AKP Ahmet Altan'a genel yayın yönetmenliği önermiş

AKP kurucuları arasında yer alan ve son kongreye kadar partinin Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi olan Ayşe Böhürler, AKP'nin son dönemde kendisine en ağır eleştirileri yönelten yazar Ahmet Altan'a "genel yayın yönetmenliği" teklifinde bulunduğunu açıkladı.

Ayşe Böhürler, "AKP iktidarının ilk yıllarında vesayeti savunan medyaya karşı, daha özgürlükçü, objektif bakabilen, gerçeği manipülasyonsuz yansıtabilen bir gazete arayışı çerçevesinde" ve "AKP içinden önemli kişilerden gelen bir destekle yollarının Ahmet Altan ile kesiştiğini" yazdı.

Böhürler, kendisinin de katıldığı görüşmede Ahmet Altan'ı ikna edemediklerini söyledi. Altan'ın, daha sonra Tayyip Erdoğan için "Benim idolüm. Sevdalıyım adama" diyen işadamı Ethem Sancak'ın sahibi olduğu Star gazetesini yöneten Alev Er'in ismini önerdiğini belirten Böhürler, anlattığı dönem için "Bizim camiada başörtülü yazar tekliflerine 'radikal görünürüz, çok başörtülü olmasın, ciddi yazıyorlar" diye karşı çıkıldığını da kaydetti.

Ayşe Böhürler, bu açıklamaları Yeni Şafak'taki köşesinde yazdı. Böhürler'in "Hayat sınavı" başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

''... Bizim mesleğimiz kahramanları olmayan bir meslektir. Ahmet Altan ve Taraf gazetesi hakkında yazarken de meslek hastalığı ile baktığımı belirtmek için bunları yazdım. Zira konuya ilişkin okuduğum yazıların çoğunda ya "kahramanlaştırma" ya da "O sizin bildiğiniz gibi biri değil" duygusu hâkimdi.

Bu yazı ve yorumları okurken yıllar öncesinden hatırladığım bir anıyı sizinle paylaşmak istedim.

Ak Parti, iktidarının ilk yıllarında vesayeti savunan, elitist bir medya muhalefetine rağmen yol aldı. Bu yıllarda medya en büyük muhalefet partisi gibi davranıyordu. O yılların medya dağılımı içinde vesayetlere karşı demokratik duruşunu koruyabilen etkili bir medya gücü yoktu. Mevcutlar ise çok dar kapsamda maslahatı gözeten, özdenetimli bir yayıncılık yaparak ancak varolabiliyordu. Daha özgürlükçü, objektif bakabilen, gerçeği manipülasyonsuz yansıtabilen bir gazete arayışımız vardı. Neyse Ak Parti içinden önemli kişilerden gelen bir destekle yolumuz Ahmet Altan ile kesişti.

O günlerde Ahmet Altan'ın özgürlükçü bakışının ve bu anlayışla yöneteceği bir gazetenin Türkiye'yi özgürleştireceğine ve sermaye medyasının etkisini kıracağına inanıyorduk. Bu fikre Ak Parti içinde sıcak bakan çok insan vardı. Elbette itiraz edenler de oldu. 'Ahmet Altan'ın dilinin sivriliği, dini kurumlara ilişkin eleştirileri, askere ve devlete bakışı risk oluşturabilir' diyenler mevcuttu. Ancak 'yine de bir teklif edelim' diyen sivil unsurlar ile birlikte Ahmet Altan ile görüşülmeye başlandı. Bu görüşmelerin en sonuncusunda bulunanlardan birisi de bendim.

O görüşmede Ahmet Altan bir gazetenin başına gelmesi için kendisine yapılan teklifi, verilen tüm açık çeklere rağmen reddetti. Tek bir gerekçesi vardı: "Siz siyaset yapıyorsunuz, yeri gelir kavga eder yeri gelir uzlaşırsınız. Bense değişmem, beni taşıyamazsınız." O görüşmede Ahmet Altan bize "siz dindar insanlarsınız bana dayanamazsınız" demek istemişti kısaca. Bizim kesimin eleştiriye tahammül sınırlarının çok geniş olmayacağını tahmin etmişti. Tabii biz de o dönemde Altan'ın eleştiride sınır tanımadığını, tahkir edici sınırlara ulaştırabileceğini bilmiyorduk.

O zaman Ahmet Altan'ı bize karşı önyargılı bulduğumu hatırlıyorum. Evet, içimizde eleştiriye tahammülü olmayan insanlar olabilirdi ama bu demokrasiyi hayata geçirmeye mani değildi. Ahmet Altan'ı önyargılı ve biraz kibirli bulmuştum kısaca. Hak vermemiştim. Denemek gerekiyordu. Önyargı ile reddetmek değil. Özgürlükçü düşünce bunu gerektirirdi…

Velhasıl Ahmet Altan'ı ikna edemedik…

Aşırı ısrarımız ile Alev Er ismini önerdi. 2006 yılı ortalarında ısrarlarla göreve gelen Alev Er, altı aya yakın bir süre Star gazetesi genel yayın yönetmenliği yaptı. Birçok yazar onun döneminde gazeteye geldi. Ben yakından tanımadım ama sosyal olarak iletişimi kolay olmayan bir yayın yönetmeni olduğu söyleniyordu. Haberciliği çok iyi olsa da, bizim kesim açısından yadırgatıcı bir uslubu vardı. Unvanları, titrleri kaldıran bir haber dili tutturdu. Sayın, vs gibi hitapları kullanmıyorlardı. Korkunun dışarıda kol gezdiği o günlerde Veli Küçük hakkında manşet atabilme, sonra da özür dileme cesaretini gösterebiliyordu.

O günlerde iyi ki Ahmet Altan gelmemiş dedik. Sonrasını biliyorsunuz. Ahmet Altan'ın ne kadar zor bir isim olduğunu zamanla gördük. İki tarafı keskin bıçak gibiydi. Durduğu bir yer vardı ve o yeri savunurken vurabilme kapasitesi yüksekti. Bir de 'denklik' esası ile yazıyordu. Taraf ile birlikte tarafları değişse de, medyada erkekler arasında bir kavgayı da seyrettik. Bizim kesim önce çok memnundu sonra bu yerini mırıldanmalara bıraktı.

Başbakanlık koridorlarında 'ya, biz biliyoruz o gazetenin ne olduğunu' diyen çok insan dolaştı. Ama o koridorlarda da başka koridorlarda da konuşuldu, okundu. Etkiledi, eleştirildi, yanlış şeyler söyledi, düzeltti ya da ısrar etti, farklı seslere yer verdi. Cihan Aktaş, Elif Çakır, Hilal Kaplan bizim tarafta bulamadıkları köşeleri o Taraf'ta buldular. Aynı dönem bizim camiada başörtülü yazar tekliflerine "radikal görünürüz, çok başörtülü olmasın, ciddi yazıyorlar" diye karşı çıkılıyordu.

Ahmet Altan benim için bir kahraman değil. Hiç de olmadı. Analizlerine katılmadığım, üstenci bulduğum çok olmuştur. Ancak sarsıcı üslubu ile yazmaya devam etmesini isterdim.

"Değer mi?" diye sorduğumuz çok şey var hayatımızda. Belli ki böyle sorgulamalardan birisinden bu karar çıktı. Bezginlik, bıkkınlık…

Her şeye rağmen bence Taraf, Türk medya tarihinin en etkili gazetesi ve Altan'ın romanlara bedel eseri olmuştur.'' (t24)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.