Hêvî LGBTİ, 'HEVİ' adıyla dernekleşti: 'En azından Kürtlüğümüzü kabul ettiler'

Yıldız Tar / Kaos GL

Hêvî LGBTİ uzun süren bir mücadelenin ardından dernekleşti. Gezi direnişinin ardından bir araya gelen, 1 Eylül 2013 Dünya Barış Günü’nde “Kürdistan vardır, eşcinseller vardı” diyerek sokağa çıkan ve ilerleyen günlerde Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Bürosu’nda kuruluşunu ilan eden Hêvî, artık resmî bir dernek.

Dernekleşme süreci kolay olmadı elbette. Hêvî önce şapkalarını kaybetti sonra ise tüzüğündeki Kürdistan ifadesini. Nihayetinde Hak, Eşitlik, Varoluş İçin LGBTİ Dayanışma Derneği (HEVİ), “Kürt LGBTİ Derneği” olarak kurulabildi.

“YABANCI İSİMLE DERNEK OLMAZ!”

Dernekleşme sürecinde yaşadıklarını anlatmak üzere HEVİ aktivisti Rosida Koyuncu’ya mikrofon uzattık. O da bizlere devletin Kürt, Kürdistan ve Kürtçe isimlerle imtihanını anlattı:

“İlk yazdığımız tüzükte genelde LGBTİ politikası yapacağımızı özelde ise Kürdistanlı eşcinsellerin sorunlarına dönük çalışmalarımız olacağını söylemiştik. Aynı zamanda da kendimize yer arıyorduk. En sonunda Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ofisinden çıktı ve biz de oraya yerleştik. But Trans Güzellik Yarışması’ndan kalan paramızla ofisi tuttuk. Ofis sorununu hallettikten sonra tüzüğüMüzü Dernekler Müdürlüğü’ne ilettik.

“Bize ilk olarak dernek ismimizi kabul edemeyeceklerini çünkü ismin yabancı olduğunu söylediler. Biz de yabancı değil Kürtçe bir isim olduğunu söyledik. ‘Bize göre yabancı bir isim’ diye cevap verdiler. Hebun LGBT’nin Kürtçe isimli bir dernek olduğunu, Kurdi-Der gibi derneklerin tanındığını aynı şekilde Friedrich Ebert gibi Türkçe dışında isimli derneklerin Türkiye’de faaliyet yürüttüğünü hatırlattık ama nafile.”

ŞAPKA GİTTİ AMA SORUNLAR BİTMEDİ

Rosida, Dernekler Müdürlüğü’nün Türkçe isim dayatmasına çözümü kısaltmada bulduklarını söyledi. Hêvî, HEVİ oldu; şapkalar kaybedildi ancak Rosida’nın aktardıklarına göre sorunlar burada da bitmedi:

“Bu sefer de tüzüğümüzdeki ‘Kürdistani’ ve ‘mülteci’ kavramlarına kafayı taktılar. En tıkandığımız yer Kürdistan kavramı oldu. Kürdistan kavramını kabul etmediklerini söylemediler. Muğlak bulmuşlar. ‘Biraz açıklayın’ dediler. Bu sefer biz de ‘Kürt olup Kürdistan coğrafyasından gelenlere Kürdistani diyoruz’ dedik. Mülteci, askerlik, engelli gibi alanları da özel alanlar olarak vurguladık.

“Yine Kürdistan kavramında sıkıntı çıkardılar. Kabul etmeyeceklerini söylediler. Anayasa’ya aykırı olmadığını ve emsal davalar olduğunu ilettik. İsterlerse dava açmalarını söyledik. Bu konuda ısrarcı olduğumuza dair yazı istediler. Bu kadar bürokratik süreçlerden geçtikten sonra dernek başkanımızı aradılar. ‘Eğer ısrarcıysanız bu kavramda dava açacağız. Yok değilseniz getirin hemen onaylayalım tüzüğünüzü’ dediler. Bir buçuk ay içinde onaylamadıklarını bir saatte onaylayacaklarını söylediler. Daha yeni doğmuş bir bebekken daha fazla uğraşmak istemedik. Çalışmalarımızı yürütebilmek için Kürt LGBTİ’ler dedik ve Kürdistan kavramını kullanmadık. Taktiksel olarak belli bir süre Kürdistan kavramını tüzükten çıkarmaya karar verdik. En azından Kürt olmamızı kabul ettiler.”

KÜRTLERE LGBTİ, LGBTİ’LER KÜRTLERİ ANLATMAK…

Kürtlüğü kabul edilen, şapkalarda sonra Kürdistan’ı da kaybeden HEVİ kendi deyimleriyle “Kürt toplumuna ve Kürt özgürlük hareketine LGBTİ’lerin de var olduğunu; LGBTİ toplumuna ise Kürtlerin var olduğunu anlatmaya devam edecek”. İlk sokağa çıktıkları 1 Eylül’deki sözlerinde ısrarcı olduklarını Rosida şöyle aktardı:

“1 Eylül’de ilk sokağa çıktığımızda ‘Kürdistan vardır, eşcinseller vardır’ dedik. Kürdistan da eşcinseller de inkar ediliyor. LGBTİ hareketinin sözlerini başka bir tarafa da söylemek istedik. LGBTİ toplumuna ise Kürdistan’daki sömürgeciliği ve yaşanan sınıflar sorunları anlatma derdimiz var. LGBTİ hareketi aynı zamanda burjuva kültüre sahip bir hareket. Bizim aynı zamanda devrimci bir hareket olduğumuzu göstermek istedik. Cezaevinden ilk çıktığımda psikiyatrist beni LGBTİ derneklerine yönlendirmişti. Gittiğimde bir kişi Amerika’da okuyordu, diğeri doktorasından bahsediyordu. Bense Bağcılar’da tekstilde çalışıyordum. Kendime yakın birisini bulamadım. Buradan hareketle biz bir araya geldik. Kendimiz gibi ‘varoş’ denilen eşcinsellerle bir araya geldik. Sokakta mendil satan transla, tekstildeki eşcinselle örgütlenmek istiyoruz.”

“DEVLETE, ‘BİZ ÇOĞALARAK GELİYORUZ’ DEMEK İÇİN!”

Belki de başta sormamız gereken “Neden dernekleştiniz” sorusunu sonda sorduğumuzda ise Rosida, “Bütün bu dediklerimin yanı sıra devlete var olduğumuzu göstermemiz gerek” dedi ve ekledi:

“Dernekleşmekle bir yandan sokakta bir araya gelmiş ‘yandım Allah çetesi’ olmadığımızı da göstermek istedik. Biz iki senedir dernekleşmeyi tartışıyoruz. Dernekleşmenin çok doğru olmayacağını ve bizi amatör ruhtan koparacağını söyleyen arkadaşlarımız da oldu. Ama devlete de bir yandan var olduğumuzu göstermek lazım. Devlet, diktatör, paşa bize tahammül edemiyor. Biz bir yandan toplumsal mücadele ederken devlete ‘Geliyoruz biz, çoğalarak geliyoruz’ diyoruz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.