Feminist kadınlar Meclis'e yürüyor

Emel Armutçu / Cumhuriyet

7 Haziran Genel Seçimleri için milletvekili adayları açıklandığında, “kadın adaylarda patlama” yorumu yapanlar çok oldu.  Dile kolaydı; 1935’te ilk 17 milletvekiliyle kadın temsilini yüzde 4.5 eşiğinden açan TBMM, sonraki 72 yıl boyunca bu oranı bir daha asla yakalayamamıştı. Sadece son iki seçimdir kadın milletvekili sayısında yukarı doğru bir grafik çizebilen TBMM, önce yüzde 9, sonra yüzde 14.4’le testosteron düzeyini birazcık geriletti.

Önümüzdeki seçimler içinse gösterilen kadın aday sayısı 510 gibi bir rakama ulaşarak gerçekten tüm zamanların rekorunu kırdı. Ne var ki listelerin seçilebilir yerlerine konan kadınların sayısı 100’ü bile bulmadı. HDP barajı geçer ve iyi ihtimalle hepsi seçilirse, 7 Haziran seçimleri Meclis’teki kadın temsilini en fazla yüzde 18’e yükseltebilecek. Tabii ki daha önce Meclis’te böyle bir kadın oranı olmadı ama 4 puanlık bir artışa da "patlama" demek pek mümkün değil.

EN FAZLA KADIN ADAY HDP’DE

Partiler arasında en fazla kadın aday gösteren, yüzde 48’le HDP. Bu, kadın hakları mücadelesi veren kadınların talep ettiği yüzde 50’ye neredeyse eşit. Buna karşılık AKP yüzde 18, MHP yüzde 11 oranında kadın adaya yer verdi. CHP ise tüzüğünde yüzde 33 cinsiyet kotası olmasına rağmen yüzde 18.7’de kaldı. Üstelik AKP 32, CHP 41, MHP 52, HDP ise 4 şehirde hiç kadın aday göstermedi. Sonuç olarak, önümüzdeki dönemde de TBMM’de kadın temsili, her zamankinden yüksek olsa da bir kez daha düşük kalacak.

Öte yandan bu seçimlerin, birinci sıralarda her zamankinden daha çok aday olması ya da Meclis’te temsile kamuoyu ilgisinin tavan yapması gibi nedenlerle kadın görünürlüğünü artırdığı da bir gerçek. Ayrıca kadın adaylarda bir çeşitlilik; farklı kesimlerin bir araya gelmesinin oluşturduğu bir renklilik de gözleniyor.

Mesela kadın hareketinden gelen adaylar; feminist politikanın aşina olduğumuz yüzleri… Çoğu HDP’den. Çünkü CHP bir kez daha onlar arasından aday göstermeye yanaşmadı, hatta bazılarını son gün, son saatlerde listeden çıkardı. AKP’nin ise kadın hareketiyle son aylarda yaşadığı çatışma ve polemikler malum, adayları da ona uygun. MHP’ye gelince, birkaç deneyimli politikacısı dışında, seçilebilecek yerde kadın adayı bile yok.

Bu yazının konusu, Türkiye’de ‘80’lerden bu yana çok yol alan, kadınların hayatında önemli farklar yaratan ve son yıllarda politikaya ciddi bir ağırlık koyan kadın hareketini Meclis’e taşıyacak adaylardan sadece bazıları...

FİLİZ KERESTECİOĞLU (Kadınlar Vardır’ın bestecisi ve söz yazarı)

HDP'nin İstanbul 2'nci bölge 2'nci sıra adayı Filiz Kerestecioğlu, 1961 Gölcük doğumlu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 1987 yılından bu yana avukatlık ve feministliği aktif olarak birlikte yürütüyor. Çankırı’da bir hakimin, kocasından şiddet gördüğü için boşanmak isteyen bir kadının talebini, “Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” atasözüne dayanarak reddetmesi üzerine düzenlenen Dayağa Karşı Dayanışma Yürüyüşü’nün tertip komitesi başkanıydı. 12 Eylül döneminin ve Türkiye’de feminizmin ilk "kitlesel" eylemi sayılabilecek bu yürüyüşün ardından gelen tacizci erkeklere karşı “Mor iğne”, “Geceler de sokaklar da bizim”, “Bedenimiz bizimdir” gibi pek çok kadın hakları kampanyasının içindeydi.

Feminist ve “kadınlara mahsus” Pazartesi dergilerinin yayın kurulunda, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın kuruluşunda yer aldı. O dönemden bugüne tüm eylemlerde hep bir ağızdan söylenen, 2008 yılında yayınlanan Güldünya Şarkıları albümünde de ünlü kadın sanatçılar tarafından seslendirilen Kadınlar Vardır şarkısının söz yazarı ve bestecisi de oydu. Bugün Şirin-Ahmet Tekeli Kadın Hukukçuları Destekleme Vakfı’nın kurucuları arasında yer alan Kerestecioğlu, Osmanlı’dan bugüne verilen mücadeleyi anlatan Kadınlar Vardır belgeseline de imza attı.

Kerestecioğlu politik bakışını sadece kadın haklarıyla çerçevelemiyor. Kendini bazen şiddete uğrayan kadın, bazen Kürt, bazen Ermeni, bazen LGBTİ, bazen de yok yere kesilen bir ağaç ya da öldürülen bir katır olarak hissediyor. Ama ağırlık kadına yönelik şiddet ve aile hukukunda… Mücadelesini "kadınlar için" değil "kadınlarla birlikte” olarak tanımlıyor. Malum, HDP'nin sembolü bir ağaç. Renkleri ise mor, yeşil, kırmızı, sarı... Onun kalbi daha çok mor tarafında.

ÇAĞLAR DEMİREL (Kardelen Kadın Evi’nden Meclis’e)

HDP Diyarbakır 6’ncı sıra adayı Çağlar Demirel 1969 Diyarbakır Pasur (Kulp) doğumlu. Dicle Üniversitesi’nde hemşirelik eğitimi aldı. O tarihten itibaren Aile Planlaması Derneği, Umut Işığı Kadın Kooperatifi, Kadın Adayları Destekleme Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarında, kadın ve aile sağlığı, kadın emeği, kadın hakları, kadına yönelik şiddet alanlarında çalıştı. Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin (DÖKH) ve Bağlar Belediyesi'ne bağlı Kardelen Kadın Evi'nin kuruluşunda yer aldı. Kardelen Kadın Evi’nde beş yıl çalışmaları koordine etti. 2009 yılında Mardin'in Derik ilçesine DTP'den belediye başkanı seçildi. Uluslararası Kürt Kadın Konferansı Girişim Komisyonu’nda da yer alan Demirel, KCK davasından üç yıl tutuklu kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra kadın çalışmalarına kaldığı yerden devam etti, şimdi de bu çalışmaları Meclis’e taşımaya hazırlanıyor.

FİLİZ KOÇALİ (Duygu Asena’nın Kadınca’sından geliyor)

HDP Aydın 1’inci sıra milletvekili adayı Filiz Koçali, 1958 İstanbul doğumlu. İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu. Uzun yıllar, Türkiye’nin ilk ve en ünlü feministlerinden Duygu Asena ile Kadınca dergisinde çalıştı. Ama kendi kuşağından pek çok feminist kadın gibi önce solcuydu. 1980 öncesi, yani Türkiye’de feminist yaklaşım henüz dillendirilmeye bile başlamamışken öğrenci hareketleri içindeydi. Hatta işçi hareketine katılmak için bir ara okulu bırakıp fabrikalarda çalıştı. 12 Eylül döneminden sonra insan hakları alanına yer aldı. Arkadaşıma Dokunma ve Cumartesi Anneleri kampanyalarında aktif olarak çalıştı. Takvimler 1987'yi gösterdiğinde ise kadın hareketinin tam ortasındaydı. Hatta biri Filiz Kerestecioğlu olmak üzere, hareketin üç aktif Filiz’inden biriydi. Pazartesi’nin yazı işleri müdürü, Sosyalist Feminist Kaktüs’ün yayın kurulu üyesiydi. Kadınca’dan sonra yine bir kadın dergisi olan Kim’de, daha sonra Radikal ve BİA'da çalıştı. Ardından politika ibresi yine sola doğru döndü. Söz, Yeniden Özgür Gündem, Sosyalist Demokrasi gazetelerinde ve birçok dergide yazılar yazdı. ÖDP ve SDP’de yöneticilik yaptı, SDP Genel Başkanı oldu. Şimdi bunca yıldır biriktirdiği mücadelesini aynı sepete doldurduğunu, seçilirse başta Aydınlılar olmak üzere kadınların sorunlarını Meclis’e taşıyacağını söylüyor.

YURDUSEV ÖZSÖKMENLER (Kadın belediyeciliğinde rol model yarattı)

HDP Van 3’üncü sıra milletvekili adayı Yurdusev Özsökmenler, Çanakkale doğumlu. İstanbul Üniversitesi Antropoloji ve Etnoloji Bölümü mezunu, gazeteci. Özgür Gündem, Özgür Ülke gazetelerinde uzun yıllar çalıştıktan, KESK'te basın danışmanlığı yaptıktan sonra politikaya atıldı. DEHAP’ta kadın çalışmaları yaptı ve 2004’te Diyarbakır'ın en kalabalık ve yoksul ilçesi Bağlar’a Belediye Başkanı seçildi. Bölgenin ilk kadın belediye başkanlarından biri olarak erkek rakiplerine ciddi fark atmıştı. İlk başladığında asfaltı dökenin, çöp toplayanın, çamaşır evi açanın kendisi değil ”beyi” olduğuna inanılıyordu ama onu tanımaları ve alışmaları uzun sürmedi.

Bağlar onun belediye başkanlığı sırasında özellikle kadın çalışmalarıyla büyük değişimler yaşamaya başladı ve “özgür kadın belediyeciliği” alanında rol model oluşturdu. Pozitif ayrımcılık ilkesinden yola çıkarak kadınlar için özgür yaşam alanları yaratan belediyesinde eşitlik komisyonları, kadın kurulları, Kardelen Kadın Evleri, toplumsal cinsiyetten kadın sağlığına pek çok konuda verilen seminerler, meslek kursları gibi olanaklarla kadınların hayatında büyük farklar yaratıldı. Bağlar halen kadın belediyeciliği alanında örnek gösteriliyor, o ise Van’dan milletvekili seçilerek Meclis’e gitme yolunda.

GÜLSEN ÜLKER (Kadın ve barış mücadelesi bir arada)

HDP'nin Ankara 2’nci bölge 2’nci sıra adayı Gülsen Ülker de feminizm kavramını, ilk kez 1980’lerin ortalarında Ankara’da kurulan bağımsız bir kadın tartışma grubunda duyanlardan. O zamandan bu yana kendini Türkiye feminist kadın hareketinin bir üyesi olarak tanımlıyor. 1961 Diyarbakır doğumlu, Bandırma'da büyüdü. Liseyi Eskişehir'de, üniversiteyi Ankara’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu olan Ülker, uzun yıllar Maliye Bakanlığı'nda Gelir İdaresi Daire Başkanlığı yaptı. Kadın Dayanışma Vakfı, Cinsiyet Eşitliği Derneği gibi birçok kadın örgütünde çalıştı. Bu çalışmaları "kadının var olma mücadelesi kadar kutsal gördüğü" barış mücadelesiyle birlikte yürüttü. Barış İçin Kadın Girişimi ve Barış Meclisi Sekreteryası’nın bir parçasıydı. HDP’nin bir kadın partisi olduğunu düşünüyor. Bir feministin Meclis’te feminist politikaları dile getirecek olmasını çok önemsiyor.

AYŞE BERKTAY (PEN’e göre cesur, net ve tutkulu bir ses)

Ayşe Berktay Hacimirzaoğlu, HDP İstanbul 3'üncü bölge 6'ncı sıra adayı. Biyografisinde geçiyor ama tarihçi Halil Berktay'ın kuzeni olması onunla ilgili en önemsiz ayrıntı. O bir insan ve kadın hakları, sosyalizm ve barış aktivisti. 1955 İstanbul doğumlu. Baba tarafı Girit, anne tarafı Makedonya göçmeni. Robert Kolej'den sonra, ODTÜ ve İTÜ'de Mimarlık okudu. Tarih, politika, edebiyat çevirileri yapan Berktay, aynı zamanda Özgür Gündem yazarı.

Üniversite yıllarından bu yana sosyalist mücadele içindeydi; hatta 1981-1994 arasında politik nedenlerle yurt dışında sürgün hayatı yaşamak zorunda kalmıştı. Bu yıllarda, siyasetin yanı sıra tiyatro ve sinema alanında çalıştı. Döndüğünde savaş karşıtı hareket ve kadın mücadelesi içinde yerini aldı. Diyarbakır Cezaevi Gerçekleri Araştırma Komisyonu'nda, Barış İçin Kadın Girişimi'nde, BDP parti çalışmalarında aktif görevler üstlendi. 2011 yılında KCK operasyonunda tutuklanması kamuoyunda ciddi bir şok yaratmıştı. Hakkında PEN American Center Başkanı Peter Godwin'in "Türkiye'de kadın hakları ve kültürel haklar bağlamında cesur, net ve tutkulu bir sestir ve kesinlikle hapiste olmamalıdır" dediği ve PEN ödülü alan tek KCK tutuklusuydu. Hatta "Robert Kolej'den KCK'ya" yazıları yazıldı. 27 ay Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde kalan Berktay, tabii ki cezaevinden çıktıktan sonra yoluna aynı şekilde devam etti. PEN/Barbara Goldsmith Yazma Özgürlüğü Ödülü'nü 2013'te alabildi. Ayrıca Ayşe Nur Zarakolu Düşünce Özgürlüğü ve PEN Türkiye Duygu Asena Ödülü sahibi de olan Berktay, HDP Parti Meclisi, Kadın Koordinasyonu ve Özgür Kadın Kongresi (KJA) üyesi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.