Şair Şükrü Erbaş: Gücün karşısına sanatı koymalıyız

Şair-Yazar Şükrü Erbaş. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında yayınlanan KHK’leri ve sanat üzerindeki baskıyı değerlendirdi.

Türkiye'deki baskıların karşısına mizahın konulması gerektiğini belirten Erbaş, "Devlet kendi düşüncesi dışındaki düşüncelerin topluma gitmesine hiçbir şekilde izin vermez. Bu gücün karşısına sanatı koymalıyız" dedi.

OHAL ya da sıkıyönetim dönemlerinde yaşanan baskıların en çok sanat dünyasını etkilediğini ifade eden Erbaş, bu tür baskı dönemlerinde sanat ve sanatçının karşılaştığı iki sorunun olduğunu kaydetti.

Erbaş, "Devlet öyle bir korku salar ki, müzik, resim yapan sanatın her alanı ile uğraşanlar bu baskıdan kaynaklı kendi kendilerini bir çeşit oto sansürden geçirir. Karşılaşacağı baskılardan kaçınmak için sakıncalı seslerden, renklerden ve sözlerden kendini yavaş, yavaş çeker" ifadelerini kullandı.

‘ETKİNLİĞİN YASAKLANMASI DÜŞÜNCENİN YASAKLANMASIDIR’

Bu baskı dönemlerine direnen aydınların azımsanmayacak sayıda olduğunu ifade eden Erbaş, sanatın siyasetten çok daha derin, çok daha ince yollar açtığını söyledi.

Karikatür ve şiir sanatının çok daha hızlı davranarak devletin o baskıcı maskesini daha yaratıcı bir yol bularak tersyüz edebildiğini sözlerine ekleyen Erbaş, şöyle devam etti:

"Ancak yine de baskı dönemlerinde insanın kendine oto sansür uygulaması kadar onur kırıcı bir etki olamaz. Bunu herkes için değil ama genel olarak sanat dünyasında yazan, çizen, düşünce üreten pek çok insan için söyleyebiliriz. Kültür sanat etkinliklerinin devlet tarafından yasaklanması düşüncenin yasaklanması anlamına gelir. Devlet kendi düşüncesi dışındaki düşüncelerin topluma gitmesine hiçbir şekilde izin vermez. Bu günlerde yaşananlar budur."

'DEVLET GÜCÜNÜN KARŞISINA MİZAHI KOYMALIZIYIZ'

Baskıcı dönemlerde sanatın yapılabilindiğinin altını çizen Erbaş, "Yazarsınız kenarda durur bir gün açığa çıkar mı, çıkar ama esas olan bu gün söyleyebilmek. Lazım yoksa yüz yıl sonra birileri bulur 'bu günlerde bunlarda yazılıyormuş' der ama o dönemde insanlara ulaşmış mı hayır ama önemli olan yazıp çizdiklerimiz bu günlerde halka ulaşması" diye konuştu.

Sanatta yabancılaştırma diye bir kavram olduğunu ve yabancılaştırma denilen şeyi yakından görebilmek için biraz uzaktan bakmak gerektiğini sözlerine ekleyen Erbaş, "Yakından görebilmek için gündelik o kuşatmanın dışına çıkarsınız biraz uzaktan bakarsınız trajik dediğiniz komiğe komik dediğiniz trajediye dönüşür. O güç birden bire gülünç hale gelir. Atacağınız bir dizeyle, çizeceğiniz bir resimle vuracağınız bir tını ile o aşılmaz denilen bütün karanlıkları aşar ve kimsede sizi suçlayamaz" şeklinde konuştu.

Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarının kara mizahla yıkıldığını ifade eden Erbaş, sanatın yaratıcı bir dille devletin gücünü alaşağı edip ve komikleştirebileceğini ancak yaratıcının bu diyalektik düşünceyi, bu etik ve ideolojik değerlere ve bu cesarete sahip olması gerektiğini söyledi.

"Devlet gücünün karşısına mizahı koymalıyız" diyen Erbaş, "Bu gücün karşısına başka şeyleri de koyacağız ama genel olarak gücün karşısına sanatı koyacağız" diye konuştu. 

(Kaynak: DİHA HABER)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.