Mehmet Tarhan: Vicdani retçilerin yargılanması ‘sivil ölüm’dür, direneceğiz

Vicdani retçi ve LGBTİ aktivisti Mehmet Tarhan, AİHM'nin kararına rağmen bir kez daha hapis ve para cezasına mahkum edildi. Devlet, 'Tarhan kararıyla' kısa ve hukuksuz bir özet geçti. Tarhan, "Ne AİHM'yi dinlerim, ne insan haklarını önemserim ne de ötekileşmeyi sürdürmekten vazgeçerim!" dedi. 

2001 yılında vicdani ret kararını açıklayan Mehmet Tarhan, 2005’te zorla askere alındı. Hakkında emre itaatsizlik iddiasıyla davalar açıldı. Mahkûm oldu. Askeri hapishanede kaldığı dönemde işkence gördü. 25 Mayıs 2005 tarihli tutanağa göre, saç ve sakalı 7 asker tarafından zor kullanılarak kesildi. Fiziksel ve ruhsal olarak şiddet gördüğünü ve cinsel tacize uğradığını söyledi. O dönemde, 28 günlük açlık grevi eylemi düzenleyen Tarhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de (AİHM) başvurdu. Mahkeme ise Türkiye’yi sözleşmesini ihlal ettiği kanaatiyle 10 bin Avro manevi tazminata mahkûm etti. Ne var ki, devlet AİHM’yi dinlemediğini göstererek Tarhan’a yeni bir ceza kesti. Sivas Askeri Ceza Mahkemesi, vicdani retçi ve LGBTİ aktivisti Tarhan’a 15 ay hapis cezası ve 9 bin TL para cezası verdi. Suçun kapsamı değişmedi: Emre itaatsizlik.

Erk Acarer'in Cumhuriyet'te yer alan haberine göre, kararı Yargıtay’a taşıyacaklarını söyleyen Tarhan, gelişmeleri ve bundan sonra yaşanabilecekleri değerlendirdi: “Türkiye, önceleri AİHM’ye karşı oyalama taktiği izliyordu. Son 1 yıldır bundan da vazgeçip inatlaşma yolunu seçti. Bu yüzden, benim için sürpriz olmadı. Aslında bu kararı bekliyorduk. Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi olmasına rağmen, yükümlülükleri yerine getirmiyor. Vicdani retle ilgili yasal düzenlemeler yapmak zorunda. Bu yapılmadığı gibi sözleşmede yer alan önemli maddelere de uyulmuyor. 3. madde, işkence ve kötü muameleden men ediyor. 6. madde, ‘adil yargılama ihlali yapılamaz’ diyor. 9. madde ise vicdani reddi korumaya alıyor.”

HUKUK SİSTEMİ BEDENİM ÜZERİNDEN TARTIŞILDI

Tarhan, “Benim öykümde, bu maddelerin her biri, birden çok ihlal edilmiş” durumda diyerek anlatıyor: “Yasada bir düzenleme yapılmadığı için biz vicdani retçiler hâlâ askeri mahkemelerde yargılanıyoruz. Askeri cezaevlerinin sivil olanlara göre daha denetimsiz olduğunu biliyoruz. Tutuklu olduğum süre içerisinde, uzun tecritler yaşadım, yoğun psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldım. Eşcinsel olmam nedeniyle cinsel tacize uğradım. Mahkeme süreci ise başlı başına bir işkenceydi. ‘Eşcinsel olduğum için çürük raporu al, askerlikten muaf tutalım’ dediler. Ben bir vicdani retçiyim. Çürük raporu almamam ağırlaştırıcı bir suç sayıldı. Hukuk sistemi bedenim üzerinden tartışıldı.”

BU İŞ VİCDANLA OLMUYOR

Tarhan, her bedelli askerlik döneminde devlet, vicdani retçilere mesajla gözdağı veriyor diye sürdürüyor: “AİHM kararını uygulamamak, vicdani reddi bedelli askerlik tartışmasıyla gölgelemek, konunun daha toplumsal bir hal almasınıve gündem yaratmasını engellemek için. Açıkçası ‘bu iş vicdanla değil parayla olur’ diyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vicdani ret konusuna şiddetle karşı çıkıyor. Devlet geleneği, Osmanlı’nın son dönemlerinde, ‘asker, millet’ gibi bir algı yaratmaya çalışmış. Oysa en başından beri, bu algının da içinin boş olduğunu görüyoruz. 1. Dünya Savaşı sırasında, Avrupa ortalamasındaki firari asker sayısı yüzde 5’ken, bu rakamın Osmanlı’da 20’ye dayanmış olduğu biliniyor. Bugün de Türkiye’de bir milyonun üzerinde asker kaçağı var. Sonuç olarak bizler vicdani olarak askerlikten muaf olmak istiyoruz. Devlet, bu isteği emre itaatsizlik sayıyor. Oysa, Avrupa Konseyi’nin hükümleri açık. Vicdani retçilerin yargılanmasını ‘sivil ölüm’ sayıyor. Direnmeye devam edeceğiz. Kararı Yargıtay’a taşıyacağım.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.