Her şey olmaya çalışırsan hiçbir şey olursun

Yazar senarist Eyüphan Erkul yıllardır okuru, yazarı, gönüllüsü olduğu BirGün gazetesinin bir Pazar yazısından yola çıkıp Altan Öymen ve Enver Aysever’i iğneledi. İşte o yazı:

Her şey olmaya çalışırsan hiçbir şey olursun

Altan Öymen'in neden bu kadar "önemli" şahsiyet olduğunu anlamlandıramıyorum: Demokrasi algısı zayıf, gazeteciliği orta karar ve bağlamsız. BirGün gazetesinin, arka sayfasında ondan bu kadar "mühim" insanlarla birlikte bahsedilmesine müsaade etmesi, hiç de hak etmediği bir kanaatin oluşmasını sağlamış.

Bey'fendi, sürekli hatırat yayımlayıp övgülere mazhar oluyor. Hayır, uzaktan gören de, yaşadıklarını Indiana Jons macerası kıvamında sanacak! Altan Öymen, doğru yerde doğup, iyi eğitilmiş ve oligarşik bürokrasiye iyi ilişkiler kurmuş vasat bir zekaya sahip biri, ona deha muamelesi yapılmasını hazmedebileceğim bir imaj değil.

Üstelik, o uzun yazıyı yazan, Enver Aysever denen heyecanlı Cihangir düşmanı arkadaş, ondan "düşünce adamı" diye bahsediyor. Öymen düşünce "adamıysa" gerçek düşünce insanlarını daha farklı tanımlamak lazım. Sanırsın Zizek'ten, Ulus Baker'den bahsediyor.

Pazar sabahı, yıllardır okuru, yazarı, gönüllüsü olduğum bir gazetede bu kadar "kaba" övgünün yapıldığı bir arka sayfanın bulunmasını belki fazla abartıyorum; bilemeyeceğim ama tv’de Nazlı Ilıcak'ın karşısında tuhaf nümayişler yapmış birini bu kadar önemsemeleri ciddi bir yanlış.

O arka sayfa, uzunca bir süredir "ekolojistlerin" tapulu arazisi! Pazar günleri arka sayfayı BirGün gazetesi tekrar yeşil haberlerine teslim etmeli.

NE TUHAF...

Enver bey, belki geniş kitleler tarafından takip ediliyor ama bu onu iyi bir yazar, iyi bir gazeteci yapmaz. Mesela son romanına baktığınız zaman yazı yazmayı bilmediğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ucube denilebilecek benzetmeler ve sıfatlarla dolu bu roman incelmiş, estetik tercihlerden çok uzak. Yazarı ne Cemal Süreya'yı anlamış ne de dünyaya bakış açısını. Bu kadar özel bir şairi "light motif" olarak kullandığı bir eserde sözcük tercihlerindeki sakillik açıklanabilir bir durum değil.

Şair, döneminin çok ötesinde bir aşk hali yaşatır oysa o roman nobran ve kaba sıfatlarla dolu ve sanki Cemal Süreya'dan yüz yıl önce yazılmış gibi. Romanın yazarı sözcükler üzerine pek düşünmemiş. Nasıl düşünsün; tv programı yapıp, gazeteye yazan, sahneye çıkıp ilkel gösteriler sunup, roman yazıp, siyasetle de uğraşmaya çalışan tipik bir hiperaktiften sözcükler üzerine düşünmesini beklemek çok saflık sayılabilir. Ama bey'fendi popüler ve muteber bir romancı sanılıyor; ne tuhaf...

Her şey olmaya çalışırsan hiçbir şey olursun. İşte tipik bir Türkiye manzarası; belki Pakistan'da falan da böyleleri vardır. Vasat iktidar hegemonyasının muhalif yansıması da düzeysiz oluyor. Aysever tam da budur...

Eyüphan Erkul

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.