ABF Başkanı: Endişelenmeyelim de ne yapalım?

Ezgi Başaran / Radikal

NEDEN

Cumartesi günü Kayseri’de neredeyse tüm Alevi örgütlerini tek çatı altında toplayan bir toplantı düzenlendi. Daha önce fikir ayrılıkları, taleplerdeki öncelik farkları nedeniyle anlaşamaz görüntü çizen Aleviler bir araya gelmiş, çözüm sürecini, Suriye’deki gelişmeleri ve tüm bunların ışığında Alevilerin konumunu tartışıyordu. Bu toplantıda yer alan ve Aleviler arasında çok saygı gören Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel ile hem çözüm sürecini hem de bu yeni ‘bir arada duruşun’ sebeplerini konuştuk…

Cumartesi günü Kayseri’de çözüm sürecini tartışmak üzere tüm Alevi dernekleri, federasyonları bir araya geldi. Özel bir durum muydu?

Hayır. Biz bir süredir bir araya gelebiliyoruz. Bize karşı öyle ötekileştirici söylemler işittik ki, içimizde ayrışma anlayışından vazgeçtik. Zaten kişisel çıkarlar için kurulan veya devlet tarafından kurdurulan Alevi örgütlerinin kim olduğu ve amaçları yavaş yavaş ortaya çıktı. Bu tür şeyler ayıklandı. Biz çok tartışan, tartışma kültürü olan bir toplumuz. Elbette bunu yitirmedik ama Madımak’ın müze olması, cemevlerinin statüsü, Diyanet’in kapsamı ve icraatları gibi temel meselelerde ortaklaştık. Bu bir araya gelmemizde Başbakan’ın da payı büyük.

Nasıl yani?

Tayyip Bey’in Alevilerle ilgili sözleri, politikaları bizi bir arada ve diri tutuyor. Sağ olsun, çok ayrıştırıcı, dışlayıcı konuşuyor Alevilerle ilgili. Bu tavrı sayesinde küçük tartışmalarımızın ne kadar zamansız olduğunu gördük, bir varoluş mücadelesi içinde olduğumuzu anlayıp kenetlendik. Referandum döneminde Kılıçdaroğlu’nun şahsında tüm Alevileri yuhalatıyordu Başbakan. Böyle bir durumda kenetlenmeyecektik de ne yapacaktık?

Cumhuriyet tarihinde Alevilere karşı ayrıştırıcı sözleri bir tek bu dönemde işitmediniz herhalde?

Çok haklısınız. Biz neler gördük. Sağcısından da solcusundan da. Ne Tansu Çiller’ler, ne Mesut Yılmaz’lar geçirdik. Ama bu derece sistematik bir hedef gösterme ile daha önce karşılaşmamıştık. Sistematik çünkü bir siyasi strateji söz konusu. O yüzden bu dönemde Alevilere karşı edilen hiçbir sözü ağızdan kaçmış bir gaf olarak göremiyoruz. Hepsi bir amaca yönelik. Bunu anladık artık.

Ne amacı?

Ortadoğu’da bir Sünni bloku oluşturulmak isteniyor. Türkiye’nin de bu blokun liderliğini yapması planlanıyor. Biz Alevilere bu resimde yer var mı? Şu anda öyle görünmüyor. O yüzden bizimkisi bir varoluş mücadelesine dönüştü ve artık tam olarak bir arada hareket ediyoruz diyorum. Bakın İran’da, Irak’ta yapılan bazı katliamlara Türkiye hiç ses çıkartmaz. Biraz ardına baktığınızda orada ölenlerin ya Şii ya da Alevi olduğunu görürsünüz. Maalesef Sünni değilseniz, bu topraklarda ağlayanınız çok olmuyor.

Suriye meselesinde Türkiye Alevilerinin tavrı nedir?

Bunu bize sormanız bile abesle iştigal. Biz Aleviyiz. Adımız barış, soyadımız barış, dinimiz barıştır. Bir yerde insanlar ölüyorsa, ne öldürenin ne de ölenin kimliğine bakmayız isyan etmek için. Ne Esad’ı ne de Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) denilen oluşumu destekliyoruz. Yalnız Hatay’daki Nusayri vatandaşlarımız bu olaydan birebir etkileniyor. Sadece Suriye’de akrabaları olduğu için değil. Aynı zamanda Nusayri oldukları için kötü muamele görmeye başladılar. ÖSO’dan çok çekiniyorlar. Medya Suriye ile ilgili sıkıntıları gündeme getirirken hep bu bölümü unutuyor nedense. Şunu da belirtmem gerekiyor: Bu savaş patlak vermeden Esad’ın Alevi olduğunu, Türkiye’deki Alevilerin yüzde 90’ı bilmiyordu. Sonradan öğrendik, daha doğrusu tüm Türkiye’ye özellikle bu vurgulanarak Esad’ın kötülükleri aktarıldı. Halbuki Esad savaşa başladığında Alevi olmadı değil mi? Önceden de Türkiye’yle çok iyi ilişkiler kurarken, Fenerbahçe takımını misafir ederken de Aleviydi. Ama biz o zaman bilmiyorduk. Ne zaman ki diktatörlüğü görüldü, aynı anda Aleviliği de hatırlandı. Bu hep böyle olmuştur.

Nedir öyle olan?

Kötülükle Aleviliği yanyana getirmek için özel gayret sarf etmek. Susurluk’ta Abdullah Çatlı için Hanefi Sünni ifadesi kullanıldı mı? Yok. Sedat Bucak için Şafi Kürt kullanıldı mı? Yok. Hüseyin Kocadağ nasıl tanıtıldı? Alevi polis müdürü! PKK ile ilgili son söylemlerde de bu var.

Nasıl yani?

PKK’nın çözüm istemeyen ve savaş yanlısı bir kanadı varmış. O kanat da Alevilerden oluşuyormuş. Yani savaş isteyen Alevilermiş. Eğer onlar PKK’dan temizlenirse, her şey daha kolay olurmuş. Şiarı barış, tüm imanı barış ve kardeşlik olan bir inancı sürekli savaşla anmak için çok özel bir gayret göstermek gerekiyor. Devletimiz de bu özel gayreti hep gösterdi, hakkını teslim ediyorum! Bakın PKK’nın içindeki Aleviler söylemiyle Paris katliamı arasında da şahsen bir bağ kuruyorum. Ben devlet değilim, elimde istihbarat kaynakları yok ama herhalde parçaları birleştirip fikir üretmem de yasak değildir. Çeşitli gazetelerde PKK ve bu şahin Alevi kanat meselesi dillendirilmeye başlandıktan çok kısa süre sonra bu Paris olayı yaşandı. Paris’te öldürülen üç kadın da Alevi’ydi. İnsan şüpheye düşmüyor değil.

Alevi örgütleri çözüm sürecinin neresinde yer alıyor, anlayamadık?

Her yerinde yer alıyor ama anlatamamışız demek ki. Hayret ediyorum. Daha süreç başlamadan, kimsenin ses çıkarmaya cesareti yokken biz dolaşıyorduk. Diyarbakır, Roboski… Aylar önce bir heyet oluşturduk, gidelim PKK’nın elindeki tutsakları alalım dedik, hiç yanıt alamadık. Sonra rüzgârın yönü değişti. PKK serbest bırakmaya karar verdi. Onları teslim alan heyetin içinde bir tane bile Alevi temsilci yoktu. BDP de o noktada “Alevi örgütleri aylardır bu iş için uğraşıyor, onları da katalım bu heyete” diyebilirdi, demedi. Böyle olmamalıydı.

Alevilerin son dönemde Kürt siyasi hareketine kızgın olduğu doğru mu?

Kızgın değil de kırgın diyelim. Öcalan’ın Newroz mektubundaki İslam birliği söylemini benimsememiz mümkün olmaz. Yıllarca Türk-İslam birliği söyleminden çok çekmişiz, şimdi Kürt-Türk İslam Birliği olacak, bize yine düşecek olan derttir. Yıllarca ötekileştirme politikalarından çekmiş bir halkın siyasi hareketi olarak onlardan ‘İslam birliği’nden daha kapsayıcı bir asgari müşterek belirlemelerini beklerdik, olmadı.

Yalnız daha sonra Öcalan, Karayılan, Zübeyir Aydar, Remzi Kartal başta olmak üzere birçok kişi bu kırgınlığı düzeltmeye çalıştı, yanlış anladığınızı söyledi…

Evet duyduk ama bu hemen gönlümüzü tamir etmeye yetmiyor. Kapsayıcı ve çoğulcu olmak konusundaki samimiyetlerini zamanla göreceğiz. İdris-i Bitlisi gibi hatıralarımız da olunca… Bu yeni söylemle o hatıralar birleşince... Endişelenmeyelim de ne yapalım.

Kürt siyasi hareketi de diyor ki, biz yıllarca Alevi haklarını savunmuşuz, şimdi bir söze takıldılar, bizden şüphe ediyorlar…

Hah işte biz bunu kabul edemeyiz. Hayır. Kürt hareketi haklı olarak Kürt haklarını savunmuştur, mücadele etmiştir. Özel olarak Alevilerin vaziyeti ve hakları için yıllardır ne yapmış olduklarını ben anlamadım. Bilmiyorum. Sivas katliamından sonra Başbağlar katliamı yapıldı. PKK yaptı. Eğer Kürt hareketi Alevilerin haklarını böyle savunuyorsa, biz bunu istemedik, istemeyiz. Kanın, savaşın olduğu yerde biz yokuz. Haklarımızı almak için de bu yola başvurmayız, kimse de bizim adımıza bu yola başvurmasın. Ben burada temel prensiplerden söz ediyorum, bu sözlerimi de barışa karşıymışız gibi yorumlayan çıkmasın.

Alevi örgütleri sürece katkı sağlayacak yani öyle mi?

Biz bunu hep söyledik ama fikrimizi alan olmadı. Başbakan âkil adamlar listesine aranızdan bir Alevi lider seçin gönderin deseydi daha doğru olurdu. Ama o uygun bulduğu bir lideri, İzzettin Doğan’ı seçti. Olabilir. Biz bu sürece tüm iyi niyetimizle kafa yoruyoruz. Elbette bunları paylaşmak isteriz. Kanın durması konusunda tüm Türkiye hemfikirdir. Bu çatışmasızlığın demokrasiye evrilip evrilmemesi konusunda ayrışmalar vardır. Bu konudaki fikirlerimizi paylaşmak isteriz. Dün BDP’den Sebahat Tuncel arayıp bir konferansa (Öcalan’ın yapılmasını istediği dört büyük konferansı kastediyor – eb) davet etti, bunu değerlendireceğiz. (Radikal)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.