Cafer Solgun yazdı: Barış umudumuzu yıktılar, yine bir şey olmadı!
Meydan gazetesi yazarı Cafer Solgun, Şırnak'ın Silopi ve Cizre ilçelerinde öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı'nca ilçe dışına yollanarak, topyekün savaş hazırlığı yapıldığı iddialarından hareketle, "çözüm süreci"ni hatırlatarak, "Dün kadar yakın bir geçmişte ‘çözüm süreci’ adı altında insanların barış umudu ayağa kaldırılmıştı. ‘Barış’ iyi bir şeydi ve artık Türkiye eskilere, 90’lı yıllara dönmez, dönemez deniyordu. Kim ki bu ortama kastetmek ister, kaybeder deniyordu. O umuda kıydılar. Yine. Ve ‘bir şey olmadı’. Meselemiz budur. Yapıyorlar, oluyor ve bir şey de olmuyor" tespitinde bulundu.

Sonrasında, iktidardakilerin "yapıyoruz, oluyor ve bir şey de olmuyor" durumunu Roboski katliamı sonrasında mı, yoksa Gezi Direnişi'nden sonra mı fark ettiklerini sorgulayan Solgun'un bugün yayımlanan "‘Yapıyoruz ve oluyor’ körlüğü" başlıklı yazısı şöyle: 

MEB tarafından öğretmenlere iletilen bir SMS ile Cizre ve Silopi’deki öğretmenler otogarlara akın etti. ‘Öğrencilerimizi terk etmeyeceğiz’ diyen öğretmenler de oldu, ama çoğu ‘mesajı’ aldı ve bulundukları ilçeden bulabildikleri ilk araçla ayrıldı.
Kendi alanındaki gelişmelerden ziyade diğer memleket meseleleriyle ilgili yaptığı çıkışlarla gündeme gelen Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu bölgedeki operasyonların başarı oranını yüzde 90’lara ulaştırmak için çalıştıklarını açıkladı (şu andaki başarı oranı yüzde 70-80 imiş). Sayın Müezzinoğlu bakanlığını da ‘savaş’ düzenine geçirmiş tabii. Hastanelere ‘hazırlıklı olun’ talimatı vermiş. ‘Gereğinde’ hastanede yatıp kalkacaklarını ekleyerek.
HDP Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız “Cizre’de şu an durum sakin. Ama halk endişeli. Yeni bir sokağa çıkma yasağı gelebilir” demeye kalmadan Cizre ve Silopi’de, ardından Nusaybin’de yeniden sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Sur’da çatışmalar devam ediyor. Bölgeden gelen haberlere eşlik eden fotoğraf ve görüntülere ‘Burası Halep değil’ notu düşmek de anlamını kaybetti.

Aralarında 35 aylık çocuklar ile 70’lik yurttaşların da bulunduğu sivil ölümleri de dahil bölgeden gelen ölüm kalım yıkım harbeleri hızla ‘rutinleşti’. UNESCO’nun ‘Dünya mirası’ olarak tescillediği Diyarbakır surları ve yüzlerce yıllık tarihi yapıların, camilerin tahrip olması da öyle.
Bütün bunları ‘terörle mücadele’ olarak kabul etmemiz isteniyor. Kurunun yanında yaş da yanabilir. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar ölebilir. İnsanlar beyaz bayrak sallayarak çıktıkları sokakta hastalarını doktora ulaştıramayabilir. Tarihi ve kültürel mirasımız tahrip olabilir. ‘Yeter! Durun!’ diyen Tahir Elçi güpegündüz öldürülebilir ve onca tanığa, görüntülü kayıtlara rağmen hepimizin gözleri önünde olay bir ‘faili meçhul’ haline getirilebilir. Kurşun ve bomba izleri arasında duvarlara ‘Esedullah Timleri’ imzalı ‘Türk’ün gücü’ne dair ırkçı yazılar yazılabilir. Evet; bu kadar da pervasız ve ‘özgüvenli’ olabilirler. Bu ortamda eğitim ve öğretimden bahsetmek ise herhalde biraz lükse kaçmak olur. Bütün bunlar olabilir ve oluyor da zaten. Daha da olacaklardan başka…

Dün kadar yakın bir geçmişte ‘çözüm süreci’ adı altında insanların barış umudu ayağa kaldırılmıştı. ‘Barış’ iyi bir şeydi ve artık Türkiye eskilere, 90’lı yıllara dönmez, dönemez deniyordu. Kim ki bu ortama kastetmek ister, kaybeder deniyordu.
O umuda kıydılar. Yine. Ve ‘bir şey olmadı’.
Meselemiz budur. Yapıyorlar, oluyor ve bir şey de olmuyor.
Bunu ilk defa ne zaman fark ettiler bilemiyorum. Belki Roboski katliamı dosyasını ‘Parası neyse verelim, uzatmayın’ diyerek kapattıklarında. Belki Gezi’de ‘Emri ben verdim, ne olmuş?’ dediklerinde. Belki ‘Kırın kapıyı alın! Boş verin kanunu filan, gerekirse kanunu sonra yaparız’ dediklerinde…
Bildiğim, toplumun duyarsızlığına dair teşhislerini çok abarttıkları, çok zorladıklarıdır.
‘Yapıyoruz ve oluyor. Bir şey de olmuyor’ düşüncesinin keyfiliği bir yana, asıl tehlike, neden olduğu körlüktür. Çünkü ‘bir şey olmuyor işte’ dedikleri her an bir büyük birikime yol açtıklarını görmüyorlar…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
metin 13 ay önce

Evet malesef burası ne surya irak nedeyemen nede aflanistandır burası Türkiyenınkurdistan bolgesidır her taraf harabeye çevirdiler