Türkiye'de Hıristiyanlar neden öldürüldü?

Cem Gurbetoğlu / Evrensel

Zirve Yayınevi’nde çalışan üç kişi 18 Nisan 2007’de beş genç tarafından vahşice öldürüldü.

2006’da Trabzon’da Rahip Santoro, 2007’de İstanbul’da Hrant Dink cinayetlerinden sonra, 2000’li yıllar boyunca gayrimüslimlere karşı bilinçli ve programlı şekilde köpürtülen öfkenin son kurbanlarıydı Malatya’daki misyonerler.

Kafesteki Türkiye adlı kitap, merkezine Malatya’daki cinayetleri alsa da sunduğu daha geniş bir perspektif: Özel Harp Dairesi, MGK, ülkeyi saran “misyoner histerisi”nin arka planı, birden ortaya çıkan “Kuvvacı” dernekler, Ergenekon ve gayrimüslimlere yönelik kampanya arasındaki bağlantılar, dinlemeler, takipler, Türk Ortodoks Patrikhanesi, komutanlar, sahte belgeler, JİTEM, Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi Başkanlığı, Kafes Eylem Planı…

Dava dosyalarını titizlikle inceleyen Sibel Hürtaş, Malatya cinayetlerinin arkasında olan biteni ilmek ilmek örerek beş gencin buzdağının sadece görünen yüzü olduğunu ortaya koyuyor, gayrimüslim karşıtı kampanyanın cinayetlere ve Malatya katliamına doğru nasıl yol aldığını masaya yatırıyor. Kafesteki Türkiye “derin devlet”in karanlık yüzlerinden birinin net bir resmi…

SAHİ NEDEN ÖLDÜRÜLMÜŞLERDİ?

Sibel Hürtaş, Hrant Dink’in öldürülmesiyle aynı dönemde gayrimüslimleri hedef alan cinayetleri  “Kafesteki Türkiye – Hristiyanlar Neden Öldürüldü?” kitabıyla tartışmaya açıyor. Ergenekon, Kafes Eylem Planı, Balyoz gibi davalarda “hükümete yönelik eylemler” içinde sayılan gayrimüslim cinayetleri, ilerleyen aşamalarda adeta unutuldu. Aksine cinayetleri işleyen şebeke yargı tarafından olabildiğince dar tutuldu. Kitap tekrar bir soruyu bize hatırlatıyor: “Sahi bu insanlar neden öldürüldü?”

ADI VAR CEZASI YOK

Sibel Hürtaş’ın İletişim Yayınevi’nden çıkan kitabı iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde Hürtaş, “Türkiye’nin karanlık geçmişiyle yüzleşme” iddiasıyla başlayan Ergenekon Davası ve devamı niteliğindeki Kafes Eylem Planı, Balyoz davası gibi yargılamalara dikkat kesiliyor. Bu davalar soruşturma aşamasındayken sıkça gündeme getirilen gayrimüslimlere yönelik cinayetlerin, ilerleyen süreçlerde davanın içinde adeta kaybedilişinin peşine düşen Sibel Hürtaş, gelinen noktada Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanan isimlerin hiçbirinin bu cinayetler nedeniyle ceza almadıklarına dikkat çekiyor.

ADIM ADIM CİNAYET

Hürtaş’ın kitabının ikinci bölümü ise 2007 yılında Malatya’da Zirve Yayınevinde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesine ilişkin süren davaya ayrılmış. Hürtaş’ın kitabın yer verdiği belgeler, cinayetin devlet kurumlarının bilgisi dahilinde nasıl adım adım hazırlandığını gözler önüne seriyor. Öldürülen 3 kişi, “misyonerlik faaliyetleri yürüttükleri” gerekçesiyle adım adım izlendi. Sadece Malatya’da değil, gittikleri başka yerlerde de “misyonerler” takip edildi. Takiplerin sonucu her ay Malatya İl Asayiş Toplantılarında gündem oldu. Kitapta, özellikle Mehmet Ülger’in 2006 yılının ocak ayında Malatya’ya İl Jandarma Komutanı olarak atanmasının ardından misyonerlik faaliyetlerinin İl Asayiş toplantılarının değişmez gündem maddesi haline geldiğine dikkat çekiliyor.

KULAĞA 100 BİN TL

Kitapta, cinayet öncesi “istihbarat ödeneği” adı altında yapılan harcamalara ilişkin de çarpıcı bilgiler var. İlker Çınar adlı istihbarat elemanına 2 yılda 100 bin TL ödeme yapılmış. Ayrıca kayda giren birçok ödeme ASAF (Aşırı Sağ Faaliyetler Şubesi) Komutan Sicil No imzasıyla alınmış.

Kitapta şu bilgilere yer verildi: “Mehmet Ülger’in Malatya İl Jandarma Komutanlığı yaptığı 2007 yılında Jandarma Genel Komutanlığı istihbarat ödeneği tamamen misyoner faaliyetler için kullanılmıştı. Ödemelerin bir kısmı İlker Çınar’a yapılmıştı. Çınar’a cinayetten önce çalıştaylara katıldığı için 10 bin 315 Lira para ödendi. Çınar, bu paraları aldığına ilişkin belgeyi ASAF (Aşırı Sağ Faaliyetler Şubesi) Komutan Sicil 2594326 imzasıyla aldı. Çınar, ödeme belgesini soran savcıya, ‘10 bin 315 lira parayı aldığım doğrudur. Fakat bu para cinayette öldürülen şahısların takibi için değil Malatya’da çalıştayda yürütülen proje kapsamında yapılan masraflarla ilgili ödemelere ilişkindir’ diye ifade verdi. Çınar’ın 2 yıllık çalışmada aldığı para ise çok daha yüksekti. Çınar o para için savcıya şu bilgileri verdi: ‘Malatya Zirve Yayınevi cinayeti öncesi ve sonrasını kapsayan yaklaşık 2 senelik süre zarfında yaptığım çalışmalar, verdiğim bilgiler ve hazırladığım belgeler nedeniyle Malatya İstihbarat Şubesi örtülü ödenekten ve TUSHAD’dan tarafıma yapılan ödemeler yaklaşık 100 milyarı bulmuştur. Bu ödemelerin bir kısmı kayıtlarda bulunmamaktadır.”

KAFESTEKİ TÜRKİYE HIRİSTİYANLAR NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

Sibel Hürtaş

23 Eylül 2013

İletişim Yayınları

191 sayfa

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kosmos 2 yıl önce

türkler müslümanligi kabul etmekle cok sey kaybetti. osmanlilar hükmettikleri 632 yil boyunca sirf siddetle bir sürü ülkeyi yagma etti, insanliga herhangi bir sey getirmedi!