Dr. Said Çürükkaya Musul Operasyonu planlarını anlattı
Ahmet Aslan / Demokrat Haber
 
Dünya’nın gözü IŞİD’ karşı gerçekleştirilmesi beklenen Musul operasyonu üzerinde. Kürdistan Federe Bölgesi’ne birçok ülkeden her gün heyetler geliyor, diplomatik ve askeri görüşmeler yapılıyor. Musul operasyonu yavaş yavaş planlanıyor.
 
Biz de Dr. Sait Çürükakkaya ile yaklaşan Musul operasyonunu konuştuk.
 
Dr. Sait Çürükakkaya Kürdistan Hükümetine bağlı gönüllü peşmerge gruplarında eğitimci, askeri strateji uzmanı ve savaşçı olarak yer alıyor. Peşmerge güçlerinin IŞİD ile savaşında birçok cephede en önde yer aldı. Şengal Operasyonunda kente giren ilk peşmergelerden.
 
Dr. Sait Çürükakkaya 1990 yılında katıldığı PKK’de Merkez Komite üyesiydi. PKK’nin 7. Kongresi’ndeki kararlara karşı çıkarak örgütten ayrılan Çürükkaya IŞİD Şengal’e saldırdığında yaşadığı Almanya’dan Kürdistan Federe Bölgesi’ne geçerek gönüllü olarak peşmerge saflarında savaşa katıldı.
 
Şengal’de yaşananlara “duyarsız” kalmayarak IŞİD’e karşı gönüllü olarak savaşan Dr. Sait Çürükkaya'dan Şengal’de yaşananlar ve olası Musul operasyonu hakkındaki görüşlerini aldık.


 
-Şengal’i operasyonda yer alan biri olarak sizden dinlemek isteriz.
 
Şimdi DAİŞ Musul’u aldıktan sonra Kürdistan Yönetimi stratejik bir hata yaptı. DAİŞ’ in çıkışını Sünni bir ayaklanma olarak değerlendirdi. Bunu Şii baskıya karşı bir dengeleme unsuru olarak gördü.
 
Bunlar zaten Bağdat’a yöneliyor diyerek gerekli tedbirleri almadılar. Çünkü Bağdat o dönemde Kürtlerin bütçesini kesmiş ve tabi bunun yanında Kürtler 10 yıldır 140. Maddede geçen tartışmalı bölgeler konusunda Bağdat’la anlaşamıyorlardı. Zaten Şengal gibi bölgeler Kürdistan coğrafyasından uzaktı.
 
Yine askeri olarak olası bir saldırıda ne bir hazırlık ne de bir donanım vardı. DAİŞ Kürdistan’a saldırdığında sadece Şengal’e saldırmadı tabi. Kerkük’ten Şengal’e kadar 800 km’lik bir alanda saldırı başlattı ve çok büyük bir saldırıydı.


 
“ŞENGAL KIRSALINDAKI ARAPLAR IŞİD’E KATILDI”
 
-Peki, Şengal IŞİD’in eline nasıl geçti?


20 yıldır savaşmayan Peşmerge özellikle DAİŞ Musul’da ele geçirdiği Amerikan teknolojisi silahlarla saldırdığında kırılma yaşadı. Ama asıl kırılma Şengal’in arkasında Şengal dağı ile Musul Barajı arasında olan Zumar ile Rabia bölgesinde yaşandı. Burada genelikle Araplar yaşar. Peşmerge, DAİŞ bu bölgeye geldiğinde sadece DAİŞ’le değil onlara katılan tüm Arap köylülerle de savaşmak zorunda kaldı. Buradaki köylüler silahlarıyla DAİŞ’e katıldı. Peşmerge burada savaştı ve kaybetti.
 
Çünkü bir saatte tüm bölgede, 120 km uzunluk 70 km’lik derinlikteki bölgede yaşayan köylüler DAİŞ’e katıldı. Bu durum Kürdistan Bölgesi ile Şengal arasında bir günde 80 km’lik bir kopukluğa neden oldu. Güneyde ise bir kısım Peşmerge savaştı ama güçleri yetmedi.


 
-Ve maalesef burada çok büyük bir katliam yaşandı.
 
Evet, bakın çok bilinmeyen bir durumu aktarayım size. Şengal şehir merkezinin güneyinde Korçık denilen bir köy var. En büyük katliam bu köyde yaşandı. Oradaki katliam da köydeki Ezidi şeyhinin hatasının sonucudur. Şeyh Ahmet Caso, Ebu Hamza isimli Musul’dan tanıdığı ve ticari ilişki içerisinde olduğu DAİŞ’e katılmış bir Arap ile iletişime geçiyor. Ebu Hamza isimli DAİŞ’li, tanıdığı Şeyhe kendilerine dokunmayacaklarını ve kaçmalarına gerek olmadığını söylüyor. Şeyhin hatası savaş koşullarında buna inanmış olmasıdır.
 
Bu köy ve çevresindeki birçok kişi kaçıyor. Fakat köyün çoğunluğu kalıyor. DAİŞ geldikten sonra bunlarla görüşüp üç gün içinde müslüman olmalarını istiyor. “Ya müslüman olursunuz ya da burayı terk edersiniz” diyorlar. Ezidi köylüler müslüman olmayı reddediyor ve Kürdistan bölgesine gitmek istediklerini belirtiyorlar ama DAİŞ bunların köyü terk etmelerine izin vermiyor. “Köyden terki biz sağlayacağız” diyerek köylüleri erkek, kadın, çocuk ve yaşlı olarak ayırıyorlar.
 
Erkekleri ve yaşlıları ayırıp öldürüyorlar. Biz bu bölgede öldürülen insanların toplu mezarlarına Şengal’i kurtardıktan sonra ulaştık. Satılamayacak kadar yaşlı olan tüm kadınları da öldürmüşlerdi. Kalan genç kadın ve çocukları ise Telafer üzerinden götürüyorlar.
 
Şimdi peşmerge savaşsaydı bile yine çok büyük kayıp olurdu. Bunun savunma ile alakası yok. Çünkü bir kısım köylüler kaçarken bir kısım da aldığı teminat üzerinden köyünü terk etmek istemiyor.


 
-Anlıyorum ama burada yeterli sayıda peşmerge ve cephane neden bulunmuyor?
 
Az sayıda peşmerge bu bölgede bulunuyor. Yeterli sayıda cephane de yok. Buradaki peşmergelerin kısa sürede cephanesi de tükeniyor. Askeri anlamda burada bir kırılma yaşanıyor ve köylülerin DAİŞ’e katılmaları çok etkili oluyor maalesef.
 
YPG’NİN KORUDUĞU KORİDOR ÇOK BÜYÜK FAYDA SAĞLADI”
 
-Peki, burada kaçabilen halk nasıl kurtuluyor?

 
Burada kaçan halkın gidebileceği tek bir yol var. Rojava üzerinden ancak çatışmalı bölgeden çıkmaları mümkün olabiliyor. Burada YPG devreye giriyor. YPG, Xanesor’da 5 km’lik bir koridorun kapanmasını engelledi. Bu çok büyük bir fayda sağladı. YPG sonradan burayı kaybetse de çok fayda sağladı.
 
-Neyi sağladı bu koridor?

Bu koridordan yaklaşık 400 bine yakın insan geçiş yaptı. Orayı tutmasalardı ki orası önemli olduğu için DAİŞ kuzey ve güneyden saldırarak burayı kapatmak istiyordu. YPG’nin koruyabileceği alan sınırlıydı ve burayı korudu.
 
Ama 100-150 km’lik bir alanı korumak kolay değildir. Buradan geçebilen halk geçti geçemeyen 10 bine yakın kişi ise 1. Şengal operasyonuna kadar dağda kaldı.
 
Burada DAİŞ’in önemli bir özelliğini belirteyim. Örgüt şimdiye kadar arabasından inip hiçbir yeri ele geçirmemiştir. Arabanın gittiği yere kadar gidiyor ve dağlıksa vazgeçiyor. Bu önemli bir özelliktir. Geldiği şehirlere talan için geliyor. Ele geçirdiği şehirlerdeki her şeyi, alabileceği her şeyi alıyor.


 
-Şengal’in kurtarıldığı operasyona gelmek istiyorum.
 
Operasyonda 6000-7000 peşmerge ile bin kadar da YBŞ-YPG-HPG bileşenleri vardı. Şehrin içinde ilk gün bazı çatışmalar yaşandı. Şehrin içinde çok büyük çatışmalar yaşanmadı. Ben Doğu tarafından Şengal’e giren ilk birlikteydim. Hemen hemen ilk peşmergelerdenim diyebilirim. Üç koldan şehre girildi. Batı, kuzey ve doğu tarafından. Buradan buğday siloları yönüne girdiğimde YBŞ (Yekîneyên Berxwedana Şingal: Şengal Direniş Birlikleri, Ezidilerden oluşan PKK'ye yakın silahlı güç) bayraklı üç pikap da geldi. Bu pikapların arkası bayrak doluydu. Burada ilk uğraş mümkün olan çok yere YBŞ bayrakları asmaktı. Şehrin içinde çok büyük çatışmalar yaşanmadı. İntihar eylemleri, suikastçiler ve bomba yüklü arabalar ile saldırmaya çalıştılar.
 
Fakat Şengal köylerindeki operasyonlarda DAİŞ artık farklı bir yöntemle savaşmaya başladı. Yeraltı tünellerini kullanan örgütün evlerin arasında bazen 400, bazen 500 metre, bazen de 1 km’yi bulan tüneller kazdığını gördüm. Bu tünellerin farklı çıkış noktaları var. Bu arada savaşıyor uçak geldiğinde ise tünele girip kayboluyor. Şengal’de de tüneller vardı ama bu kadar kapsamlı değildi.
 
-Şengal’de şu anda durum nedir?
 
Şengal şehir merkezine hala halk gitmiş değil. Burada şu anda sadece askeri güçler bulunmakta. Şengal dağında ve kuzey tarafında halk var. YBŞ bazı noktalarda bulunuyor ve bunları bırakmıyor. Yol kavşakları onların elinde. Şu anda YBŞ resmiyette Haşdi Şabi güçleri olarak geçiyor ve Irak hükümetinden de maaş alıyorlar. Yaklaşık 2000-3000’e yakın gücü var. YBŞ ile çatışma olasılığı da var. PKK, burada Suriye’deki faaliyetlerini kontrol etmek amacıyla Şengal dağını ikinci bir Kandil’e dönüştürme amacında.
 
Bu İran’ın da istediği bir şeydir. Çünkü Körfez Savaşı’nda İsrail’e atılan füzelerin bataryaları Şengal dağındaydı. Bu nedenle İran da burayı tutarak İsrail’e mesaj vermek istiyor. İran, PKK aracılığıyla bunu yapmak istiyor. Çünkü başka hiçbir gücün oraya yerleşmesi mümkün değil. Bu nedenle Şengal yüzde yüz özgür de olsa herhangi bir tehlike olmasa da PKK burayı bırakmaz.
 
“ŞENGAL, KÜRTLER ARASI BİR ÇATIŞMANIN KRİTİK NOKTASI”
 
-İki farklı gücün burada bulunmasının riski nedir?

 
Riski şu: Kan dökülecek. PKK buradan çıkmadığı sürece bu risk vardır. Herhangi bir anlaşma olmadığı sürece bu güçlü olasılıktır. Şengal, Kürtler arasında bir çatışmanın en kritik noktasını oluşturuyor. YBŞ ve PKK bu çatışmayı doğurmada daha cüretkar davranıyor. Peşmergenin bu konuda daha ihtiyatlı olduğunu söylemem mümkün. Bu bir analiz değil gözlerimle gördüklerimden sonra ulaştığım sonuçtur.

“PEŞMERGE GÜÇLERİ MUSUL’A GİRMEYECEK”
 
-Şengal’den sonra sıra şu anda Musul’a geliyor…

 
Musul operasyonu için görüşmeler sürüyor. Musul ile ilgili yapılan görüşmelerde Peşmerge güçlerinin Musul’a girişi söz konusu değil. Musul’un kuzey ve batısındaki bazı bölgelere girişi konuşuluyor. Bu yerler Hemdaniye, Bertıla, Başık, Bazan gibi bölgeleri alıp burada bir hat oluşturmak. Ondan sonra ABD ve Peşmerge güçleri, ki bu iki tabur güçtür şehir merkezindeki operasyonlara destek güç olarak girecek. Bu güçler şehir merkezine girmiş olsa bile tekrar bu hata çekilecek.
 
-Operasyon başarılı olduğunda yeni Musul nasıl olacak?
 
Musul, siyasi olarak iki ya da üç bölgeye bölünecek. Şehrin kuzeyi bir vilayet, batısındaki Şengal bir vilayet olacak. Güneyi ise Musul olarak kalacak. Yani Musul vilayeti bölünecek. Musul sorununun tek çözümü budur.
 
Verilen bilgilere göre Kürtlerin bu talepleri kabul edilmiş durumda. Şunu söyleyeyim Haşdi Şabi güçleri (Şii milis gücü) şu anda operasyon planında yok ama yer alırlarsa kesinlikle kanlı bir operasyon olacak ve çok büyük savaş suçları işlenecektir. Bu nedenle Peşmerge güçleri Haşdi Şabi ile yan yana savaşmayacaktır.
 
“10 BİN PEŞMERGE OPERASYONA DESTEK VERECEK”
 
-Musul’da Kürtlerin talepleri neler?

 
Kürtler Musul’u kurtarmıyor ve yukarda dediğimiz gibi Musul’un kuzeyindeki bölgelere yerleşerek buralardan kesinlikle çekilmiyor. Anlaşma budur. İki tabur dışındaki güçler bir noktayı alacak ve Musul’a 10 km yaklaşıp orada bir hat oluşturacak ve Musul operasyonu sonrası da oradan çekilmeyecek.
 
Amerika ve Irak ile yapılan üçlü anlaşmada 10 bin kişilik peşmerge gücü Irak güçlerine destek için şehrin içine de girebilecek ama orada kalmayacak. Peşmerge güçleri alınan yerlerden kesinlikle çekilmeyecek ve şehrin idaresinde özellikle doğusu ve batısında hakim güç olacak. Kuzeyde ise yine Kürtler, Şebekler ve Hristiyanlar hakim olacak.
 
-Peki Musul Operasyonunun önündeki engeller neler?
 
Şu anda bir milyonun üzerinde halk yaşıyor. Savaş koşullarında 800 bine yakın sivil göçünün olabileceği tahmin ediliyor. Bunlar en yakın bölge olarak Kürdistan’a geleceklerdir. Bu insanlara eskiden gelenlere davranıldığı gibi davranılmayacağı ortada. Bu göçmenler şehirlere dağılırsa Kürdistan şehirlerinde asayiş kesinlikle bozulacak ve güvenlik bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Bu büyük bir risk.
 
Bunlar kamplara toplanacak ve günlük kişi başı 5 dolar harcandığı düşünülürse göçmenler için aylık 100-150 milyon dolar gerekecektir. Dünyanın bu iş için Kürtlere ayırdığı para ise 260 milyon dolar. Bu, kampların iki aylık gideri demek.
 
Savaş uzarsa, ki uzayacak, kamplarda aç kalan susuz kalan insanlar büyük bir dramla karşı karşıya kalacak. Kürtler bu konuda en çok zor durumda kalacak olan kesim.
 
Kürtler, Musul sonrası bir anlaşmaya varılmadan, göçmenler için garanti verilmeden bir operasyona girmek istemeyeceklerdir. Ayrıca bu savaşın sonunda Kürtler bağımsız bir Kürdistan’a ulaşamazlarsa bu kadar savaşın ve kaybın hiçbir anlamı kalmayacaktır. Bu sürecin sonunda bağımsız Kürdistan hayal olmayacaktır.
 
“MUSUL PARÇA PARÇA KURTULACAK”
 
-Zorluklar ortada ama yine de bir kurtarma planı var.

 
Adım adım, parça parça kurtulacak. Önce kasabalar, sonra çembere alınarak şehir parçalara bölünerek olacak. Ama siyasi olarak da Sünni aşiretlerin desteği alınarak yapılacak. Bu destek alınmadan yapılacak operasyon risklidir. Haşdi Şabi Güçlerinin operasyona katılımı Sünni Arapların karşı koymasına neden olur. Bu da DAİŞ’in güç kazanması demektir. Böylesi bir senaryo çok kanlı bir savaşa ve Irak ordusunun kırılmasına da yol açabilir.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.