Evli her iki kadından biri şiddete uğramış!

42 il, 126 ilçede 3 bin 252 kadınla yüz yüze görüşülerek yapılan araştırma kadına yönelik şiddetin boyutlarını gözler önüne serdi.

 

Araştırmacı Adil Gür’ün Milliyet için yaptığı “Kadına Yönelik Şiddet” araştırması, 42 il ve 126 ilçede bunlara bağlı 195 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü kadın nüfusunu temsil eden 3 bin 252 kadınla yüz yüze görüşme metoduyla yapıldı. Saha çalışmasında sadece kadın anketörler kullanıldı. Araştırmanın sonuçları şöyle:
-  Kadınların yüzde 20,5’i çocukken-genç kızken babasından, yüzde 29,7’si annesinden, yüzde 15,6’sı ise erkek kardeşinden dayak yediğini söylüyor. Kadınların yüzde 27,9’u annesinin babasından şiddet gördüğünü ifade ediyor.
-  Kadınların yüzde 67,4’ü eşi tarafından sözlü şiddete maruz kaldığını söylüyor. Evli-boşanmış/dul her 100 kadından; 74’ünün eşi kıskanç, 67’sinin eşi kendisine bağırmış, 28’i eşi tarafından başkalarının yanında azarlanmış, 21’i eşi tarafından cinsel şiddete maruz kalmış, 18’inin eşi arkadaşlarını görmesini engellemiş, 17’sinin eşi sinirlendiğinde evdeki eşyaları kırıp dökmüş, 14’ü eşi tarafından dayakla tehdit edilmiş, 13’ünün eşi ailesini görmesini engellemiş, 11’i eşi tarafından evden kovulmuş.
-  Üniversite mezunu aile reislerinin yüzde 41,2’si sözlü şiddet uygulamazken, bu oran lise mezunlarında yüzde 37,8; ortaokul mezunlarında yüzde 34,8; ilkokul mezunlarında yüzde 27,1 ve diplomasızlarda yüzde 22,5.
-  Eğitimin yükselmesiyle eşinin kendisine cinsel şiddet uyguladığını söyleyen kadınların oranı azalıyor. Üniversite mezunu kadınların yüzde 97,4’ü cinsel şiddete maruz kalmadığını belirtirken, bu oran lise mezunlarında yüzde 83,9’a; ortaokul mezunlarında yüzde 80,6’ya; ilkokul mezunlarında yüzde 76,3’e; diplomasızlarda ise yüzde 76’ya geriliyor.


Adil Gür’ün Milliyet için yaptığı araştırmadan çarpıcı sonuçlar çıktı.


Yaşa göre durum
-  Evli veya boşanmış her 100 kadından 47’si eşinden fiziksel şiddet gördüğünü söylüyor. Ankete katılan evli kadınların yüzde 45,9’u, boşanmış/dul kadınların ise yüzde 57,9 eşinden şiddet gördüğünü belirtiyor.
-  Yaşın yükselmesiyle eşinden sık sık/her zaman şiddet gördüğünü söyleyenlerin oranı genel ortalamanın üzerine çıkıyor. Kadınların yüzde 6,7’si eşinden “sık sık/her zaman”, yüzde 12’si “ara sıra/bazen”, yüzde 12’si “çok seyrek/nadiren” şiddet gördüğünü, yüzde 15,8’si geçmişte şiddet gördüğünü ancak artık olmadığını, yüzde 53,4’ü ise hiç şiddet görmediğini söylüyor.
-  Kadınlarda evlenme yaşı düştükçe eşinden şiddet görenlerin oranı yükseliyor. 18 yaşından küçük evlenmiş kadınların yüzde 60’ı fiziksel şiddet görmüş.
-  Diplomasız kadınların yüzde 51,2’si “Eşimden şiddet gördüm” derken, bu oran üniversite mezunu kadınlarda yüzde 16,2’ye düşüyor. Üniversite mezunu evli kadınların ise yüzde 16,2’si eşinden şiddet gördüğünü söylüyor.

Eğitime göre düşüyor
-  Erkeğin eğitiminin yükselmesiyle eşine şiddet uygulama oranı da düşmekte. Diplomasız evli erkeklerin yüzde 56,5’i eşine fiziksel şiddet uygularken, üniversite mezunu erkeklerin yüzde 23,2’si eşine şiddet uyguluyor.
-  Çalışan kadınların yüzde 40,7’si, çalışmayanların ise yüzde 46,9’u eşinden fiziksel şiddet görüyor.
-  Görücü usulüyle evlenenlerin yüzde 48,9’u, eşini tanıyarak evlendiğini söyleyenlerin yüzde 43’ü eşinden şiddet gördüğünü söylüyor.
-  Eşinin birinci dereceden akrabası olduğunu söyleyen kadınların yüzde 7,5’i, eşinin akrabası olduğunu ancak yakın akrabası olmadığını söyleyen kadınların yüzde 18,8’i, eşinin akrabası olmadığını söyleyen kadınların yüzde 73,7’si eşinden şiddet gördüğünü söylüyor.
-  Babasının annesini dövdüğünü söyleyen kadınların yüzde 30,8’i, babasının annesini dövmediğini söyleyen kadınların yüzde 69,2’si eşinden şiddet gördüğünü belirtiyor.
-  Kendini özgür hissettiğini söyleyen kadınların yüzde 59,3’ü, kendini “bazen/ara sıra” özgür hissettiğini söyleyen kadınların yüzde 26,7’si, kendini özgür hissetmediğini söyleyen kadınların yüzde 14’ü eşinden şiddet gördüğünü söylüyor.
-  Aile baskısı hissettiğini söyleyen kadınların yüzde 8,8’i, bazen/ara sıra hissettiğini söyleyen kadınların yüzde 22,5’i, baskı hissetmediğini söyleyen kadınların yüzde 68,7’si eşinden şiddet gördüğünü ifade ediyor.

‘Bazen dövebilir’
-  “Haklı görülebilecek dayak yoktur” diyen kadınların yüzde 89,6’sı, “bazı durumlarda erkekler eşlerini dövebilirler” diyen kadınların yüzde 10,4’ü eşinden şiddet gördüğünü söylüyor.
-  Babası tarafından çocukluğunda şiddet gören kadınların yüzde 19,6’sı eşinden şiddet gördüğünü belirtiyor. Eşinden şiddet gören her 100 kadından 48’i de kendi çocuğuna şiddet uyguluyor.
-  Eşinin çocukları dövdüğünü söyleyen kadınların yüzde 17,8’i eşinden şiddet gördüğünü söylüyor.
-  Eşi, ailesi tarafından dövülmüş kadınların yüzde 27,3’ü şiddet gördüğünü ifade ediyor. Eşine şiddet uygulayan her 100 erkekten 38’i çocukluğunda ailesinden şiddet görmüş.
-  Cinsel şiddete maruz kaldığını söyleyen kadınların yüzde 20,6’sı eşinden şiddet gördüğünü söylüyor.
-  Evli kadınların yüzde 83’ü, bekar kadınların yüzde 78,4’ü aile içinde şiddete maruz kaldığını söylüyor. Her yerde şiddete uğradığını söyleyenlerin oranı evlilerde yüzde 11,4, bekarlarda ise yüzde 17.

‘Haklı değiller’
-  Şiddetin erkeklerin kadını baskı altında tutma aracı olmasından dolayı kadınların şiddet gördüğünü düşünenler yüzde 68,8. Kadınların kendi hatalarından dolayı şiddet gördüğünü düşünenler yüzde 17,4. “Erkek döver de söver de, geleneklerimiz böyle” diyenler yüzde 4,9. “Kadına şiddet diye bir şey yok, abartılıyor” görüşünde olanlar ise yüzde 3,7.
-  Kadınların yüzde 85’i hiçbir şekilde haklı görülebilecek dayak olmadığını, yüzde 9,8’i ise bazı durumlarda erkeklerin eşlerini dövebilecekleri görüşünde.

‘Babam da onu dövsün’
-  “Kadına şiddet uygulayan kişiler için ne yapılmalı?” sorusuna kadınların yüzde 44,4’ü kadının polise gidip kocasından şikayet etmesi gerektiği, yüzde 31,3’ü varsa bir büyüğün kocasını azarlaması/nasihat etmesi gerektiği, yüzde 8,5’i kadının babası ya da erkek kardeşinin onu döven kocaya aynı şekilde şiddet uygulaması gerektiği, yüzde 8,6’sı aile içinde böyle şeylerin olabileceğini, dolayısıyla cezalandıracak bir şey yok olmadığı, yüzde 7,2’si ise şiddet uygulayan kocaya aynı şekilde şiddet uygulanması gerektiği yönünde cevap veriyor.
-  Kadınların yüzde 61,4’ü kadının ekonomik imkanı olmadığı için, yüzde 58’i gidecek yeri olmadığı için, yüzde 35,8’i utandığı için kadınların şiddet gördüğü halde bir şey yapamadıklarını düşünüyor.
-  Her 100 kadından 79’u erkekleri eğiterek, 74’ü kadın sığınma evleri açarak, 73’ü dernek ve kuruluşlara destek olarak, 61’i ağır cezalar vererek, 49’u polisi bu konuda eğiterek devletin şiddeti engelleyebileceğini düşünüyor.
-  “Gelecekle ilgili ne düşünüyorsunuz?” sorusuna kadınların yüzde 61,1’i “çok daha iyi olacağı”, yüzde 32,5’i “değişmeyeceği”, yüzde 6,4’ü ise “daha kötü olacağı” şeklinde cevap veriyor. Eşinden şiddet gören kadınların yüzde 8,3’ü geleceğinin daha kötü olacağı görüşünde.
-  Kadınların yüzde 15,7’si geçmişte intihar etmeyi düşündüğünü söyledi. Eşinden şiddet gören kadınların yüzde 29,4’ü intihar etmeyi düşündüğünü söylerken, eşinden şiddet görmeyen kadınlarda bu oran yüzde 6,7’ye geriliyor.

 

Kol kırılır yen içinde kalır mantığı var
Türkiyenin 7 coğrafi bölgesinde sadece bayan anketörleri ve yüzyüze görüşme metodunu kullanarak yaptığımız geniş kapsamlı araştırmaya göre, evli veya boşanmış/dul kadınların %67’si sözlü - %47’si ise eşinin fiziksel şiddetine uğramış.
Elbette ki bu dağın görünen yüzü. Çünkü böylesine hassas bir konuda saklanan, aile içinde yaşananları “kol kırılır yen içinde kalır” mantığıyla gizleyen kadınlar da olabileceği düşüncesi ile, sonuçları incelemekte fayda var. Bu sıkıntıyı asgariye indirebilmek için çalışmada sadece bayan anketörleri kullandık ve uğranan şiddete dair soruları anket formunun arka sıralarına bıraktık.  Milliyet gazetesinde gerçi hepsi birbirinden daha çarpıcı olsada bugün ilk bölümde uğranılan şiddetin oranları ve kimlerin şiddet gördüğü yayınlanıyor. Daha sonra sırasıyla şiddet ile ilgili genel olarak kadınların ne düşündüğünü / önlenmesi konusundaki önerileri ve devletten beklentilerini, son olarak da Türkiye’deki kadınların genel bir profilini - sosyal yaşama dair bazı alışkanlıklarını ve davranışlarını inceleyeceğiz.

İki yıl önce Diyarbakırda benzer bir araştırma yaptığımda çıkan sonuçlar beni şaşırtmış belki de şiddetin sadece Güneydoğu’da bu kadar yaygın olduğu hissine kapılmıştım. Ancak görünen o ki, aile şiddet sadece bir bölgenin veya kültürün değil ülkemiz kadınlarının ortak ve devasa bir sorunu.

ŞİDDET ŞİDDETİ DOĞURUYOR
Araştırma verilerine göre, şiddet şiddeti doğuruyor. Çocukluğunda şiddet gören erkekler, eşlerine ve çocuklarına daha fazla şiddet uyguluyorlar. Babasının annesine uyguladığı fiziksel şiddete tanık olan kadınlar daha fazla fiziksel şiddete maruz kalıyorlar. Özellikle küçük yaşta evlenen kadınlar şiddetin tam ortasında kalıyor. 18 yaşın altında evlendim diyen kadınların %60’ı fiziksel şiddete uğradığını söylüyor. Kadın ve erkeğin sosyo ekonomik düzeyi yükseldikçe şiddete uğrayan kadınların oranı azalıyor ancak şiddet son bulmuyor. Kadının kendi ayakları üzerinde durması uğranılan şiddeti önlemeye yetmiyor. Çalışan kadınlar da çalışmayan kadınlardan oran olarak bir miktar az olsa da, yine şiddete uğradıklarını söylüyorlar.

POLİSİYE TEDBİR YETMİYOR  
   Araştırmanın ilerleyen bölümünde detaylı olarak görebileceğimiz gibi polisiye veya ekonomik tedbirler kadına uygulanan şiddeti oransal olarak bir miktar azaltacak olmasına rağmen, asgari oranlara indirmeye veya ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. Bunun için bir eğitim seferberliğinin şart olduğu anlaşılıyor. Sadece erkekleri değil, kadınları da eğitmemiz gerekecek. Neden mi ?  Bunu yarınki bölümde gerekçeleriyle inceleyeceğiz.
   Son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim; 18 yaş ve üstü her 100 kadından 40’ı “dünyaya yeniden gelsem, kadın olarak gelmek istemem” derken bu sayı şiddet gören kadınlarda 54’e çıkıyor. Bu sonucun üzerine fazla da söylenecek söz yok gibi...
ADİL GÜR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.