Ahmet Altan: Bunun köftesi nerede?

Taraf Gazetesinin yaraları arasındaki AKP tartışması sürüyor. Ahmet Altan adını anmadan AKP’de ışık gören Yıldıray Oğur ve onun nezdinde AKP’yi destekleyen yazarlarla dalga geçti ve bazı sorular sordu. İşte yazı:

 

HAMBURGER VE AKP

Bu siyaset denen nesne UFO değildir, “bir ışığın” peşinde dolaşıp onu galaksilerde, yıldızlarda, bulutlarda aramazsınız.

 

“Bir ışık gördüm, sen de gördün mü, gördüm şimdi şuradaydı ama birden kayboldu, ışığa bak, ışığı gördün mü, mavi bir ışık gördüm abi kestanecinin oradan sağa döndü, polis arabası oğlum o.”

 

Siyaset, sözlerden, kararlardan, eylemlerden oluşan somut bir iştir.

 

AKP’yi savunan yazar sayısı maaşallah ibadullah.

 

Lakin AKP politikalarını, somut AKP politikalarından söz ederek savunan kimseye henüz rastlamadım.

 

Çok net, çok açık olarak soruyorum.

 

AKP politikalarını, AKP politikalarından somut biçimde söz ederek savunabilecek misiniz?

 

Yoksa biz somut AKP politikalarına hiç yer vermeyen AKP yazıları mı okuyacağız?

 

Gazetecileri işten kovduran, işkencecileri işe alan bu siyasi partinin son dönemdeki uygulamaları demokratik mi?

 

Bunları demokratik bulduğunuz için mi bu partiyi destekliyorsunuz?

 

Bir zamanlar Amerika’da çok popüler olmuş bir hamburger reklamı yayınlanmıştı.

 

İhtiyar bir kadın bir hamburgerciye giriyor, bir hamburger alıyor, içini açıyor, marullar, ketçaplar, hardallar, mayonezler, süsler, soslar ve minicik bir köfte.

 

Kadın başını kaldırıp soruyor.

 

“Köfte nerede?”

 

Bu reklam, çok konuşup da işin özüne değinmemenin simgesi hâline geldi daha sonra.

 

Şimdi bize AKP hamburgeri satan, ekmeğin içine bol marul dolduran kardeşlerime soruyorum.

 

“Bunun köftesi nerede?”

 

AKP’nin politikalarından, söylediklerinden, yaptıklarından, uygulamalarından neden hiç söz etmiyorsunuz?

 

Biz AKP’yi tartışmıyor muyuz?

 

Bugün bu partinin demokrasiden uzaklaşıp uzaklaşmadığı değil mi konumuz?

 

Eeee?

 

Mavi ışık kestanecinin yanından sağa döndü, köfte nereye gitti?

 

Ben, AKP’nin özellikle 2011 seçiminden sonra demokrasiden uzaklaştığını, Avrupa standartlarında bir demokrasi kurmaktan vazgeçtiğini, insan haklarını kenara ittiğini, “tek adam” anlayışını benimsediğini söylüyorum.

 

Bana bu konularda net sorular sormak isteyen varsa, sorsun.

 

Cevaplarımı net bulmazsa, “bu cevaplar net değil” desin.

 

Ama benim net sorularıma da net cevaplar versin.

 

Var mı bu ülkede AKP politikalarını, tek tek o politikaları somut biçimde konuşarak savunabilecek bir babayiğit?

 

Bol laf var ama somut olaylarla ilgili tek satır yok.

 

“Biz de aslında o uygulamalara karşıyız” diye toptancı bir cümleyle köşeden kıvrılıp, AKP’yi eleştirenlerin ne kadar “kötü” olduğu konusuna girmeye uğraşıyorlar.

 

Bizim tartışma konumuz, bugün AKP’nin demokrasi yolundan sapıp sapmadığı.

 

Bunu somut olarak anlayabilmek için isterseniz ben sorularımı numaralandırarak sorayım, belki daha rahat ederiz.

 

1- Bugün demokrasi mi yoksa baskıcı bir rejim mi görülüyor uygulamalarda?

 

2- Medya üstündeki baskıyı, hükümeti eleştirenlerin işlerinden kovulmasını, Başbakan’ın yazarları işten attırmak için bizzat müdahale etmesini fikir özgürlüğü açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

3- Sizce fikir özgürlüğü var mı? Bu baskılar sürerken fikir özgürlüğü olabilir mi?

 

4- Uludere katliamından sonra hükümetin tutumu demokrasiye uyuyor mu? Hükümet, halkına karşı şeffaf ve dürüst davrandı mı?

 

5- Uludere olayında hükümetin tutumu herhangi demokrat bir ülkede olabilir miydi?

 

6- İşkenceci polisi savunup, Diyarbakır Emniyet Müdürü’nü “incelemeye” almak sizce barışa ve demokrasiye doğru gidişin işareti mi?

 

7- Esed’e “demokrat” olmadığı için karşı çıkıp bizi savaşa süren hükümetin Sudan diktatörüyle askerî anlaşma imzalamasını demokrasi ve dürüstlük açısından nasıl açıklıyorsunuz?

 

8- Alevilerin ibadethanelerinin varlığının kabul edilmemesini inanç özgürlüğüne uygun görüyor musunuz?

 

9- Kürtlerin anadilde eğitim hakkının inkâr edilmesi, vatandaşlar arası eşitlik anlayışına uygun mu?

 

10- Bir devletin “Atatürkçü” ya da “dindar” nesiller yetiştirmek gibi bir görevi var mıdır?“Nesillerin” ideolojisi ve dini demokrasilerde devlet tarafından belirlenebilir mi?

 

11- Hükümet Avrupa Birliği kriterlerine sırtını döndü. Demokrasimiz, AB kriterlerini kabul edersek mi güçlenir, reddedersek mi?

 

12- Bütün bu olayları değerlendirdiğinizde “demokrasiye doğru” gidişi bu olayların hangisinde görüyorsunuz?

 

Şimdi, eğer varsa siz de sorularınızı bana böyle tek tek sorun cevap vereyim ama siz de bu sorulara bu netlikte, bu açıklıkta cevap verin, görüşlerinizi dürüstçe ve açıkça anlatın.

 

Ben demokrasinin kurumsallaşması gerektiğini, tek adamın keyfine göre uygulamaların demokrasi olmadığını söylüyorum.

 

Siz ne söylüyorsunuz?

 

Ve neden bir türlü net konuşamıyorsunuz?

 

Sizi kırmak istemem ama bu bol marullu hamburgeriniz biraz yavan ve sıkıcı gelmeye başladı bana, hayatım boyunca insanların politika diye demagoji yapmasını izledim, bu alışkanlığın hâlâ sürmesi üzüyor insanı.

 

AKP meselesini somut biçimde tartışabilecekseniz tartışalım yoksa boş verelim, siz “tek adam” düzenine hayranlığınızı anlatın, biz demokrasinin kurumsallaşması için kavgamızı sürdürelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.