Hakan Vreskala: 'Yaşasın halkların aşkı!

İsveç'te yaşıyor. İzmirli. Perküsyon büyücüsü. Sokak ve düğün çalgıcısı. Hakan Vreskala, internette dolaşan şarkısı 'Kurdî Nizanım'da kırık bir Kürtçe, aksanlı bir Türkçeyle 'Yaşasın halkların aşkı!' diye haykırıyor.

RADİKAL / BAHAR ÇUHADAR

‘Xezala min, delala min, ez kurdî nizanim’ diye kırık bir Kürtçe’yle başlayıp, hafif aksanlı devam ediyor: “Türk Kürt kardeş falan değil, ayan beyan sevgilidir. Ayıran kalleş değil ancak hayatın tam da kendisidir… Her öpüşmemiz daraltacak, ırkçıya faşiste dünyayı. Kudurup köpürseler bile, keçe kürdamsın böyle biline. Sözleri Şivan Perwer yazdı, Sezen Aksu besteledi bu aşkı…”

Stockholm sokaklarında çekilmiş klibin görüntüleri de, sözler de, telaffuz da, trompet, darbuka, davul, zurnadan çıkan sesler de dinleyeni ayrı çekiyor içine. Hakan Vreskala İsveç’ten sesleniyor; “Yaşasın halkların aşkı!” diye. Sandığımız gibi İsveç’te yaşayan bir Kürt değil. Aksine tipik bir beyaz Türk, İzmirli. 10 yıldır İsveç’te; sokaklarda, düğünlerde müzik yapıyor, altı yıl Şiwan Perver’in arkasında çalmış. Perküsyon delisi, müzikal çeşitliliği almış başını yürümüş bir adam.

İsveççe, Türkçe, Kürtçe söylüyor. Ne tam Türk, ne Kürt, ne İsveçli. Daha çok bir Çingene çalgıcısı gibi. İlk dinleyişte bizi kalbimizden vuran ‘Kurdî Nizanım’ ve ‘Blocket’in klipleri internette dolaşmakta. Naçizane öneri, ‘Kurdî Nizanım’ı izleyip, muhabbete öyle katılın…

Kimsiniz siz, nerelerdeydiniz?
Tipik bir İzmirliyim, beyaz, Sünni, Türk bir aile. Baba tarafı Makedonyalı. Bornova Anadolu Lisesi’nde rock grubumuz vardı. Bateristtim. Üniversite, solculuk, halk müziği derken perküsyona kaydım. İTÜ’de jeofizik mühendisliği okudum. Konservatuvara takılırdık. Müzik yaparak ülkeyi gezdik. Politik durumlardan dolayı atıldım. Askerlik bastırdı, İsveç’e gittim. Bir, iki ay sokakta kaldım. 10 yıldır İsveç’teyim. Konservatuvara girdim, binlerce kişi başvuruyor, iki kişi alıyorlar. 

Sokak müzisyenliğine başladınız…
Darbuka çalıyordum. Ayağımda bir tef, bacağımda bendir, darbuka. Ufak bir kitlem vardı. Sapık gibi çalıyordum. Duramazsın da, kar yağıyor, eksi 10… Ritmin üzerine bir şey söylemeye başlıyorum, dans ediyorum… Hâlâ çalıyorum bazen. Turneler oldu, tiyatro, film müziği yapmaya başladım. Konservatuvarı bıraktım, zaman yetmedi. Şivan Perwer’le çalmaya başlamıştım. 

Şivan Perwer’le nasıl kesişti yollar?
Telefon geldi, Darth Vadder gibi bir ses, “Merhaba, ben Şivan Perwer.” Allahın belası bir telefon ama sanki içinde baslar var, chorus, her türlü efekt var. “Ritim çalıyormuşsun.” “Evet abi, çalıyorum…” Öyle başladı. Çocuğum olunca ara verdim. 



Göçmenlerle müzik yapıyorsunuz…
Yugoslav göçmeni, İranlı, Kürt, Süryani var. Hepsinin ana perküsyonu davul, darbuka, çaldığım şeyler. Süryani düğünlerinden Kürt düğünlerine müzik yapıyorum, ertesi gün krala sufi müziği çalabiliyorum… Her gün kimlik değiştiriyorsun. İki hafta önce Ceylan’a çaldım bir düğünde. Bir gün sonra Oslo’da rock söyledim. Şizofrenik bir durum. Gelmeden, bir Süryani’nin vaftiz töreninde davul zurna çaldık. Oslo’dan dünya müziği festivaline çağırıyorlar. Nasıl anlatacağımı bilmiyorum. En büyük korkum “Ne tarz müzik yapıyorsun?” muhabbeti. 

Şarkı yapmaya nasıl başladınız?
Kadınlar çocuk yapınca anne oluyor, erkekler şair oluyor hesabı. Baktım ki şarkı yapabiliyorum. Devlet tiyatrosu için ‘Duvara Karşı’ rock operasının müziklerini yaptım. Şarkıcı oldum o iş bittiğinde! Aslında darbukacıyım. Sesime de tahammül edemiyorum. Gitarları kendim çalmışım, darbukaları, vokalleri… Beni kandırdılar; “Artık kolay, evde stüdyoyu kur.” Oğlanı anaokuluna bırakıyorum, mikrofonu kuruyorum, çalıyorum, oğlanı alıyorum, yatırıyorum. O uyurken elektrogitar çalıyorum. İsveç’te süper gurbetçi bir kulübümüz; ‘Klubb East’n’bul’. ‘Domdom kurşunu değdi’yi çalıyoruz. Oryantal punk grubuyuz. 

Kurdî Nizanım’ın öyküsü nedir?
Benim için bir terapi gibi bir şey. 

Kürtçe bilmiyorsunuz değil mi?
Gördüğün kadar. Ez di çime, yek, du, se… Kürt bir kız arkadaşım vardı. Şirinlik yapacaksam ‘xezala min, delala min’… Haberleri okuyarak kafayı yiyorum. Bu kadar katliam, köylerin boşaltılması, işkence, linç propagandaları… Başka ülkeye uygulasan katliamlar, iç savaşlar çıkar. Türkler, Kürtler iyi dayandı. 70’lerin sonunda doğdum, son solcu kuşağız. Evrensel anlamda solculuk kaldığına inanmıyorum. Sırrı Süreyya gibi insanlar kaldı, tek tük. Gelen kuşak biraz daha nefret kuşağı, Türkler de Kürtler de. Bu beni korkutuyor. Amacım bir nüans yakalamak. Direkt politik parçalarım da var ama bu nüansa yönelik bir şey. Eyleme niye giderim, benim gibi düşünen insanlar olduğunu bilmek için. Parça yapmanın tek sebebi buydu; kendi üzerimden çıkıp bu nefret dalgasını kırabilmek. Bunu yapacak materyalim vardı; çift dilli bir aşk. Ben İzmirliyim, o Silvanlı. O Sezen Aksu hayranı, ben Şivan Perwer’le çalıştım yıllarca. 

Stand-up’da neler anlatıyorsunuz?
O da terapi gibi. İsveç’te de kafayı yedirten şeyler oluyor. Bir sürü yönün varken, birine indirgenmen çok itici. Göçmensen, göçmen işleri yapacaksın mesela. Bunun üzerine ağzıma geleni söylüyorum. Düğünlerden de bahsediyorum. “Düğünümüz var” diyor adam. Başlıyorum polis gibi; “Kürt müsün, Türk müsün, Süryani misin, Arap mısın? Arapsın ama nerenin Arap’ı? Sünni mi, Süryani mi? Mardin Süryani’si misin, Lübnan Süryanisi’mi? Ya da nerenin Kürt’üsün?” Bilmem lazım! Ona göre zurnacı, sazcı bulacağım. Irak Kürdüysen kemancı bulacağım. Süryaniysen trompetçi... Anladın mı? Güldün değil mi? Onlar da gülüyorlar böyle.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.