'Kartopu oynayan bir çocukken evlendirildim'

14 yaşındaki Nergiz Toyvuran, görücü usulüyle evlendirilerek, henüz çocukken yetişkin oluverdi. Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği aracılığıyla ulaşılan Toyvuran, çocuk gelin olmayı, fiziksel şiddeti ve ötekileştirmeyi Türkiye’den Şiddet Hikayeleri’ne anlattı.

Röportaj: Cankız Çevik / www.siddethikayeleri.com/

1975 yılında Nevşehir’de dünyaya geldim. Henüz 14 yaşıma girerken, görücü usulüyle, yaşım büyültülerek evlendirildim. Evlenmeyi hiç istememiştim fakat babamdan çok korktuğum için o ne diyorsa öyle yaptım.

Kendi anne babanız da mı erken yaşta evlenmişler?

Evet, dedem annemi bir paket sigara karşılığında vermiş babama. Başlık parası niyetine bir paket tütünü almış ve “Al kızı götür” demiş.

Kaç kardeşiniz var? Hepiniz erken yaşta mı evlendirildiniz?

Biz 6 kız, 1 oğlanız. Ağabeyim evlendiğinde ben daha annemin karnındaymışım ama annem küçük yaşta evlenmesine o kadar üzülmüş ki o üzüntüyle beni doğurmuş. Tüm ablalarım da 12-13 yaşlarında evlendirilmişler.

Zaten çok küçük yaşlarda evlendirilmişsiniz ancak o zamana kadar da sizleri evliliğe mi hazırlıyorlardı?

Tabii, ev işlerini, yemek pişirmeyi, çay yapmayı bellememi isterlerdi. Beceremediğimde de babamdan şiddet görürdüm. Ben hem baba evinde, hem de el kapısında çok dayak yedim.

Ne zaman evlendirildiniz?

1990’da bir kış günüydü. Ben daha dışarıda kartopu oynayan bir kız çocuğuydum. Ama çevredekiler, “Bak kocan geliyor” derlerdi. Ne kocası? Ben ne bilirdim karıyı kocayı…

Eşiniz sizden kaç yaş büyüktü?

Eşim Nevşehirliydi, benden 9 yaş büyük ve çok alkol tüketen birisiydi. Sık sık eve alkollü gelir ve beni döverdi. Bir keresinde beni dövdükten sonra bir de bıçakladı ama polise falan gidemedik.

Neden?

Benim yaşım çok küçük olduğu için ne, nedir bilmiyordum. Zaten kimse de bana söz hakkı vermedi. Aile büyükleri, hastaneye götürülürsem polisin eşimi cezaevine atacağını söylediler. O yüzden eşimin tarafı beni hastaneye götürmek istemedi. Sonuçta kendi yaramızı kendimiz iyi ettik. O zamanlar böyle “kadına şiddet” falan bilinmezdi. Burada kadın dayanışması ya da sığınabileceğim bir yer de yoktu. Şimdiki aklım olsa, sadece polisi değil savcıyı bile ayağa kaldırırdım. Eskiden kocasını, babasını şikayet eden kadını, “Sen neden söz dinlemiyorsun, evinde oturmuyorsun?” diye bir de polis döverdi ama şimdi polis dövemiyor, şikayet ettiğinde hemen ilgileniyorlar.


Afganistan’dan: Çocuk yaşta evlendirilen kızların oranının çok yüksek olduğu ülkeden bir kare. 11 yaşındaki Ghulam Haider, yakında kocası olacak 40 yaşındaki Faiz Muhammed ile. Fotoğraf: Stephanie Sinclair, 2007

Evliliğiniz süresince aslında polise başvurmanızı gerektirecek başka olaylar da oldu mu?

Boşanırken, eşimin ailesi beni yanlarına kabul etmediği için korkumdan köye, anneannemin yanına gittim. O sırada yaşım da henüz 17 olduğu için polisler beni arıyorlarmış. Döner dönmez emniyet müdürümüze gidip, “Ben boşanıyorum, evime dönersem babam beni döver, ne olur beni ona vermeyin” diye durumumu açıkladım. Çünkü ben evliyken de bir keresinde babam beni kollarımdan zincirleyip, neredeyse 24 saat ağılda bağlı tutmuştu. Hemen yan tarafıma da, beni öldürüp oraya gömmek için bir çukur açmıştı. Ablam zinciri baltayla kırarak kurtardı beni. Evli olmama rağmen eşim falan hiç destek çıkmadı.

14 yaşında bir kız çocuğu olarak evlendiğinizde cinselliğe dair ne biliyordunuz?

Ablalarım ilk gece neler olacağını biraz anlattılar ama benim hiç aklım almadı. Ben o gece sadece yüz yüze öpüşeceğiz, yan yana uyuyacağız sanıyordum. Çok korktum. Annemin yanına gitmek istedim; ağladım ama babamdan korkup gidemedim. Aylarca böyle sürdü, hep ağladım. İlişkiye girmek istemediğimde tehdit ediyordu, tokatlıyordu ben de mecbur kalıyordum…

Kaç sene evli kaldınız?

1990-92 arasında, yani 2 sene evli kaldım. Bir kez hamile kaldım, o da düştü zaten.

Bebeğinizi düşürmenizin sebebi, eşinizden ya da babanızdan gördüğünüz şiddet miydi?

Biz kaynanamla birlikte yaşıyorduk ancak o beni pek istemiyordu. Sürekli kapımızı dinliyordu ve birbirimize sevgi göstermemizden hiç hoşlanmıyordu. Ben eşime evimizi ayırmamız gerektiğini söylüyordum, bir yandan kaynanam da oğluna bazı şeyler öğütlüyordu. Bir gün babam benimle konuşmak için geldi ama sonra beni dövmeye başladı. O sırada 3 aylık hamileymişim, bilmiyordum. Çocuğum o şekilde düştü yani. Ertesi gün de, az önce bahsettiğim şekilde beni kendi evine götürüp, yine döve döve ağıla zincirledi.

Babanızın bu davranışlarını, öfkesini nasıl yorumluyorsunuz?

Sadece bana değil, herkese şiddet uygulardı. Mesela, Ankara’da yaşayan ablam bir bayram ziyarete gelmişti. Ben küçüktüm ama hatırlıyorum. Biz ailecek mezarlığa gitmiştik. Oradan döndüğümüzde babam ablamı görüp, “Sen ne arıyorsun burada?” diye sinirlendi ve dirgen dediğimiz yabayı ablamın sırtında kırdı, saçını kesti. Bizimle ilişkisi hiç kalmasın, hep evinde eşiyle otursun istiyordu. Bayramlarda bile eve gelmemizden hoşlanmazdı.

Büyük ablam ise kocası vefat ettiğinde çocuklarını alıp babamın evine geldi. Babam kapıyı dahi açmadan, pencereden, “Ben seni de çocuklarını da doyuramam” dedi ve o ablam yeniden kaynanasının yanına dönmek zorunda kaldı. Annemi de çok döverdi. Bir keresinde annem, babam onu bulamasın diye tandırın içine girip saklanmış. O sırada benim bir büyüğüm olan ablam, babamın annemi nasıl dövdüğünü görünce, daha fazla vurmasın diye kendisini camdan aşağı atmış.

Boşanma süreci başladığında babanız ve eşinizin ailesi nasıl karşıladı bu durumu?

İstemediler elbette ama ben eşime veya ailesine hiçbir zaman saygısızlık etmedim. Karakola düştüğümüz zaman bile ben hep, “Eşimi, evimi istiyorum” dedim. Çünkü eşimden şiddet görüyordum ancak babam da çok dövüyordu. Üstelik annem ben evlendikten kısa bir süre sonra vefat ettiği için artık evde bir de üvey anne vardı. Ama daha sonra babam bana “boşan” diye arka çıktı. Ben de boşandım.

Babanız neden fikrini değiştirdi?

Çünkü karşı taraf artık istememiş beni. Babama, “Kızınızı istemiyoruz, eve geri gelirse daha kötü şeyler olur” demişler. Benim bir hatam, namusuma bir laf getirmem olmamıştı. Daha küçüktüm, cahildim; kaynanam ya da kayın babam ne derse onu yapıyordum.


Kendisi de çocuk yaşta evlenen Hayriye Demirbilek, başkanlığını yaptığı Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği’nde, hem Nevşehir’deki kadınlara hak arama mücadelelerinde destek oluyor, hem de kentte cinsiyet eşitliğini tahsis etmeye yönelik çalışmalarda bulunuyor. Fotoğraf: Yönetmenliğini ve yapımcılığını Bingöl Elmas’ın üstlendiği 2012 tarihli Evcilik belgeselinden. Demirbilek, çocuk yaşta evlendirilmeye ilişkin kişisel tecrübelerini anlatıyor.

Babanız istenmiyor oluşunuza kızmadı mı?

Bana hiçbir şey demedi ama boşanma davası sonuçlanalı daha 2 ay olmamışken başka birisinden benim için başlık parası aldı. 45 yaşında bir komşumuz babama o zamanın parasıyla 1 milyar para vermiş. Bense daha 17-18 yaşındayım. Dedem yaşında bir insandı benim gözümde. Evden kaçıp, karakola gittim ve babamı şikayet ettim. Polisler onu biraz hırpaladılar, “Bu kızın saçının teline zarar gelirse karşında bizi bulursun” dediler. Böylelikle biraz rahat ettim. Ama bir süre sonra yine beni dövmeye, aç bırakmaya başladı. Mutfağın kapısını kitleyip, sabahtan evden çıkar, bağa bahçeye giderdi. Ben de daha fazla dayanamadım ve Aksaray’ın bir köyünde yaşayan dayımın yanına gittim. Sonra, babam dayımın yanında olduğumu keşfetmiş, “Onu orada barındırmayın, ya buraya yollayın ya da teröristlere, anarşiklere verin” deyip dayımla yengemi tehdit etti. Onlar da korktu ve beni Nevşehir otobüsüne bindirip geri yolladılar.

Tüm bu olanlardan sonra babanızla görüşmeye devam ettiniz mi?

Babam artık hayatta değil. Ben de zaten bu olaylar yaşandıktan bir süre sonra onunla ilişkimi kesmiştim. 2-3 ay ablamın evinde kaldım ama babam hakkımda, “Eniştesiyle ilişki yaşıyor” diye dedikodular çıkardı. Hiç, “Bu benim evladım, destek çıkayım” diye düşünmedi. Hayatımı zorlaştırmak için etmediğini bırakmadı.

Bu dedikodular karşısında enişteniz ne tepki verdi?

Eniştem, “Baldızım, böyle olmuyor. Benim de yuvam, çoluğum çocuğum var. Böyle laf çıkarsa ben ne yaparım? Sen git artık” dedi. “Git” demesi kolay da nereye gideyim?

Kardeşinizin ve eniştenizin evinden ayrıldıktan sonra ne yaptınız?

Yurt dışında yaşayan ablamın Nevşehir’deki evine yerleştim. Ablamın yaşadıklarımdan haberi yoktu, olsa zaten en başından destek olurdu. Öğrendikten sonra da bana evini verdi, maddi olarak destek oldu.

Yalnız yaşamaya başladıktan sonra kendiniz bir işe girdiniz mi?

O zamanın şartları farklıydı. Dul bir kadın olduğum için iş istediğimde erkeklerin hep farklı beklentileri oluyordu. Bir iş buldum, patron diyordu ki, “Sen dulsun, ben sana bakayım.” Bana karşı hareketleri rahatsız edici oluyordu, herkesi yollayıp, “İş var” diyerek beni gece geç vakitlere kadar tutmaya çalışıyordu. Esnaf da taciz ediyordu ama polise, savcıya gideceğimi söylediğimde, mahallede haklarında laf çıkacak diye korkup, çekiniyorlardı. Ama ben kendimi savunup direnmemiş olsaydım, başıma her şey gelebilirdi.

1997 senesinde de İstanbul’a taşındım ve orada çok zengin bir iş adamının evinde yatılı hizmetçilik yapmaya başladım. Karısı yaşlı, adamsa daha gençti. Bir gece adam kapımı çaldı, odama girdi ve bir sigara yakıp, yatağıma oturdu. Ben tedirgin halde, ayakta bekliyordum kapının önünde. Beni ne kadar beğendiğini anlatmaya başladı. İtiraz ettim, onun hizmetçisi olduğumu, ekmeğini yediğimi söyledim ama bana saldırdı, bir kargaşa oldu. Sonunda ben kendimi camdan atmakla tehdit edince, odadan çıktı. Ben de sabah erkenden hanımıma işi bıraktığımı söyledim.

Önceki gece yaşananları, işten ayrılma sebebinizi de açıkladınız mi?

Söylemedim. Çünkü zenginin her şeyi kapanır ama fakirinki açıkta olur. Belki bir laf etsem ben haksız duruma düşecektim. Benim hakkımda ne diyeceklerini bilemediğim için çekindim söylemedim. Paramı aldım, memleketime döndüm.

Erkeklerin sürekli tacizine maruz kalıyordunuz. Peki kadınların tavırları nasıldı?

Arkamdan, “Evimize gelmesin” diye konuşup, dışlıyorlardı. Yüzüme karşı söylendiği de oldu “Aman yavrum, kızımız oğlumuz var yanlış anlaşılır, gelme” diyorlardı. Dul kadınların bazıları da bu şekilde toplumdan dışlandıkları, düzgün işler bulamadıkları veya rahat bırakılmadıkları için sonunda hayat kadınlığı yapmak zorunda kalıyorlardı. Bana da teklif ettiler ama ben, “Asla yapmam” dedim. Eskiden kötü yolda olan kadını dışlarlardı. Ama artık toplum değişti iş, aş imkanı var. Devlet de birçok şeyi karşılıyor.

Şu anki eşinizle nasıl tanıştınız?

Onunla, boşandıktan bir 10 sene kadar sonra tanıştım. Eşim, bir komşumun akrabasıydı. Kendi eşi vefat ettiği için evlenmek istiyormuş, beni beğenmiş. Komşum bana durumdan bahsetti ama ben kabul etmedim. “Acaba beni ilk eşim gibi döver mi?” diye korktum. Komşum, eşime bu çekincemi iletince, “Benim eşim eşek mi de ben onu döveceğim?” demiş. Gerçekten de dört dörtlük bir insan. 3 senedir evliyiz. Bir çocuğumuz ve çok mutlu bir hayatımız var.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.