Bu da Sırrı’nın fotoğrafının sırrı

Şair Sezai Sarıoğlu uzun zamandır Kadıköy Livane Cafe’de Nehir Muhabbetler adıyla bir söyleşi programı düzenliyor.

Kim geçmedi ki bu muhabbetlerden…

Gülten Kaya, Oya Baydar-Melek Ulagay, Zeki Demirkubuz, Özcan Alper, Fethiye Çetin…

Daha önce henüz Radikal’de yazar, meclise aday değilken, bu muhabbetlerin birinde konuk olup herkesin huşu içinde kendisini dinlemesini sağlayan Sırrı Süreyya Önder, 15 Mayıs günü saat 20.30’da artık milyonların sevgilisi olarak yine Sezai Sarıoğlu’nun konuğu olacak.

Bu konukluk öncesi Sezai Sarıoğlu bir de güzellik yapıp, Fotoğraf(ın) Sırrı adlı yazısıyla Sırrı Süreyya Önder’in hapse düştüğü zaman çekilen toyluk fotoğrafını ortaya çıkardı.

İşte o fotoğraf ve hikayesi…


Fotoğraf(ın) Sırrı

“Cezaevine girerken, önce parmak izini alıyorlar, sonra küçük bir tahtaya tebeşirle adını yazıp, eline tutuşturup fotoğrafını çekiyorlar. Tahliye olurken o fotoğrafla seni karşılaştırıyorlar; 'doğru kişi mi tahliye oluyor?' diye. Ulucanlar Cezaevi'ne sevk edilirken nizamiyeye alındım. Asker künyeyi açtı, o fotoğrafla beni karşılaştırdı. Bir ara arkasını döndüğünde, yıldırım hızıyla o fotoğrafı künyeden söküp cebime attım. Asker fark etseydi herhalde kırılmadık yerimi bırakmazdı. O fotoğrafı öyle kaçırdım. Oradan bir anım olsun istedim.” (Sırrı Süreya Önder)

Arkadaş Sırrı'nın cümle kapısından geçip sözü Gülten Akın'ın 'İlahiler' isimli şiir kitabına getirmek ve bir hatıramı aktarmak isterim. Bana sorarsanız 12 Eylül sonrasının en önemli kitaplarından 'İlahiler' yayımlandıktan (Kasım 1983) aylar sonra nice hilelerle devleti atlatarak elimize geçtiğinde (1984 sonbaharı...) Samsun Askeri (C)ezaevi'nde hücredeydim.  ('Sonbahar, sonbahar, belki de hüznün özgül ağırlığı' [Edip Cansever]) Koğuştaki arkadaşlar, pelur kağıdına 'İlahiler'den karınca makamı harflerle şiirler yazıp, kalbini devlet teslim almamış bir askerin nöbetinde gönderirler, şiiri ezberledikten sonra, özellikle asker zarar görmesin, diye yok ederdim... Yarı-çıplak halde yattığım eşyasız hücrede yapılan aramalar, özellikle de beni 'aramalar!' bana trajikomik gelirdi. O günler bana Can Yücel'in Adana Hapishanesi'nde yazdığı 'Dahası var: Cırcırlı'dan Kapıaltına geçerken, artık, silah yerine,/ Şiir arıyorlar üstümde' dizelerini anımsatır...

Sırrı'nın kıymetli evrak niteliğindeki fotoğrafından el almışken, sözü uzatmadan, o yıllarda oğlu Mamak'ta yatan 'Bacıyan-ı Rum' şairana Gülten Akın'ın acılarını damıttığı dizelerine dönelim: 'Oysa/ Kim harlandırıp yüreğindeki ateşi/ Kıyametini büyütmezse/ Ve hesaplaşmazsa kendiyle/ Ateşten kurtulamayacaktır// Kim doğruysa aramalı/ Yusuf'u Kenan kuyusunda/ Değilken Mısır'a sultan/ Sen ey inanan/ Aracısız konuş kendinle.' Hatıradan büyük, tarihten küçük geçmiş zamanı düşünerek o günlerden aklımda kalan iki dizeyi paylaşmasam devrime zarar: 'İnsanlar bir gülü bir senetle/ Değiştirmeye alıştılar/ insanlar başka insanların hayatını...' Bir yandan şiirleri anamsayıp öte yandan Sırrı'nın fotoğrafına bakarak, hapishane devlet kiridir, diye not düşüyorum güne...

Gülten Akın'ın 'Demirle Pas Arasında İlahi' şiiri şöyle başlar: 'Nergisle güz gülü arasında/ Beş yıldır beş uzun yıldır/ (...)/ Seyranla Mamak/ Beş yıldır beş uzun yıldır/ Sesin örselenmiş duruşun tetikte/ Bizim için seçilip ayrılmış/ İpte kurutulmuş sözcüklerle/ Yalnız öyle sözcüklerle/ Konuşuyoruz, konuşmak denirse...' Arkadaş Sırrı'nın siyah-beyaz fotoğrafını unuttuğumuz sanılmasın. Ama ondan önce, zalimleri şiirle özetlesin şairana: 'Onların/ Çimen bitmez bastıkları yerde/ Sevgi buruşur...' Bu fotoğraf bize ne söyler? Başta Kürt halkına ve devrimcilerine yapılan sömürge tipi işkence mekanı Diyarbakır Cezaevi olmak üzere, Mamak, Metris ve tüm (c)ezaevlerindeki zulmü söyler... Sırrı'nın, devrim çabukluğuyla  devletten 'çalarak' sağ ele geçerdiği sırra kadem basmış fotoğrafı bize ne söyler? Taşıma zulüm ile devlet çarkının dönmeyeceğini, günü gelince halkların tarihin marangoz hatası devleti suçüstü yapacağını söyler... 

Cemal Süreya, 'Aritmetik iyi, kuşlar pekiyi' demişti... Ben de, yirmi dört ayar arşiv/tarih kıymetindeki siyah-beyaz fotoğrafa göz ve gönül ucuyla bakarak; 'Fotoğraf pekiyi, arkadaş Sırrı halklar kere yıldızlı pekiyi', diyorum... Devrim utandırmasın....

Tarih: 15 MAYIS  PAZAR (2011)

Saat: 20.30

Mekân: LİVANE (Osmanağa Mahallesi, Osmancık Sokak, No: 11, Kadıköy/İstanbul)

(0216 414 40 96) info@livanepub.com, http://nehirmuhabbetler.blogcu.com

DEMOKRAT HABER


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.