Mehmet Barlas Başbakan'a sahip çıkıp Cemaat'e çattı
Yumuşak üslubuyla bilinen liberal kalemlerden Mehmet Barlas geçtiğimiz günlerde Başbakan’ı eleştiren Hasan Cemal’e çıkışmıştı.

AK Parti’yi destekleyen yayınlarıyla bilinen Sabah gazetesinin başyazarı olan Mehmet Barlas bugün de Başbakan RevepTayyip Erdoğan’a sahip çıkmak için Fethullah Gülen Grubu’na çattı.

Barlas, Başbakan’ı savunuyor gibi yaptığı yazıda aslında Başbakan üzerinde kendisine yönelik "Mehmet Barlas köşesini Erdoğan'ın eylemlerini haklı göstermeye adadı. Erdoğan mükemmel lider, baba, eş, evlat olarak sunuluyor" yönündeki eleştirileri savurmaya çalıştı. Barlas da halkın demokratik tepkileri için “tencere ve tava gürültüsü” ifadelerini kullandı.

Mehmet Barlas, bugünkü köşesinde Gülen Cemaati’yle ilgili eleştirilerde bulundu. Cemaate ait Today’s Zaman’a tepki gösteren Barlas, ‘Türk medyasındaki tabloyu genel açıdan bilen ama ayrıntıları ve mülkiyet yapılarını bilmeyenler, ilk bakışta “Today’s Zaman”ın da Gezi eylemlerinin sözcüsü ve pompalayıcısı konumundaki Doğan Medyası’na ait bir yayın organı olduğunu düşünebilir’ diye yazdı.

İşte Barlas'ın bugünkü yazısı;

Bu ilan neden "Today's Zaman"da da yayınlanmadı?

Siz sayın okurlarımın da anlamakta zorlandığınız durumlar yok mu? Mesela ben kendi mesleğimi doğrudan ilgilendiren çok güncel bir durumu anlamakta zorlandım.

Şöyle ki...

- Türkiye'deki AK Parti iktidarının mitinglerini Hitler'in Nazi Partisi'nin gösterilerine

benzeten ve ünlü sanatçıların imzaladığı bildiri, neden sadece "The Times"da yayınlandı? İngilizce yayın yapan ve üstelik Türklerin daha fazla okudukları Cemaat'in (veya Hizmet'in) yayın organı "Today's Zaman"da da neden yayınlanmadı bu bildiri?

Çünkü bu bildiride yer alan iddialar Today's Zaman köşelerinde hemen her gün seslendirilmekte. Bu arada gazetemiz Sabah da hemen her gün hedefte...

Türk medyasındaki tabloyu genel açıdan bilen ama ayrıntıları ve mülkiyet yapılarını bilmeyenler, ilk bakışta "Today's Zaman"ın da Gezi eylemlerinin sözcüsü ve pompalayıcısı konumundaki Doğan Medyası'na ait bir yayın organı olduğunu düşünebilir.

Erdoğan'ı desteklemek ayıp mı?
Dünkü köşe yazılarının başlıklarını özetle vereyim isterseniz.

- Erdoğan neden Türkiye'yi kutuplaştırıyor?

- Muhalefetin kriminalleştirilmesi.

- Erdoğan'ın gazetecileri.

Bu arada bir köşe yazısında beni de ele alan bir yazar da "Mehmet Barlas köşesini Erdoğan'ın eylemlerini haklı

göstermeye adadı. Erdoğan mükemmel lider, baba, eş, evlat olarak sunuluyor" çizgisinde bir şeyler yazmış.

Evet... Anlamakta zorlandığım durumlardan bir de "Cemaat"in yayın organlarının Gezi Parkı eylemleri sürecinde tencere ve tava gürültüsüne kendilerini neden böyle fazlaca kaptırdıklarıdır?

Basın özgürlüğü mü?
"Cemaat böyledir, Cemaat organlarında yazanlar iktidar yanında yer almaz" demeyin sakın.

Ben 28 Şubat post-modern darbesinde çok kısa süre Zaman'da yazmak imkânına kavuştum. Ama dönemin sorumlularından biri olan Mesut Yılmaz'ı eleştiren cümlelerim yazılarımdan çıkarılmak istendiği için ayrıldım Zaman'dan.

28 Şubat'ta atanmış Mesut Yılmaz'a sergilenen muhabbet ve hoşgörünün şimdiki seçilmiş Başbakan Erdoğan'dan niçin esirgendiğini anlamakta tabii ki zorlanıyorum.

Acaba bir algılama hatası mı var hepimizde?

Hatırlarsınız... Bir dönemde "Avrupa Birliği'ne giden yol Diyarbakır'dan geçer" denilmişti.

Acaba şimdi de bazıları "Alternatif iktidara giden yol Pensylvannia'dan geçer" diye mi düşünüyor. AK Parti'ye öfkeli veya bu iktidara alternatif arayan kim varsa, mutlaka Fethullah Gülen'i ziyaret ediyor.

Laikçi endişeliler
İşin garibi dini bir cemaatin lideri ile dertleşen bu ziyaretçilerden bazıları AK Parti iktidarının özel yaşam alanlarını kısıtlayacağını düşünen laikçi endişeliler.

İşte bu Cemaat'in yayın organlarında yer alan bazı yorumlara bakarsanız, Başbakan Erdoğan'ı desteklemek ve sokak eylemlerine karşı çıkmak, hem düşünce özgürlüğüne, hem de basın özgürlüğüne karşı olmakla eş anlamlıdır.

Sayın Gülen'in ülkeye ve insanlara sunduğu hizmetlerini yok saymak sadece insafsızlıktır.

Ama onun ülkesine neden dönmediğini ve Cemaat'in bazı sözcülerinin neden bir siyasi karşı kampın üyeleri izlenimi verdiklerini anlamak da mümkün değildir.

Neticede Cemaat bir cemaattir ve AK Parti bir siyasi partidir. Aydın Doğan'la Fethullah Gülen'i aynı eğilimdeki medya sermayesinin sahipleri olarak görmeye eğilimli olanlar, sadece Gülen'e haksızlık ederler, onun imajını bozarlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.