bir etabı bitirdik, başka bir etabın içerisine girdik. Daha önce insanlar geceleri bir şey yokken silahlı kişiler tarafından alınıp kaçırılıyordu. Bu ortadan kalktı. Başka bir dönem başladı. Mücadele devam ediyor.

KÜRT SORUNU VE DİPLOMASİ

* Türkiye'de Kürt sorunu tartışılırken Latin Amerika'daki örgütlerin devletlerle anlaşma süreçleri, Güney Afrika'daki, Bask'taki, Kuzey İrlanda'daki mücadele deneyimleri gündeme geliyor. Sizin bakışınız nasıl?

Kürt halkının mücadelesine büyük sempati duyuyorum. Kürt halkının mücadelesine sarılıyorum. Onun er ya da geç mutlaka kazanacağına inanıyorum. Ben hiçbir zaman 'Kürdistan, Kürt hareketi şöyle yapsın böyle yapsın' demem. Bunu esas olarak üstlenen Kürt hareketidir. Ben şunu yapmalı bunu yapmalı diye bir reçete veremem. Bizim için esas olan onun mücadelesinin nasıl desteklenebileceğidir. Karar verecek olan odur. Önemli olan burada olan her şeyi her şeyi başka taraflara anlatmaktır. Fransa'ya, İspanya'ya, Almanya'ya her yere. Kürtlerin bir dil hakkının olduğunu, bir kimlik hakkının olduğunu anlatmak. Aslında Kürt mücadelesinin terörist olmadığını, bu hakkı almak isteyenler olduğunu anlatmak gerekiyor. Esas mesele bu. Bunun için uğraşmak lazım. Mutlaka, mutlaka diplomatik unsurları çok geliştirmek lazım. Diplomatik unsurlar her yerde, herkesle temasa geçmeli, Avrupa, Avusturalya, Afrika, Latin Amerika'da temasa geçmeli. Kürtler nasıl yaşıyorlar, nasıl bir mücadele var anlatmaları lazım. Bunu mutlaka gerçekleştirmeleri lazım. Size sormak istiyorum, bir tane İspanyolca kitap var mı Kürt hareketinin nasıl olduğu konusunda?

BM'de şimdi Filistin halkının mücadelesi Filistin devleti için konuşuluyor. Ve bu neden Kürdistan için konuşulmuyor? Neden böyle bir talep yok. Neden her yerde Kürtler de kendi topraklarını istiyor diye konuşulmuyor. Yani BM'de neden böyle bir şey yapılmıyor?

* Siz Diyarbakır'ı ziyaret ettiğiniz günlerde PKK ile devlet arasında yapılan gizli görüşmelerin kasetleri internete sızdı. Yıllardır gizli görüşmeler yapılıyordu. Deneyimlerinize dayanarak devlet, Öcalan, PKK arasında nasıl bir yol haritası çizilirse anlaşmaya varılabilir?

Öcalan için mutlaka BM İnsan Hakları Komisyonlarına gitmeli, onlarla konuşulmalı. Cezaevinde bulunulan durumun ne kadar haksız olduğunu ortaya çıkartmalı. Bunu teşhir etmeli. Müzakerelerde ise en önemli şey şu: Masaya oturduğunuz zaman yalnız siz yoksunuz. Masadakiler yok sadece. Masada asıl gücü belirleyen onun arkasındaki unsurlar. Esas onun arkasındaki cephe. O cephe sizi masada güçlü, daha çok konuşabilir kılıyor. Mesela 1989 yılında masaya oturduğumuzda reel sosyalizm çöküyordu, her şey çöküyordu. Ama biz hala silahlı mücadelemizde vardık ve bizi esas tutan da mücadelenin arkasındakiydi, yani masanın arkasındakiydi. Sadece dağda silahlı gerilla yok, sosyal hareketler, işçiler, öğrenciler, köylüler hepsi var. Yine artık masaya oturduğun zaman başka bir dönem başlıyor. Masaya oturduğun zaman başka bir politika yürüteceksin. Ne intikam, ne üzüntü... Masaya oturduğun zaman kaybettiklerini bir tarafa koyuyorsun. Başka bir politika sürdürmen gerekiyor. Duygusallık yapmıyorsun yani.

* Hükümetleri gerilla ile barış anlaşmasına oturtan en kritik aşama ne?

Hükümetin geri çekilmesinin, barışa oturmasının temel nedeni FMLN'yi yenemeyeceğini anlamasıydı. ABD her gün bir milyon dolar harcıyordu. Amerikan etkisi müthişti. Buna rağmen yenemiyordu FMLN'yi. Dolayısıyla artık hükümet şunu düşündü: Bunu ortadan kaldırma şansım yok. O kadar salladık salladık ama kazanamayacağız. ABD de 'yenemeyeceğiz' diyordu. Mecburen barış için oturmak zorundaydı. Çünkü öyle bir yaşantı vardı ki, burada bir eğlence varken, orada bir bomba patlayabiliyordu. Özellikle askeriyeyi huzursuz kılan bir durumdu. Biz bu silahlı mücadeleyle bir şeyleri değiştirdik. Gerilla barışı süreci içerisinde diğer sosyal guruplar, köylüler, işçiler, öğrenciler her zaman bizi desteklediler. Onlar hem savaşta bize destek oldular, hem de barışın olmasını talep ettiler. Barışı sürdürdüler. Mesela Arjantin'de gerillalar dağdaydı, ama sosyal hareketler yoktu. Çok gerideydi. O yüzden kaybetti Arjantin.
*
Portre
Roberto Canas Lopez 1950 yılında San Salvador kentinde doğdu. El Salvador Üniversitesi'nde Hukuk okudu. 1970'den beri mücadele veriyor. İsyancı olarak 84'e kadar şehirde kalabilmiş. Sonra dağ. FMLN komutanlığına yükseliyor. İllegalitede Raul, Hector gibi isimlerle mücadele etmiş. 21 yıldan sonra Ruben Rojas aldığı en son kod isim. FMLN adına devletle anlaşma imzalayan müzakere komitesinde yer alıyor. Anlaşmadan sonra San Salvador Üniversitesi'nde öğretim üyesi oluyor. FMLN'nin de yazımına katkıda bulunduğu yakın tarih dersleri veriyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.
Avatar
remi 5 yıl önce

cok fazla yorum yapmiyacagim.cunku onlarin basarisi halklarin basarisidir.onlarin mucadelesi bir tarih ogreticiligindedir.bugun ulkemizde de,yasanan sorunlar uc asagi bes yukari ayni ozellikleri bagrinda yasiyor ,yasatiyor
.tek fark varki bana gore;EL SALVADOR HALKININ milli birlikteligi ve kultur yapisiyla komsu ulkelerinin ki ayni.Bu yuzdendirki latin amerka ulkelerindeki devrimler ayni ozellikleri bagrinda tasimistir ve pes pese nerdeyse gelismislerdir.VE,uluslar arasinda yakin ilgi odaklari olmus ve desteklenmislerdir.Bir diger onemli detay da;yine latin amerika ulkelerindeki devrimlerkendi iclerinde uluslar arasisempati kazanmis onemli liderler cikarmistirki,buyuk onderCHE bunlardan birisidir.yine bir onemli neden tum bunlarla birlikte;bu hareketlerin dogusunda ve gelisiminde uluslar arsi sosyalist enternasyonalist bir guclu dayanisma birligi vardi ve bir cok ulkenin devrimcileri diger bir ulkenin savascilariyla her turden dayanisma icinde buluna biliyordu.

Avatar
remi 5 yıl önce

Oysa bizim ulkemizde bugun kosullar cok farkli.devrimlerimiz ister ulusalci yonuyle,ister sermaye yi ve sistemi hedef alsin siyasalve sosyalicerikli olsun ulkemizde yerlesik bir gericilik ve uluslar arasi destekli fasist bir yonetim ve usaklari var.Bunlar ayni zamanda islami cephedende buyuk bir maddi ve manevi destek alirken,yine uluslar arasi kadro devsirmede kullandiklari orgutlu egitim alanlari yaratmislardir kendilerine.buralardan herturlu ekonomik kaynaklarda aktarimda bulunmaktadir.Isin ilginc yani,butun bunlari bizim uluslar arasi destek bekledigimiz ABD ve ozellikle yakin avrupa ulkelerinde actiklari cesitli kurum ve kuruluslarla yaptiklarida bilinen bir gerctir.Yani tekelci sermayenin icinde kirintilarla veya baska sekilde gelismislik duzeyi de latin amerika ulkelerinkine gorecede daha geliskin bir milli sermaye ve onun fasizan yonetimleri var.gelismis ulkeler dun dunyanin paylasiminda kendilerine somurecekleri -ozellikle ekonomik anlamda-ki ulkelerdeki butur hareketlere ...

Avatar
remi 5 yıl önce

sicak yaklasmis ve kendi ulkelerinin demokratlarininda buralarini desteklemesine goz yummustur.Oysa simdi uluslar arasiENTERNASYONALIZM in adi bile anilmaz olmustur.Bu anlamda KURT ULUSAL HAREKETI bir anlamda yalnizliga itilmistir.dahasi halklar arasi dayanismaninda ulkemizde yasanan on senede bir askeri fasist darbelerle halkin icine korku ve sindirme politikalari yayarak ses ve soluklar kesilmistir.Bugun bile demokrasi acilimindan dem vuruklurken,hala baris ve demokrasiden yana olan aydin kesimler tutuklana bilmekte yazarlar ve gazeteler kapatilabilmekte ve uluslar arasi ciddi dayanismalardan yoksunluk soz konusudur
Bu gun bir ULUSUN KENDI KADERINI TAYIN HAKKI uluslar arasinda yada birlesmis milletler nezdinde laftan oteye gecmemektedir.Bu anlamda bizim ulkemizde demokrasinin gelismesinin veya ulusal hareketle birlikte olusturulacak bir platformun imkansizligi ortadadir.Tek yapilana bilecek tum sol ve demokratlarin vede ulusal hareketin guc birligi ve top yekun karsi koyusudur.