17 Nisan 2013 Çarşamba 00:29
Hitler ölmedi, aramızda yaşıyor!

M. Serdar Korucu / Birgün

Dünyanın eli en kanlı liderlerinden, “soykırım” sözünün dünya literatürüne girmesine neden olan Adolf Hitler, Cihangir’de son 12 saatini her hafta yine yeniden yaşıyor. Ve bu ‘oyun’ bir kez daha gösteriyor ki, faşizmin, ırkçılığın sembolü Hitler fiziken ölse de ruhu Türkiye’de de hala yaşıyor, üstelik toplumun, siyasetin kısacası hayatın her alanında.

1939 - 1945 yılları arasında 6 milyonu Yahudi, yaklaşık 17 milyon kişiyi sistemli bir şekilde öldüren Nazi Almanyası’nın kurbanları geçen hafta İsrail’de anılırken soykırımın ana aktörü Adolf Hitler, Cumartesi günü İstanbul’da canlandı. Pip Utton’un ödüllü oyunuyla, Cihangir’de BO Sahne’de Burak Sergen’in tek kişilik performansıyla yine yeniden toplumun arasına karıştı.

Hitler kan ter içinde sahnede yerini alıp, halkına çok çocuk yapmasını tavsiye ederken, önemli olanın toplumun güvenini kazanmak olduğunu söylerken, Siyonizm’i yerden yere vurup peşi sıra sloganlar ezberletirken ve tabi ki “demokrasiyi bir araç” olarak gördüğünü vurgulayıp “güçlü lider” portresi çizerken ister istemez akla geliyor bugünün Türkiye’si. Tabi sadece hükümeti değil, muhalefet partilerini de hatırlatıyor Adolf Hitler. Özellikle de onun kanlı toprak tutkusu, ırkçılık vurgusu ve ulusunu diğerlerinden üstün görme hırsı...

Türkiye’de de “tek adam”ın izinden yürümeye gönüllüler sırada, antisemitizmin nefesi her an ensemizdeyken Sergen’in sorusu geliyor oyunun sonunda: Faşizm kapıyı çaldığında ne yaparsınız? Oyunu izleyenlerin bir kısmı güce olan hayranlığını saklayamayıp “açarım” derken, kimininse dudaklarından tek cümle dökülüyor “Açılmadı mı zaten o kapı?”

“Adolf”ün hayranları çokken bu oyunu oynamanın risklerini çok iyi biliyor Burak Sergen. Öyle ya diktatör seven bir ülkede kolaylıkla hayranlık toplayabilecek bir karakter. 2005 yılında Almanya’da basımı yasak olan “Kavgam” kitabının Türkiye’de çok satanlar listesinde yer alması bunun en açık göstergesi değil mi? Usta oyuncu bu nedenle zorlanıyor, kendi ifadesiyle uyuyamıyor geceleri. Ağır geliyor bu kadar günahı sadece 1,5 saat de olsa tiyatro sahnesinde omuzlarında taşımak. En büyük korkusu ise geçmişin olası tekerrürü.

Sert sloganlarla halkını uyuşturup faşizme götüren, milyonların kanını döken Hitler’e izleyicisinin kapılmaması için yüzlerinde en ufak bir gülümseme gördüğünde hemen yeniden kurguluyor sahnesini. Yani oyunu boyunca sürüyor keskin kılıç üzerindeki yolculuğu.

Almanya’da 8’i Türk 10 kişiyi öldüren Neo-Nazi yapılanması hakim karşısına çıkmaya hazırlanırken, Türkiye’de tartışmalar soykırımın ve ırkçılığın tek faili olarak Berlin’i işaret ederken, insanın aklına ister istemez “Bir gün bu ülke kendi günahlarıyla da yüzleşecek mi?” sorusu geliyor. Özellikle de oyunda geçmese de Hitler’in Yahudi nüfusunun yoğun yaşadığı ülkelerden Polonya’yı işgal ederken söylediği “Ermenileri kim hatırlıyor” ifadesiyle atıfta bulunduğu “Büyük Felaket”.

Nazi dönemi Almanyası’nda dünyayı kana bulayan Hitler’in ardından Osmanlı’da Ermenileri “Büyük Felaket”e sürükleyen paşalara sıra gelir mi bilinmez ama Burak Sergen’e göre “Talat Paşa’yı canlandırmak” heyecan verici bir fikir. Belki bu ülkede hala umut vardır, kim bilir?

Son Güncelleme: 18.04.2013 13:22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.