Ayşe Düzkan: Kız çocuklarının özsavunmayı öğrenmesi pozitif ayrımcılıktır

Feminist gazeteci-yazar Ayşe Düzkan, Milliyet'ten Aslı Çakır'a konuştu. Düzkan, kadına yönelik artan erkek şiddetine ve bununla mücadele yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Düzkan, özsavunmaya dikkat çekerek, "Kız çocuklarının savunmayı öğrenmesi pozitif ayrımcılıktır," dedi. Erkeklerin, "Ben o adamlardan değilim" söylemini de eleştiren Düzkan, "Dinlese belki anlayacak kendisinin de yaptığı 'egemenliğin', 'küçümsemenin', 'ayrımcılığın' bu tür olayları desteklediğini..." dedi.

SALDIRGANLIK, KADININ ÖZGÜRLEŞME SÜRECİ İLE BAĞLANTILI

Kadına yönelik saldırganlığın, kadının özgürleşme süreciyle bağlantılı olduğunu belirten Düzkan, aynı şeyin LGBTİ'ler içinde geçerli olduğunu söyledi ve ekledi:

"Ortalarda görünmeyip 'kendi dört duvarı arasında yaşadığı' zaman daha az saldırganlık oluyor. Başını kaldırmaya başladığı zaman öldürülüyor. Bu başka ülkelerde de böyle. Ancak bizde farklı bir durum var. Bizde toplumsal olarak bir özgürleşme dinamiği var. Bu hem kadınların mücadelesiyle hem de kapitalizmin gelişmesiyle ilgili. Hükümet politikaları ise tam aksi yönde. Bu ikisinin arasındaki gerilim kadınları sokağa döküyor. Kadınların güçlenmesine verilen tepkide devlet de söylemsel olarak erkeklerin arkasında duruyor. Cumhurbaşkanı 'Kadınla erkek eşit olamaz' diyor. Adam da 'devlet arkamda' gibi hissediyor. Yasa 'Kadına bunu yapamazsın' dediğinde şaşırabiliyor. Söylemsel düzeyde bugün hükümet yasaların gerisinde."

ÖZSAVUNMA İLE GÜÇ DENGESİ BOZULMALI

Kadının güçlenmesi gerektiğini belirten Düzkan, yasaların bu noktada önemli olduğunu vurgularken, erkeğin kadını bir "nesne" olarak gören bakış açısının değişmesi yönünde önlemler alınmasına ve medyanın üzerine düşen görevi yapmasının gerekliliğine dikkat çekti.

Kadınların kendilerini fiziksel olarak savunmayı öğrenmesi gerektiğini de belirten Düzkan, "Ben kimsenin kimseye vurmasından bahsetmiyorum. Kendini korumaktan bahsediyorum. Kız çocuklarının savunmayı öğrenmesi pozitif ayrımcılıktır. Bir şekilde bu güç dengesi bozulmalı."

"BEN O ADAMLARDAN DEĞİLİM" SÖYLEMİ

"Ben o adamlardan değilim" söylemi altına sığınan erkeklerin durumuna ilişkin de konuşan Düzkan şunları söyledi:

"Erkeklerin bir kere kadınları dinlemesi lazım. Ne diyorlar? Ne hissediyorlar? Ortada somut bir şey var. Bazı işler var, bir taraf yapıyor, öbür taraf yapmıyor. Ya da bazı suçlar var, bir taraf işliyor, öbür taraf işlemiyor. Şimdi bunu neden kim iyi erkek, kim kötü erkek meselesine dönüştürüyoruz? Bazı öneriler var erkeklere yapılan, onları dinlesinler kendileri konuşmak yerine. En iyi erkek susan erkektir. En iyi erkek dinleyen erkektir. Susacak, dinleyecek. Ortada bir durum var.

Dinlese belki anlayacak kendisinin de yaptığı 'egemenliğin', 'küçümsemenin', 'ayrımcılığın' bu tür olayları desteklediğini...

(...)Sen yapmıyorsun ama bu gibi olaylara sebep olan düzeni, bu düzenden gelen çıkarlarını kullanıyor, devam ettiriyorsun. Sen sürekli kendini savunmakla uğraşacağına bu konuyla uğraşsana. Senin o erkeklerden olmadığını anlatmanın bu yaşananların bir daha olmamasını sağlamaya ne faydası var. Erkek olarak kendinden utanıyormuş. Bana ne senin utanmandan. Bana bir faydası yok ki. Ama birisi şunu diyebilse; 'Bu egemenlik durumu bizim yaradılışımızın bir sonucu değil, toplumsal bir şey', o zaman başka. Şu anda devlet politikası bunun üzerine kurulu. 'Erkeğin yaradılışında var bu, kadın kendini koruyacak'. Bunun muhafazakar kesimdeki karşılığı 'erkeğin fıtratı ayrı, kadının fıtratı ayrı' ise laik camiada da 'Erkeğin doğasında var çokeşlilik. Kadın öyle değil' oluyor.

Yaradılışsa, o zaman işin 'fantastik film' kısmına girelim; daha kas gücü olması nedeniyle fiziksel bir iş olan ev işlerini erkekler yapmalı. Yaradılışsa cinsel ilişkideki avantajlarımız sayesinde çokeşli biz olmalıyız. Gece 10’dan sonra dışarı erkek salınmasa olay çıkmaz.

Evet, bütün bu dediklerin toplumsal düzenlemeler. Ama bu konuda itiraz eden erkek yok. Yani 'çokeşlisin' denince, 'Yok öyle bir şey. Bu bana yaradılışımla, erkek olduğum için gelen bir şey değil, toplumsal bir değer' diyen yok.

Söyleşinin tamamına gitmek için tıklayınız.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.